Siverek Demokrasi Platformu’ndan Basın Açıklaması

Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde Siverek Demokrasi Platformu üyeleri 1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle Kanlıkuyu Meydanı’nda bir araya gelerek savaşların son bulması için basın açıklaması yaptılar.Siverek Demokrasi Platformu adına...

Siverek Demokrasi Platformu’ndan Basın Açıklaması

Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde Siverek Demokrasi Platformu üyeleri 1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle Kanlıkuyu Meydanı’nda bir araya gelerek savaşların son bulması için basın açıklaması yaptılar.Siverek Demokrasi Platformu adına...

Siverek Demokrasi Platformu’ndan Basın Açıklaması
Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde Siverek Demokrasi Platformu üyeleri 1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle Kanlıkuyu Meydanı’nda bir araya gelerek savaşların son bulması için basın açıklaması yaptılar.
Siverek Demokrasi Platformu adına İbrahim Ayyıldız yaptığı açıklamada, "1 Eylül Dünya Barış Günü’nde Türkiye’nin her tarafından ağıtlar yükseliyor. Bu acılar, bu ağıtlar yitip giden canlar hepsi yoksul halkın çocukları. Asker, polis, sivil insanlar, gerilla ve küçük çocuklar hepsinin yaşamını yitirmesinin nedeni birilerinin iktidar hırsı, birilerinin saltanat hırsıdır. 7 Haziran milletvekili seçim sonuçlarının birilerinin saltanatını sarsmasıdır. Hırsızlıkların, yolsuzlukların hesabının sorulacağı günlere yaklaşılmasıdır. Bugün Türkiye’de artık insanlar hesap sormaya başlamış. Neden öldüğünü ya da neden öleceğini sorgulamaktadırlar. “Düne kadar barıştan söz edenler ne oldu da sonuna kadar savaş diyorlar” diye halk sorguluyor.
Bugün Dünya Barış Günü, Ortadoğu cehennem gibi, her yer savaş alanı olmuş. İnsanlar savaş yaratıkikları tarafından akla hayale gelmeyecek yöntemlerle katlediliyor. Yerlerinden yurtlarından edilerek onurları ayaklar altına alınıyor sefil bir yaşama mahkum ediliyorlar. Kadınlar kaçırılıyor oluşturulan pazarlarda satılıyor. İnsanlık duyarsız.
Bugün Dünya Barış Günü, bölgemiz savaş alanı, herkes potansiyel suçlu, herkes potansiyel hedef, herkes ölümü hakkediyor. Devleti yönetenler tepedekiler savaş naraları atıyor. “Kıyamete kadar sürecek” diyorlar. Barıştan söz etmek suç olmuş. Özgürlük ve demokrasi talep etmek suç olmuş. Eşit bir yaşamı savunmak suç olmuş. Hırsızlığa, yolsuzluğa karşı çıkmak suç olmuş. Diktatörlük özlemi çekenlerin önüne set çekmek suç olmuş. Hak aramak, adalet herkes için demek suç olmuş. Kürt olmak, özgürlük ve eşitlik talep etmek suç olmuştur.
Bugün Dünya Barış Günü, savaş baronları kendi suçlarını örtmek, kendi saltanatlarını devam ettirmek, halka hesap vermemek için kaos ortamı oluşturuyorlar. Halkın çektiği acılar, ölümler, yıkımlar umurlarında değil. Türkiye halklarının kamplaşması, birbirlerine düşman hale getirilmesi umurlarında değil. İç Anadolu’ya, Karadeniz’e, batıya giden tarım ve inşaat işçileri Kürt oldukları için saldırıya uğruyorlar. Gittiği yerlerde zor koşullarda çalışan Kürt işçiler bu defa bu ortamda ırkçı saldırılara uğruyor. Savaşı körükleyenler, sonsuza kadar savaş diyenler bu halkların yüzyıllardır bir yere götürüyorlar.
Bugün Dünya Barış Günü, Varto, Lice, Cizre, Nusaybin, Silopi, Şırnak, Yüksekova, Hakkari, Şemdinli, Van, Ağrı ve birçok yer olağanüstü, sıkıyönetimi aratmayan uygulamalarla karşı karşıya. Hiçbir hukuk yok. Sivil insanlar, çocuklar katlediliyor. 100’ün üzerinde bölge güvenlik bölgesi ilan edilerek, halkın sosyal ve ekonomik yaşamını etkiliyor, göç etmelerini istiyorlar. Bölgeyi insansızlaştırmak için yoğun bir çaba var. Bölge saltanatın devamı için savaş alanına çevrilmiştir.
Bizler 1 Eylül Dünya Barış günü vesilesiyle diyoruz ki silahlar sussun, operasyonlar dursun.
Türkiye halklarının evlatlarının ölümüne sebep olmayın. Askerinde, polisi de, sivil halkı da, gerillasıcda bu yoksul halkın çocukları. Evlere acılar, ağıtlar düşmesin diye barışa evet diyelim.
Kamplaşmaya, insanların birbirine kinle, nefretle bakmasına yol açacak bu ortamdan çıkış için barışa evet diyelim.
Barış ve Çözüm sürecinin devam etmesi için 28 Şubat 2015 Dolmabahçe mutabakatına geri dönülsün. Sayın Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit kaldırılarak müzakerelere başlanılsın.
Türkiye halkları savaş istemiyor. Barış ve huzur istiyor. Bizler her şeye rağmen bütün baskılara, engellemelere, haksızlıklara, ölümlere, tutuklamalara, yıkımlara, insanlık dışı uygulamalara rağmen inadına barış inadına barış diyoruz. İnadına barış, inadına özgürlük, inadına eşit yaşam diyoruz. Bu çığlıklarımız duyulana kadar barışı haykırmaya devam edeceğiz" dedi
Basın açıklamasının ardından grup sessizce dağıldı.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.