Hak-iş 13. Olağan Genel Kurulu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesinde DBP’li belediyenin çocuk gelinlere dikkati çekmek için billboardlara astığı afişle ilgili, "Bu edepsizlik hiçbir yerde yapılmamalı ama Diyarbakır’da hiç yapılmamalıydı....

Hak-iş 13. Olağan Genel Kurulu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesinde DBP’li belediyenin çocuk gelinlere dikkati çekmek için billboardlara astığı afişle ilgili, "Bu edepsizlik hiçbir yerde yapılmamalı ama Diyarbakır’da hiç yapılmamalıydı....

Hak-iş 13. Olağan Genel Kurulu
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesinde DBP’li belediyenin çocuk gelinlere dikkati çekmek için billboardlara astığı afişle ilgili, "Bu edepsizlik hiçbir yerde yapılmamalı ama Diyarbakır’da hiç yapılmamalıydı. Selahaddin Eyyubi’nin, Kudüs Fatihi’nin evlatlarının yaşadığı bir şehirde, böyle bir densizliğin altına imza atılmamalıydı, maalesef bunu yaptılar" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atatürk Spor Salonu’nda düzenlenen Hak-İş 13. Olağan Genel Kurulu’nda konuştu. "Biz bu büyük davanın, bu kutlu davanın hasbelkader ismi öne çıkmış bir neferiyiz" diyen Erdoğan, "Şahsıma ’muhtar bile olamaz’ dediklerinde bunu bana değil aslında bu millete Hak-İş’in de sancaktarlığını üstlendiği bu kutlu davanın neferlerine söylüyorlardı. Cumhurbaşkanlığı makamına oturan şahsım değildir, cumhurun ta kendisidir. Bugün benim şahsıma, aileme yönelik saldırıların tamamı aslında millete, milli iradeye yöneliktir. Milletin doğrudan oylarıyla işbaşına gelen Cumhurbaşkanı’na hakaret eden kişinin veya kişilerin hedefi o cumhurbaşkanı değildir, onun temsil ettiği ülkedir, onun temsil ettiği millettir. Bunlar şahsımdan değil sizden rahatsızlar, emekçiden rahatsızlar, emekçinin alın terinden rahatsızlar, emekçinin o ter kokusundan, işine başlarken ’Bismillah’ diyen dilinden, iman dolu kalbinden, vatan sevdasından, millet sevdasından, bayrak sevdasından rahatsızlar. Tekrar söylüyorum, hiç kimsenin endişesi olmasın, ne terör örgütlerinin ne manşetlerin ne de paralel yapıların bu ülkeye istikamet çizmelerine asla müsaade etmedik, asla müsaade etmeyeceğiz. Bu milletin fertlerinin arasına fitne tohumlarının saçılmasına asla göz yummayacağız" ifadelerini kullandı.
"HAYATIM BOYUNCA BU MİLLETİN DERTLERİNE DEVA ÜRETMENİN MÜCADELESİNİ VERDİM"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
"Hayatım boyunca bu milletin dertlerine deva üretmenin mücadelesini verdim. Kürt kardeşlerimizin bu ülkede yaşadıkları sorunlar aynen benim de sorunum oldu. Onların yaşadığı acıyı, maruz kaldıkları zulmü iliklerime kadar ben de hissetim ama bu ülkede bu tür zulmü sadece Kürt kardeşlerim yaşamadı ki, Türkü de yaşadı, Lazı da, Çerkezi de, Abazası da, Boşnağı da, Romanı da, Arnavudu da hepsi yaşadı. Ama varsa yoksa sadece tek unsuru konuşmanın ne kadar art niyetli olduğunu söylemek zorundayım. 2001 yılında daha parti kuruluş çalışmaları sonrasında Kürt kardeşlerimizin sorunlarını parti programının en merkezine aldım. O aşamadan itibaren de genel başkan olarak, başbakan olarak Kürt kardeşlerimizin sorununun çözümü için sözümüzün arkasında durduk ve gerçekten zorlu bir mücadele verdik. Bu ülkede biz ret sorununu ortadan kaldırdık, inkar sorununu ortadan kaldırdık, asimilasyon sorununu ortadan kaldırdık ve kardeşlerimiz dedik bağrımıza bastık. Bugün çok normalmiş gibi gelebilir ama öyle adımlar attık, öyle reformlar yaptık ki 2001 yılında bunların değil telaffuzu, tahayyülü bile mümkün değildi. Biz Kürt kardeşlerimizi ötekileştirenlerden olmadık, onlara farklı gözlerle bakanlardan olmadık, ona uzaktan dışarıdan bakanlardan olmadık. Kardeş kardeşine nasıl bakarsa, bir evin içinde ailenin fertleri birbirine nasıl bakarsa biz de Kürt kardeşlerimize öyle baktık, öyle bakıyoruz, öyle bakacağız. Neden? Çünkü biz yaratılanı yaradandan ötürü sevdik de onun için."
