Davutoğlu: “Seçimlerde Katılım Türkiye Ortalamasına Yakın Olmalı”

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Duesseldorf’ta gerçekleştirdiği Başkonsoloslar Buluşmasında yaptığı konuşmada seçimlerde katılımın artması gerektiğini vurgulayarak, “Seçimlerde yüzde 39 olan katılım oranını, yüzde 50 demiyorum bakın...

Davutoğlu: “Seçimlerde Katılım Türkiye Ortalamasına Yakın Olmalı”

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Duesseldorf’ta gerçekleştirdiği Başkonsoloslar Buluşmasında yaptığı konuşmada seçimlerde katılımın artması gerektiğini vurgulayarak, “Seçimlerde yüzde 39 olan katılım oranını, yüzde 50 demiyorum bakın...

Davutoğlu: “Seçimlerde Katılım Türkiye Ortalamasına Yakın Olmalı”
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Duesseldorf’ta gerçekleştirdiği Başkonsoloslar Buluşmasında yaptığı konuşmada seçimlerde katılımın artması gerektiğini vurgulayarak, “Seçimlerde yüzde 39 olan katılım oranını, yüzde 50 demiyorum bakın Türkiye ortalamasına yakın bir hale getirin” dedi.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, temaslarda bulunmak üzere sabah saatlerinde Almanya’nın Duesseldorf kentine geldi. Davutoğlu, bugünkü temasları kapsamında Duesseldorf Başkonsolosluğu’nda gerçekleştirilen Almanya Başkonsoloslar Buluşmasına katıldı. Başkonsoloslara seslenen Davutoğlu, dışişleri bakanlığı ve başbakanlık dönemlerinde yurt dışında yaşayan vatandaşların ihtiyaçlarının karşılanması konusuna dikkat ettiğini aktararak, “Büyük milletler ve tarihi akışın içinde iz bırakmış milletlerin ortak özelliği vardır. Çok hareketlidirler. Sabit ve bir coğrafyaya bağlı kalmış milletlerin tarihi büyük akışlara damga vurdukları zordu. Bu hareketlilik bazen büyük göçler şeklinde olur Orta Asya’dan Batı’ya doğru seyreden göçler gibi. Bazen bir devletin genişlemesi esnasında olur. Osmanlı Devleti’nin büyümesi esnasında Rumeli, Kafkasya, Afrika içlerine kadar Anadolu’dan giden göçler gibi. Bazen bir devletin küçülmesi esnasına olur. Balkan Savaşı sonrası Balkanlar’dan, Kafkasya’da Rus işgali sırasında da Kafkasya’da yaşadıklarımız ve Ortadoğu’da çekilme esnasında yaşadıklarımıza dair olmak üzere. Bazen de orada bıraktıklarımız olur. BM’de toplantılar yaparken bir Yemen diplomat yanıma yaklaştı ve dedi ki ‘Ben Yemenliyim ama aslen Türküm’ aile geçmişini anlattım. Balkanlarda, Kafkasyalarda çok sık rastlanan bir durum ama Yemen’de de hala bu bilinci taşıyan .