Güneydoğu’dan Teröre Tepkiler Yükseliyor

Erdemli İnsan Yetiştirme Yardımlaşma Ve Dayanışma Derneği Manevi Önderi Muhammed Hüseyin Hoca Efendi, Son Günlerde Artan Terör Olaylarına Tepki Gösterdi.

Güneydoğu’dan Teröre Tepkiler Yükseliyor

Erdemli İnsan Yetiştirme Yardımlaşma Ve Dayanışma Derneği Manevi Önderi Muhammed Hüseyin Hoca Efendi, Son Günlerde Artan Terör Olaylarına Tepki Gösterdi.

Güneydoğu’dan Teröre Tepkiler Yükseliyor
Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde artan terör saldırıları yüzünden birçok bölgede sokağa çıkma yasağı ilan edilmesinden sonra halk teröre karşı tepkisini gösterip birlik ve beraberlik mesajı verirken, Sivil Toplum Kuruluşu (STK) temsilcileri ve din adamları da bu tepkiye destek vermeye başladı.
Yaşanan olaylardan bezen STK temsilcileri, düzenledikleri basın açıklamalarıyla bu duruma artık son verilmesi gerektiğini kaydederek saldırılara tepki göstermeye başladı. Bu tepkilerden biri de Diyar TV ekranlarında yayınlanan ‘Söz Hakkı’ programında yaşandı. Diyarbakır ve çevresinde aktif bir yardım kuruluşu olan Erdemli İnsan Yetiştirme Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin manevi önderi Muhammed Hüseyin Hoca Efendi her pazar günü konuk olarak katıldığı ‘Söz Hakkı’ programında yaşanan olaylara karşı müminlerin nasıl durması ve tavrını neden yana kullanması gerektiğini açıkladı. Yaşanan bütün sorunların sebebi, müminlerin birbirini düşman olarak görüp nefret duymaları olduğunu belirten Muhammed Hüseyin Hoca Efendi, sorunların çözümünün ise Allah’ın görmek istediği şekilde; dostça, bir ve beraber yaşamak olduğunu belirterek Allah’a hep birlikte kul olunduğu, kardeş olunduğu takdirde çözümün sağlanacağını aksi takdirde imanın, kardeşliğin olmadığı bir yerde huzurun da olamayacağını ve olayların devam edeceğini dile getirdi.
"DIŞ GÜÇLERİN OYUNUNA GELMEYELİM"
Konuşmasında Türkiye’nin batılı devletler tarafından Suriye gibi yapılmak istendiğinin altını çizen Muhammed Hüseyin Hoca Efendi, batının teröre verdiği desteğin başka türlü açıklanmayacağını belirterek Hristiyan, Yahudi ve müşrikten Müslümana dost olmayacağını, asıl dostun Allah ve resulü bir de müminler olduğunu bu nedenle müminlerden taraf durmak gerektiğini ifade etti. Yaşanan bütün kargaşaların temelde şeytanın hilesi olduğunu ve asıl gayenin İslam topraklarına fitne sokma amacı taşıdığını açıklayan kanaat önderi Muhammed Hüseyin Hoca Efendi müminlerin buna karşı Allah’ın kitabına uymaları ve oyuna gelmemeleri gerektiğini söyledi.
"AKLINI KULLANAN HERKES KİMİN HAKSIZ OLDUĞUNU GÖRÜR"
Doğu, Güneydoğu Anadolu bölgesindeki saldırılarda aklını ve vicdanını kullanabilecek herkesin kimin haklı veya haksız olduğunu anlayabileceğini ifade eden Muhammed Hüseyin Hoca Efendi, yakıp yıkarak, kamu malına zarar verip kargaşa çıkararak sorunların çözülmeyeceğini, aksine sorunların devam edeceğini belirtip çözümün ise Allah’a göre hesap yapmaktan geçtiğini; yani mümince bir hayat yaşamaktan geçtiğini vurguladı.
