Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı Eskişehir’de

Eskişehir’e gelen Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, 2. Uluslararası 22. Ulusal Seyyid Sultan Şücaaddin Veli Anma Etkinlikleri kapsamında düzenlenen ‘Horasan’lardan Balkanlara Şücaaddin Veli Kültün Paneli’ne katıldı.Atatürk Kültür Sanat...

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı Eskişehir’de

Eskişehir’e gelen Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, 2. Uluslararası 22. Ulusal Seyyid Sultan Şücaaddin Veli Anma Etkinlikleri kapsamında düzenlenen ‘Horasan’lardan Balkanlara Şücaaddin Veli Kültün Paneli’ne katıldı.Atatürk Kültür Sanat...

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı Eskişehir’de
Eskişehir’e gelen Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, 2. Uluslararası 22. Ulusal Seyyid Sultan Şücaaddin Veli Anma Etkinlikleri kapsamında düzenlenen ‘Horasan’lardan Balkanlara Şücaaddin Veli Kültün Paneli’ne katıldı.
Atatürk Kültür Sanat ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen panelin açılış programında konuşan Bakan Avcı, etkinliklerin sadece külliye restorasyonunun gölgesinde düzenlenmediğini söyledi. Bakan Avcı, “Bugün sadece yeni külliyenin restorasyonunu ve onun gölgesinde düzenlenen bir panel için birlikte değiliz. Bugün aslında bir mananın, Horasan’dan Balkanlar’a uzanan bir imanın, bir gayretin ve büyük bir ümmetin buluşturduğu bir camiadayız. Hakikaten bugün burada çok fazla konuşmamak gerektiğini ve işimize bakmamız gerektiğini söylemek istiyorum. Çünkü benden önceki değerli konuşmacılar söylediler. Seyyid Sultan, bu toprakları bizlere vatan kılan velilerin ve bize emanet ettiği bir vazifeyi bugün bize anlatacak. Sizlere teşrifiniz için çok teşekkür ederim. İnşallah bu mana etrafında tekrar sadece Türkiye’de değil, tüm İslam coğrafyasında bu mana dalga dalga yayılacak” dedi.
Ardından konuşan Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, İrfan ve Ehl-i Beyt sevgisinin önemine değindi. Prof. Dr. Yılmaz, “Osmangazi, ahi geleneğinden gelen Şeyh Edebali’nin talebesidir. Oğlu Hacı Bektaş-ı Veli ocağından besleniyor. Yeni Çeri Ocağı, Hacı Bektaş-ı Veli’nin duaları ile kurulmuş ve son demlere kadar onun şefkat kanatları altında ve ümmetleri ile devam etmiştir. İlk medrese, İznik’te Sufi gelenekten gelen, İrfan geleneğinden gelen Davud-u Kayseri tarafından kurulmuştur. Ondan sonraki medrese mensupları 16. yüzyılın sonarına kadar İrfani geleneklerle çok iç içe geçmişler. Sonra dergahlarımız, tekkelerimiz zaten İrfan Ocağı, Ehl-i Beyt sevgisi ile dopdolu olan gruplar, tabiri caizse sultanından alimine, kadısına, halktan insanına varıncaya kadar hepsinin gönül dünyasında bir irfan sevdası, aşk, aşkullah, aşk-ı muhabbet, muhabbet-i nebi ve İmam-ı Ali sevdası var, Ehl-i Beyt sevgisi var ve bu milletin ortak paydası haline gelmiştir. Bugün Balkanlarda farklı din, mezhep, meşrep mensupları varsa tarihçilerin ifadesi ile Osmanlı’nın 400 yılı aşkın Balkanlarda İrfan geleneğiyle hayatiyetini sürdürmüş olmasıyla doğrudan alakalı bir husustur. Eğer Balkanlarda Osmanlı olmasaydı, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Fatih’in Bosna seferinden önce Balkanlara doğru bir hazırlık yapıyor ve Balkanları Katolik yapmak üzerine bir başlangıca adım atıyordu. Bugün eğer Sırplar varsa, Bulgarlar varsa, Sırp olarak, Bulgar olarak Ortodoks varsa burada Osmanlı’nın oradaki mevcudiyeti, Osmanlı’nın temelindeki İrfan ve Ehl-i Beyt sevgisi çok önemli yer işgal etmektedir. Bizim bu ortak paydayı görmemiz gerekiyor. Bugün Türkiye’de ve İslam dünyasında yaşayan insanlar olarak bunu görmemiz gerekiyor. Çünkü irfan geleneği bahsettiğimiz önemli kurumlara dini metinleri, merhamet, şefkat, aşk ve muhabbet ile okuyup, oradan medeniyet üretme özelliği kazandırmıştır. Aynı metinleri okuyan tarihte Haricilere baktığınız zaman vahşet üreten tavırları, bugün Işid’in vahşet üreten tavırları, İrfansızlıklar, muhabbetsizlikler ve aşk yoksulluklarından kaynaklanmaktadır” ifadelerini kullandı.
ALEVİ-BEKTAŞİ DERGAHLARI DA DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI TEŞKİLATI ALTINDA YER ALMALI
Alevi-Bektaşi dernek ve ocaklarının Diyanet İşleri Başkanlığı teşkilatının altında yer almasını talep ettiğini dile getiren Prof. Dr. Yılmaz, “Diyanet işleri Başkanlığı, 3 Mart 1924’de kuruldu ve 3 Mart 1924’den 30 Kasım 1925’e kadar Türkiye’deki tüm Alevi, Sünni, Bektaşi, dini hayatın yönetimi Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredildi ama 30 Kasım 1925’de çıkarılan 677 sayılı yasa ile bunun önü kapandı ve dergahlar ve Hac Bektaşi ocakları bu işin dışında tutulmuş oldu. Ben buradan bir çağrıda bulunuyorum; bu yasanın tadil edilerek yeniden bütün Alevi-Bektaşi dergahlarını da, ocaklarını da yeniden Diyanet İşleri Başkanlığı Teşkilatı altında yer almasını talep ediyorum” diye konuştu.
ANADOLU’NUN MANEVİ REHBERİDİR
Eskişehir Valisi Güngör Azim Tuna ise, Şücaaddin Veli’nin, Anadolu’nun Türkleşmesinde ve İslamlaşmasında büyük katkıları olan bir er olduğunu kaydederek, “Şücaaddin Veli Eskişehir’in bereketini ortaya koyan manevi bir dinamiğinin olmasının yanı sıra, geniş bir etki alanıyla Anadolu’nun da manevi rehberidir” şeklinde konuştu.
Bulgaristan semah ekibinin gösterisinin ardından İranlı müzik grubu Müştak’ın konseri ile sona eren açılış programı, panel ile devam etti.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.