21 Ekim 2014 Salı
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Türkiyede Eğitim felç, Öğretmenler kadro bekliyor
02/08/2010 13:34

Türkiye'de Eğitim felç, Öğretmenler kadro bekliyor

Yıllar geçse de eğitimde hiçbir şey değişmemektedir. Türkiye’de eğitimin durumu Avrupa ülkelerine göre yerinde saymakta hatta daha da gerilemektedir.İşte detayları ile eğitim durumumuz

Yıllar geçse de eğitimde hiçbir şey değişmemektedir. Türkiye’de eğitimin durumu Avrupa ülkelerine göre yerinde saymakta hatta daha da gerilemektedir. Bir ülkenin gelişmişlik düzeyini doğrudan etkileyen eğitime neden ilgi gösterilmediği ise akıllarda kalan en büyük sorudur.

Eğitimsen Haziran 2009 raporuna göre;Yıllardan bu yana çözülmeyen v eçözülmedigi oranda da gelecek yıllara çogalarak sarkan sorunlar, egitim sistemini dört bir koldan kusatmıstır. Özellikle AKP hükümeti döneminde egitimde yasanan yogun ticarilestirme veözellestirme uygulamaları, egitim sistemini içinden çıkılmaz bir girdaba dogru hızla sürüklemektedir.

Türkiye’de Okullaşma Oranı Hala Düsük

Türkiye’de 2007 yılı itibariye egitim sürecinde olması gereken nüfusun belli bir bölümü egitim hakkından yararlanamamaktadır. Egitimin önde gelen sorunlarından birisi olan okullasmadaki eksiklikler, hala çözülmemis olarak ortada durmaktadır. Okullasma oranına Milli Egitim Bakanlıgı’nın 2007 rakamları açısından bakıldıgında, tablonun hiç de iç açıcı olmadıgı görülmektedir..



Kaynak: Milli Egitim istatistikleri, 2008-2009

Derslik, Okul ve Ögretmen Sayısı Yetersiz

Yine Eğitim-Sen’in raporuna göre;Türkiye’de toplam ögrencilerin %75’i ilkögretimde bulunmaktadır. İlkögretimdeki duruma son yedi yılda yasanan rakamsal degisiklikler ısıgında baktıgımızda tablonun hiç de iç açıcı olmadıgı görülmektedir.


* 494’ü sözlesmeli ögretmen, 18. 291’i usta ögretici.
Kaynak: Milli Egitim İstatistikleri, 2008-2009.

2008-2009 egitim-ögretim yılında okul öncesinde okul sayısı 23.653, derslik sayısı 39.481, örgenci sayısı 804.765, ögretmen sayısı ise 47.633’tür. _lkögretimde, okul sayısı 33.769, derslik sayısı 320.393, ögrenci sayısı 10.709.920 ögretmen sayısı ise toplamda (kadrolu + sözlesmeli) 453.318’dir. Ortaögretimde okul sayısı 8.675, derslik sayısı 109.042, ögrenci sayısı 3.837.164, ögretmen sayısı (kadrolu + sözlesmeli) 196.713’tür.


* 33.978’i sözlesmeli ögretmen.

Kaynak: Milli Egitim istatistikleri, 2008-2009.

İlkögretimin son yedi yıllık gelisim tablosuna baktıgımızda, 2002 yılından bu yana okul sayısında yasanan azalma dikkat çekmektedir. Bu azalmanın nedeni özellikle köylerde yaygınlasan birlestirilmis sınıf, Yatılı _lkögretim Bölge Okulu (Y_BO) sistemi ve tasımalı egitim uygulamasının artmasıdır. 2002 yılından bu yana ilkögretimde okuyan ögrenci sayısı artmıs olmasına ragmen,ögretmen, okul ve derslik sayısının bu artısa paralel olarak artmadıgı görülmektedir. Milli EgitimBakanlıgı’nın rakamlarına göre Türkiye’de 13 bin 20 köy okulu kapalı, 18 bin 213 okulda ise tasımalı egitim uygulanmaktadır.

