Bem-bir-sen’den Başkanlık Sistemi Çalıştayı

Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Burhan Kuzu, başkanlık sistemiyle ilgili, “Bana sorarsanız panzehirdir başkanlık modeli ayrışma değil tam aksine bütünleşmenin" dedi.Belediye ve Özel İdare Çalışanları Birliği Sendikası’nın (Bem-Bir-Sen)...

Bem-bir-sen’den Başkanlık Sistemi Çalıştayı

Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Burhan Kuzu, başkanlık sistemiyle ilgili, “Bana sorarsanız panzehirdir başkanlık modeli ayrışma değil tam aksine bütünleşmenin" dedi.Belediye ve Özel İdare Çalışanları Birliği Sendikası’nın (Bem-Bir-Sen)...

Bem-bir-sen’den Başkanlık Sistemi Çalıştayı
Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Burhan Kuzu, başkanlık sistemiyle ilgili, “Bana sorarsanız panzehirdir başkanlık modeli ayrışma değil tam aksine bütünleşmenin" dedi.
Belediye ve Özel İdare Çalışanları Birliği Sendikası’nın (Bem-Bir-Sen) başkanlık sistemiyle ilgili konunun uzmanlarının katılımıyla iki gün sürecek çalıştayı başladı. Rixos Otel’de gerçekleşen çalıştayın açılış konuşmasını yapan Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Burhan Kuzu, başkanlık sisteminin Türkiye’de 30 yıldır üzerinde emek vermeye çalıştığı ve gündemde olmasına katkısı sağladığı bir konu olduğunu belirterek, “Eğer herhangi bir gün konuşmamışsam bu sistemi akşam sandalyeyi karşıma koyuyorum, 10 dakika konuşup sonra da uyuyorum. Başka çare yok ne yapayım” diye konuştu.
“İSMİ BUNUN ASLINDA BAŞKANLIK MODELİ DEĞİL, KONGRE HÜKÜMETİ OLMASI LAZIM”
Başkanlık modeli gelirse parlamentonun ortadan kalkacağı yönünde bir yaklaşım olursa vatandaşın buna ‘evet’ demeyeceğini ifade eden Kuzu, şunları kaydetti:
“Birçok milletvekili başkanlık modeli geldiği zaman parlamento olmadığını zannediyor. CHP’nin seçim beyannamesinde diyor ki; ‘Kuvvetler ayrımının tam gerçekleştiği modeli savunuyoruz’. Bunun adı başkanlık modeli eğer bunu savunuyorsan. Belli ki oda söylediğinin ne anlama geldiğini aslında bilmiyor. Clinton’ın danışmanı geldi Türkiye’ye dedi ki; ‘Bu modelin şanssızlığı ismindir. İsmi bunun aslında başkanlık modeli değil, kongre hükümeti olması lazım’ dedi. Bu modelin adı esasen başkanlık modeli kısmını bir kenara bırakın, parlamentoyu gerçekten son derece güçlendiren başkana kök söktürmesi gereken model. Burada korkulması gereken başkanın gücünden değil, zayıf düşmesinden korkarak icraata yürümez mi? Asıl korkmamız gereken buralar.”
“AMERİKA’DAKİ OBAMA’DAN BİZDEKİ PARLAMENTER REJİMİN BAŞBAKANLARI EN AZ ÜÇ KAT DAHA YETKİLİDİR”
“Amerika’daki Obama’dan bizdeki parlamenter rejimin başbakanları en az üç kat daha yetkilidir” diyen Kuzu, “Diktatörlükten korkuyorsanız parlamenter rejimden kaçacaksınız. Oralarda çok daha rahat oluşur” ifadesini kullandı.
7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in cenazesine değinen Kuzu, “Kenan Evren öldü ama hukuk fakülteleri bu adamı çağırıp doktora verdiler. Sivil generaller, bunda da bin kat beter Türkiye’de. Benim yakından tanıdıklarım var. İnanın darbe olsun AK Parti’ye karşı zil çalıp oynayacaklardı. Yıllarca bunu söylemişlerdi. Akademisyendi bu insanlar, yakın tanıdığımız adamlardı bu insanlar” dedi.
