Teröre Karşı Ortak Tavır Serrgilenmesi Gerekir

Cumhurbaşkanı Erdoğan İDEDAK Topllantısında Konuştu.Gündemde başlıca ortadoğuda yaşanan sorunlar vardı...

Teröre Karşı Ortak Tavır Serrgilenmesi Gerekir

Cumhurbaşkanı Erdoğan İDEDAK Topllantısında Konuştu.Gündemde başlıca ortadoğuda yaşanan sorunlar vardı...

Teröre Karşı Ortak Tavır Serrgilenmesi Gerekir

Cumhurbaşkanı Erdoğan İDEDAK Topllantısında Konuştu:

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, barış dini İslam’ı kendi kirli emelleri için araç olarak kullanan bir avuç cinayet şebekesinin her gün Müslümanları katlettiğini belirterek, "Adına DEAŞ, El Kaide, Boko Haram denen bu karanlık yapılar İslam dünyasının başkaları tarafından tanzimine figüranlık yapıyor. Bu terör örgütlerinin en öncelikli hedefi kendileri ile aynı görüşü paylaşmayan diğer Müslümanlardır. Gençlerimizi zehirleyen, bin 400 yılık sahih İslam geleneğini yok etmeyi amaçlayan bu kanser hücrelerini vücuttan söküp atmak öncelikle Müslümanlar olarak bizlerin görevidir” dedi.
İslam İşbirliği Teşkilatı Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi’nin (İSEDAK) 31. Toplantısı Bakanlar Oturumu İstanbul Kongre Merkezi’nde başladı. Toplantının açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, katılımcıları selamladı.

ÇOCUKLARIN AÇLIKTAN ÖLDÜĞÜ BİR DÜNYADA KİMSENİN HUZUR BULAMAYACAĞI AÇIKTIR

Dünyada küresel ekonomide yaşanan belirsizliklere rağmen İslam ülkelerinin dünya ticaretindeki payının arttığına dikkat çeken Erdoğan, “Bu tablo ardında gizlenen acı manzarayı da hep birlikte görmek zorundayız. Evet bugün İslam İşbirliği Teşkilatı nüfusunun yaklaşık yüzde 21’i yani 350 milyon kardeşimiz aşırı yoksulluk şartlarında hayata tutunmaya çalışıyor. Fakirliğin yoğun olarak yaşandığı sahra altı Afrika ülkelerinde bu oran yüzde 50’ye kadar yükseliyor. Televizyon ekranlarına yansıyan açlık, kıtlık görüntülerinin önemli bir kısmı teşkilat üyesi ülkelerde vuku buluyor. Mesela İslam İşbirliği Teşkilatı ülkesi üyelerde bin çocuktan 54’ü daha beş yaşına varmadan hayata gözlerini yumuyor. Bir tarafta asli ihtiyaçların dahi karşılayamayan milyonlarca insan varken, diğer tarafta milyarlarca dolar lüks için harcanabiliyor. ‘Müslümanlar kardeştir’ İlahi düsturuna ram olan bizlerin bir hakikati tespit etmesi ve buna göre istikametini çizmesi gerekiyor. Kardeşliğimiz ne kadarsa Müslümanlığımız da o kadardır. Kardeşi kardeşe bağlayan değerler sadece sevgi, ilgi ve muhabbet değil aynı zamanda bir haktır. Kardeşliği bir söylem, bir edebiyat konusu olmaktan çıkararak bir ahlak ve hukuk konusu haline getirmek zorundayız. İslam coğrafyası giderek bir ilim irfan coğrafyasından, zulüm ve mazlumiyet coğrafyasına dönüşüyorsa bunun en büyük sebebi kardeşlik ahlakı ve hukukunun ihlalidir. Çocukların açlıktan, susuzluktan, en büyük ihtiyaçları karşılanmadığı için öldüğü dünyada kimsenin huzur bulamayacağı açıktır” diye konuştu.

Yaşananlar Karşısında Büyük Sorumluluklar Düşüyor

İslam ülkelerine yaşananlar karşısında büyük sorumluluklar düştüğüne dikkat çeken Erdoğan, “Merhamet ve adalet sıfatlarından yoksun bir büyümenin, gelişmenin, kalkınmanın bizi götüreceği yer esenlik değil sorunlar yumağıdır. Bugünümüzü ve yarınımızı teminat altına almanın yegane yolu dayanışmayı, işbirliğini arttırmak, dünyanın neresinde olursa olsun kardeşlerimizi dertleri ile hemhal olmayı başarmaktır. Diğer ülkelerin bizim sorularımızla ilgilenmesini beklemeden kendi meselelerimize eğilmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Birbirimize Hakkı ve Sabrı Tavsiye Etmemizin Tam Zamanı