MEB Bütçesinden Yatırıma Ayrılan Pay

AKP iktidarı döneminde egitim bütçesinden yatırımlara ayrılan pay sürekli olarak azalmıstır. Egitimin sorunlarını çözmek için atılması gereken en somut adım, egitim alanındaki kamu yatırımlarının artmasıdır. Ancak AKP Hükümeti, diger tüm alanlarda oldugu gibi egitim alanında da özellestirmeyi ilke edindigi için, MEB bütçesinden yatırıma ayrılan payı büyük oranda azaltmıstır


Dershaneler Okulların Yerini Almaya Basladı

Egitim sisteminde dikkat çeken bir diger nokta, yıllardır egitimin kanayan yarası olan dershane sisteminin daha da büyümesidir. Dershane sistemi, bugün baslı basına bir sektör haline gelmis ve egitime yeterli kaynak ayrılamaması, okullarımızda nitelikli egitim verilememesi, özel dershane sisteminin her geçen gün büyümesine ve neredeyse okullara alternatif kurumlar olarak düsünülmesine neden olmustur.



Okullarda siddet olayları artarak sürmektedir
Toplumsal-ekonomik olumsuzlukların ve gelir adaletsizliginin bu denli derinlestigi ülkemizde, okullarda yasanan siddet, egitim alanının en önemli sorunları arasında yer almaktadır. Egitim sisteminin tüm bilesenleri okullarda yasanan siddet olaylarından etkilenmektedir. Bu çemberi zorlayan, olumsuzlugu en aza indirmeye çalısan az sayıda egitim yöneticisi ve ögretmen ile birlikte egitimde yasanan siddet ortamını egitim biliminin sınırları içinde çözmek gerekmektedir.

Egitimde Sözlesmeli Degil, Kadrolu istihdam Benimsenmelidir
Anayasanın 128. maddesinde; “Devletin kamu iktisadi tesebbüsleri ve diger kamu tüzel kisilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdigi asli ve sürekli görevler, memurlar ve diger kamu görevlileri eliyle görülür. Memurların ve diger kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diger özlük isleri kanunla düzenlenir” hükmüne yer verilmistir.

Egitim ve ögretim hizmetinin geçici olmadıgı, kamu hizmetlerinin gerektirdigi asli ve sürekli görevler arasında yer aldıgı açıktır. Dolayısıyla egitim ve ögretim hizmeti veren ögretmenlerin, Devlet Memurları Yasasının 4/C maddesi kapsamında ve geçici olarak veya 4/B maddesi kapsamında sözlesmeli olarak çalıstırılmaları, Anayasanın 128. maddesine açıkça aykırıdır.

Eğitimimiz zayıf, işgücümüz düşük
Türkiye’de eğitimin bu kadar kötü gidişatı işsizliği de beraberinde getirmektedir. Türkiye’de yüzbinlerce genç maalesef ki işsiz ya da en düşük maaşa mahkum edilmiştir.Türkiye İstatislik Kurumu’nun verilerine göre;
Türkiye’de ;

15-34 yaş grubunda en az ilkokul mezunu olan ve eğitimini tamamladıktan sonra 3 aydan uzun süreli bir işte çalışmış olanların (10 milyon 860 bin kişi);

- % 64,5’i erkektir,
- % 54,4’ü lise altı eğitim seviyesinde, % 28,8’i lise ve dengi mezunu, % 16,9’u ise yükseköğretim mezunudur.
- % 16,6’sı ilk işinde nitelik gerektirmeyen bir iş yapmıştır.
- Yükseköğretim mezunu olanların, % 57,6’sı ilk işlerinde profesyonel veya yardımcı profesyonel meslek mensubu olarak çalışırken, % 2’si nitelik gerektirmeyen işlerde çalışmıştır.
- % 76,7’si ilk işlerinde ücretli, maaşlı veya yevmiyeli olarak çalışmıştır.
- Yükseköğretim mezunu olanların, % 93,2’si ücretli, maaşlı veya yevmiyeli olarak çalışmıştır.
- % 62,6’sı ilk işini aile, akraba veya arkadaşlarının yardımı ile bulmuştur.
- Yükseköğretim mezunu olanların, % 29,7’si ilk işini aile, akraba veya arkadaşlarının yardımı ile, % 48,7’si ise doğrudan işverene yaptığı başvuru sayesinde işini bulmuştur.

