"Emeklilik dönemi tasarruf açığımız 125 milyar avro"

- AvivaSA CEO'su Kurdaş: - "Emeklilik tasarruf açığı veren ülkeler arasında ilk sırayı 461 milyar avro ile Almanya alırken, Türkiye 125,2 milyar avro ile beşinci sırada bulunuyor" - "Türkiye'de kişi başı yıllık açık 3 bin 200, aylık ise 266 avro" - "2017-2023 arasındaki dönem için otomatik katılım olmasaydı BES'in 250 milyar TL'ye ulaşmasını öngörüyorduk. Otomatik katılımla birlikte 90 ila 100 milyar TL arasında ekstra bir katkı olacağını düşünüyoruz"

"Emeklilik dönemi tasarruf açığımız 125 milyar avro"

- AvivaSA CEO'su Kurdaş: - "Emeklilik tasarruf açığı veren ülkeler arasında ilk sırayı 461 milyar avro ile Almanya alırken, Türkiye 125,2 milyar avro ile beşinci sırada bulunuyor" - "Türkiye'de kişi başı yıllık açık 3 bin 200, aylık ise 266 avro" - "2017-2023 arasındaki dönem için otomatik katılım olmasaydı BES'in 250 milyar TL'ye ulaşmasını öngörüyorduk. Otomatik katılımla birlikte 90 ila 100 milyar TL arasında ekstra bir katkı olacağını düşünüyoruz"

İSTANBUL (AA) - AvivaSA Emeklilik ve Hayat Üst Yöneticisi (CEO) Meral Eredenk Kurdaş, Türkiye'nin emeklilik dönemi tasarruf açığının 125,2 milyar avro olduğunu söyledi.

Kurdaş, Aviva'nın Deloitte iş birliğiyle Avrupa'nın seçilmiş 8 ülkesinde gerçekleştirdiği "Emeklilik Dönemi Tasarruf Açığı" araştırmasının sonuçlarını Feriköy Palace'da düzenlenen basın toplantısında açıkladı.

Araştırmanın ilk kez 2010 yılında yine Aviva tarafından yapıldığını ve 31 Ekim'in Türkiye'de ve dünyada tasarruf günü olduğunu anımsatan Kurdaş, araştırmayla, sorunu tespit ederek atılacak adımları belirleyebilmeyi, farkındalık yaratabilmeyi ve ilgili paydaşları aksiyona davet etmeyi hedeflediklerini vurguladı.

Tasarruf açığını, emeklilikte yeterli kalitede yaşam standardına sahip olabilmek için mevcut tasarruflara ek olarak ihtiyaç duyulan tasarruf miktarı olarak tanımlayan Kurdaş, Türkiye gibi birçok ülkenin gelecekteki büyük tasarruf açığına şimdiden dikkat etmesi ve derhal önlemler almaya başlaması gerektiğine dikkati çekti. Avrupa ve Türkiye'nin giderek yaşlandığını, bunun da açığın daha da artacağı anlamına geldiğini söyleyen Kurdaş, şöyle konuştu:

"Bu rapor, yüz milyonlarca insanın emeklilik maaşlarının, rahat bir emeklilik yaşamalarını sağlamaya yeterli olmayacağını gösteriyor. Rapor, her ülkeden her yaştan insanın emeklilikleri için daha fazla tasarruf etmeleri gerektiğini ortaya koyuyor. Bu sorunun çözümü için, konunun tüm paydaşları üstlerine düşen sorumluluğu yerine getirmeliler. Türkiye'de devlet bireysel emeklilik sistemine yüzde 25 oranında katkı sağlıyor. Dünyada eşi benzeri olmayan bu desteğin devam etmesini çok önemsiyoruz.

Araştırma, emeklilik dönemi tasarruf açıklarının kıta genelinde toplam 2 trilyon avroya dayandığını gösteriyor. Emeklilik tasarruf açığı veren ülkeler arasında ilk sırayı 461 milyar avro ile Almanya alırken, İngiltere 365 milyar avroluk açıkla ikinci, Fransa ise 241 milyar avro ile üçüncü sırada yer alıyor. Türkiye 125,2 milyar avro ile beşinci sırada bulunuyor. Türkiye'de kişi başı yıllık açık 3 bin 200, aylık ise 266 avro. 2010 yılında yapılan araştırmada emeklilik dönemi tasarruf açığı kıta genelinde toplam 1,9 trilyon avro düzeyindeydi. Almanya'nın açığı 468,8 milyar avro, İngiltere'nin açığı 379 milyar avro ve Fransa'nın açığı ise 243,5 milyar avro çıkmıştı. 2010'dan beri İrlanda ve İspanya gibi bazı ülkelerde emeklilik dönemi tasarruf açığı yükseliyor."

