Rteü’de “Din Ve Şiddet” Sempozyumu

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) İlahiyat Fakültesi tarafından organize edilen “Uluslararası Din ve Şiddet” konulu sempozyum RTEÜ Konferans Salonu’ndaki açılış oturumu ile başladı.Açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Latif...

Rteü’de “Din Ve Şiddet” Sempozyumu

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) İlahiyat Fakültesi tarafından organize edilen “Uluslararası Din ve Şiddet” konulu sempozyum RTEÜ Konferans Salonu’ndaki açılış oturumu ile başladı.Açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Latif...

Rteü’de “Din Ve Şiddet” Sempozyumu
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) İlahiyat Fakültesi tarafından organize edilen “Uluslararası Din ve Şiddet” konulu sempozyum RTEÜ Konferans Salonu’ndaki açılış oturumu ile başladı.
Açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Latif Tokat, konuşmasında şiddet olaylarının perde arkasındaki gerçeklerin irdelenmesi gerektiğini söyledi. Tokat “Şiddeti tartışırken sadece sonuca yoğunlaşır ve sebepleri göz önünde tutmazsak yanılırız. Siyasi, ekonomik, sosyolojik, kültürel, felsefi ve psikolojik arka planı görmemiz gerekir. Örneğin Filistinli bir babanın çocuklarına işkence eden İsrail askerleri hakkında söylediği ‘bunları rabbimiz yaratmış olamaz’ ifadesini gerisindeki ruh halini hesaba katmadan anlayabilirmiyiz. Dolayısı ile ’acaba İslam dini şiddete yol açmakta yada şiddeti içermekte midir?’ sorusunu cevap vermeliyiz. Antropolojik bir tanımlama ile insanların ve toplumların yapısal özelliği ile dünyada terör ve şiddet hep var olduğu halde sanki yepyeni bir şeymiş gibi bugün özellikle bir din ile ilişkilendirilmeye çalışılması elbette bizi düşündürmelidir. Siyah insan köleleştirilirken, Güney Afrika’da ırkçılık yapılırken, Afrika’da kabile savaşları körüklenirken kimse şiddetten bahsetmiyordu. Kimse hristiyanlık ve şiddet, misyonerlik ve şiddet tartışmaları yapmıyordu. Ortadoğu’nun tam ortasında kurulan teokratik İsrail devleti, gün ve gün topraklarını genişletip Filistin halkını öldürürken kimse şiddet tartışması yapmıyordu” dedi.
İSLAMDA ŞİDDET YOKTUR
RTEÜ İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Sabri Yavuz ise yaptığı konuşmasında, İslam dini ile şiddet arasında hiçbir şekilde ilişki kurulamayacağını vurgulayarak “Hiçbir zaman İslam’ın şiddet ile ve şiddetin uzantıları ile ilişkisi kurulamaz. İslamın temel öğretileri derinlemesine irdelendiği zaman şiddete değnek oluşturacak öğretileri bulmak mümkün değildir. Aslında din bir takım teorik unsurları içerir. Bunlar uygulanmadığı zaman bir takım sıkıntıların ortaya çıktığı muhakkaktır. İnsan aklını, malını, canını ve ırzını muhafazayı temel alan iki yapıdan ilki olan din, aslında bunları tahrip etmeyi esas alan, onları yok eden, onları imha etmeye çalışan şiddete varacak bir sonuca asla götüremez. Dinden hareketle bir şedit sonucu çıkartmak mümkün değildir” diye konuştu.
"MÜSLÜMANLAR ORTAK HAREKET ETMELİ"
RTEÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Karaman ise konuşmasında, müslümanların aralarındaki ayrılıkları ortadan kaldırıp ortak hareket etmeleri gerektiğine vurgu yaptı. Karaman “11 Eylül 2001 yılında ki saldırılardan sonra İslam dini ve müslümanlar terör ile özdeşleştirilerek müslümanlara yapılan şiddet uygulamaları meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır. Bazı terör örgütleri yaptıkları terör eylemlerine dini metinleri referans olarak gösteriyorlarsa da şiddet ve terör olaylarının yalnızca din ile ilişkilendirilerek açıklanması doğru değildir. Uluslararası sistemde önemli kırılmaların yaşandığı, dünyanın her köşesinde, siyasi, ekonomik, sosyo-kültürel fay hatlarının belirgin olmaktan öte bir sürece girdiği bir dönemden geçiyoruz. Ekonomik krizler, yoksulluk ve gelir dağılımındaki dengesizlikler, bunun yanında enerji kaynakları üzerindeki baskılar, ülkeler ve topluluklar üzerinde önemli buhranlar oluşturmaktadır. İslam dünyası üzerinde ciddi operasyonlar yapılmaktadır. Müslümanlar birbirine kırdırılmaktadır. Birbirine vurdurulmaktadır. Afganistan, Irak, Suriye, Mısır, Filistin, Libya gibi İslam ülkelerinde akan kan Müslüman kanıdır. Ölenlerde öldürenlerde Müslümanlardır. Bu şunu ortaya koymakta. Biz demek ki değerlerimizden uzaklaşıyoruz. Aslında; Şii, Sünni, Türk, Kürt ve Arap tüm farklılıklarımızın bir kenara bırakılarak ortak aklın, ortak heyecanın zorunlu olduğu bir zaman diliminde yaşıyoruz” şeklinde konuştu.
Geniş bir konuşmacı katılımının olduğu sempozyuma dinleyici katılımının ise çok düşük olması dikkatlerden kaçmadı.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.