Psikolog Naciye Tokaç: "Çocuklarda Özgürlük Duygusuna Dikkat Edin"

Psikoterapist Uzman Psikolog Naciye Tokaç, Çocuklarda Özgürlük Duygusuna Dikkat Edilmesi Gerektiğini Belirtti.

Psikolog Naciye Tokaç: "Çocuklarda Özgürlük Duygusuna Dikkat Edin"

Psikoterapist Uzman Psikolog Naciye Tokaç, Çocuklarda Özgürlük Duygusuna Dikkat Edilmesi Gerektiğini Belirtti.

Psikolog Naciye Tokaç: "Çocuklarda Özgürlük Duygusuna Dikkat Edin"
Psikoterapist Uzman Psikolog Naciye Tokaç, çocuklarda özgürlük duygusuna dikkat edilmesi gerektiğini belirtti.
Uzman Psikolog Naciye Tokaç, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi; “Her dediğinizi dinleyen ve sizi onaylayan, en sevdiğiniz sözünün ’tamam anne/baba’ olduğu çocuğunuz artık ’hayır anne/baba’ sözlerini daha fazla kullanmaya başladı. Onun hep iki yaşındaki gibi kalacağını düşünmüştünüz. Çocuğunuzun değiştiğini ve artık sizi yeterince dinlemediğini fark etmeye başladınız. Bu sizin için yeni ve şaşırtıcı bir durum. Endişe etmenize gerek yok."
Uzman Psikolog Naciye Tokaç, çocuğun bu dönemde geliştiğini belirterek şöyle konuştu: "Gelişiminin gereği olan duygu, düşünce ve davranışlarında olması gereken değişimi yaşıyor. Gelişimsel olarak yaşamın ilk yılları refleksle başlar, çevredeki uyaranlar sayesinde işlev kazanır ve çocuğun zihninde yeni bilgiler oluşmaya başlar. Bir anlamda dünyayla tanışma sürecini yaşar. Kendi bedenini ve duygularını, diğerlerini ve nesneleri ayrıştırmayı öğrenen çocuk 2,5 yaş civarında yeni bir gelişim dönemine girer. Ruhsal-toplumsal açıdan “girişim dönemi” diyebileceğimiz bu dönemde; beden ve kişilik bakımından hızlı bir gelişme görülür. Cinsel konulara merak artar, öğrenme dürtüsü sonsuzlaşır, anne ve babanın yerine geçme istekleri görülür. Tüm bu istekler bize ’girişim duygusunu’ gösterenlerdir. Girişim duygusu insanın öğrenmesi için en alt basamaktır. Böylece kendi bedeninin, ruhsallığının, istek ve arzularının, istediğini yapabilme özgürlüğünün, istediklerine ‘evet’ istemediklerine ‘hayır’ diyebilme özgürlüğünün, emir verebilme gücünün farkına varan çocuk girişim duygusunu en yüksek düzeyde kullanmaya başlar. Bu bir anlamda çocuğun ’özgürlük hissini’ keşfetmesidir."
Özgürlük hissinin; doğduğu andan itibaren kendisini annenin bir parçası olarak algılayan bebeğin, zamanla ayrı bir birey olduğunu fark etmesiyle özerklik hissinin oluştuğunu anlatan Uzman Psikolog Naciye Tokaç, sözlerini şöyle sürdürdü: "Böylece ’ben bir bireyim’ düşüncesinin gelişmesinin sonucudur. Özgürlük hissi; sınırları olmadığını fark etmenin sonucudur. Özgürlük hissi; çevresindeki insanlara isteklerini yaptırabiliyor olmanın fark edilmesidir. Diğerlerinin isteklerini yapmama hakkının olduğunu öğrenmenin sonucudur. Tüm aklından geçenleri istediği yerde ve zamanda söyleyebiliyor olmayı fark etmenin sonucudur. Kısacası özgürlük hissi; çocuğun normal gelişiminin bir parçası ve keşiflerinin son noktasıdır. Çocuk söz ve davranışlarıyla kendi sınırlarının nereye uzandığını görmek ister. Çocuksu eylemleri, atılmaları, sorduğu soruları ve bazı cinsel ilgilerini kullanarak sınırlarını keşfeder."