Bir ülkedeki açığı artıran nedenler arasında düşük düzeyli emekli maaşları, emeklilik maaşındaki artışın çalışan maaşlarındaki artışın gerisinde kalması ya da düşük yıllık gelir sigortaları getiri oranlarının sayılabileceğine işaret eden Kurdaş, 2010'dan bu yana Almanya, Fransa, İngiltere ve Polonya gibi ülkelerde emeklilik dönemi tasarruf açığının düştüğünü belirtti.

Kurdaş, açığı kapatmaya yardımcı olan nedenler arasında ise emeklilik maaşlarındaki artış, bireysel emeklilikte tasarruf yapanların sayısındaki artış ya da bireylerin emekliliklerini ertelemelerine yol açan artan emeklilik yaşının olabileceğini söyledi.


-"GSYH'ye göre açığı en fazla olan ülke Türkiye"


Emeklilik dönemi tasarruf açığının, ülkelerin 2016 Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'sı (GSYH) ile kıyaslandığında sıralamanın tamamen değiştiğini ifade eden Kurdaş, bu durumda Türkiye'nin GSYH'sinin yüzde 19'una denk gelen açığı ile ilk sıraya çıktığını dile getirdi. Bireysel emeklilik fonlarının GSYH'ye oranının Türkiye'de 2008'de yüzde 1,5 iken 2014'te yüzde 5,5'e çıktığını hatırlatan Kurdaş, şöyle devam etti:

"Türkiye'yi yüzde 17 ile İspanya, yüzde 15 ile Almanya takip ediyor. Avrupa Birliği'nin (AB) toplam emeklilik dönemi tasarruf açığı ise tüm bölgenin GSYH'sinin yüzde 13'üne denk geliyor. Düşük istihdam oranı, özellikle ülkemiz için emeklilik tasarrufu açığını olumsuz etkileyen başlıca faktörler arasında yer alıyor. Araştırma, hem AB'de hem de Türkiye'de 15-64 yaş arasındaki bireylerin çalışma oranlarını da irdeliyor. Sonuçlara göre, bu yaş grubundaki AB nüfusunun yüzde 66'sı, Türkiye nüfusunun ise yüzde 50'si istihdam ediliyor. Bu oran erkekler bazında bakıldığında AB'de yüzde 71, Türkiye'de ise yüzde 70. Konu kadınlara gelince aradaki fark bir hayli açılıyor. AB'deki kadınların yüzde 60'ı, Türkiye'deki kadınların ise sadece yüzde 30'u istihdam ediliyor.

2057 yılına gelince, 15 yaş üstü Avrupa nüfusunun yüzde 60'ının, Türkiye nüfusunun ise yüzde 40'ının yaşlı olacağı gerçeği, durumu daha da kritik bir noktaya taşıyor. Çünkü bu veri, emekli nüfusunun her geçen yıl artması ve açığın, önlem alınmazsa artması anlamına geliyor. Araştırma, bireylerin gayrimenkul alımı ve benzeri yatırımlar gibi çabalarının açığı kapatmada yeterli olmadığını, tek başına hiçbir alternatifin sorunu çözmeye gücünün yetmeyeceğini gösteriyor. Sadece politik önlemler bile açığı tek başına kapatamayacaktır. Emeklilik yaşını 5-10 yaş artırmak gibi radikal kararlar bile açığı sırasıyla yüzde 25 ya da 50 kadar düşürebiliyor. Emeklilik maaşını yüzde 10 artırmak tasarruf açığında sadece yüzde 25'lik bir düşüşe neden oluyor ki, bunun da günümüzün ekonomisinde uygulanabilmesi kolay görünmüyor. Alınabilecek önlemler içerisinde, bireysel emeklilik tasarrufunun artırılması en uygun çözüm olarak görünüyor."

Araştırma sonuçlarıyla ilgili kısa bir projeksiyon da sunan Kurdaş, ilk araştırmadan 6 sene sonra nereden nereye gelindiğini ortaya koyduklarını bildirdi. Bazı ülkelerde tasarruf açığında küçük düşüşler yaşanmasına rağmen, başta Türkiye ve İspanya olmak üzere bazı ülkelerde açığın arttığına ve tüm Avrupa'nın hala ciddi bir emeklilik tasarruf açığı ile karşı karşıya olduğuna vurgu yaptı.

