Mustafa Yazgan: “Üstad Yaşadığı Sıkıntılara Rağmen Hep Ümitvar İdi”

Bugün terörü destekleyenlerin dün Necip Fazıl Kısakürek’e sıkıntılar yaşatanlar olduğunu anlatan Gazeteci-Yazar Mustafa Yazgan, “Yüzündeki kırışıklıklar bunu gösteriyordu. Yıpranmış ve çökmüş bir bedeni vardı. Ancak, 18 yaşındaki...

Mustafa Yazgan: “Üstad Yaşadığı Sıkıntılara Rağmen Hep Ümitvar İdi”

Bugün terörü destekleyenlerin dün Necip Fazıl Kısakürek’e sıkıntılar yaşatanlar olduğunu anlatan Gazeteci-Yazar Mustafa Yazgan, “Yüzündeki kırışıklıklar bunu gösteriyordu. Yıpranmış ve çökmüş bir bedeni vardı. Ancak, 18 yaşındaki...

Mustafa Yazgan: “Üstad Yaşadığı Sıkıntılara Rağmen Hep Ümitvar İdi”
Bugün terörü destekleyenlerin dün Necip Fazıl Kısakürek’e sıkıntılar yaşatanlar olduğunu anlatan Gazeteci-Yazar Mustafa Yazgan, “Yüzündeki kırışıklıklar bunu gösteriyordu. Yıpranmış ve çökmüş bir bedeni vardı. Ancak, 18 yaşındaki gibi ümit ve istikbal güzelliğini taşıdı. Hep ümitvar olmuştur” dedi.
Ünlü şair ve yazar Necip Fazıl Kısakürek, vefatının 32’nci yılında Bağcılar Belediyesi’nin düzenlediği “Şair, Şiir ve Şuur” konulu panelde anıldı. Moderatörlüğünü yazar Mahmut Bıyıklı’nın yaptığı panele konuk konuşmacı olarak Gazeteci-Yazar Mustafa Yazgan, 16’ncı dönem MSP Milletvekili Hasan Aksay ve Gazeteci-Yazar Ali Haydar Haksal Üstad ile ilgili anılarını paylaştılar.
Bağcılar Belediyesi Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi’ndeki panelde konuşan Haksal, Kısakürek’in edebiyat ve sanat yönüne değindi. Üstat’ın, Abdülhakim Arvasi Hazretlerine bağlanmadan önce dinsiz olduğu şeklindeki algının yanlış olduğuna vurgu yapan Haksal, “Çünkü, çok sağlam aile kökleri vardı” dedi.
Birlikte gittikleri Ressam Abidin Dino’nun Abdülhakim Arvasi Hazretleri’ne bağlanmadığını ancak Kısakürek’in teslim olduğunu aktaran Haksal, “Kaldırımlar, şiirinde metafizik etki vardır. Üstat şiirin içini doldurmuştur. Modern bir şiir ortaya koyarken, hece vezniyle yazmasına rağmen adeta Yunus Emre’nin peşinden giden metafizik ağırlıklı şiirler yazmıştır” diye konuştu.
“RİTMİ YÜKSEK ŞİİRLER YAZDI”
Batı akımına kapılan edebi çevrelerin Kısakürek’i gözden düşürmek için çaba gösterdiklerini ifade eden Haksal, kendisine büyük haksızlıklar yapıldığını vurguladı. 1933’ten sonra Necip Fazıl’ın, asıl büyük şiiri olan Çile’yi yazdığını belirten Haksal, Sakarya Türküsü’nün de ritmi yüksek bir şiir olduğunu anlattı. Behçet Kemal Çağlar gibi hececi şairlerin, Üstat’ın şiirleri karşısında tutunamadıklarını da vurgulayan Haksal, ‘Muhsin Ertuğrul’un sahnelediği ‘Bir Adam Yaratmak’ piyesi ciddi etki alanı oluşturdu. Ancak, 1970’li yıllara kadar bir daha sahnelenmedi.”
Haksal, konuşmasında ayrıca Kısakürek’in vefatından birkaç ay önce kaleme aldığı ‘Zehir’ adlı şiirini okudu.
“4 YIL BİRLİKTE MAHKEME SALONLARINDA DOLAŞTIK”
Bir dönem gençlik için okul görevi gören Büyük Doğu Mecmuası’nın örneklerini davetlilere gösteren Aksay ise başlıkları Kısakürek’in attığını ve şiirleri de ayrıca mana ile konuşturduğunu söyledi. Sakarya şiirini 1948’de mecmuada yayımladığını da anlatan Aksay, o dönem İsmet İnönü adına ödüllü şiir yarışması olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şiirin başına, ‘bu şiir İnönü Şiir Armağanı Yarışması’na girmeye tenezzül etmez’ yazısını koymuştu. Hem şiir hem yazı konuşuyordu.” Aksay, Üstat ile birlikte Milli Nizam Partisi Kapanış Kongresi’nde yaptıkları konuşma sebebiyle yargılandıklarını ve 4 yıl boyunca her ay mahkeme salonlarında dolaştıklarını anlattı. Aksay, merhum Başbakanlardan Necmettin Erbakan’ın Üstat için, ‘hepimizin hataları var, Üstat’ın da var. Ancak, tam olarak İslami şuura geçtikten sonra yazılarında bunun dışında tek kelime yok. Zaman geçtikçe insanın vücudundaki hatalı olan şeyler unutulur. Üstat, zaman geçtikçe çok daha güçlü anılacaktır’ dediğini de sözlerine ekledi.
Kısakürek’in, bir dönem yüksek okulda ders verdiğini anlatan Bıyıklı da, Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in, ‘ya dergini kapatırsın ya da hocalıktan alırız’ dediğinde, Üstat’ın, ’40-50 kişilik sınıflarda hocalık yapmaktansa Büyük Doğu ile tüm vatan sathında hocalık yaparım’ dediğini aktardı.
Necip Fazıl hareketinin, özellikle Türkiye’de 19. Asrın karanlık felsefesini toprağa gömme hareketi olduğunu ifade eden Yazgan da Kısakürek’in, fikri münakaşalar içinde damgasını vurarak, ‘İslam’da felsefe yoktur, ilmi hikmet vardır’ dediğini anlattı. Yahudilerin Filistin’de devlet kurduklarında evvela milli devletlerin yıkılması planını uygulamaya geçirdiklerini de anlatan Yazgan, “Mason Locaları, Siyonist lobileriyle girerek milli devletin milli unsurlarını yok etmeye çalışmışlardır” dedi. Yazgan, bu dönemde Darvin, Freud, Makyavel’in öne sürüldüğünü ve William James’in, ‘bana faydası olan şey makbulüm’ düşüncesinin yayılmaya çalışıldığını anlattı.
Osmanlının yıkılmasının ardından milli eğitimde 1 asır etkili olanların çocukların beyinlerini yıkadıklarını da kaydeden Yazgan, AB, Almanya, ABD, İngiltere, Mason Locaları ile Siyonist lobilerinin yıkıcı propagandalarına karşı uyanık olunması gerektiğinin altını çizdi.
”HEP ÜMİTVAR OLDU”
Yazgan sözlerini şöyle tamamladı: “Bugün terörü destekleyenler dün Üstat’a sıkıntıları yaşatanlardır. Yüzündeki kırışıklıklar bunu gösteriyor. Yıpranmış ve çökmüş bir bedeni vardı. Ancak, 18 yaşındaki gibi ümit ve istikbal güzelliğini taşıdı. Hep ümitvar olmuştur.”
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.