Bakan Avcı’nın Gündeme İlişkin Açıklamaları

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, “CHP’nin eğitim için önerdiği 1+8+4 formülü genlerinin değişmediğini gösteriyor. Hala 28 Şubat kalıntısı bir takım projeler etrafında bir eğitim sistemi öngörebildiğine göre o genlerde bir değişiklik...

Bakan Avcı’nın Gündeme İlişkin Açıklamaları

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, “CHP’nin eğitim için önerdiği 1+8+4 formülü genlerinin değişmediğini gösteriyor. Hala 28 Şubat kalıntısı bir takım projeler etrafında bir eğitim sistemi öngörebildiğine göre o genlerde bir değişiklik...

Bakan Avcı’nın Gündeme İlişkin Açıklamaları
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, “CHP’nin eğitim için önerdiği 1+8+4 formülü genlerinin değişmediğini gösteriyor. Hala 28 Şubat kalıntısı bir takım projeler etrafında bir eğitim sistemi öngörebildiğine göre o genlerde bir değişiklik yok. Bu yeni CHP’den çok yeni reklamcının marifeti söylemler” dedi.
Milli Eğitim Bakanı Avcı, İhlas Haber Ajansı (İHA) ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar’ın sunduğu "Neler Oluyor?” programına konuk oldu. Eskişehir’deki seçim çalışmalarıyla ilgili bilgi veren Avcı, AK Parti olarak 7 Haziran genel seçimlerinde Eskişehir’den en az 4 milletvekili hedeflediklerini anlattı. HDP’nin Mersin ve Adana bürolarına bombalı saldırıları düzenleyenlerin eski DHKP-C’li olması hatırlatılarak, PKK ile DHKP-arasında bir bağın oluşup oluşmadığı sorusuna Avcı, “Sözünü ettiğiniz örgüt yani bombalamalardan sorumlu olduğu belirtilen örgüt aslında taşeron kimliği ile biliniyor. Nerede, ne zaman, kimin adına, ne yaptığı her zaman ön görülemeyecek bir kiralık örgütten söz ediyoruz. O yüzden nasıl bağlantıları olduğu konusunda şüphesiz çalışan istihbarat birimleri fazlasıyla vardır. Ben bu üzerinden siyasi söylem geliştirilmesini doğru bulmuyorum. Ama seçim zamanında bunlar olur. Bizim muhalefet kültürümüzde maalesef bunlar yerleşti. Muhalefet söylemlerinin genelde müeyyidesi olumlu ya da olumsuz her türlü açıklamayı pervasızca yani olumlu derken mesela desteksiz vaatlerden söz ediyorum. Nasıl olsa iktidara gelemeyecek. Dolayısıyla kimse ona nerede bu vaatlerin diye sormayacak. O güven içerisinde rahatlıkla akıllarına gelen her türlü rakamı telaffuz edebiliyorlar. Siyaseten de her türlü senaryolar ulu orta ortalıkta uçuşabilir. Seçim zamanında bizim muhalefetimizin muhalefet kültürünün böyle bir özelliği vardır” değerlendirmesinde bulundu.
“HDP’NİN BARAJI AŞMASI HALİNDE AK PARTİ’YE NASIL BİR ZARARI DOKUNUR, AŞMAMASI HALİNDE AK PARTİ’YE BU NE GETİRİR. BÜTÜN SENARYOLAR VE SÖYLEMLER BUNUN ÜZERİNDEN”
HDP’nin barajı aşması ve aşmamasının neden bu kadar önemli hale geldiğiyle ilgili soru üzerine Bakan Avcı, “Şimdi bu proje tabiri buraya oturuyor. Dikkat ederseniz, HDP’nin barajı aşması halinde, aşmaması halinde, ne yapacağı ne yapmayacağı, neyi yapabileceği neyi yapamayacağı, bunlar konuşulmuyor. Nasıl konuşuluyor, dikkat ederseniz HDP’nin barajı aşması halinde AK Parti’ye nasıl bir zararı dokunur. Aşmaması halinde AK Parti’ye bu ne getirir. Bütün senaryolar ve söylemler bunun üzerinden. Bu senaryoları geliştirenlerin muradı HDP’nin kendisiyle ilgili değil. Burada sadece seçimde AK Parti’ye buradan nasıl vurabiliriz. Tüm senaryo bunun üzerinden uygulandığı için söylemler de bunun üzerinden geliştiriliyor” ifadelerini kullandı.