çok soydaşımız, akraba topluluğumuz var. Bazen de ekonomik gerekçelerle milletler harekete geçerle. Kuraklık sonrası ortaya çıkan göçlerin yaşanması geçmiş tarihi tecrübeler ama yakın tarihte milletimizin ekonomik gerekçelerle gerçekleştirdiği en büyük göç, aslında 1960’larda başlayan önce Almanya sonra bütün Avrupa’ya daha sonra Amerika’ya, Kanada’ya, Avustralya’ya seyreden büyük hareketliliğimiz. Bir takım ihtiyaçlardan zuhur etmişti ve ilk gelişlerinde de misafir işçi statüsündeydiler vatandaşlarımız. Ama sonra yerleştiler. İkinci nesil, üçüncü nesil, dördüncü nesil derken Avrupa’nın her yerinde siyasal sistemle, ekonomik sisteme ağırlık koyacak ölçüde güç de kazandılar ve bir takım farklılaşmalar da ortaya çıktı” dedi
“VATANDAŞLARIMIZA HER ZAMAN SAHİP ÇIKACAK GÜCÜ, KUVVETİ, ŞEFKATİ, MERHAMETİ GÖSTERMELİYİZ”
Davutoğlu, her türlü saldırıya bazen ırkçı saldırıya bazen değişik amaçlı saldırıya maruz kalanlar olduğu gibi Almanya’da, 37 eyalet meclislerinde çok yoğun siyasi katılımla gerçekleştiren vatandaşlarımızın da olduğunu belirterek, “Başarı hikayeleri de var. Bu tür durumlarda bütün vatandaşlarımızın asli yoludur ve nihai sığınağı, devlet anlamında da hamisi olarak gördüğü devletin vatandaşları olarak bizim üzerimize düşen çok büyük bir görev var. O da vatandaşlarımız hangi şartlarda olursa olsun onlara her zaman sahip çıkacak gücü, kuvveti, şefkati, merhameti göstermek. Böyle bir sorumluluk söz konusu olduğunda iki hususiyet öne çıkıyor. Bir, bu vatandaşlarınıza göstereceğiz şefkatinizin yüreğinizden gelmesi ve aşkla bu görevin yapılması bu bir duygu boyutudur. Bu yapılmadığı zaman ne kadar güçlü olursa olsun devletler bu şefkat boyutu yoksa başkonsolosluk binalar, büyükelçilik binaları bir duvar gibi vatandaşların karşısında durursa. Ne kadar büyük ve tahkim edilmiş olursa olsun. Öbür tarafta eğer şefkat boyutu var, merhamet boyutu var, aşk boyutu var da devletin gücü, kudreti yoksa başkonsoloslar, büyükelçiler ah çekerler, sızlanırlar, ıstırap duyarlar ama yardım edecek kudretleri olmaz. Bazı dönemlerde maalesef bu tür hallerin yaşandığı çok örneklerimiz de var. 2001 krizi sonrasında Dışişleri Bakanlığında dahi temel ihtiyaçların karşılanamadığı durumlarda başkonsoloslukların, büyükelçiliklerin ne durumda olduğu nu ben şimdi taahhül edebiliyorum. Bir diplomatımızın ifadesi ile 2001 yılında, bir daire kağıt tükendiğinde istihkap tükendiği için başka bir daireden ödünç kağıtlar alındığı bir dönem yaşadık. Hatta dışişleri fotokopiyi kendi paramızla çektirdiğimiz dönemler diye bunu anılır. Bir daha Allah o dönemleri göstermesin. Ama şimdi son 12 yıl içinde hem şefkati hem de kudreti olan bir devletin yurtdışındaki temsilcilerisiniz. Bunu hiç unutmayacaksınız. Şefkatiniz vatandaşlarımıza ve kudretiniz, sahip olduğunuz imkanlar da hem devletimizin itibarı hem de vatandaşlarımızın gurur duyacağı hale dönüşmesi icap eder” ifadelerini kullandı.
