34. İl Müftüleri İstişare Toplantısı

- Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bozdağ: (3) - "Biz 'İslam alimi' diye biliriz, öyle derler, 'tasavvuf ehli', 'gönül ehli', 'ilim irfan ehli' diye biliriz ama şimdi mezheplerle ilgili dernekler, vakıflar kurmaya gayret edenler var. Yapmayın, etmeyin, bu memleketin içerisine fitne sokmak isteyenlere fırsat vermeyin. Bu ülkede ehlisünnetçilik yapan yok, bu ülkede başka mezhepçilik yapan da yok"

34. İl Müftüleri İstişare Toplantısı
banner230

ANKARA (AA) - Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, "Biz 'İslam alimi' diye biliriz, öyle derler, 'tasavvuf ehli', 'gönül ehli', 'ilim irfan ehli' diye biliriz ama şimdi mezheplerle ilgili dernekler, vakıflar kurmaya gayret edenler var. Yapmayın, etmeyin, bu memleketin içerisine fitne sokmak isteyenlere fırsat vermeyin. Bu ülkede ehlisünnetçilik yapan yok, bu ülkede başka mezhepçilik yapan da yok." dedi.

Bozdağ, Diyanet İşleri Başkanlığınca Haymana ilçesinde düzenlenen 34. İl Müftüleri İstişare Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Diyanet İşleri Başkanlığının yeni dönemde yeni bir anlayışı hayata geçirdiğini, her şeyden önce Prof. Dr. Huriye Martı'nın atamasıyla birlikte Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığı görevine bir kadının atandığını anımsattı.

Diyanet İşleri Başkanlığında 7 daire başkanının da kadın olduğu bilgisini veren Bozdağ, her ilde bir müftü yardımcısı, büyükşehirlere ise birden fazla müftü yardımcısı atanması kararının da alındığını ve şu an bunun çalışmalarının yürütüldüğünü belirtti. İlk kez kadın murakıp, müfettiş alma kararı alındığını da hatırlatan Bozdağ, kadın vaizlerin, Kuran kursu öğreticilerinin sayısını da artıracaklarını söyledi.

Kadınlara İslam dinini kadınlar vasıtasıyla anlatmanın ve onları bilinçlendirmenin çok önemli olduğunu vurgulayan Bozdağ, şöyle devam etti:

"Peygamber Efendimizin muhterem eşi Ayşe validemiz, Hazreti Hatice validemiz ve diğer muhterem eşleri nasıl dinimizin doğru anlaşılması konusunda o dönemde aracılık ettilerse, vazife yaptılarsa, kadınlarımız da bu konuda gereğini yapacak ve kadınlarla ilgili kısımlarda daha aktif rol alacaklardır.

Diyanet İşleri Başkanlığımız kadın konusundaki yayınları, kitap, dergi, makale, televizyon, radyo programı başta olmak üzere pek çok konuda bundan sonra çok daha fazla üretim yapacak, çok daha fazla adımlar atacaktır. Pek çok sempozyum, panel, konferans gibi sadece Ankara'da değil Türkiye'nin bütün yerleşim yerlerinde özel çalışmalarla bu konudaki dinimizin doğru anlayışını, doğru bir dille milletimize anlatma gayreti içerisinde olacaktır. Biz de bu tür çalışmaların tamamına en büyük desteği vereceğiz. İl müftülerimizin, ilçe müftülerimizin de bu konuyu kendileri için ana mesele görmeleri ve bunun üzerinde aynı şekilde çaba sarf etmeleri bu işin başarısı için son derece önemlidir."

- "Çocuklarımız çok büyük bir tehdit altındadır"

Başbakan Yardımcısı Bozdağ, bu sürecin çocuklar açısından önemine de işaret ederek, "Şu anda bizim çocuklarımız çok büyük bir tehdit altındadır. Hem madde bağımlılığı hem teknoloji hem terör hem istismar hem pek çok, çocuklara karşı kötü niyet besleyenlerin tehdidi altındadır. O nedenle çocuklarımızı korumak, geleceğimizin teminatı olan yavrularımıza daha fazla emek vermek için hepimizin büyük bir gayret içerisinde olmasında çok ama çok büyük fayda vardır." dedi.

