Jmo’dan Marmara Depreminin Yıl Dönümünde "Görev" Hatırlatması

Jeoloji Mühendisleri Odası (jmo) Adana Şube Başkanı Dr. Mehmet Tatar, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin 16. Yılında Ülkenin Gerçeği Olan Deprem Konusunda Bireyden Kamu Kurumuna, Özel Sektörden Sivil Toplum Örgütlerine Kadar Çok Paydaşlı Bir Yapıda Oluşturulması Gereken Çalişmalarin Bugüne Kadar Ortaklaştırılamadığını Söyledi.

Jmo’dan Marmara Depreminin Yıl Dönümünde "Görev" Hatırlatması

Jeoloji Mühendisleri Odası (jmo) Adana Şube Başkanı Dr. Mehmet Tatar, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin 16. Yılında Ülkenin Gerçeği Olan Deprem Konusunda Bireyden Kamu Kurumuna, Özel Sektörden Sivil Toplum Örgütlerine Kadar Çok Paydaşlı Bir Yapıda Oluşturulması Gereken Çalişmalarin Bugüne Kadar Ortaklaştırılamadığını Söyledi.

Jmo’dan Marmara Depreminin Yıl Dönümünde "Görev" Hatırlatması
Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Adana Şube Başkanı Dr. Mehmet Tatar, 17 Ağustos 1999 Marmara Depreminin 16. yılında ülkenin gerçeği olan deprem konusunda; bireyden kamu kurumuna, özel sektörden sivil toplum örgütlerine kadar çok paydaşlı bir yapıda oluşturulması gereken çalışmaların bugüne kadar ortaya konulamadığını söyledi.
17 Ağustos 1999 tarihinde Kocaeli ve 12 Kasım tarihinde Düzce’de binlerce yurttaşın yaşamını yitirmesine, on binlerce yurttaşın da yaralanmasına yol açan depremlerin, yaşanan en acı felaketlerden biri olarak, tarihteki yerini aldığını ifade eden Tatar, “Geride yalnızca yıkım ve acı bırakan önemli olaylar, genellikle anımsanmak istenmez. Ancak, 17 Ağustos, afetlere karşı güvenli bir yaşam için sönen umutları yeniden canlandırmak, yurttaşlarımıza güven duygusunu yeniden kazandırmak ve depremle yaşamayı öğrenebilmemiz için, bize sorumluluklarımızı sürekli anımsatan bir tarih olmuştur” dedi.
“HER ZAMAN BÜYÜK BİR DEPREM OLMA İHTİMALİ VAR”
Türkiye’nin, tektonik, jeomorfolojik yapısı ve sahip olduğu iklim özellikleri nedeni ile büyük can ve mal kayıplarına yol açan doğal afetlerle sık sık karşılaşıldığını anlatan Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Adana Şube Başkanı Dr. Mehmet Tatar, “Bu doğal afetlerle, karşılaşmaya bundan sonra da devam edilecektir” diye konuştu. Tatar sözlerini şöyle sürdürdü;
“Mevcut deprem bölgeleri haritamıza göre; topraklarımızın yüzde 66’sı 1’inci ve 2’inci derece deprem bölgesinde bulunmaktadır. Konutlarımızın yüzde 44’ü 1. derece, yüzde 25’i 2. derece deprem bölgesinde yer alırken, nüfusumuzun yaklaşık 34 milyonu yani yüzde 43’ü 1. derece, yaklaşık 22 milyonu yani yüzde 30’u 2. derece deprem bölgesinde yaşamaktadır. Yapılarımızın ve ülke nüfusunun büyük bir çoğunluğunun bulunduğu 1. ve 2. derece deprem bölgelerinde büyük bir deprem olma olasılığı her zaman vardır ve yüksektir. Sadece depremler yüzünden,1900’lerden bu yana yaklaşık 100 bin vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 500 bine yakın yapımız hasar görmüştür. Farklı büyüklüklerde yılda ortalama 25 bin depremin meydana geldiği ülkemizde, geçen 16 yıl içerisinde 2002 Afyon depremi, 2003 Bingöl depremi, 2010 Elazığ depremleri, 2011 Simav ve Van depremleri, 2014 Çanakkale depremleri, ülkemiz deprem aktivitesinin önemini bizlere sürekli hatırlatmaktadır.”
“HER KESİMİN AFET ZARARLARININ AZALTILMASI KONUSUNDA KENDİNE DÜŞENİ YAPMALIDIR”
Toplumun her kesiminin üzerine düşen görevi yapması gerektiğine dikkat çeken Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Adana Şube Başkanı Dr. Mehmet Tatar, konuşmasında şu görüşlere yer verdi;
“Çağdaş ülkelerde böyle bir gerçekle karşı karşıya kalan toplumun her kesiminin afet zararlarının azaltılması konusunda kendine düşen görevleri yapması gerekirken, ülkemizin gerçeği olan deprem konusunda; bireyden kamu kurumuna, özel sektörden sivil toplum örgütlerine kadar çok paydaşlı bir yapıda oluşturulması gereken çalışmalar bu güne kadar maalesef ortaklaştırılamamıştır. Ülkemizin deprem gerçeğinin bilincinde olmamıza ve deprem zararlarının azaltılmasına karşı verdiğimiz savaşa rağmen kaygılanıyoruz. Amacımız, vatandaşlarımızın diğer dünya vatandaşları kadar çağdaş, çevre, plan, fen ve sağlık açısından uygun ve güvenli yaşam mekanlarına sahip olmalarıdır. Ve biliyoruz ki ülke ve bölge düzeyinde yerleşim politikalarının fiziki planlamasının hazırlanması, kent ölçeğinde rantsal anlayıştan uzak arazi kullanım planları yapılması, afet etkilerine dayanıklı yapım sistemlerinin teşviki ve stratejisinin geliştirilmesi, uygun mühendislik tekniklerinin sağlanması, Ar-Ge desteklerinin sağlanması, hedeflenen strateji ve planların hayata geçirilmesi ve ilgili tüm kanun ile yönetmeliklerinin afet risklerini azaltma odaklı olarak yeniden düzenlenmesi ve gereği gibi uygulanmasının denetimi bizi istenen sonuca ulaştıracaktır.”
Jeoloji Mühendisleri Odası olarak deprem zararlarının azaltılması konusundaki çalışmalarda var olduklarını ve var olmaya devam edeceklerini belirten Tatar, “Mesleğimiz açısından “biz demiştik” kavramını etik bulmuyor, sorumluların gereken tedbirleri almasını talep ediyor ve bunun takipçisi olacağımızı bir kez daha ifade ediyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.