“İŞÇİLERİMİZİN DİPLOMATLARIMIZIN KARILDIĞI SÜREÇTE TEK BİR KAYIP VERMEDİK”
Davutoğlu, üç temel hususu vurgulayarak “Şefkatin ve itibarın ilk göründüğü yer büyükelçilik ve başkonsolosluk binalarıdır. Fiziki mekandır. Bu fiziki mekanın dizayn edilişi dahi bir zihniyeti yansıtır. Biz 2002’de 166 dış temsilciliğe sahiptik, şu anda 228. Dünyada en fazla temsil edilen 7. Ülkeyiz. Dışişleri Bakanlığı dönemimde de hep takip ettiğim hususlardan bir tanesi, bu mekanlar güzelleştirilmeli. Yani yoldan geçen, hiçbir işi olmasa dahi vatandaş başkonsolosluk binasına baktığında işte ben bu devletin vatandaşıyım, ‘Bu devlet benim nihai himayesine sığındığım güçlü, kudretli ve şefkatli devlettir’ diyebileceği görüntüde olması lazım. Bu konuda çok önemli adımlar attığımızı hepiniz biliyorsunuz. Çok ciddi bir kampanya ile bütün bakanlık, Bakan Yardımcısı Naci Bey’in koordinasyonunda çok önemli adımlar atıldı. Dusseldorf bu başkonsolosluğu Mayıs ayında geldiğimde açmıştık. Hamburg’da, Stuttgart’ta tadilatlar devam ediyor. Var olan mekanda tadilat, şimdi bitmiş olmasına sevindim, Essen’de herhalde tamamlandı. Yeni bina alıp inşaat yaptığımız Mainz’da aynı şekilde. Yine arsa aldığımız ki bunlar istediğimiz binanın da yapılabileceği Münster, Köln, Nurnberg inşallah çatışmalar devam ediyordur. Yeni kiralama yaptığımız da Frankfurt. Şimdi sizden talebim şu, talimatım şu: İster kiralama, ister bina alımı, ister arsa alımı üzerine bina yapma olsun. Yaptığınız her binada Türkiye’den bir yüz olacak ve binalar tadilatlar esnasında da en iyi şekilde de donatılacak. Bir Alman dostumuz geldiğinde güçlü ve itibarlı bir devletin başkonsolosluğa geldiğini fark edecekler, vatandaşımız geldiğinde gurur duyacaklar. Bu konuda küçük hesaplar yapmanın çok ötesinde güce sahip bir devletin başkonsoloslarısınız. İhtiyacınız neyse karşılanacak ama hiçbir başkonsoloslukta fiziki mekan düzenlemesi bağlamında zafiyet, zayıflık, düzensizlik görmek istemiyorum. En iyi şekilde tanzim edilecek. Gurur duyduğumuz bir Berlin Büyükelçiliği binamız var. Herhalde Almanya’da en iyi binalardan biri haline geldi. İlk ziyaretlerimizi yaptığımızda eski Berlin Büyükelçiliğimizin halini gördüğümüzde, sayın Cumhurbaşkanımız o zamanın Başbakanı olarak ‘Bize yakışır bir bina olması gerekir’ dedi ve bugün çok güzel bir hizmet veriyoruz” dedi.
“VATANDAŞIMIZA BULUNDUĞU YERDE SAHİP ÇIKTIK”
Bazı vatandaşların büyükelçilik binasını ziyarete geldiklerini kaydeden Başbakan, “Mimarlık öğrencileri de gelecek, sonra insanlık dersi almak isteyenler de gelecekler. Mültecilere nasıl davranılması gerektiği konusunda ve diğer konularda. Önemli olan bizim mekanlarımızın açık olması. Hem fiziki olarak güzel olması, mimari olarak hem de sohbete açık olması, kapısının açık olması. Böyle zırhların arkasına sığınmış görüntüsü içinde bir güç gösterisi değil. Herkese gönlünü açan bir yapıda olması önemli. İkincisi, bir zihniyet değişimine ihtiyaç var. Ben, geçen seçim beyannamesi hazırlandığı esnada, 2023 sözleşmesini kaleme alırken şöyle bir tabir kullanmıştım ‘Artık millet amirdir, devlet memurdur’ Yani nihai olarak sizler, şu başkonsolosluğun önünden geçen, belki de cebinde yeterli Euro bulunmayan, ihtiyaç sahibi bir vatandaşımızın memurusunuz. Bizler de öyle. Yani o amirdir eski şey şuydu: Maalesef, başkonsolosluklara, büyükelçiliklere, bizlere gelen şikayetlerde ‘ulaşamıyoruz’ deniyordu. Şimdi çağdaş demokrasilerde zihniyet budur. 