Merkez Bankası Başkanı Çetinkaya’nın açıklamaları

Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya, 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili, “Olayın gerçekleştiği o geceden itibaren Türkiye’de finansal piyasaları en erken gözlemleyebileceğiz ödeme sistemleri hareketleri dahil, ki önemli kısmı Merkez...

Merkez Bankası Başkanı Çetinkaya’nın açıklamaları

Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya, 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili, “Olayın gerçekleştiği o geceden itibaren Türkiye’de finansal piyasaları en erken gözlemleyebileceğiz ödeme sistemleri hareketleri dahil, ki önemli kısmı Merkez...

Merkez Bankası Başkanı Çetinkaya’nın açıklamaları
Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya, 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili, “Olayın gerçekleştiği o geceden itibaren Türkiye’de finansal piyasaları en erken gözlemleyebileceğiz ödeme sistemleri hareketleri dahil, ki önemli kısmı Merkez Bankası’nın sorumluluğundadır, dikkat çekici sorunla ya da güven kanalında erozyona işaret eden hiçbir şeyle karşı karşıya kalmadık. Bunu bankacılık sektörü ve reel kesim de teyit etti. Önümüzdeki dönemde bunun korunacağını umuyoruz” dedi.
Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya, 2016 yılının üçüncü ’Enflasyon Raporu’nun tanıtımı amacıyla düzenlenen toplantıda ekonomistlerin ve basın mensuplarının sorularını da cevapladı. Çetinkaya, bir soru üzerine derecelendirme kuruluşlarının olayın iktisadi faaliyete etkisi, bu etkiye karşı verilen kurumsal tepkinin boyutu ve kalitesi, nihai olarak finansal kanallar ve borç ödeme kapasitesi üzerindeki etki gibi unsurları etraflıca değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Türkiye’de son dönemde yaşanılan olayın (darbe girişimi) etkilerinin anlaşılabilmesi için yeterli zamanın geçmesi, yeterli verinin ve gözlemin oluşması gerekir. Bunun için henüz erken olduğunu düşünüyoruz. Bu anlamda yakın zamanda bir reyting kuruluşunun aldığı kararı da bizim Merkez Bankası olarak aceleci bulduğumuzu ifade etmek isterim. Az önce bahsettiğim boyutlara baktığımızda biz neler görüyoruz? Yaşanan olay öncesini birlikte değerlendirdiğimizde ne görüyoruz? Öncelikle iktisadi faaliyetler açısından baktığımızda, raporumuzda da bunun detaylarını göreceksiniz, tüm gelişmeler ılımlı ve istikrarlı bir büyüme eğiliminin korunduğunu gösteriyor. İç talep güçlü, bugün itibarıyla biz güven kanalı ile ilgili herhangi bir sıkıntı görmüyoruz. Olayın gerçekleştiği o geceden itibaren Türkiye’de finansal piyasaları en erken gözlemleyebileceğiz ödeme sistemleri hareketleri dahil, ki önemli kısmı Merkez Bankası’nın sorumluluğundadır, dikkat çekici sorunla ya da güven kanalında erozyona işaret eden hiçbir şeyle karşı karşıya kalmadık. Bunu bankacılık sektörü ve reel kesim de teyit etti. Önümüzdeki dönemde bunun korunacağını umuyoruz. Mali disiplinin sürdürüldüğünü görüyoruz. Bunun sürdürüleceğine dair net mesajlar verilmeye devam ediyor. Yaşanan olaylar ya da reyting ile ilgili herhangi bir karar, bir etki oluşturursa kurumların yeterli tepkiyi verebiliyor mu, evet olayların yaşandığı ilk andan itibaren buradaki kurumsal yetkinliği, işbirliği ve koordinasyonu biz yaşayarak gözlemledik” ifadelerini kullandı.
