Bu gün elimi çenemin altına koyup, şöyle bir düşündüm… Ülke için gerçekten çalışmış, halkın gönlünde taht kurmuş en çok anımsanması gereken kişiler kimlerdir diye… Tabiî ki aklıma birçok değerli kişiliklerimiz geldi. Bende birini seçtim. Bu kahramanımız Trabzon’un köprübaşı ilçesinde 1948 yılında düyaya gelmiş, hukuk fakültesini bitirdikten sonrada Aydın’da ilk memuriyet görevine başlamış biri…
1971–1984 yılları arasında sırasıyla Kalkandere, Bahçe, Hamur, Ayvacık, Kırıkhan, Alaca, Akçakoca kaymakamlıkları yapmış, 1984 yılında Tokat Valiliği`ne sonra da Erzincan Valiliği`ne atanmış. Bir süre Merkez`e alınmış ve 2002`de Denizli Valiliği`ne atanmış.
Lakabı “SÜPER VALİ”…
Evet… Kim olduğunu anlayabildik mi?
Hani o kendine özgü düşünce ve tavırlarıyla kimilerinin takdirini, kimilerinin de eleştirilerini toplayan, spor faaliyetleriyle etrafında şaşkınlık uyandıran, sıra dışı bir valimizdi!
Sanırım bu sefer bildiniz… Evet, o bizim “Süper Vali”mizdi!
“RECEP YAZICIĞOLU”
Onun adına “köprü” diye bir dizi(Ayşe Kulin) ve “Vali” diye birde film(Çağatay Tosun) yapıldı. Bunlar onun hayatını anlatıyordu. Ne kadar birebir değildir dense de onu tanıyanlar bürokratik sorunlarla boğuştuğunu ve her daim halkın hakkını koruduğu için zorluklar yaşadığını biliyorlardı.
Liberal düşünceleri ile öne çıkmış, Türkiye’nin 36 yaşında en genç valisi unvanını almıştı. görev yaptığı vilayetlerde halkın sevgisini ve takdirini kazanmış, sisteme karşı yaptığı bazı tepkileri ile de dikkat çekmişti. Halkının karşılaştığı sorunları, çektiği acıları o da yüreğinde hissettiği için halkın içinden biriydi. Bunu hisseden kaç kişi var bu mecliste?
Vilayet yönetimleri dönemindeki uygulamaları, üniversitelerde tez konusu olarak işlenmiş.
Tokat Valiliği sırasında torba bütçe uygulamasıyla, 80 yıldan bu yana yapılan dersliklerden daha fazla derslik kazandırarak eğitime katkı sağlamıştır.
Erzincan bölgesinin turizme açılmasına büyük katkıda bulunmuş.
Sistemi eleştirirken, halkın sistemin içerisinde olmadığını bundan dolayı bürokrasinin hantallaştığı ve bu yüzden yerinden yönetim sisteminin uygulanması gerektiğini dile getirirmiş… Bu doğruluğundan da hiç ödün vermemiş. Bu yüzdende zaman zaman merkeze alınıp sürgün edildiği yerler olmuş. Öylesine yiğit bir Anadolu evladıymış… Onun için “denizli efsanesi” diyorlarmış ona…
Keban barajı göllenmesiyle Başpınar köprüsü sular altında kalmış iki yaka halkının sürekli yapılmasını istemelerine rağmen yapılamamış ancak süper valinin pratik çözümleriyle ve uğraşılarıyla 23 yıl sonra bu köprü yapılmış.
Bakın onu yardımcısı nasıl anlatıyor;
“Onu ilk kaymakamlık kursunda bize ders vermeye geldiğinde gördüm. O güne kadar hep toplum kalkınması çerçevesindeki inanılmaz icraatlarını, Tokat efsanesini, traktörle veya motosikletle tebdili kıyafet yaptığı habersiz denetimlerini, baston yutmuş gibi kasılmaktan bir taraflarına felç inecek bürokrat tavırlarını, bürokrasiyi ve halkı da sigaya çeken, toplumumuza başaramama fırsatını bile tanımayan merkeziyetçi yönetim yapısına karşı alternatif çözümleri de ortaya koyan eleştirilerini birlikte çalıştığı meslektaşlarımızdan, basından vs.. duymuştum. Aklıma takıldığı için sordum: ‘Siz valilerin seçimle gelmesini savunuyorsunuz.
