'Ön seçimle' rektör adayı belirlemişler

Sivas'ta FETÖ'nün darbe girişimine yönelik soruşturma kapsamında tutuklandıktan sonra itirafçı olan akademisyen, 2012'de Cumhuriyet Üniversitesinde yapılan rektörlük seçimleri öncesi sözde "ön seçim" yaparak aday belirlediklerini söyledi.

'Ön seçimle' rektör adayı belirlemişler

Sivas'ta FETÖ'nün darbe girişimine yönelik soruşturma kapsamında tutuklandıktan sonra itirafçı olan akademisyen, 2012'de Cumhuriyet Üniversitesinde yapılan rektörlük seçimleri öncesi sözde "ön seçim" yaparak aday belirlediklerini söyledi.

'Ön seçimle' rektör adayı belirlemişler

SİVAS (AA) - Fetullahçı Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) mensuplarının, 2012'de Cumhuriyet Üniversitesinde (CÜ) yapılan rektörlük seçimleri öncesi sözde ön seçim ile adaylarını belirledikleri ortaya çıktı.

FETÖ'nün darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında, Sivas merkezli 12 ilde gerçekleştirilen operasyonda tutuklananlar arasında yer alan ve TCK'nın etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini belirten S.G. itirafçı olarak ifade verdi.

Akdeniz Üniversitesinde eğitim gördüğü dönemde yurtlardaki iftarlarda FETÖ ile tanıştığını anlatan S.G, ancak içlerine dahil olmadığını ifade etti. Sivas'ta, FETÖ'ye yakın evlerden çeşitli nedenlerle ayrılan öğrencilerin kaldığı bir evde Tıpta Uzmanlık Sınavı'na hazırlandığını aktaran S.G, ifadesinde şunları kaydetti:

"Kalıcı olarak o evde bulunmadım. Bu evde her ne kadar cemaatten ayrılmış kişiler kalsa da ev cemaatten bağımsız yürüyordu. Asistanlık yaptığım dönemde, aynı dönemde asistanlık yapan ve cemaatten olan şahıslar, bizleri çay içme bahanesiyle cemaat evlerine çağırıyorlardı. Bu 2000'den 2008'e kadar devam etti. O zaman cemaat tarafından üniversitede akademisyenlere yönelik bir çalışma yapıldığını fark ettim. Ancak o dönemlerde alkol aldığım ve dünya görüşü olarak farklı düşündüğüm için bu teklifleri reddettim. Biokimya bölümünde asistanlık yapan F.A. diğer arkadaşlara göre daha aktif olarak cemaat adına hareket ediyor ve bizim gibi araştırma görevlilerini cemaate kazandırmak için girişimlerde bulunuyordu."

S.G, 2008'de yardımcı doçent olduktan sonra çevresinin genişlemeye başladığını ve davet üzerine FETÖ'ye yakın Sultan Murat Okulları'ndaki sohbetlere katıldığını anlatarak, orada FETÖ'nün kendi reklamını yaptığını, örgütün elebaşı Fetullah Gülen'in kitaplarının ve risalelerinin okunduğunu, videoların izlettirildiğini söyledi.

Sivas Öğretmenevi'nin arka tarafında bulunan bir evde sohbetler yapıldığını dile getiren S.G, 2010'da ev sohbetlerine katılmaya başladığını, kendisi dışında Prof. Dr. Ömer Cevit ve bazı akademisyenlerin de evlere geldiğini aktardı.

Sultan Murat Okullları'nda din dersi öğretmeni olan "üniversite akademisyenler imamı" olduğu belirtilen ve hakkında yakalama kararı bulunan firari Veysel Tıkaç ve bazı öğretmenlerin sohbet toplantılarında Fetullah Gülen kitabı okuduğunu ve bilgiler verdiğini ifade eden S.G, Tıkaç'ın üniversitede üst düzey sorumlu olduğunu düşündüğünü belirtti.