“CHP’NİN, HDP’NİN DOLAYISIYLA KENDİ YAPACAKLARININ KAZANILACAK SANDALYE İLE NE YAPACAKLARINI ANLATMALARI GEREKİR”
“Bütün partiler aslında birbirine eşit düzeyde olmayabilir ama rakip olması gerekir” diyen Avcı, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bunlar arasında böyle bir şey görüyor musunuz? Ama biz herkes ile rakibiz. Onun için Başbakanda meydan mitinglerinde ’4 yanlış bir doğruyu götürür’ söylemin arkasında bu var. Biz herkes ile rekabet içindeyiz. Biz çünkü siyasetin öznesiyiz. Dolayısıyla birilerinin senaryosunun bestesi değiliz. CHP’nin HDP’nin dolayısıyla kendi yapacaklarının kazanılacak sandalye ile ne yapacaklarını anlatmaları gerekir. Kazanacakları sandalye ile bir başka partiye ne zarar vereceklerini bir seçim enstrümanı olarak değil aynı zamanda bir siyaset aracı olarak ne yapacaklarını söylemeleri gerekir bu yok ortada. Şu an bu senaryoları kurgulayanların HDP üzerinden Ak Parti’ye ne zarar veririz, bunun üzerinden yürütmeye çalışıyor. Tabi vatandaş bunu görüyor. Demek ki burada hedefte olan Ak Parti, hizmetleri, yaptıkları, yapacakları, dolaysıyla ona göre de vatandaş karar verecek. Yapılan bu hizmetlerin devamını istiyorsa ki istiyor. Vatandaş bunlara alıştı artık. Eğitimde, sağlıkta, ulaşımda, şehircilikte, konutta, emniyette yaşananları gördükten sonra bunlardan vazgeçmekten yeni bir maceraya kapı aralamak Türk seçmeninin yapacağı bir iş değil. Neticede sağduyunun burada galip gelecek.”
“SAYIN CUMHURBAŞKANI, SEÇİMLERİNDEN ÖNCE NASIL BİR CUMHURBAŞKANI OLACAĞINI AÇIK BİR ŞEKİLDE SÖYLEDİ”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın meydanlarda olmasıyla ilgili muhalefet partileri tarafından YSK’ya yapılan başvuruların reddedilmesiyle ilgili soruya Avcı, “Sayın Cumhurbaşkanı, seçimlerinden önce nasıl bir cumhurbaşkanı olacağını açık bir şekilde söyledi. Halkta bu yüzde 52 ile Cumhurbaşkanımıza oy verirken böyle bir Cumhurbaşkanı olacağı ümidiyle oyunu verdi. YSK’da kararını verdi zaten. Yani Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi üslubunu yeni mi tanıyorlar? Nasıl bir Genel Başkan olduğunu ve Başbakan olduğunu, nasıl bir cumhurbaşkanı olacağını nasıl söylediğini, şimdi bu söylediklerinin bir gereği olarak, bir takım işleri nasıl yaptığını yeni mi öğreniyorlar. Çok da şaşırdıklarının kanısında değil. Gayet tabi bekliyorlardı. Sayın Erdoğan en az 25 senedir Türk siyasetinin içerisinde” yanıtını verdi.
“BEN BU VAATLER İLE İLGİLİ OLARAK ZAMAN TÜNELİNE GİRMİŞ GİBİ HİSSEDİYORUM”
CHP’nin bugün açıkladığı ‘mega kent’ projesinin önceden dillendirildiği ve yer yerinden oynayacak denildiğinin hatırlatılması üzerine Avcı, “Yer yerinden oynadı mı? Siz herhangi bir yer hareketi hissettiniz mi? Hakikaten bunları konuşmak bile seçmeni hafife almak anlamına gelir diye düşünüyorum. Bunları gerçek oturup analiz edip, hesabını kitabını, sergilemeye değer vaatler gibi yapıp konuşmak bile Türk seçmeninin sağduyusuna hakaret etmek gibi geliyor. Ama ister istemez siyasetin gereği olarak böyle şeyler söyleniyor. Ben bu vaatler ile ilgili olarak zaman tüneline girmiş gibi hissediyorum. Yani 90 yıllar Genç Parti örneği var. Çok onun andıran motifler sloganlar, kullanıyorlar” değerlendirmesini yaptı.