Kıdem tazminatının, Türkiye'de ve diğer pek çok ülkede sorunlu bir alan olduğunu dile getiren Kurdaş, şu açıklamada bulundu:

"Niye sorunlu, çünkü kıdem tazminatı şirketlerin bilançolarında nakit olarak değil, gayri nakdi olarak takip ediliyor. Genellikle de şirketler finansal güçlüğe düştüğü zaman o gayri nakdi nakite dönüştürecek güçlerinin olmadığı bir alan. Böyle bir çelişki var orada. Bu nedenle biz diyoruz ki bu nakde dönsün. Gayri nakdi olarak takip edildiği zaman kıdem tazminatı ödemek zorunda olan şirketlerin yüzde 85'i ödeyemiyor. İstatistik Türkiye'de bunu gösteriyor. Sadece yüzde 15'i ödeyebiliyor. Yani kıdem tazminatı almayı hayal eden kişilerin sadece yüzde 15'i kıdem tazminatını alabiliyor.

Halbuki diyoruz bu nakde dönüşse, bugün 100 birim kıdem tazminatına ayrılıyorsa onun yerine 100'den daha az, 80-70 neyse daha düşük bir şey ayrılsın ama nakit olarak ayrılsın ve de bireyin kendi hesabında dursun bu. Bireysel emeklilik hesabı gibi ikinci bir hesapta dursun ve işten ayrılacağı zaman otomatik olarak, ödeyin kıdem tazminatımı dediği anda çıkarılsın ödensin. Biz sistemi bu yönde teşvik ediyoruz, çok fazla bir yol katedemedik ama eminim burada da bir ilerleme olacak. İşverenler, kamu kurumları ve emeklilik şirketleri tarafından kapsamlı bir şekilde bilgilendirilmeli. Aslında BES başlangıcından beri sisteme giren pek çok kurum var. Sistemin yüzde 25'i şu anda kurum katkılı sözleşmelerden oluşuyor. Çok önemli bir gelişme bu. İlk günden itibaren doğru düzgün teşviğin de olmadığı, sadece vergi avantajının olduğu, ama çalışanını ve çalışanının emekliliğini düşünen işverenlerin sisteme inançlarıyla yürüyen bir şey."


-"BES'te otomatik katılım, sorunun çözümü için çok önemli bir adım"


Kurdaş, raporun yapılması gerekenler kısmında, "Hükümetler OECD tarafından da savunulan otomatik katılıma olanak sağlamayı ve daha yüksek birikim seviyelerini teşvik etmeyi sunmayı düşünmeliler" dediklerini belirtti.

Hükumetin yeni yılla birlikte uygulamaya koyacağı otomatik katılım ile bu konuda ilk adımın atılmış olduğunu düşündüklerini dile getiren Kurdaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Otomatik Katılım sistemi, ABD, İngiltere, Yeni Zelanda ve İtalya gibi birçok ülkede uygulanıyor ve hiçbir ülkede yüzde 25 gibi yüksek bir devlet katkı payı bulunmuyor. Bunu da çok önemsiyoruz. Otomatik katılımı, geniş kitlelerin kolay bir biçimde Bireysel Emekllik Sistemi'ne (BES) dahil olmalarını ve ülkemizde tasarruf açığının azaltılmasını sağlayacak önemli bir uygulama olarak değerlendiriyoruz. İngiltere'nin otomatik katılımı kullanması sonucunda 6,5 milyon kişi daha emeklilik dönemi için birikim yapmaya başladı ve 2010'dan bu yana İngiltere'de açığın düşmesine katkı sağladı.

Otomatik katılımın tam anlamıyla başarılı olması için işveren katkısının da çok önemli bir etken olduğunu düşünüyoruz. Yurt dışındaki başarılı örneklerde, işveren katkısının olması kritik başarı faktörü olmuştur. Ülkemiz için yeni süreçte, konunun tüm paydaşları üstlerine düşen sorumluluğu yerine getirmeliler. Şirket katkısının gelmesinin çok uzun sürmeyeceğini düşünüyoruz. Zaten şu an hiçbir zorunluluk yokken bizim portföyümüzün yüzde 25'i şirket katkılı."

