Sonunda Başbuğ’umuzu da sinirlendirip yumruklarını kürsüye vurarak konuşmasını sağladılar. TSK’nin başkomutanı olan başbuğ sussa halk tepki göstermesini istiyor susamıyor, konuşsa her şeye karşılık vermek SSK’mıza yakışmıyor. Sabrını çok zorladıklarını düşünüyorum!
Cumhuriyet tarihimizde bu zamana kadar böylesine TSK’ni hedef alan bir hükümet daha olmamıştır. Darbe diye diye gündemi sürekli yıpratıcı suçlamalarla dolduran taraf gazetesi ve gazeteyi sürekli ciddiye alan medya kuruluşları ve hükümet var karşımızda!
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, darbe iddialarıyla ilgili yaptığı açıklamada çok sert konuştu. "Vicdansızlara sesleniyorum" diyerek cümlesine başlayan Başbuğ, yumruğunu kürsüye vurarak, "Vahim iddialar var. TSK eğitimde kullandığımız dokümanlara 'talimname' deriz. Talimnamelerimizden taarruzla ilgili bölüme baktığımız zaman, özellikle hücum bölümü ‘Biz askere ne dedirtiyoruz; 'Allah Allah' diye taarruz ettiriyoruz. Ordu nasıl Allah’ın evine bomba atmayı düşünür? Vicdansızlıktır, lanetliyorum. Ordunun Mehmetçiği, 'Allah Allah' sesleriyle eğitim yapıyor. Talimnamemizde var. Böyle bir ordunun kişileri çıkacak Allah’ın evlerine bomba atacak, orada ibadetine yapanlara... Lanetliyorum.” dedikten sonra darbe söylentilerine son noktayı şöyle koydu: "TSK’nin son ve nihai düşüncesi şudur: İktidarlar demokratik yollardan gelir. TSK, biz buna inanıyoruz."
Hem cumhurbaşkanı “TSK darbe düşünüyor” demek TSK’ne hakarettir diyecek hem de tüm bu çıkan haberleri hükümet olarak ciddiye alacaklar. Bu nasıl bir iktidar anlayışıdır anlamak zor gerçekten…
Başbuğ Kazım Karabekir’i anarken onun bir sözünü de anımsattı;
''Vatandaş gerçeği ara, öğren. Yanlış bilgi felaket getirir. Her işin hakikati aranmalı. O zaman kendi yolunu bulabilirsin'' bu sözün değerini 2010 da daha iyi anlıyoruz dedi.
Yapılan baskınlarla alınan göz altılarıyla hukukun siyasallaşmasını sağlayan bu ortamlardan ne bekliyoruz bilemiyorum ama kurumlar arasında kavga yok derken gözümüze gözümüze batan gerçekleri görmemek de sanırım imkânsızdır!
Hükümet üyeleri darbe planları yapılıyor diye nerdeyse kendileri sivil darbe yapıyorlar. Sonrada sivil darbe olur mu diye soruyorlar… Nasıl olmasın ki… kurumlardaki uygulama değişiklikleri, hukukun siyasallaşması, TSK’ne uygulanan güvensiz ortamların yaratılması sivil darbeye girmiyor mu?
Tarihimizde ilk defa yaşadığımız hükümet-TSK arasındaki savaşı hayretler içinde takip etmeyen var mıdır?
Her kurum içinde istenmeyen görüş ve davranış suçluları olabilir. Önemli olan bunları ayıklamayı bilmektir. İktidar –TSK ikilisi bir olup da bunları aşamayacak kurumlar mıdır ki sürekli karşı karşıya gelmeleri gerekiyor?
İktidarlar halkı yönetir, TSK halkın ve devletin dış güvenliğini sağlar. Asla hükümetten onay almadıkça da bir operasyon yapmaz. Hal böyleyken iktidar neyi, kimi paylaşamıyor ve kendi kurumu olan TSK’ni neden bu kadar zan altında bırakmak istiyor?
Hatta TSK/polis teşkilatı arasında bile bir anlaşmazlığı ortaya koyan tutumları, biz halk olarak görüyoruz.
Hükümet binlerce, teşkilata polis almayı düşünüyor. Bunlara da paralı eğitim vererek sınırları korumak adına alacağını söylüyor. Anlamadığım bu ihtiyacını neden TSK’den karşılamıyor da polis teşkilatına ordu kurduruyor? Bu nasıl bir çelişkidir?
Benim bildiğim polis iç güvenliği TSK dış güvenliği sağlar (kabaca bir genelleme sadece).
Şimdi tüm hükümet üyelerine soruyorum. Sınırları koruyan bir ordumuz varken sizler neden polis teşkilatından bir ordu kurmaya çalışıyorsunuz? Gerçek amacınız nedir? Halk olarak bilmek istiyoruz!
Kaos ortamı yaratılıyor diye çığırtkanlık yapanlara bakıyoruz… En çok onlar sanki kaos ortamını ister gibi halleri var!
Bir flim izler gibi izliyoruz gündemdeki olayları… Dilerim bu filmin sonu felaketle bitmez… Biz Türk halkı alışmışızdır mutlu sonlara!