“Bankalarımız uzun süredir Merkez Bankası’nın sağladığı bir seçenekle zorunlu karşılıklar ve rezerv opsiyon mekanizması kapsamında önemli bir rezerv oluşturmaya başladılar"
Bankacılık sisteminin mali yapısının son derece güçlü olduğunu kaydeden Çetinkaya, şöyle konuştu:
“Mayıs 2013’ten bu yana Türkiye’nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ülkelerin birçok iç ve dış şok ile karşı karşıya kaldılar. Meseleyi sermaye hareketleri açısından değerlendirdiğimizde ise biz tahmin edilen etkilerde dahil birçok etki ve benzeri hatta daha şiddetli şeyleri geçmişte yaşadık ve ülke olarak yönetebildiğimizi gösterdik. Farklı yatırım stratejilerine sahip yatırımcılar var. Bunların bir kısmının kendi değerlendirmelerinde ağırlıklı olarak reyting derecelendirmelerini dikkate alabiliyor olabilir. Ancak bununla birlikte kredi notlarının yatırım kararlarında tek belirleyici olmadığını ve birçok aktör için başat belirleyici olmadığını düşünüyoruz. Biz bu anlamda derecelendirme şirketlerinin kararlarının önemli olmakla birlikte başka unsurların da burada etkili olduğunu düşünüyoruz. Geçmişte de bunu gördük. Bankacılık sektörünün en zor dönemlerde, en olumsuz koşullarda bile borçlarını çevirebilme, ihtiyaç halinde yeni borçlanma yolu ile ikame edebilme konusunda oldukça yetkin olduklarını gördük. Bankalarımız uzun süredir Merkez Bankasının sağladığı bir seçenekle zorunlu karşılıklar ve rezerv opsiyon mekanizması kapsamında önemli bir rezerv oluşturmaya başladılar. Bunun dışında Merkez Bankasının bu tarz dönemlerde sağladığı kısa vadeli fonlama ihtiyaçlarında döviz likiditesi tamponları olduğunu, bunun dışında da Merkez Bankası’nın sağlayabileceği katkıları bankacılık sektörünün yakından biliyor. Burada da herhangi bir etkinin ilk anda büyük bir sonuç üretmeyeceğini biliyoruz. Derecelendirme kararında etkili olabilecek unsurlar da dikkate alındığında biz burada sürecin Türkiye açısından olumlu seyretmekte olduğunu, zaten bu olay öncesinde iktisadi faaliyet tarafındaki ılımlı seyrin korunduğunun net bir şekilde görüldüğünü, güven kanalı ile ilgili herhangi bir sıkıntının halen gözlenmediğini, bu süreçten önce özellikle iktisadi faaliyetleri destekleyebilecek, reel sektöre katkı sağlayabilecek, ihracatçıyı destekleyebilecek unsurlar da başta olmak üzere bir reform gündeminin Meclis gündemine alındığını ve yasalaşmaya başladığını, bunlar arasında otomatik katılım gibi bireysel emeklilik gibi tasarrufları destekleyebilecek alt başlıkların olduğunu ve bunların devam edeceğine, Meclis’in çalışmaya devam ettiğine dair alınan yakın zamanlı kararları tekrar hatırlatmak isterim. Bu anlamda biz bu sürecin yönetilebilir olduğunu düşünüyoruz. Sağlıklı bir karar, yatırımcıların sağlıklı bilgilendirilebilmesi için tüm bu alanlarda gözlemlerin makul bir seviyeye ulaşması gerektiği gibi bunun bir zaman alacağını düşünüyoruz. O yüzden ağustos içerisinde Merkez Bankası olarak bir değerlendirme, yeni bir karar beklemediğimizi ifade etmiş olduk. Bu noktada bakışımız olumlu ve sürecin yönetilebilir olduğunu söyleyebiliriz."
“Sadeleşme sürecinin kur gelişmeleri açısından bizi aksine daha olumlu bir noktaya taşıyacağı yönünde Para Politikası Kurulu (PPK) üyelerimizin ortak bir kanaati var"
Para politikasında sadeleşme sürecine ilişkin soru üzerine Çetinkaya, bu süreçte para politikasının etkinliğinin, aktarım mekanizmasının etkinliğine katkıda bulunacağını değerlendirdiklerini ifade ederek, sadeleşme sürecinin Türk Lirası’nın performansı üzerinde herhangi bir risk ya da olumsuz etki oluşturmayacağını düşündüklerini bildirdi. Çetinkaya, "Sadeleşme süreci para politikasının öngörülebilirliğini artırdıkça risk priminin düşeceğini öngörüyoruz. Sadeleşme sürecinin kur gelişmeleri açısından bizi aksine daha olumlu bir noktaya taşıyacağı yönünde Para Politikası Kurulu (PPK) üyelerimizin ortak bir kanaati var” açıklamasında bulundu.
