Türkiye satın alınabilir bir ülke değil

Avrupa Birliği Bakanı Ömer Çelik, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda editör ve muhabirlerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Çelik, "Türkiye satın alınabilir bir ülke değil." dedi.

Türkiye satın alınabilir bir ülke değil

Avrupa Birliği Bakanı Ömer Çelik, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda editör ve muhabirlerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Çelik, "Türkiye satın alınabilir bir ülke değil." dedi.

Türkiye satın alınabilir bir ülke değil

ANKARA (AA) - Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'na konuk olan Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Çelik, konuşmasına öncelikle bir hakkı teslim ederek başlamak istediğini belirterek yaptığı yayınlardan dolayı AA'yı tebrik etti.

Konumu gereği dünyada neler olup bittiğiyle yakından ilgilendiğini, aslında uluslararası siyasetin de büyük oranda artık enformasyon üzerinden yürütüldüğü bir dönemde olunduğunu söyleyen Çelik, AA'yı üç sebepten dolayı kutladığını kaydetti.

Çelik, günümüzde enformasyonun sayısının arttığını ancak hakikati iletme kapasitesinin zayıfladığını vurgulayarak bu bakımdan AA'nın özellikle bölgedeki gelişmelerle ilgili fazla sayıda enformasyonun arasından hakikatin bulunabilmesi açısından yol gösterici bir yayın yaptığını belirtti.

"Ben AA için, hakikatın enformasyonunu yapıyor diyorum." ifadesini kullanan Çelik, enformasyonun aslında küreselleşmeyle sivil bir alan haline geldiğine dikkati çekti.

Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Enformasyon maalesef bizim bölgemizdeki olaylar söz konusu olduğu zaman devletlerin tekelinde, bir devletler enformasyonu var. Mesela adı bağımsızlıkla ilgili bir gazete, Independent gazetesi. Bakıyorsunuz, Esed'in yaptığı bir katliamı Türk ordusu yapmış gibi gösteriyor, sonra özür dilemek zorunda kalıyor ama bakıyorsunuz ki bu bazı siyasetlere uygun bir yönlendirme şeklinde. Bu bakımdan devletlerin enformasyonuna karşı, halkların enformasyonunu yapma bakımından da AA'yı kutluyorum. Bu ikinci husus. Üçüncüsü şu; darbe girişimi döneminde bütün dünyayı çok etkili bir şekilde bilgilendirdiniz. En son dün veya önceki gün bir derleme gördüm. Yine bu konuyu unutturmamak, bu konunun hafızasını taze tutmak bakımından da bizim AB yetkililerine bunu anlatmamız bakımından çok iyi bir zemin oluşturuyor. Bu üç açıdan tebrik ediyorum sizleri." diye konuştu.

-"ABD'nin, PYD/PKK'nın Fırat'ın doğusuna çekileceği yönündeki sözü"


"Münbiç operasyonunun ardından ABD yönetiminin, PYD/PKK'nın Fırat'ın doğusuna çekileceği yönündeki sözüne rağmen örgüt, bölgedeki varlığını sürdürüyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine Çelik, bu mevzunun, uzun zamandır terörle mücadele konusunda yürütülen tartışmanın aslında merkezini oluşturduğunu dile getirdi.

Bakan Çelik, Türkiye'nin, Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunmasını, çeşitli etnik grupların ve mezhep gruplarının bir gün Suriye'nin geleceğine ortak karar vermelerini istediğini ifade ederek şunları kaydetti:

"Olayın başından beri şöyle oldu; biz 'orada bir tampon bölge kurulsun' dediğimizde buna sıcak yaklaşılmadı. Eğer tampon bölge kurulsaydı bugün ne bu katliamlar olacaktı, ne göç krizi olacaktı, bizim ve Avrupa'nın karşı karşıya olduğumuz, ne Akdeniz'in sularında bu kadar insan ölecekti, ne de bugün ortaya çıkan bütün bu tartışmaları yapıyor olacaktık. Yani ortaya bu kadar maliyet çıkmamış olacaktı. Ve o günlerde hatırlayalım Esed rejimi, muhalifler orayı ele geçirmesin diye aslında bilinçli olarak PYD'yi oraya yerleştirdi. PYD'nin orada alan kazanması aslında Esed rejiminin bir kanton faaliyetini yürütmesi bakımından da hatta ordunun birtakım silahlarını PYD'ye devrettiler o zaman. Ve fiilen Esed rejiminin verdiği bir motivasyonla açtığı alanla PYD orada alan kazandı."

