Çavuşoğlu’ndan Kıbrıs Rum Kesimine İsrail Benzetmesi

İzmir Ticaret Odası’nın (İTO) genişletilmiş meclis toplantısına katılan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Kıbrıs sorununu çözmek için Türkiye’nin samimi olduğunu ancak Rum tarafının da samimi olması gerektiğini belirterek,...

Çavuşoğlu’ndan Kıbrıs Rum Kesimine İsrail Benzetmesi

İzmir Ticaret Odası’nın (İTO) genişletilmiş meclis toplantısına katılan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Kıbrıs sorununu çözmek için Türkiye’nin samimi olduğunu ancak Rum tarafının da samimi olması gerektiğini belirterek,...

Çavuşoğlu’ndan Kıbrıs Rum Kesimine İsrail Benzetmesi
İzmir Ticaret Odası’nın (İTO) genişletilmiş meclis toplantısına katılan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Kıbrıs sorununu çözmek için Türkiye’nin samimi olduğunu ancak Rum tarafının da samimi olması gerektiğini belirterek, “Ben biraz İsrail’e benzetiyorum. Ne zaman İsrail ile müzakere başlayacak olsa ya da mesafe kat edilse, başlıyor Gazze’yi bombalamaya, her şey karışıyor. Yöntemleri farklı bile olsa ben buna benzetmeye başladım” dedi.
İTO’nun genişletilmiş meclis toplantısının konuğu Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu oldu. Çavuşoğlu, dış politikanın ekonomiye olan etkisinden bahsederken Avrupa Birliği süreci ve Kıbrıs sorununa ilişkin de önemli açıklamalarda bulundu. Çavuşoğlu, Avrupa Birliği sürecinin tamamlanması gerektiğini, Kıbrıs’ın bir kriter olmasa bile masanın üstünde durduğunu ifade ederek çifte standarttan bahsetti. Kıbrıs sorununu çözmek için Türkiye’nin samimi olduğunu kaydeden Çavuşoğlu, Rum kesimi için İsrail benzetmesi yaptı.
“RUM TARAFINDA SAMİMİYET OLURSA BU YIL BU İŞİ ÇÖZERİZ”
Kıbrıs sorununu çözmek istediklerini söyleyen Çavuşoğlu, “Kıbrıs’ta kalıcı bir barış olsun. Burada da samimi olmak lazım. Biz de samimiyet var. Rum tarafında da samimiyet olursa bu sene bu işi çözeriz ama topu taca atmamak lazım. Eskisine göre daha pozitif bir atmosfer var. Bir sürece girdik, bu sefer bu fırsatı kaçırmayalım. Belki bu son müzakere olacak. 50 sene müzakere olmaz ki. Olur ama başka şey için olur. Bizim Kıbrıs’ta seçilen liderle çalışmak için zaten Kıbrıs halkına KKTC’ye destek vermemiz lazım ve destekliyoruz. Kuzey ve Güney arasında fark kapansın diye. Gelişmişlik düzeyi aynı olsun istiyoruz. Bir taraftan müzakere bir taraftan açığı kapatıyoruz. En önemli kriterimiz müzakere sürecinde kararlı olunsun. Sayın Akıncı da bu kararlılık var. Rum tarafı topu taca atmasın” diye konuştu.
İSRAİL BENZETMESİ
Tam müzakerelerin iyi gittiğini, birden tek taraflı sondaj çalışmalarına başladıklarını kaydeden Çavuşoğlu, şunları söyledi: “Biz de Barbaros Hayrettin Paşa’yı gönderdik çekildiler müzakereden. Bu bir çözüm değil. Müzakerecilerin görevi, kazan-kazan formülü ile çözmek. Her gün Türkiye’nin garantörlüğünü gündeme getiriyorlar. Bu işi sulandırmaya çalışmaktır. Ne zaman işler yolunda gitse mutlaka topu başka yere atmaya çalışıyorlar. Garantörlük konusunda bizim garantörlüğümüz Kıbrıs Türk halkıdır. Kıbrıs Türk halkı istediği sürece biz orada garantörüz. Eskiye gitmeyelim ama geldiğimiz noktanın sorumlusu biz değiliz. İyi niyetliysen Türkiye’nin garantörlüğünden niye çekiniyorsun? Neden Türkiye’nin garantörlüğünden bir an önce kurtulmak istiyorsun madem barış istiyorsan. Türkiye şuanda son derece pozitif. Şimdi bunu da bahane ederek biraz olayı sulandırmaya çalışıyorlar. Bunlara tenezzül etmesinler. Ortada bir fırsat var. Ben biraz İsrail’e benzetiyorum. Ne zaman İsrail ile müzakereler başlayacak olsa ya da mesafe kat edilse, başlıyor Gazze’yi bombalamaya, her şey karışıyor. Çünkü istemiyor. Bağımsız bir Filistin Devleti istemiyor. Yöntemleri farklı bile olsa ben buna benzetmeye başladım. İnşallah arada bir çözüm olur, barış olur. Biz destekliyoruz. İnşallah bu sene bir çözüm yılı olur.”