“CHP’NİN EĞİTİM İÇİN ÖNERDİĞİ 1+8+4 FORMÜLÜ GENLERİNİN DEĞİŞMEDİĞİNİ GÖSTERİYOR”
“CHP’nin eğitim için önerdiği 1+8+4 formülü genlerinin değişmediğini gösteriyor” diyen Avcı, “Hala 28 Şubat kalıntısı bir takım projeler etrafında bir eğitim sistemi öngörebildiğine göre o genlerde bir değişiklik yok. Bu yeni CHP’den çok yeni reklamcının marifeti söylemler. Daha önce Genç Parti’nin seçim kampanyasını ekip şimdide aynı şeyi sağından solundan rötuşlayarak CHP’ye uyarlıyorlar. Buradaki 1+8+4 demek, imam hatip okullarının önünü kesmek için daha doğrusu, imam hatip okullarını küremek için sekiz yıllık kesintisiz zorunlu eğitim demektir. Yani ilkokul ile birlikte kesintisiz 8 yıl eğitim getirdiğiniz takdirde ne yaparsınız imam hatibin orta kısımlarını kaldırmış olursunuz. Kaldırdılar mı 28 Şubatı? Şimdi bu kendilerine sorulduğu zaman, ’Hiç aklımızdan böyle bir şey geçmedi’ diyor Sayın Kılıçdaroğlu. CHP’nin seçim bildirgesinde şu da var, ’imam hatip okulları Türkiye’nin imam ihtiyacına göre” diye konuştu.
“BU OKULLARDAN MEZUN OLAN ÇOCUKLARIMIZ DA DAHA SONRA ÜNİVERSİTEDE FARKLI BRANŞLARDA EĞİTİMLERİNİ SÜRDÜRÜYORLAR”
İmam hatiplerde okuyan 1 milyon 300 bin çocuğun imam ve hatip mi olacağını ve Türkiye’de ortaöğretimdeki öğrenci sayısıyla ilgili soru üzerine Bakan Avcı, şöyle konuştu:
“Bizim her eğitim kademesinde ilkokul 1’de, 2’de, 3’te,de, lise 1’de de, 2’de de, 3’te de ortalama 1 milyon 300 bine yakın öğrencimiz var. Bunu 12 ile çarpın, 1 milyon 300 bini 12 ile çarpın. Toplam öğrenci sayımız budur. Çocuklarını imam hatip ortaokuluna ya da imam hatip lisesine gönderen veliler, çocuklarımız din görevlisi olsun diye göndermiyorlar. Zaten Diyanet İşleri Başkanlığı da artık ilahiyat fakültesi mezunlarından imam atıyorlar, hatip atamaları, din görevlisi atamalarını belki yakında ilahiyatta da ihtisas yapmış olanlardan seçmeye başlayacak. Dolayısıyla bu okullara çocuklarını gönderen veliler çocuklarımız hem normal eğitimlerini alsınlar hem de ayrıca dini kültürlerini bilgileri olsun istedikleri için buralara gönderiyorlar. Onun için zaten imam hatip okullarının ders programları da normal ortaokul ve normal liselerde okutulan bütün dersler oralarda da okutulur. Bunlar normal ortaokul ve lisenin verdiği bütün müfredat ders programı burada da okutulur. Ayrıca dini derslerde Kur’an’ı Kerim, hadis, fıkıh bunların geniş mahiyetinde bu derslerde okutulur. Dolayısıyla bu okullardan mezun olan çocuklarımızda daha sonra üniversitede farklı farklı alanlarda branşlarda eğitimlerini sürdürüyorlar. Buraya gönderen ailelerde öyle olsun diye, çocukları aynı zamanda buradan aldıkları eğitimle üniversiteye devam edebilsinler diye buralara gönderiyorlar. Müfredatı da bu okulların ders programları da üniversiteye hazırlayan programlar.”
“BAŞARILARI DIŞARIDA TAKDİR EDENLER VAR DA İÇERİDE BİZ BUNU ANLATMAKTA ZORLANIYORUZ”
Türkiye’nin eğitim konusunda Avrupa Birliği standartlarını yakaladığına ilişkin yayımlanan raporlarla ilgili soruya Bakan Avcı, “Daha iki gün önce AB’nin eğitim ölçümlerini yapan bir kurumu var. Buranın açıkladığı rapor var. Raporda diyor ki; “Türkiye son 12 yılda eğitimde ciddi başarılar sağladı. Son 2 yılda ders programlarında yaptığı düzenlemelerle AB ders programlarıyla uyumlu hale geldi.” Bu başarıları dışarıda takdir edenler var da içeride biz bunu anlatmakta zorlanıyoruz. Tüm bunları içeride anlaşılamamasının sebebi de özellikle dershanelerin dönüşüm programına alınması sürecine girilmesiyle birlikte paralel yapı tarafından Milli Eğitim Bakanlığına yönelik, öğretmenlerimize, kurumlarımıza, okullarımıza yönelik çok ciddi bir karalama, dezenformasyon, kötüleme kampanyası başladı” cevabını verdi.