“BAKMAYIN SEÇİM SEBEBİYLE, SANDIK SEBEBİYLE CENAZEYE GİTMEDİKLERİNE İNANIYOR MUSUNUZ?”
Kuzu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Sivillerin yaklaşımını bilmezsek Türkiye’de darbelerin meselesini çözemeyiz. 27 Nisan bildirisi yayınlandığı zaman demedi mi o günkü ana muhalefetin lideri ‘geç bile kalındı.’ Bakmayın seçim sebebiyle sandık sebebiyle cenazeye gitmediklerine inanıyor musunuz? Bu memlekette koalisyonu nasıl yürüteceksin. Yürümüyor işte. Belki bunun birçok sebebi var. Bizim düşmanımız çok. Uğraşan çok. Bu memlekette teyakkuz halinde olmamız lazım.”
Başkanlık modelini niye tutturdunuz diye sorduklarını anlatan Kuzu, “Parlamenter model bir iki dönem sonra mutlaka koalisyonu getirir. Bin sene kalacak hali yok Tayyip Bey’in, bin sene kalacak hali yok Davutoğlu ve AK Parti’nin. Mesele sistemin kendisini oturtmak. Maalesef Türkiye’de bu mesele kişisel bazda tartışılmış” dedi.
Anayasa Komisyonu Başkanı Kuzu, başkanlık modeline küçük partilerin, medya patronlarının ve sol kesimin karşı olduğunu anlatarak, “Hiçbir model ideal olamaz. Modelin sonucu benim için önemli. Ne getiriyor bu memlekete ona bakacaksın. Mühim olan insanların daha mutlu olması. Devletin kendisi bir araçtır amaç insanların mutluluğudur” ifadelerini kullandı.
“BANA SORARSANIZ BAŞKANLIK MODELİ PANZEHİRDİR AYRIŞMA DEĞİL DE TAM AKSİNE BÜTÜNLEŞMENİN”
Türkiye’nin 2007’den sonra artık parlamenter modelle devam etme şansının olmadığını kaydeden Kuzu, “Bu model mevcut haliyle asla yürümez. 2007 bu işin bamtelidir. O saatten sonra artık ya yarı başkanlık ya tam başkanlık. En azından yarı başkanlık modeline geçmek zorunda bu memleket. Aksi halde memleketi yürütemeyiz. Bana sorarsanız panzehirdir başkanlık modeli ayrışma değil de tam aksine bütünleşmenin. O açıdan federal yapı gelir laflarını bir kenara koyalım bunlara inanmayalım. Bizim getirmeye çalıştığımız modelde bu yok” şeklinde konuştu.
“YENİ TÜRKİYE’NİN YENİDEN BÜYÜK TÜRKİYE’NİN ÖN SÖZÜ İSE YENİ ANAYASADIR”
Memur-Sen Genel Başkan Ali Yalçın, Yürütme erkenin tek kişinden oluşması üzerine başkanlık sisteminin otoriteryel bir yönetim sistemi olduğuna dair Türkiye’de çeşitli tartışmaların yapıldığını kaydederek, “Halbuki Türkiye parlamenter sistemle yönetiliyor ama Ulu Önderlik, milli şeflik gibi Türkiye’de çeşitli dönemleri de yaşadık. Dolayısıyla bunun başkanlık sistemiyle parlamenter sistemin karşılaştırılmasında parlamenter sistemin daha otoriterlikten uzak olduğu yönündeki yapılan tespitlere önemli bir kaynak teşkil ettiğini ifade etmeliyim. Bunun yanında ayrıca parlamenter sistemle yönetilip, otoriter yönetimlere dünya ölçeğinde de şahit olduk. Türkiye’de başkanlık sistemi tartışması yapılırken acaba başkanlık sistemine geldiğinde eyalet tartışması açılabilir mi gibi tartışmalar yapılıyor. Bunlar başkanlık sistemi tartışmalarını manipüle etmeye yönelik akıllıca düşünülmüş düzenekler ve manipülasyon araçları olarak düşünülmüş” ifadelerini kullandı.