Türkiye’nin fiziki sınırlarının Misak-i Milli sınırlarından ibaret olabileceğini ancak gönül, fikir, kültür sınırlarının, değer noktasındaki sınırlarının hiç kimsenin tahayyül edemeyeceği kadar geniş olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Sınırlar ülkeleri birbirinden ayırır ama kardeşliği ayıramaz. Biz sadece aynı topraklarda yaşadığımız Kürt kardeşlerimize, Arap kardeşlerimize değil sınırlarımızın ötesindeki Kürt, Arap, Türkmen kardeşlerimize de aynı kardeşlik hissiyatıyla baktık, aynı nazarla yaklaştık. Nasıl ki Saray Bosna’ya sıkılan kurşunu kendimize sıkılmış gibi hissettiysek nasıl ki Gazze’ye yağan bombayı kendimize atılmış gibi hissettiysek, Halepçe’ye atılan bombayı, Bağdat’a, Basra’ya, Musul’a, Kerkük’e, Şam’a, Halep’e, Kobani’ye atılan her bombayı da kendimize atılmış gibi hissettik. Neden? Çünkü biz kardeşiz, çünkü biz Selçuklu’nun, Osmanlı’nın torunlarıyız. Neden? Çünkü biz aynı kıbleye dönen insanlarız. Kürdü Türk’ten, Türk’ü de Kürt’ten Arap’tan ayırmaya hiç kimsenin gücü yetmedi, yetmeyecek" ifadelerini kullandı.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’DAN DİYARBAKIR’DAKİ O AFİŞE SERT TEPKİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesinde DBP’li belediyenin çocuk gelinlere dikkati çekmek için billboardlara astığı afişte Danimarkalı bir karikatüristin "Hazreti Muhammed’e hakaret içeren" çizimini kullanmasına sert tepki gösterdi. Erdoğan, "Geçtiğimiz hafta çok elim bir hadise yaşandı. Diyarbakır’da bir belediye, Hazreti Peygamberi, alemlere rahmet olarak gönderilmiş Efendimizi, son derece edepsizce, ahlaksızca resmeden bir karikatürü duvarlara astı. Şuanda yargıda bir süreç başladı. Temenni ediyorum ki gereğini en ideal şekilde yapacaktır. Ama bu edepsizce hareket aslında bu zihniyeti, aslında bir anlayışı ortaya koyması bakımından son derece önemlidir. Diyarbakır nedir bilir misiniz? Diyarbakır, Mekke, Medine, Kudüs ve Şam’dan sonra beşinci haremi şerif kabul edilen Ulu Cami’nin olduğu bir şehirdir. Diyarbakır, Mekke ve Medine’den sonra dünyada en çok sahabe kabrinin olduğu şehirdir. Bu edepsizlik hiçbir yerde yapılmamalı ama Diyarbakır’da hiç yapılmamalıydı. Selahaddin Eyyubi’nin, Kudüs Fatihi’nin evlatlarının yaşadığı bir şehirde, böyle bir densizliğin altına imza atılmamalıydı, maalesef bunu yaptılar. Bunu kimin yaptığı, bunu hangi siyasi partinin, hangi siyasi partinin mensubu bir belediyenin yaptığı önemli değil. Burada mesele siyaset de değil, burada mesele zihniyettir zihniyet. Burada mesele kan akıtan, masum insanları katleden, Türkiye düşmanlarına taşeronluk yapan Hazreti Peygambere edepsizce dil uzatan bir zihniyetle benim Kürt kardeşimin ilişkisidir. Bu benim kanıma dokunuyor" ifadelerini kullandı.