“900 BİNİN ÜZERİNDE ÖĞRETMENİMİZ VAR, BUNUN 458 BİNİ BU DÖNEMDE ATANDI”
Japonya’dan gelen Eğitim Bakanının bir soru üzerine Türkiye’de yapılan eğitim reformlarıyla ilgili söylediklerini anlatan Avcı, “Bunu bilen biliyor. Sadece Japon Bakan değil. Yurt dışında 41 sene çalışmış bir vatandaş bana geliyor teşekkür ediyor. Fransa’dan baktığı zaman buradaki şeyi daha iyi görüyor. Türk eğitim sistemi iyiye doğru gidiyor. Bizim petrolümüz yok, doğalgazımız yok ama bütçeden en büyük payı Milli Eğitime ayırıyoruz yıllardan beri. AK Parti iktidarıyla birlikte en büyük payı Milli Eğitime ayırıyoruz. Öğretmen atamalarında aynı şekilde. Şu anda 900 binin üzerinde öğretmenimiz var. Bunun 458 bini bu dönemde atandı. Yarısından fazlası. Şuanda görev yapan iki öğretmenden birisi bizim dönemimizde atandı” dedi.
“BU VAAT ŞU ANLAMA GELİYOR; ‘BEN 200 BİN KİŞİYE DE AYRICA ÖĞRETMEN DİYE MAAŞ VERECEĞİM AÇIKTAN’”
CHP’nin atanamayan öğretmenlerin hepsinin atanacağına ilişkin vaatlerini değerlendiren Avcı, “Sayın Kılıçdaroğlu, diyor ‘350 bin öğretmen adayı var. Onların hepsini başlatacağım’ bizim son atamalardan sonra öğretmen ihtiyacımız 116 bin. Bizim öğretmen başına düşen öğrencimiz 20,2. Bu vaat şu anlama geliyor; ‘ben 200 bin kişiye de ayrıca öğretmen diye maaş vereceğim açıktan.’ Bu manaya geliyor” dedi.
116 bin öğretmenin atamasına devam edilip edilmeyeceği sorusu üzerine Avcı, “Temmuz ayının başında yeni KPSS yapılacak. Öğretmen adayları KPSS sonuçlarına göre kendi branşlarında aldıkları puanlara göre dizilirler, onlar içerisinden atamaları yapılıyor. Temmuzda inşallah sınavlar yapılacak. Ağustosta da bunlar içerisinden şuanda bizim MEB’e 2015 yılı için tahsis edilen kadro 47 bin. Bunun ne kadarını, hangi branşta, hangi illerde nasıl kullanacağımıza Ağustos başında yapacağımız planlamalarla karar vereceğiz” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE GENELİNDE ŞUANDA BİZİM DERSLİK BAŞINA DÜŞEN ÖĞRENCİ SAYIMIZ 29,7”
“Türkiye genelinde şuanda bizim derslik başına düşen öğrenci sayımız 29,7” diyen Avcı, “Göç almayan Anadolu şehirlerinde bu daha da aşağıya düşebiliyor. İstanbul’da, İzmir’de, Batman’da, Mersin’de bunun üzerinde olan sınıf Urfa’da Gaziantep’te yani çok fazla göç alan illerimizde bu sayının üzerine çıkan sınıflarımız yok mudur, vardır. Hepsi 30’a indi demiyoruz. Hedefimiz Türkiye genelinde hepsini 30’un altına düşürmek” şeklinde konuştu.
