"İlle de slogan diyorsanız 'yıldırımlar çaksın' derim"

- MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: (2) - "Emre Uslu denen bir kişinin sloganı bu. Güroymak'a giderken Norşin olarak isim değişikliğini ifade edip, 'Her şey çok güzel olacak' diyen bir eski Cumhurbaşkanı var, FETÖ'cüler var, PKK'cılar var, siyasette çok değişik beklentiler içinde olanlar var. Slogan çok yanlış" - "Bana ille de bir slogan diyorsanız, İstanbul'da bu kadar gürleyen havada, yağmur bereket varken 'yıldırımlar çaksın' derim" - "Türkiye'nin önemli siyasi krizler yaşadığı ortamda bekleyip bekleyip siyasi krizi tahrik edici konuşmayı TÜSİAD alışkanlık haline getirmiştir. TÜSİAD'ın söylemini doğru bulmuyorum" - "Bu tür ana kuruluşlar, katma değer ve üretim yaratan kuruluşlar siyaseti çok erken yorumlamaya kalkmasın. TÜSİAD'ı halk da kabul etmiyor, ciddiye alınır tarafı kalmamıştır"

banner230

ANKARA (AA) - MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ekrem İmamoğlu'nun kullandığı "Her şey çok güzel olacak" sloganını çok yanlış bulduğunu belirterek, "Bana ille de bir slogan diyorsanız, İstanbul'da bu kadar gürleyen havada, yağmur bereket varken 'yıldırımlar çaksın' derim." dedi.

Bahçeli, iftarda bir araya geldiği gazetecilerin "Her şey çok güzel olacak sloganını nasıl buluyorsunuz?" şeklindeki sorusu üzerine, "2014-2013 yıllarında Emre Uslu denen bir kişinin sloganı bu. Twitter'da da var, her şey çok güzel olacak. Şimdi bunu herkes kullanıyor, bazıları da kullandı. Bir de bütünleşenler var. Kimler var mesela? Güroymak'a giderken orada Norşin olarak isim değişikliğini ifade edip, 'Her şey çok güzel olacak' diyen bir eski Cumhurbaşkanı var. FETÖ'cüler var, PKK'cılar var, siyasette çok değişik beklentiler içinde olanlar var. Slogan çok yanlış." yanıtını verdi.

"Cumhur İttifakı'nın sloganı ne olmalı?" sorusu üzerine Bahçeli, bunun belirleyicisinin MHP olmadığını, bu sloganı belirleme görevinin Cumhur İttifakı'nın ana kütlesi ve adayları da kendilerinden olan AK Parti'de bulunduğunu söyledi. Bahçeli, "Bana ille de bir slogan diyorsanız, İstanbul'da bu kadar gürleyen havada, yağmur bereket varken, 'yıldırımlar çaksın' derim." diye konuştu.

- "Kandil'den haberleşiyorlar zaten"

Bahçeli, Yüksek Seçim Kurulundan (YSK) İstanbul seçimlerine ilişkin karar çıkacağı gün, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın 2 Mayıs'ta İmralı'da avukatlarıyla görüştüğünün ortaya çıkmasını nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine, şunları söyledi:

"HDP seçmeniyle Kürt kökenli kardeşlerimizi birbiriyle karıştırmamak lazım. Yorumu o şekilde ele aldığımız zaman, HDP'nin oylarının hepsini Cumhur İttifakı'na kanalize edecek bir taviz politikası takip ediliyor gibi bir anlayış ortaya çıkar ki bu doğru değildir. Bu bir talep meselesidir. Avukatıyla uzun yıllar görüşememesinin ısrarlı bir şeklidir. Bir hanımefendi milletvekilinin cezaevinde 160 günden beri ölüm orucu tutmuş olmasındandır. Böyle bir durum karşısında Sayın Cumhurbaşkanı'nın ifade ettiği şekliyle, çözüm sürecini kapsamayan ama avukatının talebine verilen bir cevaptır. Bana sorarsanız avukatıyla görüşsün. Yani görüşmese dahi bunlar Kandil'den haberleşiyorlar zaten. Bunu büyüterek, farklı noktalara getirerek hele hele PKK, onun YPG'siyle, onun HDP'siyle iş birliği yapıp seçim kazanma sevdasına kapılanların ağızlarına böyle bir görüşmeyi almamaları lazım. Ağızlarına almaları gereken görüşme, yattaki görüşmeler olmalıdır."

