03.11.2017, 10:11 45

MUAMMER ile SÜNNÖVE : İSVEÇ’TEN KONUKLARIMIZ VAR

MUAMMER ile SÜNNÖVE : İSVEÇ’TEN KONUKLARIMIZ VAR

1980 Ağustos...

İsveçte yaşıyormuş Eskişehirli Muammer Özer. Karısı da Finlandalı Sünnöve.

Ürgüp'e gelmişler. Kadir Ayhan'ın halı kilim dükkanında buluştuk.

Nedir geliş amaçları ! Kapadokya belgeseli çekecekler.

Bölgeyi bilen bir insan olarak Kadir beni önermiş de.

Kadir'in Renault SW'u var. Ayrıca bir sürücü tutmağa gerek var mı?

Kadir de dükkandan ayrılamayacağına göre.

Tamam, ben hem rehber olarak onları gezdireceğim, hem de otomobili kullanacağım.

Süre belli değil gibi.

Otomobille gezinin günlük bedeli 2 bin TL. İyi para. Kadir kazanacak bu miktar parayı.

Hiç söze karışmıyorum. Pazarlıkta unutulmuşum ben. Tartışmaya katılmıyorum.

Ertesi sabah erkenden Pınar Otel'e uğrayıp arabayla, alıp çıkıyorum konuklarımızı.

Kızılırmak kıyıları, Sarıhıdır...Hayran kalıyor konuklarımız. Harmanda çalışan kadınlardan kimileri İsveç'ten gelmiş. Muammer ile, Sünnöve yenge ile İsveççe konuşuyorlar. Gelinimiz pek mutlu. Bize kayısı ikram ediyor harmancılar. Doyasıya yiyor konuklar.Böyle tadlı meyve İsveç’te yokmuş.

Bağlarda üzüm salkımlarına alaca düşmüş, ama daha yenmiyor,ekşi…

Muammer başlıyor film çekmeğe.

Tarihi kervan yolunda bir mücevher Sarıhan. Yıkıntılaşmış olsa da kervansaray, görkemli. İçerden, damından filme alıyor Muammer. Ben de Selçuklu ticaret yollarını, kervansarayların işlevini anlatıyorum. Anlıyorum ki, açıklamalarım doyurucu, konuklarımız mutlu, gülümsüyorlar.

Sonra Avanos'un çanak çömlek işyerleri. Ekmeğini Kızılırmak'ın çamurundan yiyen çanakçı emekçiler. Oradan Gülşehir. Bir ayçiçeği ekeneğinde kaplumbağalar takır tukur sevişiyorlar. Muammer onları ürkütmeden kamerayı çalıştırıyor. Sünnöve apal oluyor, utangaç utangaç gülüyor.

Hacı Bektaş Veli Dergahı...Gürül gürül akan sudan içince ''hacı'' olduğunu söylüyorum Sünnöve Yengeye. Gülüyor güzel gözleri ışıldarken. İşevi, aşevi, atevi, konukevi...Tek tek filme çekiliyor. Yenge ayrılmak istemiyor Dergah'tan. Hava sıcak, İskandinavya'nın, Baltık ülkelerinin yazına benzemiyor. Bozkır ağustos güneşi altında yanıyor. Sünnöve gezip dolaşıp geliyor, su içiyor; böylece katmerli hacı oluyor...

Bir gün için yeter.

Akşam, otelde bölgenin jeolojisini, jeomorfolojisini anlatıyorum ses kayıt aygıtına. Sonra, laboratuvarda ses ile görüntü montajlanacak. Bu arada tarihsel geçmişini de açıklıyorum bölgenin. Ses kaydının kutularının üzerine adım yazılıyor.

Kadir Ayhan bizi sabah kahvaltıda ağırlıyor dükkanında. Yola çıkıyoruz. Ortahisar kalesine çıkıyoruz. Çevre ilgi çekiyor. Oradan Uçhisar. Geniş bir alanın en güzel göründüğü doğal kale. Pek verimli geçiyor film çekimi. Göre'ye, bizim eve uğruyoruz. Anam babam evde. Babamın anlattıkları da kayda geçiriliyor. Tandır ağ paklası hazırmış. Kalaylı bakır siniye tandır ekmekleri konuyor. Ortaya buğu buğu tüten kocaman sahan içinde yemek geliyor. Muammer tüm aşamaları görüntülemek istiyor. Tandır nasıl kullanılıyor? Sünnöve hayran kalıyor yerel yemeğimize. Hıyar , acur turşusu, soğan...Üstüne evimizin tatlısı assede, dolaz. Kahve geliyor sonra. Ablalarımdan ikisi yakın komşu. Onlar da geliyorlar. Sünnöve'yi alıp götürüyorlar. Biraz sonra gül oyalı yemeni başında, ayağında dimi, geliyor gülerek. Muammer de gülüyor; karısının filmini çekiyor bu haliyle. Ayrılırken anamın elini öpüyor Fin gelinimiz, kucaklaşıyorlar. Kısa sürede kaynaşmışlar.