S.G, o dönemde her kesimden insanın sohbetlere katıldığını hatta sohbetlere gelenlerin mesleklerinde daha kolay yükseldiğine, bu kişilerle irtibat kurmaya çekinmediklerine işaret etti.

Tıkaç'ın cemaat adına üniversite içerisinde birtakım faaliyetler yürüttüğüne de işaret eden S.G, bu kişinin akademisyenleri FETÖ'ye kazandırma çabasında olduğunu vurguladı.

Rektörlük seçimlerine müdahale
Tıkaç'ın Cumhuriyet Üniversitesinin rektörlük seçimlerinde FETÖ'nün adayının başarılı olabilmesi için lobi çalışması yaptığını anlatan S.G, 2012'deki rektörlük seçimi öncesi örgütün yaptığı çalışmalar hakkında şu bilgileri verdi:

"Rektörlük seçimi yapılmadan 7-8 ay kadar önce Tıkaç, üniversite içerisinde Fetullah Gülen cemaatine mensup ve sağ görüşlü akademisyenlere rektörlük seçimleri ile ilgili Sultan Murat Okulları'nda bir toplantı yapılacağını söyleyerek herkesi oraya davet etti. Akşam saatleri olması muhtemel bir zaman diliminde oraya gittim. Orada 30'a yakın akademisyen vardı. Bu akademisyenlerden isimlerini hatırladıklarım, Prof. Dr. Ömer Cevit, Prof. Dr. Adnan Gürbüz, Doç. Dr. Durmuş Tatlılıoğlu, N.T, M.A, Z.K, A.B, H.K, H.K. Bunların dışında Tıkaç da oradaydı. Orada Veysel Tıkaç rektörlük seçimlerinde aday olmak isteyen olup olmadığını sordu. Akademisyenlerden Ömer Cevit ve N.T. aday olabileceklerini belirtti. Tıkaç, iki aday çıkması üzerine kapalı seçim yapmayı teklif etti. Herkes adayını kağıda yazıp Tıkaç'a verdi. Yapılan oylama sonucu Ömer Cevit'in adı çıktı. Ve o gün Ömer Cevit'in adı cemaatin adayı olarak belirlendi. O günden sonra Tıkaç, Ömer Cevit'in başarılı olması için üniversite içinde çalışma başlattı. Aynı şekilde Ömer Cevit'in başarılı olması için üniversite içerisindeki diğer cemaate yakın akademisyenler de çalışma yaptı. Benim ismim de maalesef o dönemde cemaatle anılır oldu. Çünkü ben de Ömer Cevit'in başarılı olması için çalışmalar yaptım"

"AK Parti'nin karşısındaki her partiyi destekleyin" talimatı
Seçimlerde Ömer Cevit'in 3'üncü olduğunu, en fazla oyu alan Prof. Dr. Faruk Kocacık'ın daha sonra da rektör olarak atandığını aktaran S.G, şöyle devam etti:

"Zaten rektörlük seçimleri öncesinde Ankara'da da yani Cumhurbaşkanlığı, YÖK kanadında cemaatin adaylarına sıcak bakılmadığı haberi alınmıştı. Bundan dolayı da Tıkaç ya Ömer Cevit ile Ankara'ya gitti ya da görüşmeler yapmak üzere Ömer Cevit'i Ankara'ya gönderdi. Orada bürokratlar ile görüştüler. Ancak Sivas'a moralleri bozuk gelmişlerdi. Bunu ben Ömer Cevit'ten duydum. Rektörlük seçimleri bittikten sonra ben, İ.Ö.U., S.Y. gibi arkadaşlar bu süreçte cemaatin rektörlük seçimine bu derece müdahil olmasına, seçime direkt etki etmek için çaba sarf etmesine kızdık. Kendi kendimize de bu süreçte yer aldığımızdan dolayı pişman olduk. Ve cemaatten kopmalar başladı. Rektörlük seçimleri sonrasında akademisyenler sohbetlere gelmemeye başladı. 10-15 günde yapılan toplantılar ayda bir yapılır hale geldi. Katılım iyice düşmüştü. 2013'te 17 Aralık'ta yaşanan süreç sonrası katıldığım bir sohbet esnasında neden 17 Aralık'ta yolsuzluk olaylarının üstüne bu kadar birden bire gidildiğini, önceden neden bu kadar önemsenmediğini sordum. O da bana yapılan yolsuzluğun çok büyük olduğunu ve bu sebeple üstüne gittiklerini söyledi. O dönemde sohbetlerde Tıkaç, AK Parti'nin karşısındaki her partinin desteklenebileceğini söylemişti. Yaşanan süreçten sonra cemaatten herkes soğudu. Sohbetlere ben dahil diğer arkadaşlarım da gitmemeye başladı. Hatta Sultan Murat Koleji'nde okuyan kızımı okuldan aldım. Bahsetmiş olduğum son dönemde Tıkaç'ın yerine geçen Hasan isimli şahıstan sonra Ahmet isimli soy ismini bilmediğim bir şahıs atandı. Bu şahıs, 17 Aralık sürecinden sonra bizlerle ilgilenmişti."

