Memur-sen Genel Başkanı Yalçın: “Sosyal Teşvik Paketi İstiyoruz”

Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “Haddi aşan teklifler değil, hak ile emeği buluşturan tekliflerle masadayız. Sosyal Teşvik Paketi istiyoruz ve bunun toplu sözleşme masasında hayata geçmesini bekliyoruz. Onun için taleplerimizin maliyetine...

Memur-sen Genel Başkanı Yalçın: “Sosyal Teşvik Paketi İstiyoruz”

Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “Haddi aşan teklifler değil, hak ile emeği buluşturan tekliflerle masadayız. Sosyal Teşvik Paketi istiyoruz ve bunun toplu sözleşme masasında hayata geçmesini bekliyoruz. Onun için taleplerimizin maliyetine...

Memur-sen Genel Başkanı Yalçın: “Sosyal Teşvik Paketi İstiyoruz”
Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “Haddi aşan teklifler değil, hak ile emeği buluşturan tekliflerle masadayız. Sosyal Teşvik Paketi istiyoruz ve bunun toplu sözleşme masasında hayata geçmesini bekliyoruz. Onun için taleplerimizin maliyetine değil, mahiyetine bakılsın” dedi.
Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Kızılcahamam’da yapılan Eğitim-Bir-Sen’nin teşkilat eğitim programında konuştu. 130 başkanın katıldığı toplantıda Yalçın, toplu sözleşme sürecini değerlendirdi. Makul tekliflerle masada olduklarını vurgulayan Yalçın, “Maaş ve ücretlere yönelik zam tekliflerimizi yüzdelik zam, taban aylığı, refah payı ve enflasyon farkından oluşan dörtlü bir mali paket olarak hazırladık. Bu mali paketle kamu görevlilerinin maaş ve ücretlerine 2016 yılında birinci altı ayda yüzde 8, ikinci altı ayda yüzde 8 olmak üzere kümülatif yüzde 16.64, 2017 yılında birinci altı ayda yüzde 7, ikinci altı ayda yüzde 7 olmak üzere kümülatif yüzde 14.49 zam istedik. En düşük kamu görevlisi maaşı ile en yüksek kamu görevlisi maaşı arasındaki makasın daralması hedefiyle 1 Ocak’tan geçerli olmak üzere taban aylığına 2016 yılında 150 TL, 2017 yılında 100 TL seyyanen zam teklif ettik. Ülkenin büyümesinde ve gelişmesinde büyük emeği bulunan kamu görevlilerine 2016 yılı için 2015 yılı ekonomik büyüme oranının yüzde 50’sini ve 2016 yılındaki üçer aylık dönemlerdeki ekonomik büyümenin de takip eden ayda refah payı olarak yansıtılmasını istedik. 2017 yılında da üçer aylık büyümenin, kamu görevlilerinin maaşlarına yansıtılması uygulamasının devam ettirilmesini talep ettik. Kamu görevlilerine yapılan oransal zamların enflasyonun altında kalması halinde, enflasyon farkının oluştuğu ayı takip eden aydan itibaren maaşlara ilave edilmesini teklif ettik” ifadesini kullandı.
“TEKLİFLERİMİZİN MALİYETİNE DEĞİL, MAHİYETİNE BAKILSIN”
“Amacımız ayrıcalıklı kamu görevlisi olmak değil, sosyal adaletin sağlandığı bir Türkiye’de ayrımcılıktan kurtulmuş kamu görevlisi olmaktır” diyen Yalçın, “Haddi aşan teklifler değil, hak ile emeği buluşturan tekliflerle masadayız. Sosyal Teşvik Paketi istiyoruz ve bunun toplu sözleşme masasında hayata geçmesini bekliyoruz. Onun için taleplerimizin maliyetine değil, mahiyetine bakılsın dedik” şeklinde konuştu.
“MASADA CİMRİ DAVRANILMASIN”
Toplu sözleşme tekliflerini belirlerken Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Merkez Bankası’nın orta ve uzun vadeli hedeflerini dikkate almadıklarını, bundan sonra da almayacaklarını ifade eden Yalçın, şöyle devam etti:
“Çünkü bu kurumlarımızın hedefleri tutmuyor. Hedeflenen enflasyonla gerçekleşen enflasyon arası sapma son 10 yılı esas alırsanız yüzde 65,4. Siyasi konjonktür, küresel ekonomik durum, makro/mikro dengeler, döviz kuru, mali disiplin, bütçe disiplini gibi kavramlarla baskılanan masayı da, masada cimri davranılmasını da ’makul ve makbul’ görmüyoruz.”