“ŞUANDA DERSHANEDEN ÖZEL OKULA DÖNÜŞMEK İÇİN RUHSAT ALAN KURUM SAYISI 256”
Dershanelerin özel okula dönüşüm süreci hatırlatılarak, “Kaç tane dershaneye özel okul izni verdiniz” sorusuna Bakan Avcı şöyle cevap verdi:
“Bugünkü tarih itibariyle 2 bin 228 dershane özel eğitim kurumuna dönüşmek için müracaat etmiş. Bunlardan 2 bin 195’ini ‘peki sizi bir inceleyelim’ demişiz. İncelemeler sürüyor. Şuanda dershaneden özel okula dönüşmek için ruhsat alan 256. Özel okula dönüşmek ilkokul olabilir, okul öncesi eğitim olabilir, ortaokul olabilir, lise olabilir, temel lise olabilir veya bir başka kurs türü olabilir. KPSS’ye hazırlık kursları da kapatılacak diye propagandalar vardır. Bu doğru değil. Kapatılması veya dönüştürülmesi öngörülen dershaneler bir üst eğitim kurumu, test becerisi kazandıran ortaokuldan liseye, liseden üniversiteye geçiş için. KPSS kursları kapatılmayacak. Meslek kursları kapatılmayacak. Yabancı dil kursları devam ediyor. Bunlarda bir şey yok.”
“KİMSENİN ALNINDA ŞUDUR, BUDUR DİYE YAZMAZ”
Paralel yapıyla ilgili olan okullara ruhsat verilirken nasıl ayırt edildiğine ilişkin Bakan Avcı, “Hukukla. Hukuken herhangi bir suç örgütüyle, terör örgütüyle herhangi bir yasa dışı örgütlenmeyle irtibatta olduğu, yasal olarak mahkeme kararıyla veya hakkında yürütülmekte olan soruşturma nedeniyle karar alınanlar bunun dışında kalır. Her şey hukuk içerisinde olur. Kimsenin alnında şudur, budur diye yazmaz. Bunun hukuki, yasal bir takım kanıtları olması gerekir, göstergeleri olması gerekir” ifadelerini kullandı.
“120’Yİ AŞAN ÜLKEDE OKULLAŞMALAR VAR”
Yurt dışındaki okullarla ilgili kurulacak olan Maarif Vakfı ile ilgili soru üzerine Avcı, şunları kaydetti:
“120’yi aşan ülkede okullaşmalar var. Bunların her ülkenin kendi mevzuatına göre farklı farklı yapıları var. Her birinin yasal statüsü farklıdır. Öncelikli olan şudur; maarif vakfının yapacağı işlerden bir tanesi, MEB’i kendi okullarına Tük vatandaşlarının çocukları için açılmış okullar var. Onları MEB olarak biz yönetiyorduk. Vakıf kurulunca vakıf üzerinden yürüteceğiz. Onun dışında vakıf her ülkede hangi statüye göre kurulmuşsa statü gereğince devredilmesi istenen satılması istenen veya faaliyetlerini tadil eden veya oranın eğitim bakanlığı tarafından faaliyetlerine son verilip biz sizin referansınızla bu okullara hizmet verdik, istiyorsanız gelin siz işletin dediklerinde maarif vakfı üzerinden devir alıp sürdüreceğiz. Bunların hepsi önümüzdeki ders yılından itibaren. Tacikistan şimdi bunları kapatıyor. Kendim yöneteceğim kendi kadrolarımla, kendi mevzuatıma uygun olarak.”
“BÜTÜN HİZMET SÜRESİ 6 YILI DOLDURUYORSA ONLAR MEB’DEN AÇIK YAPILACAK SINAV SONUCUNDA UYGUN GÖRÜLEN YERLERDE ÖĞRETMEN OLARAK GÖREVLENDİRİLECEK”
Dershanelerde çalışan öğretmenlerin ne olacağı ve 6 yılını dolduran öğretmenlerin neden devlete alındığı sorusuna Avcı, “Bu kurumlarda 6 yıl sigortalı olarak çalışan. Bütün bu dershanelerde bu yapıyla ilgili değil. Bu dönüşüm sürecinde bizimle güzel işbirliği yapan destek olan, farklı model önerileriyle gelen dershane sektörünün temsilcileri de var. Önümüzdeki günlerde onlarla bir toplantı daha yapacağız. 6 yıl çalışma koşulu şöyle; dershaneler bir kısmı kesintili sigortalı çalıştırıyor. Yani öğretmeni, eğitimciyi alıyor Eylülde işe başlatıyor Haziranda işine son veriyor. Kesintisiz sigorta yapmıyor. Kıdem tazminatı oluşmasın diye orada çalışan eğitimcilerin sigorta hakları bu şekilde kitabına da uydurularak gasp edilmiş. Biz bunları düşünerek 6 yıl kesintili de olsa bütün hizmet süresi 6 yılı dolduruyorsa onlar MEB’den açık yapılacak sınav sonucunda uygun görülen yerlerde öğretmen olarak görevlendirilecek. Bu kurumlar özel okula dönüşürken bırakın mevcut öğretmenlerini dışarıya vermelerini dışarıya vermeyi, kendilerinin daha fazla öğretmene ihtiyacı olacak” cevabını verdi.