Gelecek dönemde faiz koridorunun yine etkili olacağına vurgu yapan Merkez Bankası Başkanı Çetinkaya, "Biz bu politika uygulamasının önemli faydalarını gördük. Koridor yine etkili olmaya devam edecek. Tabii burada, zaman içerisinde, bizim uyguladığımız para politikası, aktarım mekanizması, bunun piyasadaki diğer faizlere etkisi gibi birçok faktör etkili oluyor olacak. Koridorun orta noktası ve simetrisi zaman içinde gerçekleşecek" diye konuştu.
Çetinkaya, borsada hisse alımının gündemlerinde olmadığını, bunun hiç tartışılmadığını da sözlerine ekledi.
“Merkez Bankası döviz kuru stratejisinde son dönemler açısından herhangi bir sorun yok”
Kur gelişmeleriyle ilgili soruya Çetinkaya, “Kur gelişmeleriyle ilgili bizim Merkez Bankası olarak geçmişten beri yaptığımız net bir iletişim var. Biz nominal ya da reel bir kur hedefimizin olmadığını daha önce defalarca paylaştık. Şuna elbette dikkat ediyoruz, Türk Lirası’nın aşırı değerlenmesi veya aşırı değer kaybı fiyat istikrarı açısından bir risk unsuru olursa veya finansal istikrara etki ederse Merkez Bankası bunu yakından takip eder. Bizim açımızdan döviz kurundaki seviyeden ziyade asıl baktığımız şey, piyasadaki likitide seviyesi. Döviz piyasasındaki akışkanlık ve fiyat oluşumları. Bunlar beraberindeki kurdaki oynaklığı da getiriyor. Ülkemiz döviz piyasalarında 2013 yılından beri likitide konusunda herhangi bir sorunla hiç karşılaşmadık. Fiyat oluşumu ve likitide yakından takip ediliyor. Burada gelişmeleri mümkün mertebe detaylarıyla olası kalıcı etkileri var mı bu yönüyle anlamaya çalışıyoruz. Merkez Bankası döviz kuru stratejisinde son dönemler açısından herhangi bir sorun yok” cevabını verdi.
“Firmalar kesiminin geçmiş türbülans dönemlerinden elde ettiğimiz gözlemlerle söyleyebiliyoruz ki, döviz riskini yönetme kabiliyeti oldukça yüksek”
Firmaların yurt dışı borçlanmalarının belli bir seviyede olduğunu bildiren Çetinkaya, “Bununla birlikte yurt içi yurt dışı yabancı para mevduatlarına baktığımızda firmalarımızın 1 yıl içerisinde vadesiz olacak tüm yabancı para cinsinden kredi yükümlülüklerini karşılayabilecek seviyede olduğunu görüyoruz. Bununla birlikte reel sektörün kısa vadeli fazla döviz pozisyonuna sahip olduğunu biliyoruz. Kredilerin ağırlıklı olarak uzun vadeli kredilerden oluştuğunu ve bu kredilerin az sayıda ve büyük ölçekli firmalar tarafından kullanıldığını biliyoruz. Önümüzdeki dönem açısından da firmalar kesiminin geçmiş türbülans dönemlerinden elde ettiğimiz gözlemlerle söyleyebiliyoruz ki, döviz riskini yönetme kabiliyeti oldukça yüksek” diye konuştu.
“İstikrara ve iktisadi faaliyete sağlayacağı katkılar açısından olumlu görürüz”
Hükümetin kurmaya çalıştığı varlık yönetim fonuyla ilgili soru üzerine Murat Çetinkaya, “Biz istikrarı destekleyebilecek, tasarrufları destekleyebilecek, yatırımları destekleyebilecek tüm adımları destekleriz. Merkez Bankası rezervleri farklı bir konu. İstikrara ve iktisadi faaliyeti destekleyebilecek diğer gelişmiş ülkelerde de örnekleri görülmekte olan bir varlık fonunun kurulması söz konusu. Bunun zaman içerisinde kaynakları, yatırım stratejisi açıklanmış olacaktır. Biz bu tarz girişimi istikrara ve iktisadi faaliyete sağlayacağı katkılar açısından olumlu görürüz. Merkez Bankasının sağlayabileceği herhangi bir katkı olursa da ileride tartışılmış olur. Bunun çok olumlu bir adım olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı.
