1 Metrelik Boyuyla Profesyonel Bilardoculara Taş Çıkartıyor

Amerikan bilardosunda Türkiye’nin tek engelli oyuncusu olan 1 metre 10 santimetre boyundaki Yılmaz Kerem Acar, tabure yardımıyla yaptığı sporda profesyonel bilardoculara taş çıkartıyor. 45 yaşında olmasına rağmen enerjisiyle dikkat çeken...

1 Metrelik Boyuyla Profesyonel Bilardoculara Taş Çıkartıyor

Amerikan bilardosunda Türkiye’nin tek engelli oyuncusu olan 1 metre 10 santimetre boyundaki Yılmaz Kerem Acar, tabure yardımıyla yaptığı sporda profesyonel bilardoculara taş çıkartıyor. 45 yaşında olmasına rağmen enerjisiyle dikkat çeken...

1 Metrelik Boyuyla Profesyonel Bilardoculara Taş Çıkartıyor
Amerikan bilardosunda Türkiye’nin tek engelli oyuncusu olan 1 metre 10 santimetre boyundaki Yılmaz Kerem Acar, tabure yardımıyla yaptığı sporda profesyonel bilardoculara taş çıkartıyor. 45 yaşında olmasına rağmen enerjisiyle dikkat çeken Acar’ın en büyük hayali ise alanında bir gün milli sporcu olmak.
Hayatı başarılarla dolu olan Acar, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’ni 3’üncülükle bitirirken, geçmişte 4 yıl da engelliler tekerlekli basketbol takımında oynamıştı. Geçtiğimiz sene kendisinden 10 santimetre uzun Sevil (Acar) Pedük ile dünya evine giren Acar, “Boncuğum” dediği eşiyle birlikte başarılarla dolu hayatını taçlandırmıştı. En son 2009 yılında katıldığı Türkiye Şampiyonası’nda 7’ncilik derecesi elde eden Acar, Amerikan bilardosunda Türkiye’nin tek engelli oyuncusu olma özelliğine sahip. Acar’ın en büyük hedefi, hayali ise bir gün milli sporcu olabilmek.
KOLA KASASIYLA BAŞLAYAN HİKAYE
Acar, bilardoya üniversitede öğrencilik yıllarında başladığını söyledi. İlk olarak bir kola kasasının üstünde bilardo oynayarak ilk turnuvasına katıldığını aktaran Acar, “Maalesef halı sahada top oynarken ayağımı sakatlamıştım. O dönem 2,5 yıl kadar yürüyemedim. Bir gün tesadüfen bir salona girdim. Baktım orada çok güzel bir şampiyona var. Oradakilere, ’ben de katılmak, oynamak istiyorum’ dedim. ’Nasıl oynayacaksın? Buradaki oyuncular gerçekten iyi oyuncular zorlanabilirsin hem de masa yüksek, nasıl başa çıkacaksın bu işle?’ dediler. O sırada bir tane arkadaş kola kasalarını taşıyordu. ‘Şu kasalardan bir tane alabilir miyim?’ diye sordum ve aldım. Ben bununla oynarım deyip o şekilde başladım turnuvaya. Sonra o katıldığım turnuvada birkaç tur geçtim. Sağ olsun oradaki kişiler de sevdiler beni, ‘bizim takımımızda bizimle beraber bilardo oynar mısın?’ dediler. O şekilde başlamış oldum” dedi.
“BİLARDO SAYESİNDE TEKRAR YÜRÜMEYE BAŞLADIM”
Geçirdiği talihsiz olay sonrası bilardo sayesinde tekrar yürüyebildiğini fakat bu şekilde oyun oynamanın çok zor olduğunu söyleyen Acar, “2,5 yıldan sonra bilardo sporunun sayesinde o koltuk değneklerinden kurtuldum ve tekrar yürümeye başladım. O yüzden bilardonun benim hayatımdaki yeri çok çok özeldir. Yaklaşık 25 senedir bilardo oynuyorum. Bu sporu benim oynadığım şekilde oynamak oldukça zor. Çünkü taburenin üzerine çıkarak oynuyorum. Bazı vuruşlarda toplara yetişmek mümkün değil. Ama çok keyifli benim için. Müthiş bir denge istiyor, müthiş konsantrasyon istiyor. Ama fiziksel olarak baktığınız zaman benim açımdan handikapı oldukça fazla. Çünkü her vuruşta sandalyeye çıkıp, sandalyeden inip, tekrar sandalyeye çıkıp pozisyon alıp, iyi konsantre olup iyi vuruş yapmak gerekiyor. Ben bu şekilde oynamaktan da çok keyif alıyorum” şeklinde konuştu.
“DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE BU ŞEKİLDE OYNAYABİLEN YOK”
Yılmaz Kerem Acar, dünyada ve Türkiye’de bu şekilde yükseltici bir aparatla bilardo oynayan kişileri görmediğini de belirterek, “Benim Türkiye’de gördüğüm 3 bant dalında Hakan Fidancıoğlu isminde bir ağabeyimiz var. Onun haricinde benim gördüğüm Türkiye’de ve dünyada böyle sandalyeyle ya da yükseltici bir aparatla oynayan arkadaşım yok. Yalnız bu sporda wheelchair (tekerlekli sandalye) dediğimiz, engelli arkadaşlarımızın oynadığı bir kategori var. Ama maalesef o kategori de normal yürüdüğüm için bana uygun değil. Ben de ancak bu kategoride oynayabiliyorum, tabi bu da benim için çok büyük dezavantaj oluyor. Ama henüz pes etmiş değilim” ifadelerini kullandı.
“EN BÜYÜK İSTEĞİM MİLLİ OYUNCU OLMAK”
En büyük isteğinin milli oyuncu olmak olduğunu ve Türkiye’yi bu konuda çok iyi bir şekilde temsil edeceğine inandığını kaydeden Acar, “Bilardo her yönüyle çok özel bir spor. Gerek fiziksel, gerek bilimsel, gerekse ahlaki açıdan baktığımız zaman bilardo bambaşka bir spor. Aynı zamanda bir eğitimci olarak bilardoyu, bugün ilkokullara bile ders olarak konulması gereken bir spor dalı olarak görüyorum. Milli sporcu olmayı gerçekten çok istiyorum ve inşallah bunu da bir gün başaracağım” diye konuştu.
“KENDİMİ SON DERECE GENÇ, AKTİF VE DİNAMİK GÖRÜYORUM”
Acar, şuan 45 yaşında olmasına rağmen hala pes etmediğini ve başarılara imza atmayı planladığını anlatarak, şöyle devam etti:
“Ben 45 yaşındayım, hala pes etmedim. Kendimi son derece genç, aktif ve dinamik görüyorum. 2 yıl omzumdan bir sakatlık yaşadım, şuanda o da iyileşti. Herhalde kısa sürede toparlayıp, tekrar o şampiyonlarda var olacağımı düşünüyorum. En son 2009 yılında Türkiye 7’ncisi olarak bırakmıştım. Önümüzdeki günlerde Antalya’ya yapılacak olan özel bir şampiyona var. Türkiye şampiyonası ve akabinde Euro Tour’un bir ayağını arkadaşlarımız buraya getirmeyi başardılar, o şampiyonada inşallah geri dönüş yapacağımı umuyorum.”
“İNSANOĞLU İSTEDİKTEN SONRA ÖNÜNDE HİÇBİR ENGEL YOK”
3 Aralık Dünya Engelliler Günü hakkında da düşüncelerini dile getiren Acar, söyle konuştu:
“3 Aralık Dünya Engelliler Günü, özel bir gün tabi ki ama bence insanoğlunun engeli diye bir şey söz konusu değil. Ben böyle bir şeye inanmıyorum, hayatım boyunca da inanmadım. Yapabileceğimiz çok fazla şey var. Birçok engelle karşılaşabiliriz hayatta, bunlar sadece fiziksel engeller değil. Bunların üstesinde gelmek için bence insanoğlu yeterli güce sahip. Yeter ki istesin, gerçekten ben bu işi yapmak istiyorum desin, önünde hiçbir engel yok diye düşünüyorum.”
Son Güncelleme: 02.12.2015 09:21
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.