Türkiye İçin Bir İlk

Türkiye’de ilk kez bir sanatçının eseri, kendisi hayattayken Roma’ya kabul edildi.Yurt içi ve yurt dışı birçok alanda büyük başarılara imza atan bir akademik kadroya sahip olan Hasan Kalyoncu Üniversitesi (HKÜ), başarılı bir akademisyeninin...

Türkiye İçin Bir İlk

Türkiye’de ilk kez bir sanatçının eseri, kendisi hayattayken Roma’ya kabul edildi.Yurt içi ve yurt dışı birçok alanda büyük başarılara imza atan bir akademik kadroya sahip olan Hasan Kalyoncu Üniversitesi (HKÜ), başarılı bir akademisyeninin...

Türkiye İçin Bir İlk
Türkiye’de ilk kez bir sanatçının eseri, kendisi hayattayken Roma’ya kabul edildi.
Yurt içi ve yurt dışı birçok alanda büyük başarılara imza atan bir akademik kadroya sahip olan Hasan Kalyoncu Üniversitesi (HKÜ), başarılı bir akademisyeninin dünyaca ünlü Bienal’de ülkemizi temsil etmesinin gururunu yaşıyor. Roma’da ’Museo Di Villa Vecchiaia’da (eski villa müzesi) gerçekleştirilen Bienal’e kabul edilen Kıvanç Gülhan, eserleriyle herkesi kendine hayran bıraktı.
Eserlerini inceleyenler tarafından kendisine ’usta ressam’ dedirten Gülhan, Roma’da büyük övgü ve beğeni aldı. Bu övgülerin en önemlilerinden biri de İtalya Çağdaş Sanatlar Enstitüsü Başkanı Anselmo Villata’nın, Kıvanç Gülhan’a ’Büyük Usta’ diyerek hitap ettiği ıslak imzalı yazısı oldu. Villata’nın yazısında Gülhan’ı büyük övgüyle anlatması, Türkiye açısından gurur verici olarak nitelendirildi.
Roma Eski Villa Müzesinde (Museo Di Villa Vecchiaia) düzenlenen Uluslararası Bienal’e davet edilen 45 sanatçı arasında ülkemizi temsil eden tek Türk sanatçı Kıvanç Gülhan oldu. Gülhan’ın tek Türk olmasının yanı sıra önemli bir diğer özellik de ilk kez bir Türk sanatçının eserinin hayattayken müzeye kabul edilmesi oldu. Kıvanç Gülhan, kendisini şu ifadelerle anlattı:
“1963 yılında doğdum. Subay olan babamın işi gereği Türkiye’nin farklı bölgelerinde büyüdüm. Gençliğim Ankara’da geçti. Çocuk yaşlarımda bir Rönesans adamı gibi olmayı kafama koymuştum. Lisanslı sporcuydum, gitar çalıyordum, heykel ve resimle meşgul oluyordum. Ders notlarım da oldukça yüksekti. Uzunca bir süre denemeler yazdım ve bunları gazete okuyucuları ile buluşturdum. Yirmili yaşlarımda bir Türk sazı olan bağlama çalmaya başladım. Otuzlu yaşlarımda ney üflemeye, kırk beşli yaşlarımda ise saksafon çalmaya başladım. Kendi heykel atölyemi kurdum ve yapıtlar ürettim.
Ürettiğim eserler, hala Türkiye’nin çeşitli kentlerinde meydanlarda sergilenmektedir. Kurtuluş Savaşını anlatan 3 anıtım da Gaziantep’tedir. Bunların yanında, mozaik eserlerimin de bulunduğu Ulusal ’Design TURKEY-2005’ yarışmasının ödül finalistlerindendim. 2014 yılı itibariyle 24 kişisel resim sergisi açmış bir sanatçı olarak, Bilkent Sanat Sokağı’nın daimi ressamlarındanım. Eserlerim ’Dana Siyade RC’ müzayedelerinde satılmaktadır. İç içe olduğum bu kadar sanat dalı ile aralıksız üretimimi ve uğraşımı sürdürürken, matematik gereksinimini, mühendislik tahsili yaparak doldurmayı düşünmekteyim. Halen atölyemde çalışmalarımı sürdürürken, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde de Öğretim Görevlisi olarak çalışmaktayım."
Anahtar Kelimeler:
türkiye ilk
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.