Başkanlık sisteminin sultanlık sistemi olduğu, otoriteleşmeye hizmet eder türünden yaklaşımların çok doğru yaklaşımlar olmadığını söyleyen Yalçın, şunları kaydetti:
“Türkiye’nin seçimlerden sonraki gündemi çözüm sürecinin biran önce başarıya ulaştırılması. Çünkü Türkiye’nin sivil anayasaya yeni anayasaya geçmesi çözüm sürecine bağlı. Çözüm süreci yeni anayasanın ön sözü. Yeni Türkiye’nin yeniden büyük Türkiye’nin ön sözü ise yeni anayasadır. Bunu Türkiye önümüzdeki süreçte başarmak zorundadır.”
“BAŞKANIN DOĞRUDAN HALK TARAFINDAN SEÇİLMESİ, SİYASETE GENİŞ BİR DEMOKRATİK MEŞRUİYET ÇERÇEVESİ SAĞLAYACAK”
Bem-Bir-Sen Genel Başkanı Mürsel Turbay, Son 13 yıllık dönemde Türkiye’nin kalkınmada ve gelişmişlikte önemli mesafeler kat ettiğini bildirerek, “Daha yaşanabilir bir ülke konumuna geldi. Hepimiz bunu yaşadık, yaşıyoruz. Artık, bu dönemin geçici değil, kalıcı olmasının yolu olarak ülkemiz başkanlık sistemini tartışıyor. Biz de bu tartışmalara katkı sunma amacıyla böyle bir program yapmayı uygun gördük. İki gün sürecek çalıştayımızda, başkanlık sisteminin güçlü ve zayıf yanları ortaya konularak, yapılan tartışmalara önemli katkıların verilmesi hedeflenmektedir” dedi.
Siyasal sistemin diğer faktörleriyle birlikte, Türkiye’deki parlamenter sistemin, 1970‘li ve 1990’lı yıllarda sıklıkla görüldüğü üzere, istikrarsız koalisyon veya azınlık hükümetlerine yol açtığını hatırlatan Turbay, şunları kaydetti:
“Kırılgan yapıdaki bu hükümetlerin uzun süreli ve içsel bütünlüğü olan bir hükümet programını uygulamadaki acizliği, ülkedeki sorunları giderek kronikleştirmiş, bu durum demokratik siyasetin gücünü ve saygınlığını zayıflatmıştır. Sözünü ettiğim yönetememe sorunu nedeniyle ve bu bahane gösterilerek, ülke demokrasisi sık sık askeri müdahalelerle kesintiye uğratılmıştır. Koalisyon veya azınlık hükümetleri şeklindeki güçsüz bir yürütme eliyle yürütülen sivil siyasetin, dışarıdan gelecek bu türlü antidemokratik müdahaleleri kolaylaştırdığı tarihsel bir gerçek olarak önümüzde durmaktadır. Ülkemizde demokrasimizin her on yılda bir kesintiye uğramasının nedenleri araştırıldığında karşımıza çıkan en temel nedenin sistemi yönetmekle mükellef olan siyasetin, siyasetçinin kısır tartışmalara boğularak siyasetin yenileşmesini, değişimini gerçekleştirememiş olmasının yattığı görülür. Bu nedenle içeride siyasi kaos yaşayan Türkiye’nin çevresinde yaşanan parçalanmalarda olunca ordu, güçlü yapısını bazen görevinin dışına çıkarak göstermiş ve yönetime el koymuştur. Oysa başkanın doğrudan halk tarafından seçilmesi, siyasete geniş bir demokratik meşruiyet çerçevesi sağlayacak ve böylece halk desteğini arkasına alan güçlü bir yönetim ortaya çıkabilecektir. Bu meşruiyetin başkana verdiği güç sayesinde, asker ve sivil bürokratik oligarşinin, halen daha, halkın seçtiği temsilcilere şüpheyle baktığı ülkemizde, antidemokratik müdahalelerin önüne geçilebilecektir. Gelişmekte olan Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu siyasi, ekonomik ve sosyal sorunları çözme konusunda başkanlık sisteminin daha işlevsel olması muhtemeldir.”