“KIBRIS KRİTER DEĞİL AMA MASANIN ÜSTÜNDE”
Kıbrıs’ın, Avrupa Birliği’nin en önemli dış politika projesi olduğunu kaydeden Çavuşoğlu, Kıbrıs sorununun AB ile olan süreci de etkilediğine ilişkin şunları söyledi: “60 yıl oldu. Süreç bitmesin de bu iş bitsin. Yani üyelik olsun. Türkiye teknik konularda, ekonomik konularda, Kopenhag kriterlerinde çok samimi söylüyorum; siyasi sorunlarımız var, eksikliğimiz var. Avrupa Birliği’nin 36 dosyasının 14 tanesini açtık. Geri kalan fasılların hepsini açabilecek durumdayız. Teknik bakımdan müzakere edemeyeceğimiz hiçbir fasıl yok. Yeter ki siyasi engel kalksın. Yargı, temel haklar, adalet gibi zor müzakeresi uzun süren, Bulgaristan ve Romanya gibi ülkeler o fasılların kapanış kriterlerini yerine getiremeden üye oldu. Biz onu da aşmaya hazırız. Bildirmemelerine rağmen altı kriteri yerine getirdik. AB’ye girmek istiyoruz ama sorun siyasi. Kıbrıs kriter değil ama masanın üstünde. İki sene önce başladı Karadağ, herhalde 18 oldu açtığı fasıl. Kıskandığımızdan değil ama bu Türkiye’ye yapılan çifte standardın bir göstergesi. Türkiye bunu hak etmiyor.”
“VİZELERİ KALDIRACAĞIZ”
Türkiye’nin vizeleri kaldırması gerektiğini kaydeden Çavuşoğlu, şöyle konuştu: “Çok sayıda vize serbestisi anlaşması imzaladık. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı 70’ten fazla ülkeye vizesiz seyahat edebiliyor. Bu yeterli mi, yetmez. Avrupa Birliği ülkelerine, Schengen ülkelerine vizesiz gidebiliyor muyuz? Hayır. Vizesiz seyahat edebilmek için vatandaşlarımız başvurmuş, mahkeme kararları var. Mahkeme kararlarının hepsi birbiriyle çelişiyor. İş adamısınız para harcayacaksınız vize almak zorundasınız. Bu bir çelişki. Bu mahkeme kararlarını bile uygulamada çifte standart görüyoruz. O zaman bu işi kökten çözmek lazım. AB ile vize serbestisi diyaloğu anlaşması ve geri kabul anlaşmasını imzaladık. 16 Kasım 2013’te. Geri kabul anlaşması, Avrupa Birliği’ne üye olurken üstlenmemiz gereken bir yükümlülük. Bunu öne aldık. Çünkü AB ülkelerine vizeyi kaldırmak için bu teklifi verdik. AB de kabul etti. Çalışmalar devam ediyor. Bu süreç beklediğimizden hızlı sürüyor. 2013’te imzayı attığımızda 3,5 yıl öngörülüyordu. 2,5 sene içinde; AB’nin sözünde durması lazım, Avrupa Birliği Kıbrıs konusunda sözünde durmadı ama şuan her şey seyrinde gidiyor. 2,5 sene içerisinde AB ülkelerinde yani Schengen ülkelerinde vizeleri kaldıracağız. Vatandaşların önünde ciddi bir engel kalkacak. İnsanlarımızın serbest dolaşması lazım. Vizesiz dolaşması lazım. İş adamlarımızın fırsatları yakalayabilmesi için vize alması gerekiyor. Burada vize alırken, havaalanında gördüğü muamele iş adamlarımızın hevesini kırıyor. Biz bunu hak etmiyoruz. Bugünkü Türkiye bunu hak etmiyor.”
“GÜMRÜK BİRLİĞİ ANLAŞMASINI GÜNCELLEMEMİZ GEREK”
Türkiye’nin ekonomik gelişmeleri hakkında konuşan Çavuşoğlu, sadece bölgesel ekonomik örgütlerle değil uluslararası örgütlerle de serbest ticaret anlaşması imzalamak istediklerini söyledi. 1996’da yürürlüğe giren Gümrük Birliği anlaşmasının başlangıçta avantajı çok olduğunu ancak üyelik müzakeresi uzun sürdüğü için bugün dezavantajların bulunduğunu belirten Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu yüzden Gümrük Birliği anlaşmamızı güncellememiz lazım. Bu konuda AB ile mutabakata vardık. Onlar da bunun farkında. Gümrük Birliği anlaşmasının bugün bize en büyük dezavantajı, Avrupa Birliği üçüncü ülke ile serbest ticaret anlaşması imzaladığında bizim o ülkeye giden ürünlerimize gümrük sıfırlanmıyor ama o ülkeden bize gelen ürünlere gümrüğü sıfırlamak durumundayız. Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği anlaşmasını güncellemezsek ABD’den Türkiye’ye gelecek tüm ürünlerde gümrük sıfırlanacak. İşte biz bunu istemiyoruz. Türkiye ekonomisine ciddi bir yük biner. Biz de bunu arzu etmeyiz. ABD ile de görüşüyoruz. Bunun kökten çözümü Gümrük Birliği ile bu işi halletmek.”