"BU BENİM KANIMA DOKUNUYOR"
"Şu partinin bu partinin kurucusu olduğum, genel başkanlığını yaptığım için değil siyasi görüşlerimden, ırkımdan, kabilemden, mezhebimden dolayı değil bir insan olarak, bir Müslüman olarak bu benim kanıma dokunuyor" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
"Ben çıkıp da bu makamda ’şuna oy verin buna oy verin veya vermeyin’ diyemem. Ama bugün diyorum ki, kime oy verdiğinize iyi bakın, iyi görün, düşünün. Ben Kürt kardeşimle her zaman gönül diliyle konuştum. Şimdi de diyorum ki teröre, teröriste, terör örgütlerine karşı cesur olun. En kutsal değerlerimize dahi pervasızca hakaret eden bu densizlerle aranıza cesaretle mesafeyi koyun. Diyorum ki, paralel yapıyla, bir kısım medyayla, Türkiye’nin düşmanlarıyla, Ortadoğu’nun canileriyle iş tutan bu benim Kürt kardeşlerimin düşmanlarına karşı artık yeter deyin. Bunu yapın. Şunu da herkesin bilmesini isterim: Bu ülkede 78 milyonun özgür bir şekilde, huzurlu, güvenli bir şekilde refah içinde yaşaması için mücadeleyi kesintisiz sürdüreceğiz. Bu ülkede kim varsa, hangi etnik grup varsa, Alevi Sünni hangi mezhepler varsa bir olarak, beraber olarak birlikte yaşama zeminini muhafaza edeceğiz. Ama aynı şekilde aynı kararlılık ve inançla nereden gelirse gelsin terörle ve teröristle mücadeleyi de amansız sürdüreceğiz."
"KELKİTLİ SENİNLE YÜRÜMÜYOR, KELKİTLİ BİZİMLE YÜRÜYOR"
Türkiye’de güzel gelişmelerin yaşandığını belirten Erdoğan, yerli otomobil ve 3. havalimanını örnek verdi. Erdoğan, şunları kaydetti:
"3. havalimanından anlaşma süresi boyunca devletimiz 22 milyar lira euro kira geliri elde edecek. Milli bütçeden bir Allah kuruşu çıkmadan bu yapılacak. Bunu üstlenen firmalara karşı bakıyorsunuz o malum medya saldırıyor şimdi. Bunların kimler olduğunu biliyorsunuz, bu medyanın hangi grup olduğunu biliyorsunuz. Paralel medyayla o malum medya. Beraber iş tuttular. Niye? Onlar bu ülkede birinci köprüye hayır diyenlerin ta kendisidir, ikinci köprüye hayır diyenlerin ta kendisidir, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne hayır diyenlerin ta kendisidir. Mersin’den KKTC’ye Akdeniz’in altına döşediğimiz borularla su ilettik, başlıkları attılar, ne diyorlar biliyor musunuz, ’Bu su Kuzey Kıbrıs’a ilk defa gitmiyor ki daha önce de gitti’ diyorlar. Doğru, balonla gitti ve balon patladı. Bunların hep yaptıkları zaten balon. Biz ise 252 metre suyun derinliğinde, 1453 metre tabanda boruları hamd olsun oturttuk, yerleştirdik ve 75 milyon metreküp su şuanda yılda Anamur’dan Kuzey Kıbrıs’a gidecek. Bunu yaptık. Hiç sahifesinin bir kenarında bile bunu zikretmediler, işlerine gelmiyor çünkü bunlar hayırlı işte yoklar, bunlar sadece şerde var. Ama Hilton Oteli’nin arkasındaki o araziye otel müsaadesi verilmiş olsaydı, rezidans müsaadesi verilmiş olsaydı ey Doğan o zaman keyfin yerinde olacaktı. Sana müsaadeyi vermedik diye çılgına döndün. Bak şimdi de orası doğal sit alanı ilan edildi, bundan sonra da zaten alamazsın. Bunlar hükümet devirip hükümet kuran zihniyetlerdir. İktidarımız bunlara bu imkanı vermedi. Bu yolu açmadığı için hiçbir zaman da bizimle uyumlu olmadılar, olamadılar. ’Ben Kasımpaşalıyım’ dediğim zaman cevap veriyor bana, ’ben de Kelkitliyim’ diyor. Kelkitli seninle yürümüyor, Kelkitli bizimle yürüyor. Onun için Kelkit’e ve Kelkitli kardeşlerime de Ankara’dan en kalbi selamlarımı gönderiyorum. Onlar gerçekten 10 Ağustos’ta Cumhurbaşkanlığı seçiminde istikametlerini belirttiler."