15 Temmuz darbe girişiminin olduğu gün ve bir önceki gün yüksek miktarda döviz bozdurulmasının, bunun piyasaya sürülmesinin ve darbe girişiminde kullanıldığının banka tarafından teyit edilip edilemeyeceği sorusuna Çetinkaya, “Bu konuyla ilgili bizde herhangi bir tespit yok. Düzenleyici denetleyici kurumlar bu hususlar dahil o dönemi yakından inceleyeceklerdir” yanıtını verdi.
“Türkiye’de yaşanan olaylara güven kanalı açısından toplumun verdiği somut ve olumlu bir tepkidir”
Bir soru üzerine Çetinkaya, “Biz Türkiye’de yerleşiklerin ve hane halkının geçtiğimiz dönemlerde de piyasada döviz satmak suretiyle dengeleyici hareket ettiklerini gördük. 28 Nisan tarihinden bu yana günlük döviz satım ihalelerini Merkez Bankası açıyor ve günlük satış rakamını 0 olarak açıklıyor. O dönemden bu yana Merkez Bankası olarak piyasada döviz satışı yoluyla herhangi bir müdahalemiz olmadı. Burada rakamlar 7-8 milyar dolar civarı. Bunları biz açıklıyor olacağız. Burada en önemli unsur, bu belli bir güvene işaret eder. Yerleşiklerin attıkları adımların piyasada dengeleyici rol oynaması bizce Türkiye’de yaşanan olaylara güven kanalı açısından toplumun verdiği somut ve olumlu bir tepkidir” şeklinde konuştu.
“Yabancı yatırımcılarla ilgili biz tedirginlikten ziyade anlama çabası görüyoruz”
15 Temmuz sonrası yabancı yatırımcıların Türkiye’ye karşı tutumuyla ilgili soru üzerine Çetinkaya, “Biz tablonun oldukça olumlu devam etmekte olduğunu net olarak tüm göstergelerle görüyoruz. Yabancı yatırımcılarla ilgili biz tedirginlikten ziyade anlama çabası görüyoruz. Bu da çok makuldür. Biz bu geçen bir haftalık sürenin bile burada epey bir done sağladığını ve Türkiye açısından olumlu bir resim ortaya koyduğunu düşünüyoruz. Bunu anlatabilmek lazım” açıklamasında bulundu.
“İşimizin gereği olarak sürekli bu risk senaryolarını yenileyerek yolumuza devam ediyoruz”
Makro ekonomik göstergeler açısından önümüzdeki dönemle ilgili soru üzerine Çetinkaya, şunları kaydetti:
“Büyüme tarafı dahil, mali disiplin dahil, bu olay öncesinde darbe girişimi öncesiyle bugün arasında biz bir fark görmüyoruz. Buradaki olumlu seyrin devam edeceğini umuyoruz. Tüm kurumlar gibi bizde olay gerçekleştiği andan itibaren finansal sistemin etkin çalışabilmesi, kesintisiz çalışabilmesi için bankacılık sektörüne sağlanacak likidite ödeme sistemlerinin etkin ve kesintisiz çalışmasına kadar döviz likiditesinden TL likiditesine kadar tüm unsurlarda alabileceğimiz tedbirleri muhtelif senaryolarla çalışmaya başladık. Zaten işimizin gereği olarak sürekli bu risk senaryolarını yenileyerek yolumuza devam ediyoruz. Bu süreçte net olarak gördük. Biz Bankacılık Düzenleme Denetleme Kurumu’nda, Sermaye Piyasası Kurulu’nda, Hazine Müsteşarlığımızda, Bankalar Birliğimize ve bankalarımıza kadar çok yoğun ve yakın bir temasta ve yüksek koordinasyonda ilgili politikaların ve oluşturulabildiğine şahit olduk. Bu önemli bir kazanımdır. İhtiyaç olursa her kurum hem kendi başına geçtiğimiz hafta sergiledikleri gibi yüksek koordinasyonla her türlü tedbiri Türkiye’de almaya hazırdır.”
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.