(Özel Haber) Çarpıcı Obezite Araştırması

“çocukluk Çaği Obezite Ve Hareket Eğitimi” Araştırmasıyla İlgili Açıklamalarda Bulunan Doç. Dr. Faruk Yamaner, Obeziteden Tek Kurtuluş Yolunun Hareket Ve Hareketli Bir Toplumdan Geçtiğini Söyledi.

(Özel Haber) Çarpıcı Obezite Araştırması

“çocukluk Çaği Obezite Ve Hareket Eğitimi” Araştırmasıyla İlgili Açıklamalarda Bulunan Doç. Dr. Faruk Yamaner, Obeziteden Tek Kurtuluş Yolunun Hareket Ve Hareketli Bir Toplumdan Geçtiğini Söyledi.

(Özel Haber) Çarpıcı Obezite Araştırması
Hitit Üniversitesi’nin yaptığı ’Çocukluk Çağı Obezite ve Hareket Eğitimi’ araştırmasında çarpıcı sonuçlar ortaya çıktı.
Hitit Üniversitesi Beden Eğitim ve Spor Yüksek Okulu Müdürü Doç. Dr. Faruk Yamaner başkanlığında, ildeki farklı bölgelerde bulunan 12 okul ve kolejde bin 700 çocuk üzerinde yapılan araştırmada, çocukların yüzde 80’inin hareketsiz, fazla kilolu veya obez olduğu tespit edildi. Araştırma sonucunda, ailesinin gelir seviyesi yüksek olan ve kolejde eğitim gören çocukların, dar gelirli veya kırsalda yaşayan ailelerin çocuklarına oranla obeziteye daha yatkın olması dikkat çekti.
Uzmanlar, çağın vebası olarak adlandırılan obezite konusunda topyekun bir mücadele başlatılması çağrısında bulunurken, bu konuda ailelere de çok büyük görevler düştüğüne dikkat çekti. Hareketli bir neslin önemine dikkat çeken uzmanlar, gerekli tedbirler alınmadığı takdirde, en önemli halk sağlığı sorunları arasında yer alan obezite konusunda Türkiye’yi zor günlerin beklediğine işaret etti.
’Çocukluk Çağı Obezite ve Hareket Eğitimi’ araştırmasıyla ilgili açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Faruk Yamaner, obeziteyle mücadelede tek kurtuluş yolunun hareket ve hareketli bir toplumdan geçtiğini söyledi. Üniversite olarak İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile birlikte obezite konusunda verimli ve güzel bir çalışmaya imza attıklarını dile getiren Yamaner, çalışma sonunda ümit vaat edici bir sonuç çıkmadığının altını çizdi. Araştırma kapsamında dar, orta ve yüksek gelirli ailelerin çocuklarının eğitim gördüğü toplam 12 ortaokul ve kolejdeki bin 700 öğrenciyi hareket eğitimi testine tabi tuttuklarını bildiren Yamaner, testler sonunda elde ettikleri verilere baktıklarında, çocukların yüzde 80’inin hareketsiz olduğunu belirlediklerini açıkladı. Yamaner, günlük yaşamda en hareketli grupların çocuklar olduğunu, çocukların hareket oranının da yaşları ilerledikçe azaldığına vurgu yaptı. Mevcut durumun ileride bir çok sorunun kaynağı olarak toplumun karşısına çıkacağını belirten Yamaner, bu konuda Milli Eğitim ve Sağlık bakanlıklarının tedbir alması, ailelerin de bilinçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Obezitenin tetiklediği bir çok hastalığın bulunduğunu anlatan Yamaner, topyekun mücadelenin şart olduğunu ifade etti.
Ailelere, çocuklarını hareket noktasında kısıtlamamaları için çağrıda bulunan Doç. Dr. Faruk Yamaner, “Çocuklarımız maalesef hareketsiz. Hareketsiz bu çocuklar yarın hareketsiz genç olacak. Geleceğimiz çok aydınlık değil. Lütfen oyun alanlarımızı genişletelim. Burada koruyucu ailelere seslenmek istiyorum. Lütfen çocuklarınızı hareket etme noktasında korumayın. Oyun alanlarına çıkartın. O çocukla birlikte sizde yürüyün. O çocuk sayesinde sizde hareket edin. Çocuğu sayesinde ailelerde kendini obeziteden koruyacak. Hem çocuğunuzu hem de kendinizi kurtarın" dedi.