“HAKKIMIZ OLANI İSTİYORUZ”
“Ülke kaybetmişse biz kazanalım derdimiz olmaz” diyen Yalçın, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Ülke bizim ülkemiz. Fedakârlık gerekirse ilk fedakârlığı biz gösteririz. Ama ülkede büyüme varsa büyümeye katkı sunanlar olarak büyümeden pay istemek en doğal hakkımız. Onun için refahtan pay istiyoruz. Şu an fedakârlık değil vefakârlık yapması gerekiyor hükümetin. Herkes bilsin ne payımızdan fazlasını isteriz ne de payımızın verilmediği masada evet deriz. Bize verilecek ücret kayıp değildir. Kamu görevlilerine yapılacak iyileştirme tulumbaya dökülecek su hükmündedir. Tulumbadan su gelmeye başladığında o su tekrar kaynağına misliyle dönecektir. Kamu görevlilerine, Kamu görevlilerinin emeklilerine verilen para dışarı gitmez korkmayın. Ne Miami’de yazlık, ne İstanbul’da residans ne de çoğu yabancı markaların bulunduğu yol kenarında AVM açabiliriz. Aldığımızla bakkalın, manavın borcunu öder ve mahalle esnafının da cansuyunu sağlarız. Kısacası hazineden çıkan hazineye geri dönecektir.”
“VİCDANA HİTAP EDEN TEKLİFLERİMİZDE ISRARCIYIZ”
Sadece cüzdana hitap eden değil, vicdana hitap eden tekliflerinin de bulunduğu söyleyen Yalçın, “Cuma namazı izni istiyoruz. Siyasi makamların ve üst amirlerin huzuruna varmak için verilen iznin Rahman’ın huzuruna varmak için de verilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Diyanet İşleri Başkanlığı cuma namazının saatini kamu çalışanlarına göre değil, Kamu İşveren Heyeti çalışanların mesaisini cuma namazının vaktine göre ayarlasın istiyoruz. Tekliflerimizin arasında kılık kıyafet özgürlüğü de var” diye konuştu.
“HİZMET KOLU TEKLİFLERİMİZİN ARKASINDAYIZ”
Yalçın, hizmet kolu tekliflerinde ısrarcı olduklarını vurgulayarak, “Sadece oransal zam teklifinin gelmesi doğru değil, hizmet kolu tekliflerimizle ilgili teklifleri de bekliyoruz. Gelir Vergisi kesintilerinden kaynaklı kayıpların iadesi ile ilgili teklif bekliyoruz. Dünyaya merhamet ihraç eden ülkenin sözleşmelilerden merhamet esirgemesini anlamayız. 4/C ve 4/B sözleşmeliler başta olmak üzere sözleşmeli istihdamın sonlandırılması ve kadroya geçirilmeleri ile ilgili teklifi bekliyoruz. Eş, çocuk, evlenme, doğum ve ölüm yardımı tekliflerimizle masadayız, kararlıyız, takipçisiyiz. Ücretsiz kreş hizmeti sunulması ve hizmetin sunulamadığı yerde kreş desteği verilmesi, yılda iki defa dini bayramlarda ikramiye verilmesi, öğretmenlerin nöbete ücret taleplerinin karşılanması, sınav görev ücretlerindeki adaletsizliğin bitirilmesini istiyoruz. Görevi yapana 45 TL, kapıya bakana 150 TL saçmalığının tarihe karıştırılması ile ilgili teklifleri bekliyoruz. Yardımcı hizmetli, memur, şef, KYK çalışanları, üniversite idari personeli, öğretim elemanları gibi tüm eğitim çalışanlarının taleplerinin karşılanması ve ilgili tekliflerimizin hayata geçmesi için masadayız” şeklinde konuştu.
“ENFLASYONA EZİLEN DEĞİL, ENFLASYONU EZEN BİR TOPLU SÖZLEŞME OLSUN”
Yalçın sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Memur-Sen olarak masaya taşıdıklarımızın masadan kazanıma dönüşmesi için Kamu İşveren Heyeti masayı fırsat görmelidir. Kamu işveren bizi iknaya değil, sorunlarımızı çözmeye odaklanmalıdır. Enflasyona ezilen değil, enflasyonu ezen bir toplu sözleşme olsun istiyoruz. İkna için kurulan cümleleri değil, gerçek hayatı ve muhatap olduğumuz rakamları esas alıyoruz. 2015 için yeniden değerleme oranının (devletin alacağı harç ve vergilerde) 10,11 olduğunun farkındayız. İşçilerle 2015 yılı için yapılan toplu iş sözleşmesinde seyyanen ödeme ve sosyal eklentiler hariç yüzdelik oranın 6+5=11 olduğunu da farkındayız. Merkez Bankası’nın 2016 için tepe noktasını 7,3 olarak gördüğü hedeflenen enflasyon rakamının 10 yıllık sapma olan 65,4 ile birlikte değerlendirildiğinde 12,07 olduğunun da farkındayız. Biz onun için enflasyon oranında değil enflasyonun üzerinde artış içeren tekliflerle masadayız. Enflasyona ezilen değil, enflasyonu ezen bir toplu sözleşme olsun istiyoruz.”
