“3-9 Kasım Organ Bağış Haftası” Nevşehir Devlet Hastanesi

Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Organ ve Doku Nakli Birimi, Beyin Ölümü Tespit Kurulu Sorumlusu Uzm. Dr. Mehmet Akif YAZAR “3-9 Kasım Organ Bağış Haftası” nedeniyle bir yazı yayımladı.

“3-9 Kasım Organ Bağış Haftası” Nevşehir Devlet Hastanesi

Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Organ ve Doku Nakli Birimi, Beyin Ölümü Tespit Kurulu Sorumlusu Uzm. Dr. Mehmet Akif YAZAR “3-9 Kasım Organ Bağış Haftası” nedeniyle bir yazı yayımladı.

“3-9 Kasım Organ Bağış Haftası” Nevşehir Devlet Hastanesi

Her bağışın yeni bir hayat olduğunu anlamak adına her yıl olduğu gibi bu yılda “3-9 Kasım Organ Bağış Haftası” adına Nevşehir ilimizde pek çok etkinlik yapmayı planladık. Başta Nevşehir İli Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği, Nevşehir İl Sağlık Müdürlüğü, Nevşehir Belediyesi, Hacı Bektaş Veli Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ve Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu’na desteklerinden dolayı teşekkür ediyoruz.

Kimimiz, organ ihtiyacı olan hastalara sırtını dönüp sadece “Beni Bağışla” derken, kimimiz de her bağışın yeni bir hayat olduğu inancıyla “Beni Bağışla” diyerek organlarını bağışlamaktadır. “Beni Bağışla” sloganıyla çıktığımız bu yolda, toplumumuzda bir farkındalık oluşturabilmek adına bizler de bu sene daha farklı etkinlikler yapmak istedik. Bu amaç çerçevesinde 03.11.2015 Salı günü Nevşehir Kapadokya Kültür Merkezi’nde “Organ Bağışı Hakkında İslam Ne Diyor?” konulu bir panel düzenledik. Konuyla yakın ilgili olarak Nevşehir Hacı Bektaş Üniversitesi, İlahiyat Fakültesinden İslam Hukuku alanında Doç. Dr. M. Rahmi Telkenaroğlu Beyfendiyi davet ettik. Ayrıca Nevşehir Hacı Bektaş Üniversitesi, Semra ve Vefa Küçük Sağlık Yüksekokulu, Yüksekokul Müdürü Prof. Dr. Nimet Karataş Hocamızın destekleri ile üniversite çapında eğitim faaliyetleri planladık. Desteklerinden dolayı kendilerine teşekkürü bir borç biliyoruz. Birçok alanda organ bağışı standları kurarak organ bağışının ne kadar önemli olduğunu, bu bağışın candan cana yapılan en büyük sadaka olduğunu halkımıza duyurmayı amaçladık.

Tüm bu çalışmalar doğrultusunda akla gelen ilk soruları da cevaplamayı unutmadık. Organ bağışı konusunda ilk akla gelenler şunlar olabilir:

Organ Bağışı Ne demektir? Kimler organ bağışlayabilir? Kanunlarımızda yeri var mıdır?

Organ Bağışı, kişinin hayatta iken serbest iradesi ile doku ve organlarını, tıbben yaşamı sona erdikten sonra başka hastaların tedavisi için kullanılmasına izin vermesi veya kişininölümünden sonra yakınlarının, organlarını başka birilerinin tedavisinde kullanılması için yazılı onay verilmesidir.

Organ bağışında bulunabilmek için; organ bağışı kartını iki tanık huzurunda doldurup imzalamak yeterlidir. Organ bağışı yapanların bu durumda ailelerini de haberdar etmeleri daha sonra çıkabilecek problemleri önlemek açısından yararlı olacaktır. Organ bağışında bulunan kişilerin organ bağış kartını daima yanında taşıması organ bağışı işleminin karışıklık ve gecikme olmaksızın yerine getirilmesini sağlayacaktır. Burada son kararı yine aile verir. Ancak kartının olması aile ile görüşme yapan görevli Organ Nakil Koordinatörlerinin aile görüşmesi sürecini kolaylaştırıp hızlandırır. Tüm sağlık kuruluşlarında (Organ Bağış Birimlerinde),hastanelerde,Sağlık Müdürlüklerinde,Organ nakli ile ilgilenen vakıf, dernek vb kuruluşlarında organ bağışı yapılabilir.