“VİZELERİ KALDIRMAYA GAYRET GÖSTERECEĞİZ”
Önümüzdeki süreçte sadece AB değil başka ülkelerle de karşılıklı vizeleri kaldırmaya gayret göstereceklerini ifade eden Çavuşoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Vizeyi kaldırdığımız bölgelerde ticaretimizin arttığını gördük. Komşularla ticarette ciddi bir artış olmuş. Tüm bu politikalar sayesinde. Başka ülkelerdeki fırsatları değerlendirmeniz lazım. Bugün Afrika ile olan ticaretimiz yedi kattan fazla arttı. Latin Amerika ile ticaretimiz sekiz kattan daha fazla artmış. Küçük ülkeler dahil her ülkeyle ticaretimiz artıyor. Rusya ile olan ihracatımızda düşüş var ama bu Rusya’daki insanların alım gücünün azalmasından kaynaklanıyor. Bu sene ilk dört ayda Rusya’ya yaptığımız ihracatta düşüş var ama bunun siyasi sorun, teknik engel değil geçici olduğunu düşünüyoruz. Birçok ülkede hedef koyuyoruz. Bugün Türk ürünleri ticaret engellerinin kalkmasıyla girmediği ülke kalmadı."
“İLK HEDEF MÜSLÜMANLAR VE TÜRKLER OLUYOR”
Dünyadaki gelişmelere de değinen Çavuşoğlu, şunları söyledi: “Türk dış politikasının ötesinde dünyada gelişmeler var. Dünyada çok sıkıntılar var. Komşu bölgelerde yönetilemeyen ülkeler var. Irak, Libya gibi çok kırılgan ülkeler var. Kuzeyimizde Ukrayna, Kırım. Bir de dondurulmuş ihtilaflar var. Kıbrıs bunlardan bir tanesi, Dağlık Karabağ mesela. Avrupa politikalarını etkileyen sorunlar devam ediyor. Avrupa halklarını tehdit eden, onların karşı karşıya kaldığı sorunlar var. Ekonomik kriz, finansal kriz ön plana çıksa da bunun ötesinde de sorunlar var. Avrupa’daki mali krizin demokratik kurumları kökten sarstığını gördük. Avrupa’da yabancı düşmanlığı nereye gidiyor? Sandalye sayısı artan radikal partiler Avrupa değerlerini nereye götürecek? Tüm bölgemizdeki sorunlar, iklim değişikliği, çevre felaketleri, işsizlikten dolayı düzensiz bir göç akımı var. Avrupa’da Akdeniz’in ortasında Ege’de insan, silah kaçakçığı var. Avrupa’yı en çok tehdit eden unsurlar, ırkçılık, yabancı düşmanlığı, ayrımcılık, İslamofobi. Yani her türlü terör. İkisi birbirini tetikliyor. Bunların hepsini Avrupa halklarının karşı kaşıya kaldığı sorunlar. Bizi de doğrudan ilgilendiriyor. Çünkü ilk hedef her zaman Müslümanlar ve Türkler olmaya başladı. Bu sorunlar dünyada ve bölgemizde hat safhaya çıktığını görüyoruz.”
“EN BÜYÜK GÜÇ EKONOMİK GÜÇ”
Tüm olumsuzlukların yanı sıra fırsatların da olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, şöyle konuştu: “Ekonominin boyutu değişiyor. Güç dengesinde kayma var. Soğuk savaşın belirtilerinin ortaya çıktığı günlerde silahlı güç mü diğer güçler mi? Esas itibariye tüm bu tartışmalar devam ederken dünyadaki güç kriteri silah değil. Bugün en büyük güç ekonomik güç. Yeni güçler kim? Ekonomik dengelerde nasıl bir kayma var? Asya’nın dünya ekonomisindeki payı 30. İleride aldığı payın yüzde 50 olacağı öngörülüyor. Afrika’nın dünya ekonomisindeki rolü ne olacak? Böylesine bir coğrafyada dış politikamızın proaktif ve çok yönlü olması lazım. Çok güçlü işletebilmemiz lazım. Bunun için ekonomik olarak güçlü olmanız lazım. En önceliğimiz ihracatımızın artması, dış ticaretimizin komşu bölgelerden başlayarak artması. Bunun için ilişkilerimizi üst düzeye çıkarmamız lazım. Irak, İran, Rusya, Ukrayna, Yunanistan’la yüksek düzeyde stratejik iş birliği anlaşmamız var. Bu toplantılarda çok sayıda anlaşma imzalıyoruz. Yunanistan’la gerçekleştirdiğimiz yüksek düzeyde stratejik iş birliği toplantısında 50 anlaşma imzaladık. 18 ülke ile 34 yüksek düzeyde stratejik iş birliği toplantısı yaptık. Toplam 424 anlaşma belge imzaladık. Bunların büyük bölümü ekonomiyle ilgili anlaşmalardır.”
Çavuşoğlu, konuşmasının ardından meclis üyelerinin sorularını basına kapalı olarak yanıtladı.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.