Suriye’de yaşanan gelişmelere de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye’de yaşanan iç savaş 5’inci yılına girmek üzere. Muhasebemizi Rabbimize karşı yapmamız gerekir. Hesaba çekilmeden önce kendimizi hesaba çekmemiz gerekir. Şu ana kadar 380 bin Suriyeli masum, rejimin devlet terörü neticesinde katledildi. 12 milyon insan yerini terk etmeye zorlandı. Irak, Filistin, Libya, Afganistan, Mısır, Lübnan ciddi sıkıntılarla boğuşuyor. Filistin’de kardeşlerimiz İsrail saldırıları karşısında insanlık dışı baskı ve şiddete rağmen onurlu bir mücadele veriyor. 8’inci yılını dolduran abluka 1.5 milyon insanın yaşadığı Gazze’yi açık hava hapishanesine çevirmiş durumda. Arakan’da şiddete maruz kalan binlerce mazlum çok zor şartlarda ya komşu ülkelerde, ya okyanusun dalgalarında yaşam savaşı veriyor. Bu yürek yaralayıcı manzaralar yetmiyormuşcasına barış dini İslam’ı kendi kirli emelleri için araç olarak kullanan bir avuç cinayet şebekesi her gün masum insanları, en başta da Müslümanları katlediyor. Adına DEAŞ, El Kaide, Boko Haram denen bu karanlık yapılar İslam dünyasının başkaları tarafından tanzimine figüranlık yapıyor. Bu terör örgütlerinin en öncelikli hedefi kendileri ile aynı görüşü paylaşmayan diğer Müslümanlardır. Bu örgütler en büyük zararı İslam ülkelerine, değerlerimize, medeniyetimizin en güzide eserlerine, alimlere vermiştir. Haricilerden Haşhaşilere kadar tarihte benzer örneklerini gördüğümüz bu şer şebekelerine karşı hepimizin kararlı bir duruş sergilemesi şarttır. Birbirimize hakkı ve sabrı tavsiye etmenin tam zamandır. Aklı selime, bin düşünüp bir söylemeye, hayra çağırıp şerre dur demeye her zamankinden çok ihtiyacımız var. Gençlerimizi zehirleyen, bin 400 yılık sahih İslam geleneğini yok etmeyi amaçlayan bu kanser hücrelerini vücuttan söküp atmak öncelikle Müslümanlar olarak bizlerin görevidir” şeklinde konuştu.

Teröre Karşı Ortak Tavır Serrgilenmesi Gerekir

Teröre karşı ortak bir tavır sergilenmesi gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Suriye’de katledilen yüzbinlere olduğu gibi Ortadoğu ve Afrika’da öldürülenlere bir istatistik olarak bakılırsa, bu tavır terör örgütlerinin ekmeğine yağ sürecektir. Kuşlara, balıklara, bitkilere gösterilen küresel hassasiyet şayet her gün Akdeniz ve Ege’de boğulan masum yavrulardan esirgenirse, bu aymazlığın sonu daha büyük bir felaket olacaktır. Sadece hayatta kalma, yaşama tutunma mücadelesi veren milyonlarca Suriyeli ve Iraklıların yüzlerine kapanan kapılar sorunu derinleştirecektir. Güvenlik ve huzurun yolu mültecilere tekme atmakta, içi insanlarla dolu botları şişleyerek batırmaktan, çığlıklarına kulak tıkamaktan değil onları kucaklamaktan geçiyor. Dikenli tel örgülerin, yüksek duvarların arkasına saklanarak sorundan uzak kalınamayacağını herkesin görmesi gerekiyor. Ayın şekilde islamofobik ırkçı tepkilerin sorunu daha derinleştirdiğini kabul etmeliyiz. Terörü bir inançla, milletle veya bölgeyle ilişkili hale getirmek kabul edilemez. Teröristin kimliğine bakarak bir dinin üyelerinin töhmet altında bırakılması, suçlu gibi savunma yapmaya zorlanması yanlıştır. Kimse İslam ile terörü bir arada ifade edemez, terörü İslam’a bir sıfat olarak kullanamaz. Buna kimsenin hakkı yoktur. Maalesef dini, dış görünüşü, dili, teninin rengi bundan dolayı ötekileştirilen kesimler bil hassa gençler, terör örgütlerinin propagandasına daha açık hale gelinebiliyor. Suriye’de sergilenen mezhepçi ve dışlayıcı politikalarla uygulanan yanlış stratejilerle yanı başımızda DAEŞ gibi bir örgütün ortaya çıkmasına neden oluyor. Esed rejiminin devlet terörüne göz yumarak Suriyeliler bombalamak suretiyle yanış politikalarla ısrar etmek bu canavara destektir.”
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.