18 yaşından büyük ve akli dengesi yerinde olan herkes 2238 sayılı yasaya göre organlarının tamamını veya bir bölümünü bağışlayabilir.

Beyin Ölümü ne denmektir? Bitkisel hayattan farkı var mıdır?

Toplumumuzda en çok karıştırılan iki terim “Beyin Ölümü ve “Bitkisel Hayat” kavramlarıdır. “Beyin Ölümü”, nefes alma yeteneği dahil beynin fonksiyonlarının geriye dönüşümsüz olarak kaybıdır. Beyin ölümünde kişide, tam bir bilinç kaybı, kas hareketlerinin kaybı, göz bebeği ve vücudun diğer reflekslerinin kaybı söz konusudur. Kalp atımı devam etmesine rağmen tıbben yaşam sona ermiştir. Bitkisel hayat ise bu durumdan çok farklıdır. Bitkisel hayatta kişinin beyin sapı fonksiyonları sağlamdır. Hasta hareketsiz bir halde kalmakta, aylarca ya da yıllarca yaşamaya devam edebilmektedirler. ‘Uzun zaman yoğun bakımda yattıktan sonra taburcu olmuş’ denen hastalar “Bitkisel Hayat” ta olan hastalardır. Fakat beyin ölümü gerçekleşen kişiler ise dalından koparılan bir çiçek misalidir ve “Beyin Ölümü”nden kısa bir süre sonrada kalp atımları durmaktadır.

Beyin Ölümü’nü Anlamak Neye Yarar?

“Beyin Ölümü”nün ne anlama geldiği anlamakla başlar aslında her şey. Çünkü “Beyin Ölümü” gerçekleşen kişi tıbben ölü demektir ve “kadavra” olarak isimlendirilir. Organ nakli ise sadece “Beyin Ölümü” gerçekleşen yani kadavradan sağlanabilmektedir. Canlıdan nakil sadece kişinin hayatta iken yakınlarına organ bağışlamasıdır ve vericinin hayatının riske girmemesi için bu sadece böbrek veya karaciğerin bir parçasının nakli şeklinde olabilmektedir. Fakat kadavradan yapılan nakillerde pek çok organ nakledilebilmektedir. Bitkisel hayatta olan hastalardan kesinlikle organ nakli yapılmaz.

 Dünyada ve Türkiye’de durum nedir?

-İstatistikler:

Türkiye’de bugünkü son verilere göre yaklaşık 28.000 kişi organ beklemektedir ve bunlardan yüzlercesi her yıl organ bekleme aşamasında iken ölmektedir. Bu organ bekleyen hastaların 22.000’ini böbrek hastaları oluşturmaktadır. 2020 yılında bu gidişat ile diyaliz alan hasta sayısı 300.000’e ulaşacağı öngörülmektedir. Bu, Sağlık Bakanlığımızın tüm gelirlerinin sadece bu hastaların tedavi masraflarına yetebileceği anlamına gelmektedir. Türkiye’de en büyük sıkıntı kadavradan yani “Beyin Ölümü” gerçekleşmiş olan kişilerden organ teminidir. Kadavradan organ temini Avrupa’da milyon kişi başına 18,6 iken ülkemizde bu oran hala 3,1’dir. 2014 de İspanya’da bu oran milyon kişi başına 35,7 iken Türkiye’de bu oran 5,4’tür.

Türkiye’de son üç yılda “Beyin Ölümü” vakalarımızın sadece %22’sinden organ temini sağlanabilmektedir. Mesela 2015 yılında ülkemizde şuana kadar 1598 “Beyin Ölümü” bildirilmesine rağmen bunlardan sadece 373’ü aile izni ile organlarını bağışlamıştır. Ülkemizde 150.000 bağışçı sayısı mevcutken Nevşehir’de bu sayı 573’tür. Hastanemizde ise son 4 yılda 19 “Beyin Ölümü” vakasından 9’u organlarını bağışlamıştır (%50). Türkiye genelinde bu oran %22’dir.

-Türkiye’de her türlü olanaklar varken neden hala organ bağış oranları çok düşük?

