Erkekler 40 Yaşından Sonra Psa Testi Yaptırmalı

Uzmanlar, prostat kanserinin erkeklerde akciğer kanserinden sonra en sık gözlenen kanser türü olmaya devam ettiğini belirtirken, her 7 erkekten 1’inde prostat kanseri gelişme ihtimali bulunduğuna dikkat çekiyor.40’LI YAŞLARDA BÜYÜMEYE BAŞLIYORMedical...

Erkekler 40 Yaşından Sonra Psa Testi Yaptırmalı

Uzmanlar, prostat kanserinin erkeklerde akciğer kanserinden sonra en sık gözlenen kanser türü olmaya devam ettiğini belirtirken, her 7 erkekten 1’inde prostat kanseri gelişme ihtimali bulunduğuna dikkat çekiyor.40’LI YAŞLARDA BÜYÜMEYE BAŞLIYORMedical...

Erkekler 40 Yaşından Sonra Psa Testi Yaptırmalı
Uzmanlar, prostat kanserinin erkeklerde akciğer kanserinden sonra en sık gözlenen kanser türü olmaya devam ettiğini belirtirken, her 7 erkekten 1’inde prostat kanseri gelişme ihtimali bulunduğuna dikkat çekiyor.
40’LI YAŞLARDA BÜYÜMEYE BAŞLIYOR
Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Üroloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Alim Koşar, prostatın, erkekte idrar kesesinin altında bulunan bir salgı bezi olduğunu belirterek, “Bu bez 40’lı yaşlardan sonra büyümeye başlar. Prostat kanserinde en önemli risk faktörü yaştır. Siyah ırkta daha fazla görülen bu kanser türünde beslenme alışkanlıkları ve genetik faktörler risk artırıyor. Ailesinde prostat kanseri olan kişilere daha sık kontrole gitmeleri öneriliyor. Özellikle işlenmiş, hazır gıda tüketmemek gerekiyor. Bunun dışında aşırı kilo almaktan kaçınmak ve bol bol egzersiz yapmak da önemli” diye konuştu.
“KANSER DİĞER ORGANLARA SIÇRAMIŞ OLABİLİR”
Prostat bezinin idrar kanalı etrafında olduğu için prostat kanseri geliştiği zaman bu bezde büyümenin olduğunu söyleyen Prof.Dr. Koşar, şunları kaydetti:
“Prostat bezinin büyümesinin yanı sıra zorlanarak ya da kesik kesik idrar yapmak, idrarı tam boşaltamamak, sık sık tuvalete gitmek, ani idrar sıkışması, idrarda kan ve bazen de enfeksiyon bu kanser türünün belirtileri. Hasta, hekime ilerleyen dönemde gelmişse; kanser diğer organlara da sıçramış olabiliyor. Prostat kanseri özellikle kalça kemiğini tutuğu için hasta, yaygın ağrılarla gelebiliyor.”
TANI YÖNTEMLERİ
Tanı yöntemlerinde öncelikle fiziki muayenenin yapıldığının altını çizen Prof. Dr. Koşar, “Fiziki muayene rektal yolla oluyor. Kendine özgü kıvamı değişen ve sertleşen prostat, fark edilebiliyor. Bir yöntem ise PSA değerlerinin ölçülmesi. PSA hormonu değeri, kanserle birlikte yükseliyor. Erkeklere, 40 yaşından sonra mutlaka PSA ölçümü öneriliyor. Normal PSA değeri 0 ila 4 arasındadır. Bu oran yaşa göre sınıflandırılabilir. 40 yaşında bir insanda 2,5 oranındayken, 80 yaşındaki bir insanda bu oranın 5 olması normal olabiliyor” dedi.
Ultrasonun prostatın büyüklüğü hakkında bilgi verebileceğini ancak kanser hakkında direkt bilgi vermediğine vurgu yapan Prof. Dr. Koşar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Fiziki muayene ve PSA testinin sonucuna göre kanser şüphesi oluşmuşsa, kişiden biyopsi alınıyor. Kanser teşhisi biyopsiyle konuluyor. Biyopside prostat kanseri saptanmışsa, hastanın tedavi şekli planlanıyor. Kanser ileri evredeyse, özellikle batının içerisindeki organlara yayılımını belirlemek için bilgisayarlı tomografi ve MR gibi yöntem kullanılıyor.”
TEDAVİ ŞANSI
Prostat kanserinde erken teşhisin öneminin büyük olduğunu anlatan Prof. Dr. Koşar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Erken dönemde fark edilen prostat kanserinde tedavi şansı yüzde yüz denilebilir. Kanser diğer organlara yayılmamış ise en etkili yöntem radikal prostatektomi ameliyatıdır. Bu yöntem açık ve kapalı cerrahi olmak üzere ikiye ayrılıyor. İlerlemiş hastalıkta hormon tedavisi uygulanıyor, testosteron üretimini durduran ilaç veriliyor. Bu yöntem yaklaşık iki yıl hastalığı baskı altında tutabiliyor ancak bir süre sonra hasta hormona dirençli hale gelebiliyor. Böyle durumlarda ise kemoterapi uygulanmaya başlıyor.”
İLERİ HASTALIK EVRELERİ
Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Medikal Onkoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hakan Bozcuk da geç dönemlerde ya da nüksetmiş hastalıkta birinci basamağın hormonal tedavi olduğunu belirterek, “Ardından başka hormonal tedaviler, kemoterapi düşünülmelidir. Destekleyici tedaviler, kemik güçlendirici ilaçlar ve radyoterapi bu aşamada ek katkı sağlar. Radyoizotop tedavileri de sağ kalımı olumlu yönde etkileyici sonuçlar vermeye başlamıştır” diye konuştu.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.