Açığı kapatmada BES'in en kritik etkenlerden biri olduğuna dikkati çeken Kurdaş, şu bilgileri paylaştı:

"BES başladığından beri 12 yıl geçti. 7,6 milyon BES sözleşmesi var. 6,1-6,2 milyon katılımcı var ama birden fazla sözleşmesi olanlar; kendisi, eşi, çocuğu için yapanlar da var. Bugün itibariyle 6,5 milyon müşteri oldu. 58 milyar TL fon büyüklüğü var, 40 bin kişi de sistemden emekli oldu. Biz AvivaSA olarak sektörün lideriyiz. 58 milyar TL'lik toplam fon büyüklüğünün 11,2 milyar TL'si bizde. 900 bin müşterimiz ve 8 bin emeklimiz var. 63 bin lisanslı satıcı var sektörde, bunun yüzde 20'sini biz yetiştirmişiz. Genellikle okuldan yeni mezun kişileri sektöre alıyoruz.

Otomatik katılımın getireceği en büyük ivme, BES pazarının iki kattan fazla genişlemesi olacak. Ülkemizde, toplam yaklaşık 18 milyon ücretli çalışan var. Bunun 13 milyonu 45 yaş altında. Kamu tarafından yapılan tahminlerde yeni sistemde, 10 yıllık dönemde 90 milyar TL'lik toplam varlık büyüklüğüne ulaşılması bekleniyor. Temel amaç benzer ülkelere nazaran oldukça düşük olan toplam tasarruf oranını yükseltmek."


-"Otomatik katılımın 2023'e kadar 90-100 milyar TL arasında ekstra katkısı olacak"


Toplantının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kurdaş, otomatik katılımın açığı ne kadar aşağı çekeceğine ilişkin soru üzerine, 2023 için bir projeksiyon oluşturduklarını söyledi. Kurdaş, şöyle konuştu:

"2017-2023 arasındaki dönem için otomatik katılım olmasaydı BES'in 250 milyar TL'ye ulaşmasını öngörüyorduk. Otomatik katılımla birlikte 90 ila 100 milyar TL arasında ekstra bir katkı olacağını düşünüyoruz."

Otomatik katılıma 2 ay kala şirketlerin, alt yapılarının hazır olup olmadığı sorusuna Kurdaş, "Bitirdik, tamamen her şey hazır" dedi.

Kurdaş, "kar baskısı devam edecek mi" sorusuna ise şu şekilde cevap verdi:

"Hala kendi içimizde haftalık toplantılarımızın yüzde 70-80'ini bu soru meşgul ediyor. Bu sistemde nasıl kar edeceğiz sorusu. Şu anda pek kar varmış gibi görünmüyor. Ortaklar da diyor ki 'siz bu sisteme o zaman niye giriyorsunuz'. Vatan ve milletin hayrı için demek gerçekten çok uzak olmaz şu anda. Çok bilinmeyen var. Biz sistemin en büyük oyuncusu olarak bunun dışındayız diyemiyoruz. Ama 1 Ocak'tan sonra tekrar bakıp karlılık meselesini bir daha değerlendirmemiz gerekecek. Şu anda gerçekten kar görmüyoruz."

Otomatik katılımla ilgili fonların nasıl kurulacağı ve yönetileceğine yönelik soruyu Kurdaş, şu şekilde yanıtladı:

"Bunlar hep taslak ve daha konuşulan şeyler, ilk 2 ay için Hazine'nin şu andaki söylediği; standart fon kurulması ve herkesin tek bir fona girip ilk 2 ay en azından herkesin o tek fonda parasını idare etmesini tavsiye ediyor. Biz ise bunun rekabeti öldüreceğini düşünüyoruz. Yani bir kişi yönetecek, herkesin fonunu yönetecek. Şu ana kadar sistem çoklu yönetimle geldi ve denetimi doğru yaptığın müddetçe, o rekabet de orada olduğu müddetçe biz aynı sistemin devam etmesi gerektiğini öngörüyoruz ve öyle tavsiye ediyoruz.

Hazine'nin şöyle bir endişesi var; herkes bununla uğraşınca emek kaybı, vakit kaybı, kaynak israfı oluyor. Bir fon kuralım, herkes oradan yönetsin, alsın, satsın diyor. Hani benim bu işle uğraşacak vaktim yok, buna ayıracak adamım da yok, ben böyle bir şeyi tercih ederim diye de kurulsun bir fon, isteyen oradan alsın, isteyen kendisi kursun. Müşteriye de seçme hakkı verilebilir. Ama zorlayarak herkesi tek bir fona sokmanın çok fazla bir mantığı yoktur diye biz sektör olarak burada duruyoruz. Bir standart fon, bir merkezi yapı; İngiltere böyle kurmuş ve böyle idare ediyor. Maliyeti de çok düşürüyor bu şekilde. 2018'den sonra mesela bu düşünülebilir."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.