Diyarbakır’ın merkez Sur ilçesinde sokağa çıkma yasağının geldiği günde yayınlanan programında Muhammed Hüseyin Hoca Efendi’nin sözlerine izleyicilerden destek geldi. Yaşanan olaylardan olumsuz etkilendiklerini; artık kan ve gözyaşı istemediklerini belirten bölge halkı çözüm için ellerinden geleni yapacaklarını, iki kardeş milleti birbirine düşman etmeye kimsenin gücünün yetmeyeceğini söyleyerek bu sıkıntılı günlerde duygularına tercüman olduğu için Muhammed Hüseyin Hoca Efendi’ye teşekkürlerini iletti.
"TÜRKİYE’Yİ SURİYELEŞTİRMEYE ÇALIŞIYORLAR"
Muhammed Hüseyin Hoca Efendi, programda yaşanan olayları şöyle değerlendirdi:
“Mümin bakarken neyi görmelidir, neyi görür; Allah bizi nasıl görmek ister? Bir ve beraber görmek ister, kardeş olarak görmek ister, birbirine yardım eden, bir birine destek olan birbirini Allah’a taşıyan, cennete taşıyan, kazandıran kullar olarak görmek ister ki; bu, kula kazandırır. Nasıl görmek istemez? Düşman olarak görmek istemez. Birbirine kin duyan, nefret duyan, haset duyan, savaşan birbirini öldürenler olarak görmek istemez, kullarını böyle görmek istemez, mümini böyle görmek istemez. Eğer biz mümin olduğumuzu iddia ediyorsak; rabbimiz nasıl istiyor, nasıl seviyorsa bize düşen de rabbimize itaat etmektir. Onun sevdiği gibi yapmaktır, yapmaya çalışmaktır. Aynı şekilde buna davet edip bunu tavsiye etmektir. Eğer herhangi bir şekilde Allah’ın sevmediği bir hali takdir ediyorsak, ona davet ediyorsak ‘Sizde kin duyun, nefret duyun, haset edin, siz de düşmanlık yapın, siz de kavga edin, birbirinizi öldürün’ diyorsak bu durumda rabbimizi ciddiye almamış oluruz. Şeytanın bize verdiği vesveseyi aldık, kabul ettik, Allah’ın vahyinin önüne koyup şeytana uyduk demektir. Her konuşmamızda her düşünmemizde, her yanlışı konuşup düşündüğümüzde o yanlışlarımız, o düşüncelerimiz bizi Allah’tan uzaklaştırır, şeytana yaklaştırır; bizi mümin olmaktan çıkarır, Allah’ın rahmetinin içinden çıkarır, Allah’ın gazabının içine dahil eder. Onun için doğru düşünmek lazım. Doğru bakıp doğru anlamak lazım, doğruyu konuşmak lazımdır. Doğru, sadece Allah’ın söylediğidir, Allah’ın vahyettiğidir. Hak bir tek Allah’tır ve Allah’ın vahyidir. Yok, eğer mümince düşünmüyor. Başkalarına göre düşünüyorsak, ahirete iman etmeyenler gibi düşünüyorsak; tavrımız, halimiz nasıl olur? Allah’ın hesabını yapmayız. O anda kendimize göre hesap yaparız. Olaylara göre hesap yaparız, hüküm veririz. Ahirete iman etmediğimiz için doğrumu söyledik, yanlış mı söyledik, yanlış mı düşündük bunu önemsemeyiz. ‘Benim bu düşündüğüm, bu söylediğim hakkında Allah nasıl bir hüküm verir. Bu, Allah’ın rahmetine mi gazabına mı sebep olur’ diye bir hesap yapmayız. Neden? Bunun sebebi Allah’a ve ahirete iman etmediğimiz içindir. İman etmeyenler bu hesabı yapmaz. Allah ne buyurdu ayeti kerimede “Küfür tek bir millettir”. Bakacağız, tavrımızı küfürden yana mı koyuyoruz; yoksa haktan yana mı koyuyoruz. O tek bir millet olan dolayısıyla müminlere Müslümanlara düşman olan o küfürden yana mı tavrımızı koyuyor, onları mı destekliyoruz; yoksa Allah’tan, resulünden, müminlerden; haktan, hakikatten, barıştan yana mı tavrımızı koyuyoruz, ona bakacağız. Mesela şu