28 Ağustos 2014 Perşembe

Fatih EREN / haber50

Misliyle Karşılık Vermek!

21 Ağustos 2011 Pazar 00:23

Başbakan; “ Ramazanın bitmesini bekliyoruz, sabrediyoruz.” açıklaması ile yanlışın ilk fidelerini dikmişken şehit haberlerinin gelmesi gecikmedi. Nasıl bir devlet şiarıdır, nasıl bir zafiyettir ki hukuk bilmeyen, din, devlet bilmeyen bir terör örgütüne karşı böyle tutum alınmıştır. Sanki karşıdaki bir devletmiş ve nizami savaşır bir orduymuş gibi tek taraflı müspet ateşkesin izahı nedir? Bu karşı tarafın eline öyle bir koz vermektir ki, gel beni öldür demekten başka bir şey değildir.  Anlaşılması güç bir durum...

Sayın Başbakanın terör konusundaki danışmanları kimdir, bu adama nasıl yol yordam gösteriyorlar diye tam düşünürken çarpıcı bir açıklama daha geldi Hükümetin başından. Bu sefer ki 12 şehidin ardından yapılan bir açıklamaydı. “Ramazanı beklemiyoruz, misliyle karşılık vereceğiz.” Sayın Başbakan 5 yıldır hep “U” dönüşü yaptığı mevzuda yine dediğimize gelmişti. Ancak bu açıklamanın ikinci kısmı daha vahimdi.Alınan karar ve kandilin bombalanması üstün körü bakıldığında doğru bir siyasi karar almakken, misliyle karşılık vermenin terörle mücadelede izahı pek mümkün değildi. Sanki bir devleti muhatap alıyormuş gibi yapılan açıklamalar ve uygulamalar PKK’nın devletin tepesinde nasıl bir algıyla izlendiğini gösterir cinste. Misliyle karşılık vermek ancak bir savaşın dilidir. Ramazanın bitmesini bekliyoruz demek de nizami harbin terminolojisidir. Terörle mücadelede yaşanan zafiyet devletin tepesindeki bu kafa karışıklığından ve iradesizlikten dolayıdır. İki gün önce sözde barış için masaya oturduğun insanlara bugün silah doğrultmanının siyasi geçmişte örneği yoktur ve uluslararası siyasette de izahı pek mümkün değildir. Bu şekilde omurgasız bir siyasi tavır alırsan senin ülkesinde yaşanan çatışmalar için “Sabrımız taşıyor” dediğin Beşer Esad da sana kalkar aynısını demez mi? Evet, kabul ediyorum ikisi aynı şey değil ama hoş görürsünüz ki dünya siyasetin yuvarlaklığı bu ikisini çok rahat aynı teraziye koydurur.

Teröristle platonik aşk yaşanmaz. Halkın nabzına göre bir affedip, bir silah sıkmak olmaz. Bu ülke, bu devletin adamları terörle mücadele nasıl olur; bilmiyor. Teröristlerin yargılanması gerektiğinden bile birçoğu bihaber. Biz hep askerleri çıkardığımız için yargının huzuruna teröristleri unuttuk. Aslında unutmadık, “pişman değiliz” diyenleri bile günün siyasi konjonktürüne dayanarak hukuk, kanun demeden saldık vatan topraklarına… Gazetecilerin röportaj yapmak için çıktığı kandil yolunu bir biz bulamadık. Gidip yapışamadık yakalarına! Kısacası ilk ve son cümlesi belli olan bir terörle mücadele mutabakatı koyamadık ortaya. Halk birbirini kırsa geçirse şimdi bu nerden çıktı diyemez kimse? Başbakan’ın şekerinin ve partisinin oy oranının inip çıkmasına bağlı yürütülen bir terörle mücadelede maalesef daha çok hatalar verir. 

Şehitlerimizi Allah’tan rahmet dilerken, artık anaların babaların “vatan sağ olsun” demekten uzaklaşacağı bir sürece giriyor olabiliriz. Saygı değer büyüklerime böyle bir sosyolojik patlamanın eşiğinde olduğumuzu hatırlatmak isterim.

Fatih EREN

 

Bu yazı toplam 1682 defa okunmuştur
YORUMLAR
teşekkür
fethi
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
05 Eylül 2011 Pazartesi 11:57
95.211.127.93
adalet
hukuk
sen de sanki onlar bu ülkenin vatandaşı değil de can düşmanıymış gibi düşünüyorsun yazık!
26 Ağustos 2011 Cuma 16:15
95.211.127.93
ÜYE İŞLEMLERİ