Ameliyatsız Cilt Germede Altın Ütü Teknolojisi

Dermatolog Prof. Dr. Bülent Taştan, ameliyatsız, iğnesiz ve ağrısız cilt germe yöntemleri arasında öne çıkan Altın Ütü (Pelleve) sisteminin büyük başarı sağladığını söyledi.Dermatolog Prof. Dr. Bülent Taştan, Altın Ütü (Pelleve)...

Ameliyatsız Cilt Germede Altın Ütü Teknolojisi

Dermatolog Prof. Dr. Bülent Taştan, ameliyatsız, iğnesiz ve ağrısız cilt germe yöntemleri arasında öne çıkan Altın Ütü (Pelleve) sisteminin büyük başarı sağladığını söyledi.Dermatolog Prof. Dr. Bülent Taştan, Altın Ütü (Pelleve)...

Ameliyatsız Cilt Germede Altın Ütü Teknolojisi
Dermatolog Prof. Dr. Bülent Taştan, ameliyatsız, iğnesiz ve ağrısız cilt germe yöntemleri arasında öne çıkan Altın Ütü (Pelleve) sisteminin büyük başarı sağladığını söyledi.
Dermatolog Prof. Dr. Bülent Taştan, Altın Ütü (Pelleve) sistemi hakkında bilgi verdi. Yöntemin önemli avantajlarından birini ısı hissi dışında ağrıya neden olmaması olarak gösteren Prof. Dr. Taştan, “Hasta konforu için önemsediğimiz ağrısız Altın Ütü uygulaması ile kişi sosyal yaşamına işlemin hemen ardından devam edebiliyor” diye konuştu.”
Altın Ütü uygulamasına ilişkin Bülent Taştan, “Pelleve Altın Ütü sistemi ile hem yüz bölgesinde hem de vücudun diğer bölgelerinde başarılı germe uygulamaları yapabiliyoruz. 2009 yılında Amerika Gıda ve İlaç Dairesi tarafından onaylanan sistem sayesinde cerrahi operasyona gerek kalmadan kişinin cildinde ciddi bir sıkılaşma yani gençleşme sağlanıyor. Daha genç ve diri görünmek binlerce yıldır herkesin önemli istekleri arasında. Bu teknoloji ile dünya genelinde başarıyla uygulanan yöntemi Türkiye’de de eş zamanlı olarak hastalarımızın hizmetine sunuyoruz.”
İKİ BASAMAKLI ETKİ İLE GENÇ BİR CİLDE SAHİP OLUN
Dermatolog Prof. Dr. Bülent Taştan, sistemin çalışma prensibine ilişkin verdiği bilgide, Altın Ütü uygulaması ile cilt tabakalarının ısıtılarak 2 basamaklı etki oluşturulduğunu kaydetti.
İlk basamaktaki etkinin uygulama ile birlikte hemen görüldüğünü belirten Prof. Dr. Bülent Taştan, bu sonucun derideki kolajen liflerin hızlı bir şekilde ısıtılması sonucu liflerin büzülmesiyle ortaya çıktığını ifade etti.
Taştan, ikinci basamakta ise uygulamanın ardından devam eden 3 ila 4 haftalık süreçte hasarlı liflerin yerini yeniden üretimine başlanan sağlıklı kolajen liflerinin almasıyla gençleşmenin sağlandığını bildirdi.
Prof. Dr. Bülent Taştan, “Altın Ütü uygulamasını cilt üzerinden gerçekleştiriyoruz. Öncelikle deriye ince bir tabaka jel sürdükten sonra değişik çaptaki patentli başlıklar ile ciltte daireler şeklinde belli yönlere doğru uygulama gerçekleştiriyoruz. Ardından cilt yüzeyindeki ısıyı ölçerek güvenilir uygun bir dereceye getiriyoruz. Isının isteğimiz noktaya gelmesiyle aynı yerde 4-5 geçiş daha yapılır. Kesinlikle cilt içine herhangi bir yabancı madde verilmez. Dolayısıyla işlem sırasında hissedilen ısı dışında ağrı olmadığından işlem öncesi anestezik krem uygulanmasına da gerek duymuyoruz. Uygulamanın ardından cildin özel bir bakıma da ihtiyacı bulunmuyor” dedi.