YENİ ANAYASA YAPMA FİKRİ VE BAŞKANLIK SİSTEMİNE GEÇİŞ TARTIŞMALARI
Yeni bir anayasa yapma fikrinin ve özellikle son yirmi yıla damgasını vuracak şekilde başkanlık sistemine geçişin sıklıkla çözüm için dile getirilen ve tartışılan fikirler olduğunu söyleyen Turbay, “Ancak gerek yeni bir anayasa gerekse sistemin ülke şartlarına uyum sağlayıp sağlamayacağının incelenmesi gerekmektedir. Hükümet sistemleri, seçim sistemleri ve siyasi parti sistemleri sadece Türkiye’de değil dünyada da en çok tartışılan konulardandır. Türkiye’nin sorunu, istikrardır. Son 50 yıldan beri bu istikrar talebi süregelmektedir. Büyük iddialarla ortaya çıkan 1982 Anayasası’nın ve şu ana kadar yapılan 17 adet anayasa değişikliğinin dahi bu problemi çözemediği açıktır” diye konuştu.
Turbay, konuşmasına şöyle devam etti:
“Siyasi tarihimiz ve kültürümüzün yabancı olmadığı bir yönetim modeli olan başkanlık sisteminin Türkiye’de başarıyla uygulanması mümkün müdür? Türkiye tipi başkanlık modeli olabilir mi? Türkiye’nin önünde yeni hedefe yürüyecek zengin bir siyasal birikimi var. Ve biz bunun bilincindeyiz. Birtakım kesimler kendi menfaatleri için bazı kelimeleri yıprattılar. Türkiye’nin şekil olarak Anglosakson ve ruh olarak Fransız kaynaklı bir demokrasisi bulunuyor. Türkiye’de demokrasinin güçlenmesi Cumhurun desteğine bağlı. Kendi sorunlarını çözemeyen bir siyasal sistem ülkenin yapısal problemlerini çözemez. Bu nedenle değişim ve dönüşüm siyasetçinin kontrolünde olmalı ve yapısal tartışmalardan kimse rahatsız olmamalıdır. Bu ülke hepimizindir, bu ülkenin kalkınması, tarihi misyonuna sahip çıkarak adım atması hepimizin idealidir. Bu ideale konuşmak yerine susarak, tartışmak yerine eleştirerek asla varamayız.”
Başkanlık sisteminin devlet yönetiminde tek bir kişinin başkanlığında hükümet etme ve devleti yönetme esasına bağlı siyasi sistem olarak tanımlandığını bildiren Turbay, “Başkanlık sisteminde yasamanın yürütmeyi feshetme yetkisi yok. Başkanlık sistemi bu anlamda; Yasama, yürütme ve yargı organları arasında kesin bir ayrıma ve dengeye dayanan, yasama ve yargı organlarının demokratik denetimi içinde, yürütmenin iktidar olanaklarını genişleten bir hükümet sistemidir diyebiliriz. Başkanlık sistemi uygulandığı kimi ülkelerde yolsuzluk, otoriterlik, nepotizm (tanıdık kayırma), diktatörlüğe araç olma ve çoğulculuk karşıtı uygulamalar gündeme geldiğinde eleştirilerin ana odağı olmaktadır. Ancak biz ülke olarak bağlı bulunduğumuz dinimizin, peygamberimizin ve halifelik sisteminin, Selçuklu, Osmanlı, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yılları, milli şeflik döneminin mirasından da istifade ederek kendi milli tarzımızı inanıyorum ki şekillendirebilecek güce ve birikime sahibiz. Mevcut parlamenter sisteminde asıl olan meclisin yürütmeyi, hükümeti denetlemesi gerekir. Ancak mevcutta yürütme meclise hükmetme durumundadır. Mevcut parlamenter sistem içinde aynı eleştiriler yapılmaktadır. Bu tartışmalar ışığında bizi de en çok ilgilendiren hizmet kolu olduğu için Yerel Yönetimlerin nasıl şekilleneceği konusudur. Bu konuda elbette değerli katılımcıların görüşlerini de merak ediyoruz. Yerel yönetimlerde başkanlık sistemi uygulanmakta ancak genel bir düzenleme olduğunda sistemin yerel yönetimlere etkisi nasıl olacaktır? Vali ve belediye başkanı aynı kişi mi olacak? Yerel parlamentolar mı olacak yetkileri neler olacak? Kamu çalışanları bu sistemden nasıl etkilenecek? Bu sistemin çalışanlara getirisi nedir? Sistem nasıl uygulanır, nasıl şekillenir bunların hepsini tartışmalıyız. Özgürce konuşmaktan çekinmemeliyiz” dedi.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.