"Yattaki görüşmeye ilişkin duyumunuz var mı?" sorusu üzerine ise Bahçeli, "Vallahi benim yatla alakam yok, mitili soruyorsan onun için de yata gerek yok." dedi.

"İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına, Mecliste seçim yapılması yerine geçici olarak İstanbul Valisi'nin görevlendirilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna Bahçeli, "Yasal yönden ikisi de müsait ama tercih kısa süre, 46 gün içinde valilikle yürütülmesinde. Kayyum da değil, vali görevlendiriliyor. Buradan seçimleri tekrar tartışılır bir konuya getirmemek lazım. Orada birisinin oturması lazım, devletin rutin işleri var. Bunların devam etmesi için de böyle bir görevlendirme olabilir." karşılığını verdi.

- "Liderliği bu kadar ucuza almamak lazım"

"Son günlerde özellikle sosyal medyada Ekrem İmamoğlu ile ilgili 'bir lider doğuyor' şeklinde yorumlar var. CHP'nin başına geçeceği ifade ediliyor. Siz nasıl yorumluyorsunuz?" sorusu üzerine Bahçeli, "Üç defa 'kınıyorum' tabirini kullanarak lider doğmaz. Liderliği bu kadar ucuza almamak lazım. Emek ister. Halkın kabulünü ister, sevgi, saygı ister. Onlar daha oluşmadan bir seçim döneminde birden parlatmalarla lider doğmaz. Onun için Kemal Kılıçdaroğlu Bey'le bu arkadaşı mukayese ettiğiniz vakit Kemal Kılıçdaroğlu'nun heyecanı, tecrübesi, 8 yıllık birikimi, ısrarlı davranışı üste gelir diye düşünüyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Bahçeli, "İktidar ve muhalefet partilerinin İstanbul'da ilk hedefleri küskün seçmene dönük olarak değerlendiriyor. Bu anlamda sandığa gitmeyen seçmene dönük MHP'nin yaklaşımı nedir?" sorusuna şu yanıtı verdi:

"Sandığa gitmeyenleri sandığa getirmek gerekir. Hele hele Türkiye'nin böyle hayati döneminde, seçimin çok fazla anlamlar taşıyacağı ortamda vatandaşlık görevini yerine getirmeyeni fazla dikkate almamak lazım. Böyle bir dönemde sandığa gidemeyecekse nereye gidecek bu insanlar? İşi gücü bırakıp sandığa gitmeli, vatandaşlık görevini yapmalı. Gönlünden hangi parti geçiyorsa ona oy versin ama sandığa gitsin.

Sandıktaki tartışmaları Avrupa'da, ABD'de tartışılır duruma getirmek doğru değil. ABD Türkiye'deki siyaseti not alıyor, ne demek bu? Türkiye demokrasiyle ilgili mücadelesini verirken ABD emperyalist güç olarak oyunun içinde mi yoksa Türkiye'de öğretmenliğe mi soyundu? Not alıp da ne yapacak, kaç verecek Türkiye'ye? 5'in altında verecekse zaten başka şey düşünüyor demektir. 5'in üstündeyse sınıf geçmeyle ilgili bir nottur o. Ona da kimsenin itirazı olmaz."

Bahçeli, "Niyetleri 5'in altında mı vermek?" sorusu üzerine, "Öyle gözüküyor. Mesela ben Venezuela halkına çok… Birine diyor ki, 'sen devlet başkanı olmalısın.'' Gaido diye bir adam çıkıyor. Biri de demiyor ki 'Ey ABD, ben seçeceksem birini seçerim, değiştireceksem de değiştiririm sana ne oluyor.' Türkiye'de de diyen yok. Burada birkaç tane siyasi parti genel başkanı Venezuela'yı kınadı ama başkaları 'Türkiye'de de gelecekte de böyle olabilir mi?' düşüncesiyle sabırla bir uykuya dalmışsa o fena uyanır." diye konuştu.