15-34 yaş grubunda olup, meslek lisesi veya yükseköğretim mezunu olan ve eğitimine devam etmeyen fertlerden,

- Öğretmen eğitimi ve eğitim bilimleri mezunu olanların, % 65,3’ü referans haftasında istihdamda, % 11,5’i işsiz, % 23,1’i ise işgücü dışındadır.
- İş ve yönetim bölümleri alanından mezun olanların % 63’ü referans haftasında istihdamda, % 15,6’sı işsiz, % 21,4’ü ise işgücü dışındadır.
Sağlık alanından mezun olanların % 87,9’u referans haftasında istihdamda, % 2,2’si işsiz, % 10’u ise işgücü dışındadır

KPSS Öğretmen adaylarının başına bela olmuştur


Kamu Personeli Seçme ve Yerleştirme sınavı olarak adlandırılan KPSS öğretmen adaylarının kabusu haline gelmiştir. Bu sınav bilgiyi ölçmekten çok öğretmen atamalarına engel olmak için ortaya çıkmıştır.

2010 yılı 10 bin kişilik öğretmen atamalarında branşlara göre dağılım şöyledir:

Ahşap teknolojisi (9 kişi)
Beden eğitimi (183 kişi)
Bilişim teknolojileri (215 kişi)
Biyoloji (111 kişi)
Büro yönetimi ve sekreterlik (7 kişi)
Coğrafya (148 kişi)
Çocuk gelişimi ve eğitimi (108 kişi)
Denizcilik/gemi yönetimi ve kaptanlığı (1 kişi)
Din kültürü ve ahlak Bilgisi (384 kişi)
El sanatları teknolojisi/el sanatları (6 kişi)
El sanatları teknolojisi/nakış (5 kişi)
Elektrik-elektronik teknolojisi/elektrik (35 kişi)
Elektrik-elektronik teknolojisi/elektronik (13 kişi)
Endüstriyel otomasyon teknolojileri (1 kişi)
Felsefe (92 kişi)
Fen ve teknoloji (412 kişi)
Fizik (93 kişi)
Gıda teknolojisi (41 kişi)
Giyim üretim teknolojisi (17 kişi)
Görme engelliler sınıfı öğretmenliği (12 kişi)
Görsel sanatlar/resim (103 kişi)
Grafik ve fotoğraf/grafik (1 kişi)
Güzellik ve saç bakım hizmetleri (21 kişi)
Hasta ve yaşlı hizmetleri (2 kişi)
Hayvan sağlığı (2 kişi)
İHL meslek dersleri (42 kişi)
İHL meslek dersleri Arapça (16 kişi)
İlköğretim matematik öğretmenliği (344 kişi)
İngilizce (795)
İnşaat teknolojileri/yapı tasarımı (3 kişi)
İşitme Engelliler sınıfı öğretmenliği (12 kişi)
Konaklama ve seyahat hizmetleri (3 kişi)
Kuyumculuk teknolojisi (1 kişi)
Makine teknolojisi/makine ressamlığı (1 kişi)
Makine teknolojisi/makine ve kalıp (10 kişi)
Matematik (447 kişi)
Metal teknolojisi (15 kişi)
Motorlu araçlar teknolojisi (15 kişi)
Muhasebe ve finansman (47 kişi)
Müzik (132 kişi)
Okul öncesi öğretmenliği (727)
Pazarlama ve perakende (3 kişi)
Plastik teknolojisi (1 kişi)
Psikoloji (2 kişi)
Radyo-televizyon (3 kişi)
Rehber öğretmen (746)
Sağlık bilgisi (9 kişi)
Sağlık/acil tıp (26 kişi)
Sağlık/çevre sağlığı (1 kişi)
Sağlık/hemşirelik (17 kişi)
Sağlık/tıbbi sekreterlik (4 kişi)
Sağlık/tıbbı laboratuvar (9 kişi)
Sanat tarihi (1 kişi)
Sınıf öğretmenliği (2 bin 737)
Sosyal bilgiler (313 kişi)
Tarih (182 kişi)
Teknoloji ve tasarım (193 kişi)
Tekstil teknolojisi/tekstil dokuma-örme (12 kişi)
Tekstil teknolojisi/tekstil terbiye (1 kişi)
Tesisat teknolojisi ve iklimlendirme (7 kişi)
Türk dili ve edebiyatı (536 kişi)
Türkçe (332 kişi)
Yiyecek içecek hizmetleri (7 kişi)
Zihin engelliler sınıfı öğretmenliği (194 kişi)