“OKUL ÖNCESİ EĞİTİMDE 2 BİN 500, İLKOKULDA 3 BİN, ORTAOKULDA 3 BİN, LİSEDE 3 BİN 500”
2015- 2016 eğitim öğretim döneminde devletin velilere vereceği teşvik miktarının sorulması üzerine Avcı, şöyle konuştu:
“Değişik eğitim kademelerine göre değişiyor. Okul öncesine verdiğimiz 2 bin 500, ilkokula verdiğimiz 3 bin, ortaokula verdiğimiz 3 bin, liseye verdiğimiz 3 bin 500. Her yıl Maliye Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ortaklaşa kararlaştırılan. Hem bu desteğin miktarı hem de kaç kişiye verilebileceği. Ölçü budur. Geçen yılda bunu o şeklide gerçekleştirmiştik. Okul öncesi eğitimde 2 bin 500, ilkokulda 3 bin, ortaokulda 3 bin, lisede 3 bin 500. Özel okullar müracaat ediyorlar. Ben burslu öğrenci veya teşvikli öğrenci almak istiyorum. Biz teşviki alda hangi okula gidersen git diye vermiyoruz. Teşvikli öğrenci okutabilecek kurumları da belli bir standarda bağlamak zorundayız. Sonra veliler müracaat ediyor. Gelir durumuna göre, aile de okuyan çocuk sayısına göre onları da kriterlerde değerlendirip ona göre teşvikler veriyoruz.”
“TABLETLERİN ÖZEL OKUL ÖĞRENCİLERİNE DE VERİLMESİ BENCE MAKUL BİR ÖNERİ AMA”
“Devlet okullarına verilen etkileşimli tahtalar ve tabletler özel okullara verilecek mi?” sorusuna Avcı, “Özel okullar kendileri yapıyorlar. Bunlara da aynı koşullarla temin edebilmek için üretici firmaya bizim de teşvikimiz oluyor. Tabletlerin özel okul öğrencilerine de verilmesi bence makul bir öneri ama bunun için bizim maliye ile epey bir bilek güreşi yapmamız gerekecek” diye cevap verdi.
Bakan Avcı, 4+4+4 eğitim sisteminde ise bir değişiklik olmayacağını belirterek, “4 sene ilkokul, 4 sene ortaokul, 4 sene lise” dedi.
“ÇOCUKLAR O SINIFTA NE ÖĞRENDİLERSE ONUN SINAVINA GİRİYORLAR”
Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sınavı (TEOG) ile ilgili yeni bir değişikliğin öngörülüp öngörülmediğiyle ilgili ise Avcı, “TEOG dediğimiz sınav çocukların normal yazılıları. O yüzden devam ediyor. Çok da güzel tuttu. Öğrencilerden memnun. Seviyeyi yükseltiyor. Çünkü müfredat öne geçti, öğretmen öne geçti. Çocuklar o sınıfta ne öğrendilerse onun sınavına giriyorlar. Öğretmenler müfredatlarını daha ciddiye almaya başladılar. Devam oranları çok yükseldi. Devamsızlık oranları çok düştü. Ben sistemin daha da sağlıklı bir şekilde devam edeceğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.
“LİSE 11’DE, 12’ DE OKUYAN ÇOCUKLARIMIZ ENDİŞE ETMESİNLER, ÖYLE SÜRPRİZ RADİKAL DEĞİŞİKLİK SÖZ KONUSU DEĞİL”
“Üniversite sınavlarını Türkiye kaldıracak mı?” sorusu üzerine Bakan Avcı, şunları söyledi:
“Şuanda izim üniversite kontenjanlarımız lise mezunlarımızın çok büyük bir bölümünü alabilecek kadar arttı. Ama her hâlükârda herhangi bir üniversiteye değil, kendince daha nitelikli bir üniversiteye girmek yarışmalar olur. Şuanda yakın vadede, lise 11’de 12’ de okuyan çocuklarımız endişe etmesinler, öyle sürpriz radikal değişiklik söz konusu değil. Bu giriş sistemini üniversiteye giriş düzenini nasıl daha sağlıklı yönlendirebiliriz ayrıca sadece akademik başarılarını değil sosyal, kültürel, sportif başarılarını da nasıl işin içine katabiliriz diye çalışmalarımız var. Bunlar çok olgunlaşmadan sistem değişiyor gibi laflar etmeyiz.”
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.