- "Galatasaray yönetimi o şahsı aforoz etsin"

Galatasaray'ın Divan Toplantısı'nda Hayri Kozak'ın, Ekrem İmamoğlu'na desteğini deklare etmesine Galatasaraylılar tarafından esprili bir şekilde "İnşallah bu son toplantı olmaz" yorumu yapıldığının belirtilerek, buna ilişkin yorumu sorulan Bahçeli, "Galatasaray yönetimi o şahsı aforoz etsin. Yani çok sayıda taraftarı bulunan spor kulübünü bir kişi bu şekilde istismar edemesin, bir eksik kalsın bana göre Galatasaray." dedi.

- "Cem Yılmaz'ı bundan sonra sevemem"

Sanatçılardan da benzer tepkiler geldiğinin ifade edilmesi üzerine Bahçeli, "Türkiye'de televizyonlar, olmayan sanatçıları olur hale getiriyorlar. O kadar yükseldikten sonra bir laf etmesi lazım. Onları dikkate almıyorum ben. Herkes Cem Yılmaz Bey'i sever ve çok güler. Ben ise onu görünce 'önce bir elbiseni değiştir' derim. Kravat tak hatta takma, başka bir şeyler yap. Belediye seçiminde oy vereceksen git ver ama sana yönelmiş sevgiyi siyaseten istismar edip hepimizin alerjisini toplamaya vesile olma. Yüzde 49'u sevebilirsin ama yüzde 51'e de saygı duy. Ben, Cem Yılmaz'ı bundan sonra sevemem." yorumunu yaptı.

Beşiktaş-Galatasaray derbisine ilişkin bir soru üzerine Bahçeli, "Beşiktaş'ın önüne tarihi bir fırsat çıkıyor. Galatasaray derbisinde sonuç aldığı takdirde şampiyonluk için yol aralıyor noktasında beklentimiz vardı. 2-0 mağlubiyet bizi çok incitti. Fakat sporcuların aldığı yıldızlara bakarken gazetelerde, bir gördüm ki Galatasaray'ın 11 futbolcusu Birleşmiş Milletler takımı gibi karşımıza çıkmış. Siyaseten bir laf söylemem gerekirse 5, BM'den büyüktür. Yani Başakşehir, Galatasaray, Fenerbahçe, Trabzonspor ve Beşiktaş, BM'den büyüktür." dedi.

- "Milli beka"

"Seçimde Cumhur İttifakı'nın oy oranının yüzde 50'nin altına düşme ihtimali doğarsa bu sonuç sistem ya da başka tartışmaları getirir mi?" sorusunu Bahçeli, "Doğmadan getirenler var, dolayısıyla Allah muhafaza öyle bir sonuç alındığı takdirde çok kişi gece gündüz tekrar edecektir. Bizim de böyle bir doğuma müsaade etmemek için 52'nin yukarısını düşünmemiz gerekiyor. Yoksa istismarı çok olur. Fransa'sı karışıyor, Almanya'sı, İngiltere'si, ABD'si karışıyor." şeklinde yanıtladı.

"31 Mart seçiminde beka vurgusu yaptınız. İstanbul seçiminde de aynı beka tehdidini, sorununu görüyor musunuz? Seçimlerde vurgulayacak mısınız?" sorusu üzerine Bahçeli, "Beka konusunu gündeme taşıdığımız andan itibaren böyle bir sorunun olmadığını iddia edenler vardı. 31 Mart'tan 6 Mayıs'a kadar ki süre içinde görülen odur ki beka sorunu hala kuvvetle devam ediyor, Türkiye'nin de önemli bir sorunu olarak karşımızda duruyor. Bunun için beka konusu belki o kadar tarif edilmese de anlamı büyüktür. Ve devam ettiği kanaatindeyim." diye konuştu.

- "TÜSİAD'ı halk da kabul etmiyor"

Bahçeli, "İstanbul seçimlerinin yenilenmesi kararının ardından ekonomik verilerde değişiklikler söz konusu oldu. TÜSİAD açıklama yaptı, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine, şunları kaydetti:

"Türkiye'nin önemli siyasi krizler yaşadığı ortamda bekleyip bekleyip siyasi krizi tahrik edici konuşmayı TÜSİAD alışkanlık haline getirmiştir. Başkanları kim olursa olsun bu gelenek devam ediyor. TÜSİAD'ın söylemini doğru bulmuyorum. Kendilerine bir tek soru soruyorum. TÜSİAD önemli iş adamlarının oluşturduğu bir kurumdur. Çok çalışmış, değerli bilim insanlarını yanına almıştır, araştırmalar yapmıştır. Temel sloganları vardır. 'Mutlaka bir yapısal reforma ihtiyaç var' demişler ve yapılan reformlarla ilgili çok da eserler ortaya koymuşlardır. Ben parti genel başkanı olarak hükümette olduğumuz süreçte TÜSİAD'ın bu eserlerini yakından takip ettim. Bir tek sorum var kendilerine, hangi iktidar gelirse gelsin bu yapısal reformlarının kitapçığını verdiler. Ziyaret ettiler, o yöneticileri kendileri çağırıp akılarınca imtihan da ettiler. Fakat bugüne kadar o yapısal reform tekliflerinden hangisi kabul gördü, hangisinden sonuç aldılar. Onun için bu tür ana kuruluşlar, katma değer ve üretim yaratan kuruluşlar siyaseti çok erken yorumlamaya kalkmasın. Şimdi bir başkan çıkmış bir cümle sarf ediyor. Ona o cümleyi tersinden okuturlar. Böyle şey olmaz. Yazık bu memlekete. TÜSİAD'ı halk da kabul etmiyor. Alternatifleri de doğmuştur, onlar ilerde ne yapar onu bilemiyorum. TÜSİAD'ın yerine birçok kavramlar üreten, alfabedeki 29 harfi kullanan iş adamları seviyesi de doğmuştur. Ama TÜSİAD bu özelliğini kaybetmiştir, ciddiye alınır tarafı da kalmamıştır.

TÜSİAD’ın kurucusu 64 çok değerli bilim, iş insanı vardır, onlar da artık TÜSİAD'ın içine girmeme eğilimindedir. Şimdi siyasi hayatta hiçbir özellikleri olmayan, iş hayatında da ne yaptıkları belli olmayan insanlardan yapılar oluşuyor. Onun için 64 değerli kurucudan şimdilik ses çıkmıyor. O bakımdan hele hele seçim kararının alındığı gün ekonomiyi öne çıkarıp, döviz kuru üzerinde birtakım oynamalar yapmak yakışık alan bir şey değildir. 6,2 iken 6 virgül bilmem neye düştü. Yarın daha farklı düşebilir. Soğan patates, bunlar da ucuzlama dönemine girdi. Adana'da 1,5 lira soğan. İsteyene ben iki kamyon gönderebilirim. Ne yapıyorsa yapsın."

- "Rahmetli Erbakan'ın kemikleri sızlar"

"İstanbul seçimlerinin yenilenmesi kararıyla CHP'nin temasları oldu irili ufaklı partilerle. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine de Bahçeli, şunları söyledi:

"Aday çıkardılar ama oy verme anında hangi partiye ne kadar oy verdiler onu ben de merak ediyorum. Saadet Partisi 'ittifakın içinde yokum' demesine rağmen kendi adayına ne kadar oy verildi. Yani rahmetli Necmettin Erbakan'ın kemikleri sızlar. 30-40 sene mücadele edeceksin, yüzde 1 oy alacaksın, hem de en kritik dönemde. Şimdi aday çıkartsan ne olur çıkartmasan ne olur? Onun için onlara düşen, cami tartışması yaratmak, oradan başka sonuç elde etmek yerine dün terk ettikleri kardeşlerine destek vermek suretiyle sonuç almaktır."

Bahçeli, "Bazı partiler de adaylarını ilan ettiler. Siyaseten bu aday çekmeler iki turlu seçime dönüştürmüyor mu?" sorusu üzerine de şu değerlendirmede bulundu:

"Adayını çeken yok ama varsayımlar üzerine aday çekilirse ne oluru araştıranlar var. Yani o iki şey farklı. '200 küsur bin oy var. Bu nereye yıkılırsa netice alırız'ı hesap edenler var. 200 binle bir şey olmaz. Onun için bunlar nereyi destekliyorlarsa ona oy versinler. Ya zillet ittifakında kalıp oraya destek verirler ya kendi adaylarını daha çoğaltmak isterler oy olarak veya geçmişteki vefaya saygılı kalarak onu semt olmaktan çıkarırlar."

(Bitti)

YORUM EKLE