Aslına bakıldığında ülkemizde organ nakil işlemleri 125 merkezde gerçekleştirilebiliyor ve bu hastanelerimizin ve doktorlarımızın nakil başarı oranları %96’lardadır. Gayretli ve başarılı bu hekim ve ekipmanın yanında teknoloji ile donatılmış nakil merkezlerine rağmen ülkemizde organ bağışçısı oranı hala çok düşüktür. Bunun temelde iki sebebi vardır:

A. Çevremizde olup bitenlerin bir gün bizim de başımıza geleceğini hesaba katmayışımızdır. Aynı durum bizim, çocuklarımızın, eşimizin, anne-babamızın da başına gelebilir. Organ bağışı ile yapılan anketlerde “1. derece yakınınıza organ ihtiyacı olsa başka bir vericininkini kabul eder misiniz ?” sorusuna yüksek oranda “evet” cevabı alınırken “1. derece yakınınızda beyin ölümü olsa organlarını bağışlar mısınız?” sorusuna yüksek oranda “hayır” cevabı alınmaktadır.

 B. Doktor ile halkımız arasındaki iletişimin zayıf oluşu organ bağışı hakkındaki ön yargıların kırılmasına engel teşkil etmektedir. Organ bağışının önemi kavrayan kişiler organ bağışı yapmak istemekte ve bu durumu aileleri ile paylaşmakta, “Beyin Ölümü” durumunda ise aile onayı konusunda sorun yaşanmamaktadır. Bunun için halkımızın “organ bağışı” hakkında birçok yolla aydınlatılması gerekmektedir. Bunların başında ise halkımızın organ bağışı konusunda kafalarında oluşabilecek sorunların giderilmesi gelmektedir.

Organ Bağışında Ret nedenleri nelerdir?

Yapılan araştırmalarda ve bizlerin hastanede karşılaştığı en başta gelen ret sebepleri arasında “cenazeye herhangi bir müdahale yapılmasını istememe”, “gelenekler” ve “dini” sebepler gelmektedir. Dini sebepler arasında da en sık ret nedenleri ise,

-Beyin Ölümü “ölüm” kabul edilemediğinden ruhun ayrılmadığı, henüz bir canlıya müdahale edildiği düşüncesi,

-Cenazenin parçalanmasının dinimizce uygun olmayışı inancı,

-Organı bağışlananın dirilirken eksik organla dirilme düşüncesi gibi sorunlardır.

Organ bağışı nasıl yapılır? Kadavradan organ alımı nasıl olur? Nakil hangi kurallara göre yapılıyor? Organ bağışlayanlar ile alıcılar birbirlerini tanıyabiliyorlar mı?

Kişi hayatta iken kendi organlarını ilgili kurumlara giderek bağışlayabilir.Organ bağışı yapanların bu durumda ailelerini de haberdar etmeleri daha sonra çıkabilecek problemleri önlemek açısından yararlı olmaktadır. Çünkü kişi tıbben öldükten sonra yine de 1. Derece yakınlarının onayı da alınmaktadır. Fakat daha önceden bu durumun aile tarafından bilgilendirilmesi süreci daha kolay hale getirmektedir. “Beyin Ölümü” gerçekleşmiş kişiye “kadavra” denmektedir. Organ alımı sadece kadavradan yapılır. Herhangi bir nedenle sebebi belli olmak kaydıyla bilinci tamamen kapalı, hiçbir uyarıya yanıt vermeyen beyin refleksleri olmayan hastaya “Beyin Ölümü” teşhisi koyabilmek için belli testler uygulanır. 2238 sayılı kanun Madde 11’de “Biri nörolog veya beyin cerrahı ve biri de anestezi uzmanı veya yoğun bakım uzmanından oluşan 2 hekim tarafından kanıta dayalı tıp kurallarına uygun olarak oy birliği ile karar verilir” denmektedir. Bu iki hekimin yapmış olduğu test ve tetkikler ile kişiye “Beyin Ölümü” tanısı konur, durum kayıt altına alınır ve kişi tıbben ölü kabul edilir.