Bozdağ, 4-6 yaş grubu çocukların eğitiminin çok önemli olduğuna belirterek, "Bunu bütün arkadaşlarımızın önemsemesi ve bunun yaygınlaştırılması son derece önemlidir. Kuran kursları son derece önemli. Camilerimiz bir eğitim merkezi olarak son derece önemlidir ama bunları amacına uygun, beraber kullanmak, beraber adımlar atmak durumundayız." ifadesini kullandı.

Bozdağ, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bazı ilçelerimizde Kuran kursları yok. Şimdi diyeceksiniz ki 'var', köyünde var, ilçe merkezinde yok. Soruyorum, 'Burada Kuran kursu niye yok', 'Efendim işte burada öğrenci bulamayız'. Kardeşim sen aç bakayım, niye peşin hüküm veriyorsun? Aç, öğrenci bulamazsan imamların, müezzinlerin çocukları oraya gider. Başkalarının çocukları gider.

Onun için buradan Başkanıma (Diyanet İşleri Başkanı) ve arkadaşlarıma diyorum ki ilçe merkezinde Kuran kursu olmayan hiçbir yer bırakmayacağız. Öğrenci sayısına bakmayalım. Öğrenciyi de atadığımız hoca bulsun. İlçe müftüsü bulamıyorsa o müftüyü görevden derhal alalım. Kuran kursu olmayan ilçe müftüsünü ben işin doğrusu görevde tutmak, işin Bakanı olarak istemiyorum. Bir de süre veriyorum, bu süre içerisinde açılmadığı takdirde o müftü arkadaşlarla çalışmayalım. Yeni arkadaşlar atayalım. Bu işe önem vermeyen arkadaş orada oturmamalıdır. 'Ben öğrenci bulamıyorum, ben şunu yapamıyorum.' Yok böyle bir mazeret. Öğrenci bulacak, öğrenci bulamıyorsan bana söyle öğrenciyi ben sana göndereceğim."

Öğrenci sıkıntısının olmayacağını, halkın da buna gereken desteği vereceğini aktaran Bozdağ, rakamlara bakıldığında hala Kuran kursu olmayan ilçelerin bulunduğunu söyledi. Bir ildeki ziyaretinde üç köyde Kuran kurslarının bulunduğunu ama ilçe merkezlerinde olmadığına değinen Bozdağ, Kuran kurslarına çok önem verilmesi gerektiğinin altını çizdi.

- "Nasıl fonlandığını çok ama çok iyi biliyoruz"

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bozdağ, mezhepçilik tehlikesi konusunda da uyanık olunmasını istedi. Bozdağ, "Bunu bir şey bildiğimiz için söylüyoruz, şu anda uluslararası güçlerin İslam dünyasını birbirine kırdırmak için yatırım yaptığı en önemli fon mezhepçilik fonudur. Türkiye'nin içinde de bazılarını fonluyorlar. Biz kimlerin kimler tarafından nasıl fonlandığını çok ama çok iyi biliyoruz. Bu topraklarda hiçbir dönemde mezhepçilik olmadı, bundan sonra da olmaz." dedi konuştu.

"İmam-ı Azam'ın ismi 'İmam-ı Azam' değil mi? Hanefi mezhebinin imamı mı yoksa 'İmam-ı Azam' mı?" diye soran Bozdağ, benzer şekilde İmam-ı Ebu Yusuf'un, İmam-ı Muhammed'in, İmam-ı Şafii'nin isminde de "imam" kelimesinin geçtiğine ve bu ismin çok büyük anlamı olduğuna dikkati çekti.

Bozdağ, şu ifadeleri kullandı:

"Son zamanlarda 'Ehli sünnetin müdafii', 'Ehli sünnet alimi' gibi sıfatlar kullanılmaya başlandı. Bolca da kullanılıyor. Sohbetlerde, başka yerlerde kullanılıyor. Biz 'İslam alimi' diye biliriz, öyle derler, 'tasavvuf ehli', 'gönül ehli', 'ilim irfan ehli' diye biliriz ama şimdi mezheplerle ilgili dernekler, vakıflar kurmaya gayret edenler var. Yapmayın, etmeyin, bu memleketin içerisine fitne sokmak isteyenlere fırsat vermeyin. Bu ülkede ehlisünnetçilik yapan yok, bu ülkede başka mezhepçilik yapan da yok. Sanki varmış gibi bir algıyla, bunun üzerinden Türkiye'de yatırım yapıyorlar. Sadece Türkiye'de değil, başka siyasi hesaplarla, nedenlerle yapıyorlar.