Çelik, bu konudan bahsedildiğinde "Türk hükümetinin, Kürtlere karşı olduğu" yönünde iddiaların ortaya atıldığını belirterek şöyle devam etti:

"Burada şuna dikkat çekmek gerekir; bundan bahsettiğimiz zaman şunu söylüyorlar; 'hükümet Kürtlere karşı'... Şimdi bunu Batı medyası kullanıyor, Türkiye'nin içinde varlıklar kullanıyor ve bakıyorum bazı devlet başkanları da bu dili kullanıyor. Hükümetin Kürtlere karşı olması diye bir şey söz konusu değil. Kürtler, Suriye Kürtleri de kardeşlerimizdir. Kimsenin aklında yokken, HDP ve diğerleri rüyasında göremezken, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan daha Başbakanlığı döneminde Esed ile ilk görüşmeleri yaptığı zaman ve kapalı kapılar ardında, yani politika yapmak için değil, bunu dışarıya duyurmak için değil, Esed'e diyordu ki; 'Serbest siyasi seçimlere izin ver. Siyasi tutukluları serbest bırak. Biraz kamu yönetimi reformu yap ve sende herkesin bir statüsü var fakat bir tek Kürtlerin yok. Bunlara bir statü ver'. Tabii Türkmenlerle ilgili konu her zaman konuşuluyordu. Nitekim oradaki Arap kardeşlerimizle ilgili de çeşitli konular konuşuluyordu. Hamas'ın seçimleri kazanmasından sonra Arap devrimlerinin geldiğini biz gördük. Bölgede büyük bir değişim dalgasının olacağını gördük. Cumhurbaşkanımız bölgedeki rejimleri bu değişim dalgasına hazırlanmaları bakımından reforma teşvik etmeye çalıştı."

DAEŞ meselesi patlak verince PYD'nin "DAEŞ ile mücadele ediyorum" diye Batılıları yanına çekmeye, birtakım güçlerin oradaki hesapları doğrultusunda, kendisini dünyadaki laik güçlerin temsilci gibi gösterip alan kazanmaya çalıştığını belirten Çelik, "PYD, Esed rejimiyle iş tutuyor, ABD'nin korumasını zaman zaman alıyor, Fırat'ın doğusunda da Rusya ile işbirlikleri oluyor. Bizim söylediğimiz şudur açık ve net. PYD bir terör örgütü olduğu için biz karşıyız PYD'ye. Fakat biz bunu söylediğimiz zaman şöyle söyleniyor. Biz orada Kürtlerin kazanımlarına karşıyız. Biz tabii ki bölgede daha fazla etnik temelde ve mezhep temelinde devletin ortaya çıkmasının bölge halklarının faydasına olmayacağını düşünüyoruz. Bölgede demokrasi ve ekonomik entegrasyon artmalıdır diyoruz." dedi.

"PYD'nin oradaki hareketliliği Kürtlerin kazanımlarına dönük bir hareketlilik değildir"
AB Bakanı Çelik, yaptığı açıklamada, "PYD'nin oradaki (Suriye'nin kuzeyi) hareketliliği Kürtlerin kazanımlarına dönük bir hareketlilik değildir. PYD'nin oradaki hareketliliği bir terör örgütünün kazanımıdır." dedi.

AB Bakanı Çelik sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şunu kesinlikle kabul etmiyoruz, bunu bazı ülkelerin sözcüleri de söylüyorlar, 'Türkiye'yle Kürt unsurlar arasında PYD'yi kastederek bir uzlaşma ya da bir ateşkes sağlandı' gibi. Türkiye Cumhuriyeti egemen bir devlettir, meşru bir devlettir. Bir terör örgütüyle eşit değerlendirilerek bu ikisi arasında bir mutabakat varmış, bir anlaşma varmış gibi, bu değerlendirilemez."

-Mogherini'nin darbe girişiminin ardından yaptığı açıklama


AB Bakanı Çelik, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Mogherini'nin darbe girişiminin ardından yaptığı açıklamalar üzerine ise, "Bize namlu doğrultmuşlar, taraflara itidal tavsiye ediliyor. Beni öldürmek isteyen ile bana itidal tavsiye edildiği zaman bu benden yana olmak değildir." ifadelerini kullandı.

-"Türkiye'nin o paraya ihtiyacı yok"


AB Bakanı Çelik, "AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Komiseri Johannes Hahn, 'Türkiye'nin bu paraya ihtiyacı var' demiş. Türkiye'nin o paraya ihtiyacı yok. İkincisi, Türkiye satın alınabilir bir ülke değil. Hann, bu şekilde konuşarak Türkiye ve AB arasında bir kazanım olarak ortaya çıkmış bu süreci de sabote eden açıklamalar yaptığının farkında olmalıdır." şeklinde konuştu.


Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.