OKUL FOBİSİ

OKUL FOBİSİ

Merhabalar geçen haftaki yazımızda sizlere bir çocuğun okula ilk adımı atarken ebeveynler olarak nelere dikkat etmemiz gerektiğini anlatmıştım. Yazımın sonunda da belirttiğim gibi bu hafta uyum süreci uzayan çocuklarımızı konuşacağız.

Peki “Neler yapar uyum süreci uzayan çocuk, biz onu nasıl tanırız, benim çocuğum da uyum problemi çekiyor mu?” gibi soruları sorduğunuzu duyar gibiyim. O zaman gelin hep beraber uyum problemi çeken çocukların yani okul fobisi diye de tanımladığımız bu durumu sizler için biraz açalım.

Okul Fobisi Nedir?

Genelde okula yeni başlayan yahut kademe değişikliği yapan(ortaokuldan liseye geçen) çocuklarda görülen okula karşı beliren yoğun direnç durumu olarak tanımlayabiliriz. Yani çocuğun okula gitmeye karşı yoğun bir çaba göstermesidir ve bu çabanın kaygı verici boyutta olmasıdır. Bu çocuklarda görülen temel belirtiler ise enerji eksikliği, sinirlilik hali, iştahsızlık, uyku problemleri, aniden ağlamak, psikosomatik belirtiler adını verdiğimiz kaygı durumunun getirdiği baş ağrısı, mide bulantısı, kusma gibi belirtilerdir.

Okul fobisinin temel nedeni ayrılık anksiyetesidir diyebiliriz. Ayrılık anksiyetesinde çocuğun bağlandığı başlıca kişileri yitireceğine ya da onların başına bir şey geleceğine ilişkin sürekli ve aşırı bir kaygı yaşadığı, bu nedenle okula ya da başka bir yere gitmek istemediği görülür. Bu durumu incelerken buna neyin neden olduğunu sorar gibisiniz. Okulla ilgili bazı olumsuzluklar(akran zorbalığı,öğretmeni sevmeme…), yeni kardeş doğumu, bir yakının ölümü, çocuğun anne ya da babasından uzun süre ayrı kalması, ebeveyn-çocuk ilişkisinde karşılıklı bağımlılık üzerinde en çok durulması gereken noktalardır aslında. Fakat benim bu yazıda üzerinde durmak istediğim temel nokta ebeveyn çocuk ilişkisindeki bağımlılık.

Okul fobisinin görüldüğü çocukların çoğunda gözlemlediğimiz ebeveyn tutumu aşırı koruyucu kollayıcı ebeveyn tutumudur. Bu tarz ebeveynler çocuklarına o kadar sarıp sarmalamışlardır ki bebekliklerinden itibaren etraflarında pervane olmuşlardır. Onları tabiri caizse kollarının altına sımsıkı almışlar ve nereye gitmişse onu da götürmüş, ne yiyeceğinden, nasıl yemesi gerektiğinden tutun, ne giymesi gerektiğine kadar ebeveyn karar vermiştir. Hatta bazı ebeveynler okul çağına gelmiş çocuğunu kendi elleriyle besleyip, çorabına varana kadar kendisi giydirmekte, tuvaletini yaptırmaktadır. Ayrıca bu ebeveynler çocuğun karşılaştığı bir problemde onun çözmesine imkan vermeden, problemi kendisi çözmektedir. Bu tarz ebeveynler çok iyi anne babalık yaptıklarını düşünebilirler oysa yaptıkları sadece kendilerine bağımlı bir çocuk yetiştirmektir. Farkında olmadan baş etme ve problem çözme becerisi olmayan bir ürün ortaya çıkarmışlardır. İşte hal böyle olunca yalnız başlarına kalacakları ilk ortam olan okula başlarken çocuklarımız çok zorlanıyor. Şimdi sormak isterim suç okula giderken karnı ağrıyan, kusan ve okula gitmek istemeyen çocuğunuzda mı yoksa sizde mi?

Neyse, size bağımlı bir çocuk yetiştirmiş ve çocuğunuz size bağımlı olduğu için okula gitmek istemiyor olabilir. Ama çocuğunuzun hayata ilk adımı atması ve akademik yaşamına başlaması gerekiyor. Ne yapmanız gerekiyor şimdi gelin onlara bakalım.

Bu tarz durumlarda genel de ebeveynler çocuklarının okula gitmemek için bahane ürettiklerini söylerler, onları suçlarlar ve çocuklarına kızarlar. Fakat kendileri bağımlı bir çocuk yetiştirdiklerinin ve çocuğun yalnız kalınca kaygılandığını düşünemezler. Yapacağınız ilk iş çocuğunuza kızmamak aslında.

Çocuğunuzun kaygısını dinleyin. Onu anlamaya çalışın. Birçok yazımda altını çize çize söyleyeceğim. Ona ne hissediyorsun, ne düşünüyorsun, ne yapmak istiyorsun gibi sorular sorun. Bu sorular her zaman size problemin çözümü veya nedeni için anahtar şeyler söyleyecek ve ayrıca çocuğunuz da kendinin önemsendiğini hissedecektir.

Bu durumu sadece onun yaşamadığı, çevresinde bir çok kişinin bu durumu yaşadığını ve bu durumu atlattıklarını okulda arkadaşlarıyla oynadıklarını ona hatırlatmak iyi gelebilir.Bu arada ebeveynlerin kendi benzer yaşantılarını paylaşması da etkili olacaktır.

Okuldayken çocuğunuzun yanında durma sürenizi aşamalı olarak kısaltın.

Çocuğunuzdan ayrılırken vedalaşmalar dramatize edilmeden kısa ve çabuk olmalıdır. Sanki sıradan bir şeymiş gibi davranılmalı. Ayrıca çocuğa bu ayrılığın geçici olduğunu hissettirin(Akşam evde görüşürüz gibi şeyler söyleyebilirsiniz)

Ona sizden bir anı ya da eşya bırakabilirsiniz. Bu ona onu terk etmediğinizi ve geri geleceğinizi anımsatabilir.

Çocuğunuzun baş etme ve problem çözme becerilerini destekleyin. Bunu yapmanız çocuğunuzun kendi başına problem çözdüğünü görmesini onu okula gitme konusunda teşvik edebilir.

Çocuğunuzun arkadaş edinme becerilerini geliştirmesi için okul dışı kulüpler, spor etkinlikleri gibi başka çocuklarla tanışabileceği ortamlara götürün.

Öğretmeniyle ve okul psikolojik danışmanıyla iletişime geçmeniz çocuğunuzun okula uyum sağlamasında önemli bir rol oynayabilir ihmal etmeyin.

Eğer tüm bunları yapıp, çocuğunuzun kaygısında herhangi bir azalma gözlemlemediyseniz alanında uzman bir psikoterapiste danışın.

Gelecek yazımda doğru ebeveynlik tutumunu sizlerle paylaşacağım.Esen kalın.

Muhammet KIZMAZ
Psikolojik Danışman

YORUM EKLE