Ahmet isimli kişinin, o dönemde sohbetlere ara sıra devam eden Ömer Cevit ve kendisinin cep telefonuna bir program yüklendiğini söyleyen S.G, "Bu tarihten sonra artık bu programdan bizimle irtibat kuracağını söyledi. Bunun üzerine benim ve Ömer Cevit'in telefonuna Tango isminde bir program yükledi. Ancak bu program internette mağazalarda yüklenen bilindik Tango programı değildi. Görünümü aynıydı ancak biraz farklılıklar vardı. Ahmet isimli şahısın gönderdiği mesajlarda örneğin, 'H.E. (Hocaefendi) rüyasında görmüş, her şey güzel olacak, iyi günler gelecek, üstat da böyle sıkıntı çekmiş, insanlar hep böyle sıkıntı çekti, sabredin, çok büyük müjdeler var.' gibi mesajlar gönderiyordu." itiraflarında bulundu.

S.G, "Tango" adlı programa şifreyle girildiğini herkesin kullanıcı adının olduğunu belirtti.

Sohbet toplantılarına telefonların alınmadığını da aktaran S.G, "Üniversitede cemaatle bağlantılı olduğumuzu çok fazla belli etmememizi söylüyorlardı. Kararlar silsile yoluyla aktarılıyordu. AK Parti'ye oy verilmeyip karşısındaki partinin desteklenmesini, tedbirli olunmasını, çok namaz kılınmasını, gazete ve dergi aboneliklerinin artırılmasını söylüyorlardı." ifadelerini kullandı.

S.G, bu yapının bir örgüt olduğunu, 2013'ten sonra ilişiğini kestiğini ancak yapının kendisine ulaşmak için ısrarla gayret gösterdiğini de iddia etti.

Sivas merkezli operasyon
Sivas Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerinin FETÖ'nün darbe girişimine ilişkin başlattığı soruşturma kapsamında, Sivas merkezli, Kayseri, Bolu, Ankara, İstanbul, Samsun, Amasya, Yozgat, İzmir, Edirne, Eskişehir ve Van'da 19 kişi gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemlerin ardından Sulh Ceza Mahkemesinde hakim karşısına çıkan zanlılardan Van Vali Yardımcısı Vefa Kaya'nın yanı sıra Prof. Dr. Ömer Cevit, Prof. Dr. Adnan Gürbüz, Prof. Dr. Sefa Gültürk, Doç. Dr. Durmuş Tatlıoğlu, Doç. Dr. Turgay Yazar, doktorlar Ümit Erkan Vurdem, Fikret Özkan, Ferruh Balaban, Ali Feyzullah Şahin, Selahattin Demirci, Ahmet Mithat Soyipek, Yunus Bingöl, Ahmet Tişra ve Erol Pala, muhasebeci Cengiz Göze, gazeteci Cengiz Bülbül ve Fetullah Gülen'in akrabası olduğu öğrenilen öğretmen Murat Kocar tutuklanmış, doktor Y.T. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Anahtar Kelimeler:
Türkiye
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.