“MASAYA YAPIŞIP KALANLAR HATALARINI ANLADI”
Konuşmasına “850 bin üyenin gücü, tüm çalışan ve emeklilerin duası bizimle” diyerek devam eden Yalçın, şunları kaydetti:
“Nimet avcılığı yapma imkânını kullanan iki konfederasyon da; riskleri üstlenmekten azad edilmiş olması artık fark edilmiş durumdadır. Gördünüz ilk gün dâhil masayı provoke etmeye çalıştılar. Sonra masaya çakıldılar. Bizim gelen rakamı 4+4 ve 3+3’ü tartışmayı dahi doğru bulmayıp masadan kalkmamızı zayıflatmaya çalışanların, masaya yapışıp kalmalarının yanlışlığı fark edilmiş durumda. Millet her şeyi görüyor. Çalışanların kazanması değil, Memur-Sen’in kaybetmesi önemli yaklaşımları prim yapmamıştır. ‘Son oturumda 4+4’ün müzakereye açılmasına sert tepki vererek bunu müzakere etmeyiz varsa yeni teklifinizi sunun yoksa masaya yeni teklif getirmenin için ara verelim. Eğer diğer iki konfederasyon biz 4+4’ü müzakere edeceğiz derse buyursun etsinler’ diye gösterdiğimiz kararlı duruş sonrası konfederasyonlarda çark etmişler ve çalışanların temsilcisi olan Kamu Görevlileri Sendikaları Heyeti’ne zarar vermenin yanlışlığından dönmüşlerdir. Bu bir erdemdir. Zararın neresinden dönerseniz kardır noktasına gelmelerini önemli buluyorum.”
“SOSYAL POLİTİKA DESTEK PAKETİ İSTİYORUZ”
Masadan kalkmayanların kararlılıklarını anladıklarını, sıranın hükümette olduğunu vurgulayan Yalçın, “Toplu sözleşmede imza olacaksa son 4 günün içerisinde olduğumuzu hatırlatmak isterim. Şu ana kadar masaya sunulan rakamlar hükümetin bizi anlamadığı gösteriyor. Ne yalan söyleyelim bizde bu rakamları teklif eden hükümeti anlamıyoruz. Kendisinden önceki hükümetlerin bıraktığı enkazı temizleyen ve neredeyse çalışanların umudunu kestiği paraları Tasarrufu Teşvik Fonu paralarını nemalarıyla birlikte 15.1 milyarı ödeyen hükümet,Yine kendisinden öncekilerin bakiyesi olan KEY (Konut Edindirme Yardımı) paralarını ödeyen bu hükümet. DYP, ANAP, DSP ve MHP’nin IMF’den borçlandığı 23 milyar doları ödeyen, Türkiye’nin küçülme devrinde IMF borçlarını ödeyip, IMF’ye 5 milyar dolar borç verebiliriz diyen de bu hükümet. Kendisinden önceki dönemlerde oluşmuş olan kamu borçlarını hızla ödeyen yine bu hükümet. Özgürleşme ve demokratikleşme hamlelerine yön veren ’demokratikleşme paketleri’ açıklayan, kalkınma, refah ve ekonomik büyüme noktasında ekonomik paketleri, teşvik paketlerini devreye sokan, tarımsal kalkınma için ayrı, kırsal kalkınma için, KOBİ’ler için ayrı, kadınlar ve gençler için ayrı ayrı girişimci destek paketleri açıklayan hükümet, kamu görevlileri ve emeklileri için sosyal politika destek paketini, sosyal adaleti tesis paketini hayata geçirmelidir. Bunun için en önemli zemin toplu sözleşme masasıdır” dedi.
“EYLEMİ DEĞİL, RAKAMLARI KONUŞMAK İSTİYORUZ”
“Son 4 gündeyiz” diye uyaran Yalçın, “Türkiye’nin toplumsal uzlaşmaya ihtiyacı var. Toplumsal uzlaşının ilk adımı toplu sözleşmede uzlaşı olabilir. Ülkenin terör belası ile uğraştığı bir ortamda 850 bin üye ile örgütlülükten gelen gücümüzü konuşmak zorunda bırakılacak noktaya sürüklenmemizi anlamayız. Amacımız üzüm yemek bağcı dövme derdimiz yok. Onun için eylemi değil, rakamları konuşmak istiyoruz” diye konuştu.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.