Batuhan Yaşar: "İçeride Açılmak İstenen Yeni Cephe"

İhlas Haber Ajansı Ve Tgrt Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar, Türkiye Gazetesi'ndeki Köşesinde, "içerde Açılmak İstenilen Yeni Cephe" Başlığıyla Ankara'da Yaşanan Tartışmaları Gündeme Taşıdı.

Batuhan Yaşar: "İçeride Açılmak İstenen Yeni Cephe"

İhlas Haber Ajansı Ve Tgrt Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar, Türkiye Gazetesi'ndeki Köşesinde, "içerde Açılmak İstenilen Yeni Cephe" Başlığıyla Ankara'da Yaşanan Tartışmaları Gündeme Taşıdı.

Batuhan Yaşar: "İçeride Açılmak İstenen Yeni Cephe"
İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar, Türkiye Gazetesi’ndeki köşesinde "7 Haziran sonrası sızamamışlardı. Şimdi yine ve yeniden deniyorlar" dedi. Yaşar, yazısında "İçeride kimler hangi cepheyi açarak Türkiye’yi kıskaca almak istiyor", "Binali Yıldırım ve Berat Albayrak’ın isimlerini kimler neden ve ne için kullanılmak istiyor", "Kimin bebeği doğunca ailecek yapılan ziyaretler sıklaştı", "Başbakan Davutoğlu son MYK’da başkanlık sistemi için ne dedi?" sorularına cevap aradı.
İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar, Türkiye Gazetesi’ndeki köşesinde ülke gündemine dair son gelişmeleri ele aldı. Yaşar’ın yazısı şöyle:
"Karmaşık olayların tam da tavan yaptığı bir dönem. Halep hattını açık tutmak için verilen mücadele. Rusya’nın Türk savaş uçağını düşürmek için fırsat kollaması. ABD ile yaşanan YPD ve YPG gerilimi. Gece yarılarına taşan açıklama krizleri.
Irak’taki sıkıntı.
Türk askerinin Başika mücadelesi.
Kandil ve 7 ayrı bölgede daha PKK’nın yeniden var olma çabası.
İçeride, Ankara’nın kalbinde patlayan bomba.
Sur, Silopi ve Cizre’ye yetmezmiş gibi İdil ve Nusaybin’deki canhıraş terör mücadelesi..
Evet...
Bir çırpıda, hiçbirini de atlamadan lise talebesinin bile sayabileceği sıkıntı ve problemlerimiz. Devamı da var. Liste uzayıp gider ve bize ayrılan sütunlar bile almaz. Bütün bunlar hiç yetmezmiş gibi birileri (bu birilerini birazdan açacağız) işi kökünden çözmek için 7 Haziran sonrası bir türlü sızamadıkları cepheye bir umut yine saldırdılar...
Ne saldırmak hem de. Her türlü enstrümanı devreye alarak hem de..
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun arasını nasıl açabiliriz? Askerî terminoloji tabiriyle psikolojik/elektronik harp
teknikleri de kullanılarak.
Bu noktada detaylı bir araştırma yaparak bu yazıyı yazdığımı hemen söyleyeyim.
Ankara’nın gri ve karanlık koridorlarında ‘Aaa bak ne olmuş, biliyor musun?’ diye başlayan cümleler...
- İpler artık tamamen kopmuş.
- Bu sefer bu işin geri dönüşü yok.
- Yakında patlar görürsünüz.
- Hoca aslında başkanlık sistemini istemediği için dün Külliye’de bu-şu gerilimler olmuş. Burada yazmaktan bile imtina ettiğimiz birçok ahlaksız söz, laf veya kelimeler...
Reis-Hoca gerilimine benzin ve oksijen taşıyanların Binali Yıldırım ve Berat Albayrak üzerinden “kriz yolu” bulmaya çalışmaları gerçekten çok kurnazca.
Hemen belirtelim ki, Başbakan Davutoğlu’nun hem Binali Bey’le hem de Berat Bey’le ikili ilişkileri hem sıcak hem de çok samimi.
Buradan ekmek çıkmaz. Özellikle Berat Bey’in yeni bebeğinin doğması, ailecek yapılan ziyaretleri daha da sıklaştırdı.
Bu kritik dönemde aslında yeniden yakılmak istenen fitne ateşi tam da hedefi 12’den vurmak için.
O zaman işte Türkiye, Suriye ve Irak’ta olanlara kayıtsız kalıp tekrar içe dönecek.
O zaman işte PKK, DAEŞ, DHKP-C ve YPG birlikteliği Türkiye’yi yine bir 10 yıl daha toparlayamayacağı şekilde ağzı burnu dağılmış hale getirebilecek.
Son tahlilde 90’lı yıllara geri dönüş ve hooop yeniden gündemi belirlenen Türkiye.
Şunu herkes çok iyi biliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu hareketin başındaki tek kişi, yani Lideri. Peki, perde arkasında bu söylenenler hiç mi yaşanmadı?
Bunların yarısı olmuştur kesin... Yarısı değilse bile 10’da 1’i mutlaka doğrudur...
Bir defa zirvede, olmayan, söylenmeyen ve yaşanmayan bu ahlaksız dedikodular ciddi rahatsızlık uyandırıyor.
Ama durun doğru olan bir şey var tabii ki.. Ortada çok ciddi bir sistem sorunu olduğu kesin.
Güçlü bir Cumhurbaşkanı ve güçlü bir Başbakanla nereye kadar gidersiniz?
Bir arabada iki direksiyon olması gibi bir şey.. Kardeş olsanız, baba-oğul olsanız yine yürümez. Ama yürüyor işte. Bugüne kadar yürüdü.
Bir defa, 7 Haziran sonrası beraberce, istişare ile şekillendirilen hareket planı ile 1 Kasım’ın sonucu alındı.
- Bazen kamuoyuna ve basına yansımayan 10’larca görüşme.
- Hiçbir şeyin saklanıp gizlenmeden, konuşulup tartışılması.
- Belki bazen sayısı 3’e ulaşan günlük telefon trafiği.
Birbirleri ile bu kadar açık, rahat ve çok konuşabilen, bırakın cumhurbaşkanı başbakanı kaç tane insan vardır ki?
Peki, bunlar tamam ama Ahmet Davutoğlu, Başkanlık sistemine karşı mı dediniz..
Gelin isterseniz son AK Parti MYK’sında Başbakan Davutoğlu ne söylemiş ona bakalım:
“Bizim artık Başkanlık konusunda hiçbir tereddüdümüz kalmadı. Rotamız Başkanlıktır. Yarı Başkanlık da değil, tam Başkanlık istiyoruz. İtirazı olan şimdi konuşsun. İleride konuşursanız bunun adı fitne olur.”
Mesaj çok sarih ve net değil mi? Niyet okuyuculuğuna gerek kalmayacak şekilde hem de.. Bu dedikoduların kaynağı kim sorumuza AK Partili önemli bir ismin cevabı da şöyleydi:
“Fikir ve proje yoksunlarının, yenilmişlik psikolojisi ile AK Parti’yi içeriden vurmak ve yıkmak istemesidir bu olanlar. Bu dedikodularla kendilerine makam arayanlar var. Kaybettikleri makamları yeniden ele geçireceğini düşünenler var.”
Duyduğum bir şey daha var.. Şimdi yazmasam olmaz:
Başbakan Davutoğlu’nun bu çirkin dedikodulara verdiği tepki:
“Daha çok beklerler...”
13 yılda Türkiye nereden nereye geldi. Neler başarıldı. Ne olmayacaklar olduruldu. Başkanlık sistemi de olur..."
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.