Gelecekte bu bölgede yakmak istedikleri büyük ateşin içerisinde atlamaya hazır gönülleri çoğaltmak için yapıyorlar. Biz bunu söyleyince, 'Efendim Bakan mezhepsiz olduğunu söyledi', konuşuyorlar. Biz böyle bir şey söylemiyoruz. Mezhepler bize dinimizi doğru anlama konusunda en büyük rehberdir ama hiçbir mezhep dinin yerine ikame edilemez. Hiçbir alimin görüşü de dinin yerine ikame edilemez. Bütün tarikatlar, cemaatler, mezhepler dini doğru anlama, anlatma, yaşama konusunda ayrı ayrı birer yol, ışık, rehberdir ama biz eğer bunları kalkıp dinin yerine ikame edersek o mezheplere de tarikatlara da cemaatlere de alimlere de en büyük kötülüğü biz yapmış oluruz."

Bozdağ, bu konunun özellikle önemsenmesi gerektiğini aktararak, "Sadece kullanıldığını bilmeyecek kadar kendini kaptıran içimizdeki beyinsizler bu işi götürüyor demiyorum. Bunların arkasında güçlü kaynaklar, örgütler var. Farkında olmadan adamı kullanırlar, adam bin, yüz bin defa düşünse dahi kullanıldığını anlayamaz. Onun için de bu konularda bütün arkadaşlarımızdan gerçekten çok ama çok büyük bir hassasiyet bekliyorum." diye konuştu.

- "Selefi akımların tamamı radikalizmi besleyen akımlar"

Başbakan Yardımcısı Bozdağ, Diyanet İşleri Başkanlığının selefi akımlar konusunun da üzerinde durması gerektiğini belirtti. Bozdağ, "Çok net söylüyorum, bu akım, selefi akımlar dini kisve altında bir devletin ideolojisini dünyaya yayma gayretidir. Bizim başka ülkelerden ihraç edilecek bir anlayışa ihtiyacımız, başka ülkelerin istihbarat örgütlerinin yatırım yaptığı anlayışlarla ülkemizde bir şey yapmaya ihtiyacımız var mı?" diye sordu.

Dünyanın değişik yerlerinde Türkiye'deki İslam alimlerinin ayarında çok az sayıda insanın bulunduğunu aktaran Bozdağ, "Bizde gerçekten iyi yetişmiş İslam alimleri var. O yüzden de bizim bu noktaların hepsi üzerinde durmamız lazım. Eğer durmazsak ne olur, bakın bu selefi akımların tamamı radikalizmi besleyen akımlar ve bir zaman sonra müftüler konuşamaz hale gelir." görüşlerine yer verdi.

Bu konu üzerinde durulması gerektiğini, ilahiyat, İslami ilimler fakültelerine de bu konuda görev düştüğüne işaret eden Bozdağ, camilerle ilgili de şöyle konuştu:

"Türkiye'de cami sayısıyla ilgili rakamlar üzerinden eleştiriler yapılıyor. Türkiye'de şu anda 88 bin 167 cami var. Bu camilerin sadece il merkezlerinde olanlarının sayısı 4 bin 165 yani toplam camilerin yüzde 4,72'si. İlçe merkezlerinde olan cami sayımız 25 bin 58, bunun yüzde oranı yüzde 28,42. Şöyle baktığınızda camilerin yüzde 33'ü il ve ilçe merkezlerinde, geri kalanı ise büyükşehirlerde mahalleye dönüştürülen köyler var ya orada, belde veya diğer köylerde.