Kaymaklı, Derinkuyu yeraltı yaşama birimleri...Sünnöve hayran kalıyor. Film çekimi bitiyor, ama Fin konuğumuz ayrılmak istemiyor. Derin bir sessizlik içinde bir süre daha kalmak istiyor. Muammer anlayışlı. İzin veriyor. Derinkuyu'da Hakkı Atam'ulu Anıt Parkı da hayranlık uyandırıyor. Büyüklü küçüklü tüm yapıtların filmini çekiyor. Bu anıtların yaratıcısını görmemek olmaz. Filmini çekmemek olmaz. Evine gidiyoruz. Ne yazık, Büyük Sanatçı evde değil ; İstanbul'a gitmiş.

O gün de pek verimli geçti.

Üçüncü gün artık Kapadokya denilince ilk akla gelen kaya kiliselerin filmini çekmeğe gidiyoruz. Fakat formalite eksikmiş. Turizm Bakanlığı'nın iznini almak gerekirmiş. Çünkü, Muammer'in kamerası profesyonel aygıtmış. Çekim yapmayı önledi görevliler. Karanlık Kilise en dikkate değer olan ibadethane. Gerçekleştiremedik film çekimini.

Dışarı çıktık. Kaya kiliselerin tarihsel geçmişini, 1924 Ahali Mübadelesi'ne değin geçen süreyi anlattım. Görüntülü, sesli olarak çekime girdik.

Göreme Açık Hava Müzesi bugün bizi üzdü. İçimizde bir burukluk...

Ürgüp'e döndük. Murat Güzelgöz'e rica ettim. Bu belgesele türküleriyle renk katması için. İkindi vakti, kasabanın en güzel göründüğü yere çıktık. Murat orada Damsalı Refik Başaran'ın türkülerini çalıp söyledi. Muammer'in üzüntüsünün geçtiğini anladım; mutluydu saz çalıp türkü çığıran Murat'ın filmini çekerken.

O akşam, Kadir Ayhan bize bir şölen verdi. Yedik içtik, anılarımızı anlattık.Konuklarımızı otellerine bıraktık. Görevimiz sona ermişti.

Ertesi gün Kadir'in dükkanında yeniden buluştuk. Gözümün önünde, 3 günün karşılığı olarak 6 bin TL'yi Muammer, Kadir'e ödedi. Otomobilin anahtarını teslim ettim ben de. Çaylarımızı içtik. Sünnöve ıhlamuru sevdiğini söyledi. Kadir, çırağına para verdi, bir kuruyemişçiden yarım kilo ıhlamur getirtti. Sünnöve'ye armağan etti paketi.Gelinimiz teşekkürünü, Kadir'i kucaklayarak gösterdi.

İsveç'ten gelen konuklarımızla vedalaştık. Muammer zaten bizdendi, Finlandalı Sünnöve de bizim ırkımızdan sayılıyordu. Biz bu durumu anlattıkça gülüyordu. Türkçe de öğrenmeğe başlamıştı. İkisiyle de kucaklaştık. Finli gelinimiz yanaklarımdan öpünce gözlerim yaşardı.O,bizdendi,bize gelin gelmişti.

Artık, sırası mıydı benim rehberlik , sürücülük ücretim!

Lafı mı olurdu 3 günümü konuklara ayırmanın !

Zaten yaz dinlencesindeydim.

Kazancım ne oldu ? Fotograf makinalarım yanımdaydı. Olanak buldukça ak-kara film,diapozitif çektim...

Belgeliğim , varsıllık kazandı, güçlendi.

Bir de, bir belgesel çekimi için kamera nasıl kullanılır, gözlemlemiş oldum..

Az kazanç mıdır bu ?

Hasbelkader bir belgeselin yapımında katkımız var. Çorbada tuzumuz bulunuyor. Muammer söz verdiydi, laboratuardı, montajdı falan filan, İsveç’e varınca bu işler hele bir bitsin, belgeselin kopyasını VHS video kasete kaydedip bana gönderecek. Söz mü; söz.

37 yıl geçti. Hala bekliyorum.

...................................... 31 Ekim 2017. Diyarbakır

Yorumlar (0)

Gelişmelerden Haberdar Olun

@