"ONDAN SONRA DAKTİLO MAKİNELERİNİ BAŞBAKANLIĞIN ÖNÜNE ATARLAR"
"Bu ülkeye nice ’emekçi dostuyum, işçi babasıyım’ diyen başbakanlar geldi. Maalesef hepsi de çalışanların sırtına daha ağır yükleri bindirip gittiler" diyen Erdoğan, "12 yıla yakın başbakanlığım döneminde her alanda olduğu gibi çalışma hayatında da ilklere imza atan biz olduk. Tasarruf Teşvik Fonu hesabında biriken işçimize, memurumuza, tüm çalışanlarımıza ait -burası çok önemli- hatırlayın, zorunlu tasarruf adı altında memur ve emekli kardeşlerimden 4.5 milyon hak sahibine 15 katrilyon ödemeyi biz yaptık. Bu yetmedi, konut edindirme yardımı adı altında para kestiler. Herkes unutmuştu ama biz unutmadık. Tozlu raflardan, çuvalların içinden bu evrakı bulduk ve 3.5 katrilyon lirayı hak sahiplerine biz ödedik. Niye bizden öncekiler bunu yapmadı ama biz yaptık. Şimdi hani kuru sıkı atıyorlar ya ’şu kadar vereceğim, bu kadar vereceğim’ aynı zihniyet. Kasa nasıl olsa dolu, oradan boşaltırız, devlet yöneteceksin devlet, 78 milyonu yöneteceksin. Ondan sonra gelirler daktilo makinelerini Başbakanlığın önüne atarlar" ifadelerini kullandı.
1 Mayıs’ın yıllarca tatil yapılması yönünde çağrıların olduğunu hatırlatan Erdoğan, "Niye yapmadılar. Hiçbir hükümet bunu yapamazken biz kararını aldık, yasasını çıkardık, 1 Mayıs’ı işçimiz için tatil ilan ettik. Örgütlenme, sendika haklar, ücretler, işçi sağlığı, güvenliği noktasında çok önemli adımlar attık" dedi.
"ASGARİ ÜCRETTE 5 KATTAN FAZLA ARTIŞ OLACAK"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, partilerin seçim beyannamelerinde ilk sıraları alan asgari ücret vaatlerine ilişkin değerlendirme yaparak, şunları kaydetti:
"Bakın asgari ücret, biz göreve geldiğimizde 2002 sonu söylüyorum neydi? 184 liraydı. Fakat bir de asgari ücret nedir? Bunu da yanlış anlatıyorlar. Asgari ücret bir tabandır. Yani bunun altında ücret ödeyemezsin. Ucu açık, istersen 5 bin öde. Sana kimse ’Niye 5 bin verdin’ diyemez. Şimdi bugün bakıyoruz, asgari ücret 1000 lira. 2016 başından itibaren asgari ücretin -hükümetin ben teklifini, vaadini söylüyorum- 1300 lira olması öngörülüyor. Ve asgari ücretin görüşmeleri bu yılın Aralık ayında yapılacak ve 2016 başı itibariyle de yeni asgari ücret yani vaat edilen 1300 başlamış olacak. Yani 5 kattan fazla burada bir artış. Dolar olarak bakalım ki şu anda kurda bir dengesizlik var, buna rağmen bakalım. 2002’de 125 dolardı, bugün 346 dolar. Yani biz dolara da ezdirmedik, enflasyona ezdirmedik ve öyle söz vermiştik, öyle yaptık. Çok daha fazlasının yapılmasının gereğine biz zaten inandık ve böyle çalıştık. Tabii ki bunlar yeterli değil ama bu ülkede imkansızın mümkün olduğu hep birlikte yaşadık, yine hep birlikte yaşayacağız. Yeter ki istikrar olsun, güven olsun. Yeter ki Türkiye içinde bir ve beraber olalım. Umutsuz olmayacağız, asla yeise kapılmayacağız, özgüvenimizi yitirmeyeceğiz."
1 KASIM ÇAĞRISI
Hak-İş üyelerine 1 Kasım çağrısında bulunan Erdoğan, "Diyorum ki 1 Kasım’a kadar durmak yok ama 1 Kasım’da şunu yapmak durumundasınız, ’oy bizim namusumuzdur, şerefimizdir’ diyerek sandıklara muhakkak gitmelisiniz. Kim olursa olsun, telefonlarla her şeyle arayarak bütün kardeşlerimizi, akrabalarımızı muhakkak sandığa götürmeliyiz. Çünkü bu ülkede 7 Haziran’da gördük, yaşanan sıkıntıları yaşamak istemiyoruz. Ben inanıyorum ki Hak-İş ailesi bunun yaşanmasına izin vermeyecektir" diye konuştu.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.