andaki duruma baktığımızda neyi görürüz? Mümin ferasetle bakar, basiretle bakar. Bakıp onu görür, mümin tefakuh eder; yani derinlemesine düşünür. Mümin tedebür eder. Olayların, meselelerin arkasındaki sebeplere bakıp onu anlar ve hükmünü de öyle verir. Baktığımızda ortalığı karıştıran kimdir? İblis ve iblise uyanlar. Dolayısıyla ahirete iman etmeyenler, Allaha iman etmeyenler. ‘Ben Allah’a inanıyorum’ demek Allah’a iman değildir. İman, Allah’ı her şeyden çok canından çok sevmektir; dolayısıyla sorun çıkaranlar, Allah’ı her şeyden çok, canından çok sevmeyenlerdir. Baktığımızda nasıl anlayacağız bunu? Her zaman için bu böyledir. İlk insan olan hazreti Adem babamızdan kıyamete kadar durum hep aynıdır. Allah; Adem’e, iblise “İnin aşağı” dediğinde “Birbirinize düşman olarak aşağı inin” dedi. Bir tarafta Adem babamız var, bir tarafta iblis var ve iblis ona düşmanlık yapıyor. Hazreti Adem de onu düşman olarak biliyor; çünkü onu cennetten çıkarmış. Ona uyduğu için, onun o gözyaşlarına, onun o yalanına inandığı için “Ben sizi düşünüyorum, ben sizden yanayım, ben sizin cennette kalmanızı istiyorum, ben sizin melekler gibi olmanızı istiyorum” deyip gözyaşı dökerek onu kandırdığından dolayı; Hz. Adem, gözyaşına kandığı için cennetten çıkarıldı. Eğer biz de onların yalanına, iblisin kullandığı insanların yalanına uyarsak, inanırsak aynı şekilde gönlümüz cennet olmaktan çıkar. Gönlümüzdeki o cenneti kaybederiz. Hayatı yaşarken bulunduğumuz yer, etrafımız, cehenneme döner; dolayısıyla gönlümüz de cehenneme döner. Cenneti kaybederiz, kendimizi kaybederiz, rabbimizi kaybederiz. Neden? Şeytana, şeytanlaşmış insanlara uyduğumuz, inandığımız için. Şu anki duruma baktığımızda neyi göreceğiz? Amerika, İsrail, Fransa, İngiltere, Norveç, Almanya hep beraber Türkiye’yi de Suriye’ye çevirmek için; Suriye’ye, Irak’a, Libya’ya, Lübnan’a, yaptıklarını Türkiye’de de gerçekleştirmek için el birliği ile Türkiye’yi, Suriye’ye çevirmek istiyorlar. “Küfür tek bir millettir”. El birliği ile ne yapılıyor? Terör destekleniyor; yakıp yıkılıyor. İsyan ettiriliyor. Milleti aç, susuz bırakıp isyan ettirmek için elden gelen her şey yapılıyor. Bunu görmek lazım, bunu görmeden olmaz; hiç Yahudi’den, Hristiyan’dan, müşrikten mümine dost olur mu? Eğer Resulullah Efendimiz’e (S.A.V.) tabi olursak iman etmiş oluruz. Rahmet olursak iman etmiş oluruz. İnsanlara cennet olursak, güzellik olursak iman etmiş oluruz; Allah’a abd olmuş oluruz. Her halükarda Allah’ın rızasını gözetir, ‘Rabbim ne der’ deyip hayatı yaşarsak iman etmiş oluruz, yoksa ‘Birileri şöyle söyledi, birileri böyle söyledi’; peki, Allah ne dedi, Allah’ın ne dediğini anlaman gerekmez mi? Hani ahirete iman etmişsin. Mümin olmak böyle midir, Müslüman olmak böyle midir? Mümin mutlaka haktan yana durur, Allah’tan yana durur, resulünden yana durur, Allah’ın vahyinden yana durur. Bir şeyi konuşurken Allah’ın hesabını yapar, öyle konuşur. Bir şeyi düşünürken ‘’Rabbim ne der, rabbim ne demiş, resulü nasıl yaptı’’ der. Hayatı yaşarken bunu böyle yapar. Aynı şekilde bunu böyle tavsiye eder; yoksa birilerini rab edinmiş olur, Allah’ın yerine koymuş olur”.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.