"HAREKETSİZ TOPLUMDA YARIN ÖNEMLİ PROBLEMLER ORTAYA ÇIKACAK"
Hareketli bir toplum için beden eğitimi öğretmenlerine çok büyük görevler düştüğünü anlatan Doç. Dr. Yamaner, “Okul bahçelerinde çocukların illa voleybol, futbol oynaması gerekmiyor. Oyun formatında birtakım önlemler alınmalı. Beden Eğitimi ve Spor Meslek Yüksek Okulu olarak bu çalışmalara destek vermeye hazırız. BESYO sadece burada 60 öğrenciye eğitim veren, onların meslek edinmesini sağlayan bir birim değil. Böyle bir birim olmayı da kabul etmiyoruz. Aynı zamanda bilimsel araştırmalarla toplumları aydınlatan bir birim olmayı istiyoruz. Hareketsiz bir toplumun yarın çok önemli problemleri ortaya çıkaracak. En basitiyle sağlık sorunları, sağlık harcamaları çok önemli bir unsur olacak. Bir topluma hareket eğitimi verebilirseniz, sağlıkla ilgili birtakım sorunlar azalacak, bu da beraberinde sağlık alanında yapılan harcamalarda bir azalma meydana getirecektir. Bizim toplumumuzu sağlıklı düşünmeye sevk edebilmek ve sağlıklı bir şekilde hareket etmesi için bu tür bilimsel çalışmaları fazla yapmamız gerekiyor. Eğer ilkokuldaki çocukları hareket eğitimine alıştıramazsanız, o çocuklara hareketin nasıl yapılacağına dair bir tedbir alamazsanız hareketsiz bir toplum ortaya çıkacaktır. 30-40 yaşından sonra insanları hareket ettirmek zordur. Ama temel eğitimde mutlaka hareket eğitimini vermemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı.
EKONOMİK DURUMU İYİ AİLELERİN ÇOCUKLARI RİSK ALTINDA
Yapılan araştırmada bütün çocukların risk altında olduğunu gördüklerini kaydeden Doç. Dr. Faruk Yamaner, “Mesela bazı ilköğretim okullarımızda şöyle bir durum var. Kırsaldan geldikleri için bu çocuklar sürekli sokakta oyun oynuyorlar. Bunların hareket eğitim sorunu yok. Onlarda da koordinasyon sorunu var. Hareketleri birbirine bağlayabilme yetenekleri düşük. Ama obeziteyle ilgili kesinlikle hiçbir sorunları yok. Esas sorun kolejlerde okuyan, ekonomik durumu iyi olan ailelerin çocuklarında. Bunun kaynaklanma sebebi ne? Maalesef çocuklarımızı yürütmüyoruz. Baba veya anne 500 metre veya 1 kilometre ötedeki okula dahi çocuğunu aracıyla götürüyor. Anneler nasihat ediyor, ‘aman çocuğum sırtın ıslanmasın, dışarıya çıkma’. Bunu, görüştüğümüz çocuklar kendileri anlatıyor. Yanlarında da yemek yiyecekleri bir mekanizma oluşmuş. ’Dışarıya çıkma, hoplama, zıplama aman şunu yapma’, sonra okuldan çocuğu alıyor, geliyor apartmanın 5 katına. Hapishaneler var. Gün yüzünü yukarıdan görüyor, sonra yatakhaneye geçiyor. Hiçbir hareket yok. Bugün yüksek yüksek binalar yapılıyor. Ama çocuklarımıza oyun alanları yapılmıyor. Projeler hazırlanırken belediyelerin biraz daha dikkatli olması gerekir. Özellikle metropol illerinde yaygın. Çocuğu getiriyoruz, apartmana hapsediyoruz. Önüne veriyoruz tablet, bilgisayar. Çocuk hareket etmediği için obez olacak. Hareket alanları oluşturulsa hiçbir çocuğumuz obez olmayacak, sağlıklı bir yaşamı öngörecektir. Bu konuda Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın üniversitelerle işbirliğine gitmesi gerekiyor. Hareket eğitimine artırdıkça hareketli çocuklarımızı bulup Türk sporuna kazandırma gibi bir durumda ortaya çıkıyor. Her şey var elimizde sadece planlama ve programlamada bir sıkıntımız var. Bu problemleri ortadan kaldırırsak sağlıklı düşünen, sağlıklı yaşayan, sağlıklı hareket eden bir nesli ön plana çıkarırız. Biz Çorum ölçeğinde iyi bir araştırma yaptık. Yapılan çalışmaların sonuçlarını mahalle mahalle, okul okul anlattık. İyi bir algı oluşturduk. Ama bu yeterli mi, değil” diye konuştu.
