Farkında mısınız? Ne olduysa oldu biz yine bir kaosun içine düştük. Gün geçmiyor ki gündem değişmesin ve memleketin ücra bir köşesinde birileri ellerine pankartları alıp; özgürlük, daha fazla maaş veya ayrıcalık istemesin. Üstelik bunlar olurken bir yandan da; sanki her şeyi hallettik, hayat her yönüyle güllük gülistanlık ve biz yılbaşı kutluyoruz. Yılbaşına karşıyım yazısı değildir bu; tam aksine, neden yılbaşını diğer birinci sınıf! dünya ülkeleri gibi mutlu mesut bahtiyar bir şekilde kutlayamayalım yazısıdır.
Her hafta bir yerlerden gelen şehit haberleri ve bunun üzerine bir yandan analar ağlamasın nutukları, öbür yandan; sen iktidarsın sen sebebsin nutukları. Ya arkadaş yeter yahu! Vallaha da billaha da yeter. Aynı senaryoyu her hafta yaşatıyorsunuz. Sen de suçlusun, sen de. Hatta 70 milyon suçludur arkadaş! Terör doğduğu günden beri, birileri mamasını eksik etmiyor bu bebeğin. Kimse alınmasın. Bu memleketin ordusu yok mu arkadaşım! Hani övünüyoruz da duruyoruz. Dünyanın en güçlü ordusu diye . En güçlüsü olmasa da en güçlülerinden biri olan ordu . Asker sayısı bakımından, teçhizat bakımından, aldığı kaynak bakımından en güçlülerinden biri olan ordu. Kafamı karıştıran, acaba daha nesi olsa da, hangi eksiği tamamlansa da terörü bitirebilecek düzeye gelecek olan ordu. Yani kısacası yılbaşını kutlayabiliyoruz bu terör belası varken, helal olsun bize!
İşsizlik, memleketimin kaderi. Dünyada bir ülkemde mi var; hayır bir tek biz de yok ama bu kadar potansiyeli olup değerlendiremeyen bir ülkeyiz işte. Turizm dersen var. Öyle bir ülke ki yaz turizmi, kış turizmi, bahar turizmi, hepsi yapılıyor. Önemli kongrelerin toplantıların ülkesiyiz. Başka zenginliklerimiz de var; bir sürü ülkeye ve kıtaya geçiş bölgesiyiz; dolayısıyla her türlü nakliyat ticareti ve enerji aktarımı şansımız var. Madenlerimiz var, diğer ülkeler gıptayla bakıyor. Allah, tarımı başlatmış bizim topraklarımızda; su vermiş, hazine gibi toprak vermiş. Al işlet keyfini sür yahu! Topraktan para fışkırt. Çok pembe tablo çiziyor gibi görünebilir. Hatta; denilir ki o eskidendi. 70 milyonun suçunu söylüyorum. Ne suyumuzu adam gibi kullandık ne toprağımızı. Çiftçimizi eğitemedik, vahşi sulamayla kaynağımızın önemli bir bölümünü harcadı, harcamaya devam ediyor. Topraklarımız kuraklaştı. Anız yaktık, yararlı canlıları öldürdük, toprağın verimini bir hayli düşürdük. Bununla bitmedi; Bir de kalktık devlet eliyle verimli topraklara fakir konutları inşa ettik. A tipi B tipi. Fakirlerin zenginleri satın aldı onları da neyse! Ya Sanayimiz! Onun hali de içler acısı. Ürettiğimizden fazla tüketiyoruz da, onu iyi beceriyoruz da, ithalatımıza maşallah sınırları zorluyoruz da. Bunların hepsini yapabiliyoruz da, O kadar bakanlığımız, müsteşarlığımız, sanayi ticaret odalarımız ve borsalarımız; şu dengeyi sağlayamıyoruz. Potansiyellerimizi kullanamayan bir ülkeyiz. İnsanlarımız aç, işsiz, borç batağında. Ama yine de helal olsun biz yılbaşını kutlayabiliyoruz..
Sağlık konusunda da sınıfta kalan ülkeler arasındayız. Hastaneler tıklım tıklım,sürekli hasta olan bir ülkeyiz ve koruyucu hekimlikten haberimiz yok. Alışkanlık olmuş biz de; önce hastalanıyoruz sonra tedavi olmaya gidiyoruz. Ayrıca, 10 000 kişiye 16 hekim düşüyor bu ülkede. En çok yolsuzluk yapılan sektör olması da ayrı bir tartışma konusu.
Güvenlik dediğimiz zaman da durup düşünmek gerekiyor ki, yapılan araştırmalarda ülkemiz korkulan bir ülke haline gelmiş vaziyette. Başta terör olmak üzere; cinayet, tecavüz, hırsızlık, gasp ve yankesicilik gibi suçlarda da sınırları zorlamaya doğru gidiyoruz ve insanlar gününü kurtarma peşine düştü ve akşam eve sağlıklı veya canlı gitme garantilerini göremez oldular. Hele yabancılar, Türkiye’ye gelmeye cesaret edemez oldular. Bu tablolar da kimse kusura bakmasın 70 milyonun suçu. Evladını yetiştiremeyen, teröre bulaşmasını engelleyemen, iş güç sahibi olması için çaba göstermeyip hırsızlık yapmaya yönelten, bakamayacağı ve okutamayacağı kadar çocuk yapan anne babalar ve bunları engelleyecek kadar cesaret gösteremeyip izleyenler, kınayanlar bu 70 milyonu oluşturmakta. Biz bu durumdayken de yılbaşını kutlarız diyenlere helal olsun!
Sözün özeti; yılbaşını kutlamayı hak ediyor muyuz? 2010 a eriştik ama sorunları çözemedik. Çözmemizi beklemiyorum belki ama ne yaptık. Neler yapacağız? Gelin şu sorunları çözmeyi sadece devletten beklemeyi bırakalım. Siyasiler bu işlerden anlamıyor. Onların başka işleri var. Olgunluğu biz gösterelim. Oyunlara alet olmayalım. Onlar kavga ededursunlar. Biz toplumsal gelişimimize bireysel katkılarımızı yapalım. Kaynaklarımızı tüketmeyelim, dolduruşa gelmeyelim. Popülist sloganlarla uğraşmaktansa, gerçekten gerçek adımlar atalım. Her ne yapıyorsak ne iş yapıyorsak en iyi şekilde yapalım. Ebeveynler; kaliteli bireyler yetiştirmek için daha çok çaba sarfedelim. Toplum olarak silkinip kendimize gelelim. Bu ülke siyasilere bırakılacak kadar kıymetsiz değildir.
Fatih Görgen
30.12.2009