“Beyin Ölümü” gerçekleşen kişinin 1. Derece yakınlarına durum izah edilir ve hastalarının artık tıbben ölü olduğu anlatılır. Bu aşamada kalp atımlarının devam ettiği ancak bunun da çok kısa bir zaman sonra sonlanacağı ifade edilir. Bu durumda yapılacak tek şeyin organ bağışı olabileceği hasta yakınlarına anlatılır. 1. Derece yakınlarının ortak kararı ile organ bağışı kabul edilirse, bu durum imza altına alınır ve savcılığa intikal ettirilir. Savcılığın onayı neticesinde, ilgili kurumun organ nakil koordinatörü tarafından “Sağlık Bakanlığı, Organ, Doku Nakli ve Diyaliz Hizmetleri Daire Başkanlığı, Bölge Koordinasyon Merkezi” ne organ bağışının olduğu bildirilir. Koordinasyon Merkezi tarafından gerekli hazırlıklar yapılarak transplantasyon ekibi ilgili kuruma yönlendirilir ve vericiden alınan organlar çok hızlı bir şekilde alıcıya nakledilir.

Vericinin bu aşamada ameliyathane ortamına çekilmesi, alıcının da eş zamanlı olarak ayarlanması koordinasyon merkezi tarafından kontrol edilir. Verici tıbben ölü olduğu için hiçbir şekilde anestezi uygulanmaz sadece steril bir ortam ve cerrahi işlemler nedeniyle verici ameliyathane ortamına alınır.

Alıcının belirlenmesi Koordinasyon Merkezi’nin kayıtlarında olan ve vericinin organlarına uygun olan alıcılara nakledilir. Bunun için alıcı puanlaması yapılarak en uygun alıcı tespit edilir. Tüm bu yapılan işlemler şeffaf bir şekilde gerçekleştirilir ve alıcının taraflı olmadığı göz önüne serilir. Akıllarda soru işareti oluşturan kuvvetli maddi imkanlara sahip olana veya siyasi güce sahip olana değil, en uygun alıcıya organların nakli gerçekleştirilir. Maddi veya manevi destek veya baskı olması ihtimaline karşı organ vericisinin yakınları ile organ alıcısı veya yakınları birbirleri ile tanıştırılmaz.

Dinimiz organ bağışı, beyin ölümü, kadavradan organ alımı hakkında ne diyor?

Bilindiği üzere “Organ Nakli” konusunda en çok dirençle karşılaştığımız mesele dinimizin bu konuya nasıl baktığıdır. Bu nedenle 2015 yılı “Organ Bağış Haftası”nda konuyla ilgili olarak akıllardaki sorulara yanıt verebilme adına bir panel planladık.

Dinimizde her canlının hayatı kutsaldır, saygı gösterilmeli ve korunmalıdır. İnsanlarda “ acaba organ bağışı yaparsam günah mı işlerim” düşüncesi de vardır. Dini bilgi yetersizliği veya önyargılardan kaynaklı çekinceler de mevcuttur. Bazen “organ bağışında bulunmak ister misiniz” diye sorulan ailelerin konuyu önce bir din adamına danışmak istediklerini görüyoruz. Görüştükleri kişinin olumsuz görüş bildirmesiyle organ bağışından vazgeçen insanlar olmaktadır. Oysa Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, 06.03.1980 tarih ve 396 sayılı kararı ile organ bağışı ve naklinin caiz olduğunu açıklamıştır.

Dinimiz organ, doku ve kan naklini zaruri bir tedavi yöntemi olarak kabul eder ve bu duruma karşı değildir. Ancak bazı koşulların olması gerektiğini belirtir. Bunlar; Organ veya dokusu alınan kişinin ölmüş olması, hastalığın sadece organ nakli ile tedavi edilebileceğinin mesleki yeterliliğine ve dürüstlüğüne güvenilen bir hekim tarafından karar verilmiş olması, alınan organ ve dokular için herhangi bir ücret alınmaması, tedavi edilecek kişinin buna izin vermesi, toplumun huzur ve güveninin bozulmaması bakımından organ ve dokusu alınacak kişinin buna sağlığında izin vermiş olması veya aksini beyan etmemiş olması koşuluyla yakınlarının izninin alınması gerekmektedir.“Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkartmaya karşılık olmaksızın, haksız yere bir cana kıyarsa, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir can kurtarırsa, bütün insanları kurtarmış gibi olur”(Maide Suresi, 32)ve“İnsan kendisinin kemiklerini bir araya getiremeyeceğimizi mi sanıyor? Evet bizim onun parmak uçlarını bile aynen eski haline getirmeye gücümüz yeter.” (Kıyamet Suresi , 3-4)hükmü gereğince bir can vermenin bütün bir insanlığı kurtarma arzusunda olduğu unutulmamalıdır.

Yaşamanın güzel olması yanında yaşatmanın da güzel olduğunu hatırlatmak adına…

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.