25 Mayıs 2012 Cuma
Emekliler dikkat! İşte yeni sosyal güvenlik reformundaki o detay
Kenan Doğulu çok romantik çıktı
Acun Ilıcalının kaşı yarıldı!
Galatasarayda Hamit Altıntop şoku!

Emrullah GÜNEY / haber50

Türkiye Fransa’yı dava etmelidir.

06 Şubat 2012 Pazartesi 12:10

Fransa tarihi katliamlarla doludur. Jenosid, soykırım denilince, dünyada ilk önce emperyalist Fransa gelir. Bu yazımızda,  Küçük Avrupa da denilen, anakaranın tüm özelliklerini barındıran; hem Kuzey Denizi’ne, hem Akdeniz’e kıyıları olan bu güzel ülkenin tarihine bir göz atacağız.

 

Fransız dediğimiz halk kimdir?

100 bin yıl önce mağaralarda yaşayan insanlar vardı bu ülkede. İsa’dan önce 50’li yıllarda Romalılar Galya adını verdikleri bugünkü Fransa’yı işgal ettiler. İsa’dan sonra  2. ve 3. yüzyıllarda bazı kavimler Romalılar’ın dilini ve geleneklerini benimsediler. Romalılar güçten düşünce Ren ırmağı ötesindeki barbar kavimlere bir cesaret geldi; Galya’ya akın ettiler. Bunlardan Franklar bugünkü ülkeye adlarını verdiler. Kuzeydeki kıyılara yerleşmişti bunlar ve çok sayıda küçük krallıkları vardı. 8. yüzyılda Kral Şarlman Fransa’nın sınırlarını Almanya’ya ve İtalya’ya değin genişletmişti. Bu diyarlarda yaşayan halklar hristiyanlığı benimsemek zorunda bırakıldı. 800 yılında Şarlman Roma’da Papa’nın elinden taç giydi. Devletin adı böylece Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu oldu. 9. Yüzyılda Vikinglere ve Endülüs üzerinden Pireneler’i aşarak Fransız topraklarına akınlar düzenleyen Araplara karşı birleştirici öge Hristiyanlık oldu. Vikingler de Fransa’yı işgal ettiler ve ülkenin kuzeyine yerleştiler.

 

732’de Poitier’de Charles Martel orduları Endülüs İslam ordusunu hemen tümüyle ortadan kaldırmıştı. Fakat Arap akınları eski hızını bulamasa da sürüyordu. Öte yandan Britanya adalarında Anglo Saksonlar devletleşme sürecindeydi. Fransa’da devlet yönetimi zayıflarken Britanya güçleniyordu.

 

1853 Kırım Savaşı’na değin Avrupa’da sürekli çatışan iki güçlü devlet vardı: Fransa ve Britanya.  Fakat, bu savaştan önce neler oldu, olaylara  bakmakta yarar vardır.

 

12. yüzyılda Britanya orduları Fransa’nın üçte ikisini ele geçirmişti. 1180’den itibaren Frank krallığı yerine Fransa Krallığı terimi kabul gördü. 2.Philippe, yitirilen toprakları geri kazandı ve devletin sınırlarını genişletti.

 

1337 ile 453 arasındaki 4 büyük savaşa 100 Yıl Savaşları adı verilir. Agincourt savaşından sonra Britanya, Kuzey ve Doğu Fransa’nın büyük bölümünü yeniden işgal ettiler. Mitolojik bir kişilik olan Jeanne d’Arc Fransızları örgütledi ve Britanya ordusu yenildi.

 

Reformasyon hareketleri Fransa’yı altüst etti. Jean Calvin, Huguenotlar denilen Fransız Protestanlarını örgütledi. Kalvinizm, Fransızların ulusal mezhebi olarak ortaya çıktı. Fakat, Katoliklerin huzursuzluğu arttı. Sonunda, 1562’de din savaşları, mezhep çatışmaları çıktı. 1572’de önce Paris’te, sonra tüm Fransa’da Aziz Bartholomeos Yortusu kıyımında tüm Huguenot önderleri ortadan kaldırıldı. Binlerce Protestan öldürüldü. Bu, dünya tarihinin en kanlı  katliamlarından biri sayılır.

 

Kral 4. Henry Protestan idi. Fakat, ülkede iç barışı sağlayabilmek için Katolik oldu. 1598’de Nantes Fermanı ile Huguenotlara birtakım haklar sağlandı, siyasal özgürlükler verildi. Fakat bunlar yaşama geçirilemedi. 1620’lerde iç savaş yeniden alevlendi.

 

Savaşlardan bıkan, usanan halk ülkeden göç ederek yeni dünyaya yerleşmeğe başladı. Böylece Fransa, Kuzey Amerika’da Missisipi-Misouri havzasında, Louisiana’da, Quebec’de Fransızların yaşadığı topraklara sahip oldu.Yeni Dünya’nın kuzeydoğusundaki bu topraklar boş değildi. Yerli Kızılderili halklar yaşıyordu. Fransızların bu diyarda kaç bin yerliyi ortadan kaldırdığı tarihin sırları olarak kaldı.

