Erdoğan: "İkinci Bir Bayrak Tanımıyoruz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İkinci bir bayrak tanımıyoruz. O teröristlerin cesetlerine sardıkları paçavra belli. O, özlemini duydukları kendilerine ait bayraklarıdır. Siz bu milleti birkaç Türk bayrağı sallamakla aldatamayacaksınız....

Erdoğan: "İkinci Bir Bayrak Tanımıyoruz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İkinci bir bayrak tanımıyoruz. O teröristlerin cesetlerine sardıkları paçavra belli. O, özlemini duydukları kendilerine ait bayraklarıdır. Siz bu milleti birkaç Türk bayrağı sallamakla aldatamayacaksınız....

Erdoğan: "İkinci Bir Bayrak Tanımıyoruz"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İkinci bir bayrak tanımıyoruz. O teröristlerin cesetlerine sardıkları paçavra belli. O, özlemini duydukları kendilerine ait bayraklarıdır. Siz bu milleti birkaç Türk bayrağı sallamakla aldatamayacaksınız. 7 Haziran’da bunu başardınız ama 1 Kasım’da inanıyorum ki benim milletim buna prim vermeyecek" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleşen 11. Muhtarlar Toplantısına katıldı. 78 milyonun hepsinin tek millet tanımının içinde olduğunu söyleyen Erdoğan, “İkincisi tek bayrak. Bayrağımızın rengi şehidimizin kanıdır, hilal bağımsızlığımızın ifadesidir, yıldız şehidimizin sembolüdür. İkinci bir bayrak tanımıyoruz. Adamların o teröristlerin cesetlerine sardıkları paçavra belli. O işte özlemini duydukları kendilerine ait bayraklardır. Bir de diyor ki utanmadan sıkılmadan; ‘Bizim bayrakla sorunumuz yok.’ Peki yaptığınız bu ne? Siz birkaç tane Türk bayrağı sallamakla bu milleti aldatamayacaksınız. 7 Haziran’da bunu başardınız ama 1 Kasım’da inanıyorum ki beni milletim buna prim vermeyecek” diye konuştu.
“ÜZERİNE ÜZERİNE GİDECEĞİZ KESİNLİKLE DURMAK YOK”
Toplantıdaki muhtarlardan bir tanesinin “Onlar asla ve asla hedeflerine ulaşamayacak. Kanımızın son damlasına kadar her zaman yanınızdayız. Gerekirse asker olacağız” sözleri üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:
“Unutmayın bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Tabi ki her şehit bizim için bir hüzün kaynağı oluyor. Ama unutmayın ki, kıyametin son anına kadar şehitler devam edecek. Niye o inanmayanlar bizi ilgilendirmez. Bizim Yüce Rabbimiz ne buyuruyor Kur’an-ı Keriminde ‘Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz. Onlar diridirler ama siz anlayamazsınız.’ Kıyametin son anına kadar şehitler gelecek mi, gelecek. Şehitlik sadece bizim dinimizde var. Zerdüştlerde değil veya onlarla beraber yürüyenlerde değil. Bizim dinimizde."
Sözde şehitliklerle şehitlik olmadığını anlatan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Onlar da yine saf samimi Müslüman kardeşlerimizi aldatmak için kurulan sözde şehitliklerdir. Oralardaki taziye evleri mühimmat deposudur. İçeride teröristlerin resimleri vardır. Bunları bilelim, bunları görelim ve adımlarımızı ona göre atalım. Onun için üç tek vatan diyeceğiz. 780 bin kilometrekareyle tek vatan. Onların şuanda belli yerleri güya operasyonlarla ele geçirme gayretleri var ya oralar bedelini çok ağır ödeyecekleri operasyon merkezleridir. Bunu bilsinler üzerine üzerine gideceğiz. Kesinlikle durmak yok. Durmadan üzerlerine gideceğiz ve bu vatan toprağında ameliyat yapılmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Dört, tek devlet diyeceğiz. Devlet içinde devlet olmaz. Adı ne olursa olsun kim teşebbüs ederse etsin kesinlikle göz yummayacağız. Ne diyor İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy, ’Sahipsiz olan memleketin batması haktır. Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır’ olay bu.”
“‘CUMHURBAŞKANI HİÇBİR ŞEYE KARIŞMASIN’ DEMEK ASLINDA CUMHURBAŞKANI GÖREVİNİ YAPMASIN DEMEKTİR”
“Gün hep beraber vatanımıza, memleketimize, ülkemize, Türkiye’ye sahip çıkma günüdür” diyen Erdoğan, bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak Türkiye’ye sahip çıkma mücadelesini vermek, buna öncülük etmenin en başta gelen görevi olduğunu söyledi. "Eğer bu görevimi layıkıyla yerine getirmezsem Sarıkamış’ta şehit olan dedemin ve tüm şehitlerimizin ruhlarını muazzep etmiş oluruz" diyen Erdoğan, "Beni dünyaya getiren büyüten, memlekete ve millete hizmet yoluna sevk eden babamın, annemin ve tüm ecdadımın üzerimdeki haklarına halel getirmiş olurum. Görevimi hakkıyla yapmazsam kendi evlatlarım başta olmak üzere yeni nesillere karşı görevimi yerine getirmemiş olurum. Böyle bir vebali asla göze alamam. Kim ne derse desin, ben ülkemizin ve milletimizin birliği, beraberliği, geleceği için doğru bildiğim yolda kendi üslubumla ve elbette anayasal sınırlar içinde mücadele etmeyi sürdüreceğim" ifadelerini kullandı.
Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu mücadeleyi milletin desteğiyle ve onun adına vermeye devam edeceğini anlatan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Ne zaman ki milletim bana ‘tamam’ der, işte o vakit milletimin takdir ettiği vazife verdiği kişiye, ekibe teslim eder kenara çekilirim. O zamana kadar hiç kimse kusura bakmasın durmayacağım. Susmayacağım, çalışacağım, koşturacağım, mücadele edeceğim. ‘Cumhurbaşkanı hiçbir şeye karışmasın’ demek aslında Cumhurbaşkanı görevini yapmasın demektir. Hiç kimse beni ülkeme milletime karşı vazifelerimi yerine getirmekten alıkoyamaz. Herkesin bir hesabı varsa Allah’ın da bir hesabı var. Şüphesiz o hesabı görmekte Allah’a aittir.”
“NE DEMİŞTİK; ‘İNLERİNE GİRECEĞİZ’ GİRDİK DEVAM EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, “Rabbimize olan teslimiyetimizden, milletimize olan sözümüzden dönmedik dönmeyeceğiz" ifadelerini kullandı. Dün nasıl tüzüklerle, manşetlerle çarpışarak büyüdülerse bugünde terörle terör örgütüyle onun iç ve dış destekçileriyle mücadele ederek yine aynı manşetlerle çarpışarak yola devam edeceklerini anlatan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Ne diyor şair, ‘Sakın kader deme, kaderin üstünde bir kader vardır. Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır. Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır. Yalnızsam külümden yapılan bir hisar vardır.’ Unutmayın kaderin üstündeki kader her şeyi planlıyor. Kuddüs olan hatadan eksikten kusurdan münezzeh olan sadece Allah’tır. Biz kullar için bunların hepsi mümkündür. Hata da yaparız, yanlışlarımız da olur ama unutmayın bu hatayı, bu yanlışı bilmek ondan dönmektir asıl olan. Önemli olan en iyiyi yapabilmeye çalışmaktır. Sorumluluk üstlendiğimiz tüm görevlerimizde bu anlayışla hareket etmeye çalıştık. Gerektiğinde öz eleştiri yapmaktan eksiklerimizi, hatalarımızı ifade etmekten çekinmedik. Bunu milletimizde aramızdaki sevginin, saygının, samimiyetin, hasbiliğin bir gereği olarak gördüm. Bu şekilde davrandım."
Paralel yapı konusuna değinen Erdoğan, şunları söyledi: "Geçmişte paralel devlet yapılanması adı verilen örgütün gerçek yüzünü göremediğimizi bunun için de gereken tedbirleri vaktinde almakta geç kaldığımızı açıkça ifade ettim. Biz onlara karşı her kesime olduğu gibi hüsnüniyetle yaklaşırken onların bu ülkede bir darbe hazırlığı içinde olduğunu fark eder etmez harekete geçtik ve gerekenleri yaptık. Yapmaya da devam ediyoruz. Ne demiştik; ‘inlerine gireceğiz.’ Girdik devam ediyoruz. Yine siyasette bürokraside sivil toplum faaliyetlerinde birlikte hareket ettiğimiz çeşitli isimlerle daha sonra yollarımızı ayırmak durumunda kaldık.”
“TERÖR MESELESİ ÜLKEMİZDE YENİ ORTAYA ÇIKMIŞ BİR MESELE DEĞİLDİR”
Çözüm sürecinde de terör örgütüne müzahir siyasi partiye ve siyasi parti olmanın ötesinde birçok STK’larla bu tür yapılara hüsnüniyetle yaklaştıklarını anlatan Erdoğan, şöyle konuştu: “Bizim amacımız terör sebebiyle dökülen kanı ortadan kaldırmak ortak geçmişe ve ortak gelecek hedeflerine dayalı olarak huzuru kardeşliği kılmaktı. Bunda gerçekten samimiydik. Bölge insanıyla hep birlikte ülkemizin tamamında ortaya çıkan ümit tablosu bizi bu ihtimali sonuna kadar zorlamaya sabırlı davranmaya sevk etti. Maalesef demokrasi ve özgürlükler art niyetlilerin elinde istismara açık imkanlar haline dönüşüyor."
Terör örgütünün sağlanan kısmi huzur ortamını kötü niyetlerini hayata geçirmek için istismar ettiğini gördüklerini anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bölgedeki kamu görevlilerinin bir kısmının gelişmeleri eksik veya yanlış değerlendirmesinin bu konuda bir zafiyet ortaya çıkmasına yol açtığı anlaşılıyor. Ancak lütfen şu gerçeği kimse gözden kaçırmasın, terör meselesi ülkemizde yeni ortaya çıkmış bir mesele değildir. Bilhassa bölgedeki sıkıntılar yüzlerce yıllık geçmişi olan Cumhuriyet döneminde de sürekli nükseden sorunlardır. Biz bu kronik meseleyi çözüm için gayret gösterdik. Terör örgütünü kullanan güçlerin ve bu örgütün içindeki uzantılarının huzurdan kardeşlikten güven ortamından rahatsız olduklarını anlıyoruz. Bunun için ilk fırsatta silaha sarıldılar. Bombalarla, tuzaklarla, pusularla niyetlerini ortaya döktüler. Keşke çözüm süreci bizim istediğimiz şekilde sonuçlansaydı. Keşke terör eylemleri sebebiyle tek bir askerimizin, polisimizin, korucumuzun, vatandaşımızın canı yanmasaydı, kanı dökülmeseydi.”
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.