YAZ SPOR OKULLARI HAREKET EĞİTİMİ KURSUNA DÖNÜŞTÜRÜLMELİ
Yaz dönemlerinde açılan spor okullarının hareket eğitim kurslarına dönüştürülmesi çağrısında bulunan Yamaner, “Yetenek diyoruz. İlkokullarda beden eğitimi öğretmenlerine fırsat verseler, bu öğretmen arkadaşlarımızı hareket eğitimiyle ilgili kurslara tabi tutsak, Türk sporunun en önemli sorunu olan yetenekle ilgili problemlerini de çözüme kavuşturmuş oluruz. Bugün aile çocuğunu nasıl spora yönlendireceğini ve nasıl hareket ettireceğini bilmiyor. Bakanlık yaz kursları açıyor bunlar derhal kapatılmalı. Yetenek keşfederek yaz kursları yapılır. Yaz kurslarında şu ana kadar keşfedilen bir tane sporcu yok. Yaz kurslarını hareket eğitimi kursuna dönüştürürseniz, buna söyleyeceğimiz hiçbir sözümüz yok. Yaz okullarında başarılı çocuklar takip ediliyor mu? Onlar da takip edilmiyor. Takip edilmeyen ve denetlenmeyen bir sonuç var ortada. Üniversite olarak biz, yapılan bütün çalışmalarda bunları ortaya koyuyoruz. Birileri bize kızıyor. Bu bilimin sonucunda ortaya çıkmış. Hiçbir kurumu rencide etmek gibi bir lüksümüz yok. Amacımız da bu değil. Bilimsel veriyi ortaya koymak, bu veriler ışığında da her kurum kendine düşen görevini yetirmesi gerekiyor. Eğer burada üniversite BESYO olarak toplumun bilinçlendirilmesi adına birtakım operasyonlar gerçekleştirmek gerekiyorsa biz gecemizi gündüzümüze katar, bu taşın altına elimizi, gövdemizi koyarız” şeklinde konuştu.
"HAREKETSİZ BİR TOPLUM OLMA YOLUNDA İLERLİYORUZ"
Hareketsiz bir toplum olma yolunda ilerlediğimizin altını çizen Yamaner, “Çorum’da sağlıklı bir nesil oluşturmak için okul bahçelerimizde, eski oyunlarımızı çocuklarımızın hepsine öğretelim. Bırakın voleybolu, futbolu, basketbolu, güreşi öğretmeyi. Oyunla çocuğu hareket ettirelim. Oyunla çocuğu hareket ettirirsek, bu çocuklar ebeveynlerinin zorlamasıyla şu branşı yapacaksınız deme noktasından uzaklaşır. Esas o çocuğun hangi branşa yönlenmesi gerekiyorsa o noktada yeteneğini tespit edip, keşfederiz. Burada bakanlığımıza çok büyük işler düşüyor. Sadece performans sporcularına yatırım yapmak çok iyi bir şeydir ama geleceğin sağlıklı nesillerini oluşturma noktasında da çok önemli görevlerin düştüğünü bilimsel çalışmalar ortaya çıkardı. Bu gençleri nasıl sahalara, oyunlara çekebiliriz? Bunun temel koşulu da milli eğitim müfredatında acilen bir değişikliğe gidilerek, beden eğitimi derslerinin yanı sıra hareket eğitimi derslerinin konulması gerekiyor. Bir saatte toplumu hareket ettiremezsiniz. Beden eğitimi öğretmenleri, çocuklara eşofman giyme zorunluluğu getirmeden, el ele vererek çocuklarımızı hareket ettirmek için oyun öğretelim. O kaybolan değerleri geri alalım. Çocuk şimdi ne toprakla ne hava ile buluşuyor. Hareketsiz bir toplum olma noktasında emin adımlarla ilerliyoruz” şeklinde konuştu.
"TOPLUM SAĞLIĞI İÇİN NE GEREKİYORSA YAPIYORUZ"
Üniversitelerin toplumun önünde giden, çağı yakalama konusunda en önemli kurumlar olduğunu söyleyen Doç. Dr. Faruk Yamaner şunları kaydetti:
“Üniversiteler bilimsel araştırmalarını yapar ve sonuçlarını ortaya koyar. Yaptığımız çalışmalar sonucunda tespit edilen sorunlara karşı önleyici tedbirler alınmıyorsa, çalışmalar sadece makale olarak kitap sayfalarında raflarda kalır. Sadece Hitit Üniversitesi değil, bütün üniversiteler çok önemli veri tabanlarına sahip, ellerinde bilimsel çalışmalar var. Hep şu yönetmelik değişsin, bu kural değişsin diye birtakım çalışmalar yapılıyor ama üniversitelere ‘ne tür bir çalışma yapıyorsunuz, çalışmaların sonuçları nelerdir’ diye soran kimse yok. Bu konuda rektörümüzden büyük destek görüyoruz. Toplumun sağlığı ile ilgili ne yapmamız gerekiyorsa, bütçe ise bütçe, imkansa imkan, her türlü seferberliği yapalım diyor. Bunun öncülüğünü yapıyor. Biz birimler arasında bir seferberlik ilan etmemiz lazım. Milli Eğitim Müdürlüğü. Sağlık Müdürlüğü işbirliğinde toplumu ve ailelere bilinçlendirme toplantıları yaptık. Bu konuda önlem alması gerekiyor. Burada ailelerimizin de mutlaka bilinçlendirilmesi gerekiyor."
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.