 

1618-48 arasındaki savaşlara 30 Yıl Savaşları denir.  Değişik mezheplere bağlı binlerce hristiyan kıyasıya birbirini yok etti. Fransız toprakları kanla sulandı. 14. Louis döneminde Fransa gelişti ve Avrupa’da güç ve söz sahibi oldu. Kral, kendini Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcisi sayıyor ve başkaldırmayı günah sayıyordu. Bu kral tam 72 yıl tahtta oturdu.

Soyluları, feodalleri denetim altına alan kral, eğitime önem verdi. Fransız donanmasını Britanya ve Felemenk deniz güçleri düzeyine çıkardı. 1685’de Nantes Fermanı yürürlükten kaldırıldı. Bunun üzerine 400 bin kadar Huguenot, ülkeden ayrılmak zorunda kaldı.

 

1756-63 arasında Britanya ile süren savaşlara 7 Yıl Savaşları denir. Sömürge toprakları kazanmada Fransa ikinci sıraya düşmüştü. Tarım, sanayi, madencilik gelişmişti. Fakat, gelişme halkın düşüncelerini de değiştiriyordu. Kralın mutlak egemenliği yerine ulus istenci dillendiriliyordu. Britanya’da parlamento vardı. Oysa, Fransa yönetimi ilkel kalmıştı . 1789 Devrriminden sonra Cumhuriyet ilan edildi.  Savaşlar sürüp gitti. Cumhuriyet orduları Felemenk’i işgal ettiler. İtalya seferiyle Avusturya’ya büyük bir üstünlük sağlayan Korsikalı General Napoleon Bonapart gücünü arttırdı. 1804’te Meclis kararıyla İmparator ilan edildi. Trafalgar Savaşı’nda Britanya orduları Fransız ordusunu ağır bir yenilgiye uğrattı. 1812 Rusya seferi de felaketle sonuçlandı. Napoleon, savaş tutsağı olarak Elba Adası’nda konuk edildi. Adadan kaçtı ve yalnızca 100 gün süreyle yeniden iktidara geçti. 1815 Waterlo Savaşı’nda Britanya ve Prusya orduları karşısında Fransız ordusu yenildi, ağır kayıplar verdi. Britanya, artık bu Korsikalıdan kurtulmak istiyordu. Atlantik’teki küçük Saint Helena adası’nda “konuk” ettiler onu

 

Fransa, Waterlo Savaşından sonra ağır bir savaş tazminat ödemek zorunda kaldı. Doğu Fransa elden çıktı. Yönetimdekiler ardı ardına Kral, Cumhurbaşkanı, İmparator unvanlarıyla ülkeyi yönettiler. Bütün bu sıkıntılara karşın, çalışkan Fransız emekçisi ülkeyi geliştirdi, kalkındırdı.

 

Napoleon tehlikesi ortadan kalktıktan sonra Britanya, artık Fransa ile savaşmak istemiyordu. Bu nedenle 1853 yılında Ruslara karşı Kırım’da bağlaşık olarak Fransız ordularıyla birlikte savaşılar. 3 yıl süren bu savaşlarda Osmanlı orduları da bağlaşıktı.

 

Fransa, Kırım Savaşından sonra Avusturya ve Danimarka’yı da yenilgiye uğrattı. Fakat, 1870’de Prusya orduları karşısında yenildi. İmparator Louis-Napoleon tutsak edildi. Fransa’da yeniden Cumhuriyet ilan edildi. Kral yanlıları ise Thier’yi başa geçirdiler. Almanlara Alsace-Lorraine’i vermeyi ve savaş tazminatını kabul etti Thier. Paris halkı bunu reddetti. 26 Mart 1871’de Paris Komünü adlı bir Meclis toplandı. Fransa’nın yönetimini Komün üstlendi. Fakat Komüncüler acımasızca bastırıldı. Sokak çatışmalarında 20 binden çok insan öldürüldü.

 

Siyasal kargaşalara karşın 40 yıl süreyle barış içinde yaşayan Fransa, Pasifik Okyanusu’nda, Afrika’da, Asya’da birçok sömürge toprağı elde etti. Artık haritalarda Fransız Polinezyası adlı bir adalar öbeği vardı.  Emperyalist Fransa, işgal ettiği toprakların madenlerini yerli halka çıkarttı. En değerli orman ağaçlarını yerli halka kestirdi. En değerli tarım ürünlerini yerli halkı çalıştırarak ürettirdi ve bunları Fransa’ya taşıttı.

 

Fransa, 19. yüzyıl boyunca Ortadoğu’da toprak elde etmenin peşine düştü. Lübnan’daki Marunileri,Levantenleri, Dürzileri koruyucu kanatları altına almış, Osmanlı Devleti’ne karşı kışkırtıyordu. Ayrıca, Balkan Yarımadası’nda da Yunanlara, Sırplara, Bulgarlara destek veriyordu.