Aslında çocuğun neyin ne kadar yapılması veya yapılmaması gerektiği konusunda bilgisiz olduğunu belirten Uzman Psikolog Naciye Tokaç, sözlerine şöyle devam etti: "Çevresine sunduklarıyla bu sınırları fark eder. İçinde bulunduğu gelişim dönemi çocuğun ben-merkezci bir süreç içerisinde bulunmasını sağlar. Fark edersiniz ki; bazen kendi isteklerine bile önce hayır diyebilir. Ben-merkezcilik, çocuğun dünyasında kendisi ve diğerleri olduğunun gösterenidir. Kendisi dışındaki her şey diğerleridir. Onun her şeye gücü yeter, o her şeyi düşünür ve oldukça orijinal fikirleri vardır. Bu durum çocuğun kendisini sonsuz özgür hissetmesinin sonuçlarındandır. Bu döneme kadar travmatik sorunlar yaşamayan ve sağlıklı bir ruhsal gelişim gösteren çocuk eğer bu dönemde girişim ve özgürlük duyguları engellenmediğinde, cezalandırılmadığında sağlıklı bir birey olarak kişiliğini geliştirir. Çocuğun özgürlük hislerinin gereği olarak sergilediği girişim davranışları; korkutulma ve cezalandırılma ile karşılaştığında ağır suçluluk duyguları yaşamasına neden olabilir. Bu durumda ilkel, acımasız ve katı bir üstbenlik gelişimine yol açabilir. Üstbenlik denilen şey; kişinin söz ve davranışlarını değerlendirme mekanizmasıdır. Duygu, düşünce, arzuları ve davranışlarını kendisinin, ailesinin ve toplumun değerlerine ne kadar uyduğunu denetleyen kişilik mekanizmasıdır ve bu dönemde gelişmektedir. İlkel, acımasız ve katı bir üstbenliğe sahip bir çocuk, ürkek, uysal ve girişimde bulunmaktan kaçınarak büyüyebilir. Girişimde bulunma isteği cezalandırılma korkusu ve suçluluk hisleriyle karşılık bulacağından denemede bulunmak bile imkansızlaşabilir. Böylece edilgin, ürkek, inisiyatif alamayan ve bağımlı kişilik yapısı gelişebilir. Çocuğun ilkel, acımasız ve katı bir üstbenlik gelişiminin yerine; hatalarını kabul eden, değerlendirici, esnek, duygularına izin veren ve mantıklı bir üstbenlik gelişimi ise onun özgürlük duygusunun cezalandırılmadan, korkutulmadan serbest bırakılmasıyla sağlanır."
Uzman Psikolog Naciye Tokaç, kendi gücünü görmek isteyen, merak eden ve çok hızlı öğrenen 4-6 yaş çocuğunun daima yeni şeyler keşfetmek isteyeceğini belirterek şunları söyledi: "Bu yöndeki girişimleri ebeveynler tarafından olumlu karşılık bularak desteklendiğinde meraklarının keşfini gerçekleştirecek ve öğrenecektir. Önemli bir nokta da ebeveynlerin kendi kişilik yapılarının çocuğun girişim ve özgürlük hislerini ne kadar desteklemeye açık olup olmadıklarıdır. Ebeveynin katı ve cezalandırıcı bir üstbenlik yapısına sahip olması çocuğun girişim isteklerine karşı engel olacak ve çocuğun suçluluk hislerine yol açabilecektir."
Çocukların çoğu bilgiyi model alarak öğrendikleri düşünüldüğünde ebeveyn tutumlarının çok önem kazanacağını anlatan Uzman Psikolog Naciye Tokaç, sözlerini şöyle tamamladı: "Ebeveynlerin gerek kendi benliklerine, gerek birbirlerine karşı gerek çocuğa yönelik tutumları çocuğun o bilgiyi gözlemleyerek öğrenmesini sağlar. 4-6 yaş arasındaki çocuğun içinde bulunduğu gelişim dönemi nedeniyle kız çocuğun anneyle, erkek çocuğun babayla özdeşim kurmasını beklemekteyiz. Eğer ailede her şey yolunda gidiyor ve bireyler arasında olumlu ilişkiler kuruluyorsa çocuk kendi cinsiyetinden ebeveyn ile özdeşim kuracak ve sağlıklı bir birey gelişimi gösterecektir. Özellikle çocuğun kendi cinsiyetinden ebeveynin onun sorularını, taklit etmelerini, atılmalarını anlayışla karşılaması ve çocuğun vermek istediği mesajları algılayarak cevap vermesi önemlidir.”
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.