Kişinin cilt türüne göre değişmekle birlikte Pelleve (Altın Ütü) sistemini genelde 3 ila 4 hafta aralıklarla toplam 4 seans olarak öneren Prof. Dr. Bülent Taştan, sosyal yaşamdaki önemli aktiviteler öncesi yapılan tek seanslık uygulamaların da diri ve parlak bir cilt anlamında kişileri son derece mutlu ettiğine dikkat çekti.
Dermatolog Taştan, son dönemde büyük rağbet gören Pelleve Altın Ütü uygulamasının, cilde sıkılaşma ve genç bir görünüm kazandırmasının yanısıra hafif-orta dereceli çizgilerde de azalma sağlayan önemli bir sistem olduğunu belirtti.
Uygulamanın işlem yapılacak bölgeye göre değişmekle birlikte, öğle arası denilebilecek bir zaman diliminde yani 30 ila 60 dakika içerisinde yapıldığını söyleyen Prof.Dr.Bülent Taştan, deride herhangibir hasar yaratmayan sistemin kısa sürede geçen hafif kızarıklık ve şişliğe neden olabileceği uyarısında bulundu.
Pelleve Altın Ütü Yöntemi Her Mevsim Uygulanabilir
Dermatolog Taştan açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Pelleve Altın Ütü sistemi, lazer veya ışık sistemi değildir. Bu yüzden her cilt tipinde ve her mevsim uygulanabilir. Genç ve güzel görünmek, cildindeki kırışıklıklardan kurtulmak isteyen 35 - 55 yaş arasındaki kişiler bu işlem için uygundur. Daha ileri yaşlardaki kişilere de uygulanabilir ancak başarı yüzdesinin düşeceğini belirtmek isterim. Uygulama yapılabilecek alanlar olarak, alın, yanaklar, çene kemiği hizası, özellikle göz ve ağız çevresi olmak üzere tüm yüz bölgesi, boyun, dekolte ve ellere işlemi gerçekleştiriyoruz.”
KALICI SONUÇ 3. AYDAN İTİBAREN GÖRÜLÜYOR
İşlemden hemen sonra görülen gerginlik ve kırışıklıklardaki geçici azalmanın birkaç ay sonra giderek belirginleştiğini kaydeden Prof. Dr. Bülent Taştan, asıl ve kalıcı etkinin 3. aydan sonra görüldüğünü belirtti.
Dermatolog Taştan, sağlanan etkinin kalıcılığının ise kişinin yaşı, genetik özelliği ve yaşam şartlarının kalitesine bağlı olarak 12 ila 18 ay arasında değiştiğini ifade ederek, iyileşme halinin devamı için yılda en az 1-2 kez uygulanma yapılmasını önerdi.
SELÜLİTLERE PELLEFİRM SİSTEMİ
Dermatolog Prof. Dr. Bülent Taştan, Pelleve sisteminin yanında Pellefirm yöntemine de değindiği açıklamasında, aynı cihazın daha büyük çaplardaki 2 vücut başlığının selülit ve sıkılaşma amaçlı uygulanması ile etkili başarı sağlandığını bildirdi.
Bu sistemde başlıkların hem radyofrekans enerjisi verdiğini hem de mekanik masaj yaptığını söyleyen Prof. Dr. Taştan, “Bu sistemi karın, kol, bacaklar ve kalça bölgesinde kullanıyoruz. Sistemin çalışma ve uygulama prensipleri Pelleve sistemi ile aynı. Seans aralıkları da haftada veya 15 günde bir olmak üzere toplamda 6 ila 10 uygulama şeklinde planlanmalı. Bu uygulamanın amacı selülit görünümünde azalma ve karın, kol-bacak içleri ile kalça bölgesindeki gevşek deride sıkılaşma sağlayarak gergin ve pürüzsüz bir görünüm sağlamaktır” diye konuştu.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.