 

Birinci Büyük Paylaşım Savaşı’nda Fransa ile Britanya, İtalya, Belçika, ABD ile ortak hareket etti. Bağlaşık olarak , Almanya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Bulgaristan, Osmanlı Devleti’ne karşı savaştı. Alman orduları Paris yakınlarına dek ilerlediler. Çanakkale Boğazı’nı savunan Türkler karşında deniz ve kara savaşlarında Fransız orduları da ağır kayıplar verdiler. Fransa 1 milyon 300 bin asker yitirdi Birinci Dünya Savaşı’nda. Bunların bir bölümü Afrika’dan getirilmiş sömürge topraklarının zavallı, bilinçsiz  gençleriydi.

 

1939’a dek Fransa , Almanya’dan kazandığı  savaş tazminatı ve sömürgelerinden aldığı hammadde sayesinde büyük bir gelişme gösterdi. Ne var ki, Alsace-Lorraine yeniden Fransa’ya katılmış olsa da, ülke yorgundu. İşsizlik artıyordu. Hitler’in adımlarının sesi duyulurken Fransa, silah üretimine önem verdi. Maginot Hattı adlı savunma sistemi yapıldı. Böylece işsizlik önlendi. Tarımda da önemli verim artışları sağlandı.

 

Hitler 1 Eylül 1939’da doğuda Polonya’ya saldırarak Büyük Savaş’ı başlatmıştı. 1940 baharında Maginot Hattı’nın kuzeyinden, Belçika üzerinden giren Alman ordusu, Fransa’yı kısa sürede işgal etti. Tek kurşun atmadan Fransız ordusu teslim oldu. Paris, zarara uğramasın diye açık kent ilan edildi; bombalanmaktan kurtarıldı. Fransız direniş ordusu kuruldu. Yer altı çalışmaları yoğunlaştı. Faşist Almanya 4 yıl boyunca Fransa’nın tüm birikimini ortadan kaldırdı. Gençleri çalışma kamplarında topladı; insanları Alman savaş sanayisinin gelişmesi için kullandı. Savaş Fransa için tam bir yıkım oldu.

 

Normandiya Çıkarması  sonrasında 1944 Ağustosunda son Alman birlikleri de ülkeden ayrıldı. 4 yıldan uzun süre ülkeyi işgal altında tutan Almanlarla işbirliği yapan binlerce insan yargısız infazlarla ortadan kaldırıldı; Alman askerlerinden çocuğu olan kadınlar aşağılandı. Fransızlar intikamlarını böylece alma yoluna gittiler.

 

Uzak Doğu’da Japon İşgali’nden kurtulan eski Fransız sömürgelerinde artık hiç kimse Fransa’yı “sahip” olarak görmek istemiyordu . Vietnam, Fransız yönetimini kabul etmiyordu. 1954’te Fransa, uğradığı ağır bir yenilginin ardından bu toprakları boşalttı. Fakat ülke ikiye bölündü. Laos ve Kamboçya ise Fransız etkisinin sürdüğü iki ayrı krallık oldu.

 

Fransa’nın şarap ve tahıl ambarı olan Fas, Cezayir, Tunus da bağımsızlık istiyordu. Vietnam Savaşı biter bitmez Cezayir bağımsızlık hareketi ivme kazandı. Fransız ordusunun Cezayir’de görevli komutanları bu geniş ülkenin Fransa’dan ayrılmasını istemiyorlardı. Fransa, iki komşu ülkede, Fas ve Tunus’ta  benzer direnişleri ortadan kaldırmak için bağımsızlıklarını tanıdı. Cezayir’de çok kan döküldü. Katliamlar yapıldı. Fransa, birçok yerde kardeşi kardeşe kırdırma politikasını uyguladı. Cezayirlilerden oluşan Fransız üniformalı Zouaf askerleri öz kardeşlerini yok etmekten çekinmedi. 1962 Nisanında yapılan referandum – halkoylaması- sonucunda Fransız seçmenin % 91’i  Cezayir’in Fransa’dan ayrılmasını kabul etti.

 

1960’lı yıllarda Afrika’daki eski sömürge toprakları da Fransa ile bağlılıklarını sonlandırdılar: Madagaskar, Nijer, Çad, Senegal, Kamerun (önce Alman sonra Britanya, Fransız işgali), Fransız Somalisi-Cibuti gibi…

 

Fransa denilince akla katliam, soykırım, jenosid gelir… Günümüzde Türkleri soykırımla suçlayan Fransızlar, kendi tarihlerindeki kanlı olayları görmezden geliyorlar. Haçlı Seferlerini düşünelim. İlk sefer Fransa’nın  Vierzon kentinde 1095 yılında başladı. Yeni bir yurt tutma savaşımı veren Türkmenler Anadolu’da karşı koydular Haçlı saldırılarına. Binlerce insan öldü.

4. Haçlı Seferi’nde Ortodoks Bizans’ın paytahtını ele geçirdiler, yağmaladılar ve binlerce hristiyan dindaşlarını öldürmekten kaçınmadılar.

 

Bu yazı toplam 486 defa okunmuştur
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ
MAGAZİN