Uluslararası Üniversiteler Konseyi Başkanı Orhan Hikmet Azizoğlu:

Uluslararası Üniversiteler Konseyi Başkanı Orhan Hikmet Azizoğlu...

Uluslararası Üniversiteler Konseyi Başkanı Orhan Hikmet Azizoğlu:

Uluslararası Üniversiteler Konseyi Başkanı Orhan Hikmet Azizoğlu...

Uluslararası Üniversiteler Konseyi Başkanı Orhan Hikmet Azizoğlu:
Uluslararası Üniversiteler Konseyi Başkanı Orhan Hikmet Azizoğlu, “Toplumun her kesimine etnik, mezhep ve sosyal statüsüne bakılmaksızın bu karanlık proje ve yapılanma anlatılmalı ve kaybedenin vatan, millet yani her kesimin hepimizin ortak kaybı olduğu anlatılmalıdır” dedi.
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Azizoğlu, Türkiye’nin son yıllarda ödünsüz, ortak ve kararlı çalışmasıyla sosyal yaşam, ekonomik, evrensel normlarda hukuk ve demokrasi alanlarında yaptığı reformlarla dünyanın saygın ülkesi olmakla birlikte, bölge ile ilgili alınan her kararda söz sahibi aktör olmasının coğrafyamız üzerinde emperyalist güç odaklarını rahatsız ettiğini belirtti. Bu durum karşısında emperyalist güçlerin kanayan yaramız olan terör belasını tekrar aktif hale getirdiklerini ifade eden Azizoğlu, “Demokrasi savaşımızın önünde tek engel terörizmdir” dedi.
Yeni yapılanmada ulusal çıkarların, politikaların, yerel kültür ve inançlar oluşturulmaya çalışılan demokratik yapıda önemli etken olduğunu ifade eden Azizoğlu, şunları söyledi:
“Türkiye’nin çoğulcu demokrasiye geçişi sancılı ve kanlı olmuştur. Çoğulcu demokrasi yapılanmamızda siyasal partilerin yanı sıra çıkar grupları da karar merci olarak ortaya çıkmıştır. Çıkar grupları bilhassa kamu kesimindeki örgütlenmelerle çıkarlarını iktidarlara karşı savunurken ve hükümetlerin kararlarını etkilerken hegemonik odaklanmalara karşı da güç oluşturmuşlardır. Kuşkusuz çıkar grupları ekonomik yaptırım gücü yüksek işverenler ile oy potansiyeli olan işçileri etkisi altına alabilen kamudaki güç sahibi oluşumlardır ve iktidarların kararlarını etkiler. Ancak güçsüz kesimler için, azınlıkta kalan ve çıkar grubu oluşturamayan kesimler için bunu söylemek mümkün olmaz. Bu durum da çoğulcu demokrasinin katılımcı demokrasiye dönüşümünde en önemli etken olmuştur. Katılımcı demokrasi öncesinde demokrasi halkın yönetimi olarak tanımlanırken, katılımcı demokrasiyi oluşturan çeşitlilikler rejimin tanımlanması için temel etkeni oluşturdu. Bu gerçek bir çoğulculuktur ve iki veçhesi ile kendini gösterir. Bunlar siyasal çoğulculuk ve kültürel çoğulculuktur. Bunları sağlayan ve katılımcılığı ortaya koyan da sivil toplum ortamı ve sivil toplum kuruluşlarıdır. Sivil toplum kuruluşları 21’nci yüzyıla damgasını vuracak en etkili toplumsal oluşumlardır. Bunun temeli de halka dayanmakta demokratikleşmemizde iktidarlara da rehberlik etmişlerdir. Kendi kendini örgütleyen, devletten bağımsız bir sivil toplumu koruma ve yenileme anlayışı olmuştur.”
Tüm toplumun demokratik haklarını kullanarak çağın vebası teröre karşı reaksiyon göstermesi gerektiğinin altını çizen Azizoğlu, “Toplumun her kesimine etnik, mezhep ve sosyal statüsüne bakılmaksızın bu karanlık proje ve yapılanma anlatılmalı ve kaybedenin vatan, millet yani her kesimin hepimizin ortak kaybı olduğu anlatılmalıdır.”
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.