Seçimle gelen başarısız yöneticilerin yanında tayinle gelen sizin gibi başarılı yöneticiler de var. Bir de üniter yapı meselesi... Bu niye önemli?’ Bilmeden damardan girmişim. Üç saatin nasıl geçtiğini anlayamadık. Ders bittiğinde hepimiz karşımızda örnek alınmaya değer, heyecanı, iddiaları olan muhteşem biriyle karşılaştığımızı anladık. Her meslek grubunda olduğu gibi mülki idarede onun gibi olmaya heveslendiğimiz bir örnek insandı artık. Bu örneğin tekrarlanmaması gayretlerine de şahit olduğunu söylerdi. Değil mi baltanın sapı bizdendi. 1984 yılından beri Türkiye’de kaymakamların örnek aldığı, yanında çalışan hiçbir meslektaşımızın hakkında olumsuz tek laf edemeyeceği bir insandı.
Girdiği hiçbir yerde ikinci adam olamayacak kadar kapasiteli, moda tabirlerin ifadesiyle vizyonu geniş, doyumlarını sağlamış ve komplekslerinden arınmış birisi olarak Recep Yazıcıoğlu idarecilik hayatında sağladığı başarı grafiğini politikada da mutlaka yakalardı diye düşünüyorum. Çünkü siyasi iktidarların neden iki senede tıkandığının nedenlerini çok iyi yakalayabilmiş birisi olarak sistematik düzenlemelere gitmeden nokta bazlı proje ve icraatların devamını getirmenin çok zor olduğunu devamlı ifade ede gelmiştir. Yanlışların bir kısmını düzeltmenin aslında yanlışta bile bir dengenin sağlanması sebebi ile yanlışlığın dengelerinin bozulmasına ve boyutunun büyümesine yol açtığına, bu nedenle sil baştan yapmadan başarılı sonuç alınamayacağına inanan nadir insanlardandır.
Seni ameliyat masasında sargılar içerisinde yatarken gördüm. Tıbben öldüğünü söyledikleri, makineye bağlı yaşadığın anda bile görünüşün gerçekten heybetli ve muhteşemdin. Sen bu düzeni bozuk, insanların haysiyeti ve şerefinin hiçe sayıldığı, demokratlığın özünün yakalanamadığı, adam yerine konulmaya, başarıya, saygıya aç bu toplumdan, kötülüğün kol gezdiği diyarlardan bizi yalnız başımıza bırakıp, umutlarımızı, gelecek hayallerimizi de beraberinde götürüyorsun. Dik durdun, dik gidiyorsun. Allah makamını cennet eylesin. Güle güle büyük insan, güle güle...
Denizli Vali Yardımcısı Yazıcıoğlu’nun yakın mesai arkadaşı Orhan Oztur.””
Sizlere bu güzel insanın birkaç sözlerini yazmak istiyorum;
“Bizim toplum söyleniyor ama söylemiyor “
“Devletin kutsalı olmaz. Kutsal olan insandır, millettir, duygudur. Üç-beş kişinin biraraya gelip kurduğu yönetim organizasyonunun adı olan devletin nesi kutsal”
“Bizler hiçbir şeyden şüphe duymuyoruz. Üretici olamıyoruz. Bizler sadece bekliyoruz. Vali tebdili kıyafet giysin Denizli'yi kurtarsın. Başbakan Türkiye'yi kurtarsın. Böyle bir şey yok. Kurtarıcı halktır. Halkın örgütlü gücüdür, halkın katılımıdır. Problemler bu şekilde çözülür. Ama biz hep kurtarıcı, kurtar bizi ana, kurtar bizi baba gibi yetişme tarzımızdan kaynaklanan beleşçi bir yaklaşım içindeyiz. Bu nedenle bizden dinamik bir yapı, dinamik, özgür, üretken beyinler çıkmıyor” "Bu Sistem Değişmeli”
“"Devlet kademesinde yükselmenin üç yolu olduğunu vurgulayarak, Valilik abartılmamalı. Her görev önemlidir. Önemli olan geldiğin konumun yükseklik derecesi değil, yaptığın iş ne olursa olsun onun en iyisini yapmaktır. Ben de işimi yapmaya çalışıyorum.
“Gidemediğimiz yer bizim değildir”
“Herkes sisteme teslim, yeniden yapılanma için eylem yok. Halkın talebi yok. Halkımız duyarsız, ilgisiz. Çarkıfelek'e, Sibel Can'a gösterdiği ilgiyi değişime göstermiyor. Siyasi iktidar bindiği dalı neden kessin? Duyarsız yığınlar kendi varlığının farkına varmadı, çünkü örgütlenemedi. Bana sorarsanız millet sınıfta kaldı. Halkımız korkuyor çünkü ana dayağı, baba dayağı, polis dayağı, asker dayağı ile halkımızı korkutuyoruz. Bu kadar dayaktan sonra duyarsız oluyor. O kadar ki; kendisine zararlı olan yiyecek ve içecekleri söylüyoruz adam anlamıyor. Beyaz ekmek yeme, beyaz ekmek demek nişasta demek, tansiyon, kolesterol demektir diye anlatıyoruz, adam yine gidip beyaz ekmek alıyor. Boyalı içecek içme diyoruz, tabii içecek, ayran iç diyoruz adam anlamıyor. İçki, sigara tüketimi ve kumar oynamada dünyada dördüncüsüyüz. Bu muazzam halktan ne beklenir!"