Geri kalanları da orada bulunuyor ama Türkiye'de yaşayan nüfusa baktığınızda nüfusun yüzde 75'i şehirde yaşıyor. Nüfusun yüzde 75'inin yaşadığı yerdeki cami sayımız yüzde 33, yüzde 25'inin yaşadığı yerdeki cami sayımız yüzde 67'ye tekabül ediyor. Bu dengesiz bir dağılımdır. Camileri bulunduğu yerden söküp götüremeyeceğimize, orada da insanlarımız yaşadığına göre o camiler orada duracak ama bizim ilde artan nüfusu da dikkate alarak camiler konusunda müftülüklerimizin öncülük yapması şarttır."

- "Camilere gelin destek olun"

Bozdağ, İstanbul'daki bir programı kapsamında Esenler Belediyesine gittiğinde götürüldüğü merkez caminin mescit gibi, çok küçük bir yer olduğunu aktardı. Oradaki müftünün Esenler'de 43 cami olduğunu söylediğini belirten Bozdağ, nüfusun ise bir milyon olduğuna dikkati çekti.

Bozdağ, bazı il merkezlerinde, bazı ilçelerde de büyük mabetlerin olmadığına değinerek, şu anda belediyelerin bütçesinden yol, kanalizasyon, sağlık tesisi, okul gibi cami de yapılabildiğini bildirdi.

Onun için müftü arkadaşlarına "Belediye başkanlarımızla iyi ilişkiler kuralım, belediye başkanlarımızın bu camilere destek vermelerini sağlayalım, imkanları var." dediğini aktaran Bozdağ, şöyle devam etti:

"Yol yapıyorsun yol bozuluyor. Ama ben buradan belediye başkanlarımıza da diyorum ki bu camilere gelin destek olun. Yol yaptınız, bozuluyor daha iyisini yapıyorlar, kanalizasyon yapıyorsunuz bozuluyor yeniden yapıyorlar. Park yapıyorsunuz, yeniden yapıyorlar ve yaşamıyor eser. Ama cami yaparsanız yaşar o, millet de yaşatır onu ve orası ibadete açık kaldığı sürece sana ve geçmişlerine büyük bir sevap da kazandırır.

O yüzden belediye başkanlarımızın da şehirlerinde yaşayan insanların ibadet ihtiyaçlarını rahat bir ortamda gidermeleri için cami yapmalarının son derece önemli olduğunu, bu konuya da yerel yönetimlerin eğilmesi gerektiğini ben özellikle ifade etmek istiyorum ve buradan da müftülerimize de bu işlerde aracılık yapmamızda fayda var. Müftülerimiz, oradaki arkadaşlarımızı buna ikna ederlerse bunda da çok büyük fayda olur diye düşünüyorum."

- Diyanet Akademisi

Başbakan Yardımcısı Bozdağ, Diyanet Akademisi ile ilgili bir hususu gündeme getirmek istediğini belirterek, şöyle konuştu:

"Diyanet Akademisi diye yeni bir müesseseyi kuracağız. Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilişkili bir müessese olacaktır. Şu anda Dini Yüksek İhtisas Merkezleri ve eğitim merkezleri olarak görev yapan kurumlar, bu akademinin çatısı altında bir araya gelecekler. Müezzin, kayyım, imam hatip, Kur'an kursu öğreticisi, vaiz, müftü olabilmek için önce bu eğitim kurumlarını bitirme şartı koyacağız.

Müftü adaylığı, vaiz adaylığı, imam hatip adaylığı, Kuran kursu öğreticisi adaylığı, müezzin, kayyım adaylığı sınavları açılacak, bu sınavları kazananlar burada belli bir süre eğitime tabi olduktan sonra ki onların da süreleri olacak, bir yıldan az süreli bir eğitim hiçbirinde yok, hepsinde bir yılın üzerinde bir eğitim gördükten sonra görev yerlerine ondan sonra atamaları yapılarak gidip başlayacaklardır. Bunun, bizim çalıştırdığımız insanlarımızın kalitesi ve vatandaşımıza hizmetleri daha iyi sunabilmesi bakımından son derece önemli ve tarihi bir adım olduğunu düşünüyoruz. Önümüzdeki günlerde bu konu Bakanlar Kurulunun ve Meclisin gündemine gelecektir. Şimdiden hayırlı olmasını temenni ediyorum."

(Bitti)

YORUM EKLE