Yukarıda gösterilen kontenjanlar göstermektedir ki bu şekilde bir atamada öğretmenler bu yıl da boşta gezmek zorunda kalacaktır. Her branştan her yıl ortalama 2000 kişi mezun olurken atama sayısı ise % 10’u bile bulmamaktadır. Bu da Türkiye’de eğitime verilen değerin ne kadar olduğunu açıkca ortaya çıkarmıştır.

KPSS sınavı psikolojik sorunlar getirmektedir

Türkiye’nin kendi üniversitesinde okuyup mezun olan öğretmen adayları üniversite bittikten sonra atanamayınca psikolojik bunalıma girmekte ve sağlık sorunları artmaktadır.
İşte atanamayınca intihar eden üniversite mezunlarının manşetlere düşen haberleri:

Adana'da, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun olduktan sonra 5 yıldır KPSS'ye girip kazanamayan Pınar Avcı intihar etti. Avcı'nın 5 yıldır sınav stresi nedeniyle psikolojisinin bozulduğu ve tedavi görmekte olduğu bildirildi.

Kadir öğretmen, yıllarca atanamayınca bunalıma girdi ve intihar etti. Atanamayan Öğretmenler Platformu da, sayısı 12'yi bulan intiharların artmasından korkuyor.

Dershanede düşük ücret ile öğretmenlik yapan Elif İşler, intihar etti.İşler’in girdiği KPSS sınavından başarısız olacağını düşünerek, yaşamına son verdiği öğrenildi.

Adıyaman'ın Kahta İlçesi'nde bir genç, KPSS'den çıktıktan sonra döndüğü evinde tabancayla intihar etti.

Bursa'da geçtiğimiz yılki KPSS sınavında başarılı olamayan ve vekil öğretmenlik yapan Fikret Ercan (24), girdiği bunalım sonucu kendini asarak intihar etti. Ercan intihar notunda, "Artık yoruldum, çalışıyorum ama olmuyor" diye yazdı.


Yukarıdaki haberlerde açıkca görülmektedir ki KPSS sınavı insanları psikolojik bunalıma sokmaktadır. Bu haberlere rağmen Milli Eğitim Bakanlığı KPSS sınavında hala ısrarcılığını korumaktadır.

Uzmanlar uyarıyor

Uzmanlar KPSS sınavı ile ilgili şu uyarılarda bulunuyor.Üniversite mezunu oldukları halde işsiz kalanların hayatını KPSS’nin felç ettiğine dikkat çekerek, “Ataması yapılmayan öğretmenler ne yazık ki KPSS’den mağdur olup işsizlik sonucu bunalıma sürüklenerek intihar ediyor bu ülkemizin ciddi bir kanayan yarasıdır. Her yıl ataması daha da zorlaşan öğretmenler umutsuzluk yaşamakta ve geleceğe dair güvenli adım atamamaktadırlar. Bu sebeplerden dolayı üniversitelerden mezun olan gençlere istihdam sahaları açılmalıdır. Bu istihdam sahaları KPSS standartlarına göre değil üniversitelerin eğitim seviyesine göre belirlenmelidir. KPSS sınavı bir kişinin yeterliliğini ölçememektedir bu yüzden KPSS sınavı biran önce kaldırılmalı eğer bilgi ölçmek isteniyorsa alternatif yollar türetilmelidir bu alternatif yol asla ve asla sınav değildir.

Bir ülkenin gelişmişlik düzeyini birebir etkileyen eğitime verilen değerin bir an önce artırılması ve üniversite mezunlarına istihdam sahaları açılması hem TÜİK hem de Eğitim-Sen verileri tarafından açıkca ortaya çıkmaktadır. Türkiye’de hala binlerce okulda öğretmen eksiği bulunmaktadır. Bu eksik kadrolar biran önce atama bekleyen öğretmenler tarafından doldurulmalıdır.

ajans5/Murat Tabaru

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