İşte buyurun… bu kadar güzel sözlerden sonra başka diyecek ne kaldı?
Adam gibi Adam’lara ne kadar hasret bu ülke… Ve onlara da sahip çıkmaya bile korkan bir millet!
Böylesine değerli bir kişiliği bizler inanılmaz bir trafik kazasında kaybettik.
Denizli’de Uranyum aramak isteyen bir Amerika şirketiyle uğraştığı söyleniyor ve tamda kaza o dönemlerde oluyor. Üstelik de bu valimizin ağabeyi 2007 de Diyanet işleri bakanıymış! Bu konunun araştırılamaması ne garip değil mi?
Kazadan önce, gözlerinden rahatsız olduğu için Ankara’ya gelmek istiyor. Özel işlerinde hiçbir zaman makam arabasını kullanmadığı için özel arabasıyla gitmeye karar veriyor. Bunu duyan O günkü Ziraat Odası Başkanı Haldun Tellioğlu kendisini arayarak birlikte gitmeyi teklif ediyor. “Valime Mercedes yakışır’ diyerek arkadaşından arabasını ödünç alıyor. Kendi kullanamayacağı için çaycısını görevlendiriyor. Vali Bey’in evine geldiklerinde ısrarla Mercedes’le gitmelerini istiyor. Israrlara dayanamayan recep beyde kabul ediyor. Eşkişehir-Ankara temelli yakınlarında çift şeritli yolda aşırı hızdan duvara çarpıyorlar. Tellioğlu orada ölüyor. Vali bey ise arabadan fırlamış bir halde bulunuyor. Ama şöföre hiçbir şey olmuyor.
İbn-i Sina hastanesinde, iki gün yoğun bakımdan sonra bitkisel hayata giriyor ve beş gün içinde hayata veda ediyor. Recep ayında dünyaya gelen bu ender değerli kişilik yine recep ayında aramızdan ayrlıyor.
Tarih; “8 Eylül 2003”
Eşi Meryem Yazıcıoğlu’nun beynini kemiren bir soru; “Eşinin suikasta kurban gittiği iddiaları”. Tehlikelerin üzerine cesurca giden birinin böylesi bir kazada hayatını kaybetmesini içine sindiremiyor! Aile bu konuda birkaç soruşturma yapmış ama sonuç alamamış.
O artık bir efsane… Bir “süper Vali”… Kimileri içinde “çılgın vali”…
O bir Karadeniz çocuğuydu. Denizi gibi gözü kara, ruhu asildi. Dağları gibi başı dik ama hep de sisliydi. Kuzeyde başlayan hayatı, güneyde Ülkenin en ücra köşelerindeki insanına yardım ederek ömrünü harcadı. Onun için “başarısızlık” diye bir seçenek yoktu. Özü sözü bir, halkının arkasında durmayı bildi. Acılarını acısı, dertlerini dert edindi.
Onun içinde çok sevildi.
Halkın içine girdiği için, çıkarsızca haklarını savunduğu için bizler onu kendimize örnek aldık. Bende bir Karadenizliyim ve aynı bölge insanı olmamın gururunu taşıyorum.
Ben şahsım adına değerlerimizden bir tanesine sahip çıkmaya çalıştım. Çünkü bu ülke her zaman bu tür insanlar yetiştirmiyor! Bir ders gibi, bir kitap gibi okunması gerektiğini düşünüyorum. Bizler seni unutmadık Sayın “Süper Valimiz”… Unuttur mayacağızda…
valimizin ilk tv haberini bulunduğu illerde karakolları pembe renge dönüştürdüğü zamanda tanımıştım.işte radikal kararlar buna denir demiştim. ve o dediğim gibihep radikal kararları köhnemiş bir ülkenin hayata geçirilmesinde büyükrol oynamış bir kişi olarak türkiye defterinde almayı başardı. Ne yazık ki o süper validen sonra bugüne dek ve bugünde görevde olan vailer onu hiç ama hiç örnekalmadılar veya alamadılar. kendisine rahmet diliyorum ve onu buraya taşıdığın için de sana teşekkür ediyorum. Başarılarının devamını diliyorum.
Mehmet
17-01-2010, 19:13:12
Süper Valinin sözleri cok dogru, takdir ediyoruz, maalesef böyle devlet memurlari pen nadir yüksek kademelere getiriliyor. Bizde el-pence divan duranlar kariyer yapiyor. Süper Vali nin yukaridaki sözlerini aslinda tüm devlet dairelerine cerceveletip asmak lazim.