1 kuruş dahi bütçeye katkıda bulunan, vergi ödeyen vatandaş en yüksek dereceli memurun amiridir. Vergi ödüyorsa, herkesten, siyasilerden de hesap sorar. Dolayısıyla sizlerden en önemli beklentimiz, herhangi vatandaşımızın sıkıntısı, derdi olduğunda başvurmak istediği birisi, yüreğine sığınmak istediği birisini aradığında ilk önce aklına başkonsolos gelmeli. 2012 Aralık’ında geldiğimizde Neonazi cinayetleri dolayısıyla hayatlarını kaybeden vatandaşlarımızı tek tek bulunduğu şehirlerde Hamburg’da, Köln’de, tek tek evlerinde ziyaret etmiştim. O zaman beni en fazla üzen hususlardan birisi diğer vatandaşlarımızın onlara yönelik asılsız ithamlar söz konusu olduğunda, uyuşturucu, mafya vesaire gibi, diğer vatandaşlarımız da aynı şüpheyle yaklaşıp onları yalnız bırakmaları. Ama onun kadar da üzücü olan bazı yerlerde başkonsolosluğumuzun olaydan çok sonra haber olması ya da olayın takibi esnasında gerekli ilgiyi göstermemesi. O zaman söyledim şimdi de sizin şahsınızla bütün dış temsilciliklerimize talimat olarak söylüyorum. Vatandaşlarımızın gözünden bir damla yaş düşerse onu önce başkonsolosumuz görecek. Sizin göreviniz bu vatandaşımızın derdi ile hamhal olmaktır ve bunun da çok güzel örneklerini görüyoruz. Vatandaşlarımızla çok iyi ilişkiler kurmuş başkonsoloslarımızı, büyükelçilerimizi görüyoruz. Gururla ifade ediyorum. Allah bir daha göstermesin ama işçilerimizin kaçırıldığı Bağdat’ta kaçırılması olayından daha önce diplomatlarımızın rehin alınması, daha önce işçilerimizin, iş adamlarımızın, gazetecilerimizin kaçırılmasıyla ilgili sürece bakın şu ana kadar tek bir kayıp ermedik. Vatandaşımıza bulunduğu yerde sahip çıktık” ifadesini kullandı.
“SEÇİMLERDE KATILIM TÜRKİYE ORTALAMASINA YAKIN OLMALI”
Davutoğlu, Somali’de TİKA’da çalışan vatandaşımızı yaralandığı yerden helikopterle aşıp Ankara’da en iyi şartlarda hastaneye getirecek imkanlarımız var. Dolayısıyla vatandaşlarımızın bu ihtiyaçları söz konusu olduğunda hepimizin onların yanında olması, nerelerdeyse orada. Köln’e gittiğimde hem camileri cem evlerini hem kiliseleri ziyaret ettim o zaman, hepsini, her vatandaşı bulunduğu yerde ziyaret ettim. Devlet, ol devlettir ki vatandaşı söz konusu olduğunda onun etnik, mezhebi, dini kimliklerine bakmaz ideolojisi nedir diye bakmaz, bu vatandaşı sadece ve sadece vatandaş olma kimliği ile değerlendirir. Sizler daha önceki dönemlerinde 12 Eylül döneminde, 28 Şubat döneminde olduğu gibi vatandaşları takip etmekle memur değilsiniz. Vatandaşların dertleriyle dertlenme memurusunuz. O anlamda da son dönemde yaşanan büyük zihniyet değişiminden büyük memnuniyet duyduğumu da ifade etmek isterim. Bu zihniyetin bütün katmanlarını sizin memurlarınıza da, daha alt kademlerine sirayet etmesi onları da bu konuda eğitmeniz bizim için büyük önem taşıyor” dedi.
“GÖNÜL İLE PROFESYONELLİĞİ BİRLEŞTİRMEK LAZIM”
Hizmet anlayışı içinde en kolay, en doğrudan ulaşabilir olmanın önemini vurgulayan Davutoğlu, “Zihniyetiniz iyi olabilir, binalar iyi olabilir ama hizmet anlayışı uzun bürokratik süreçlere yayılmışsa ve vatandaş sıralar bekliyorsa, bir takım işlemlerin tamamlanması günler alıyorsa memnuniyet olmaz. Gönül ile profesyonelliği birleştirmek lazım. Şu anda teknik imkanlarımız mükemmel, e-vizeden her türlü hukuk müşavirliklerine kadar çok farklı alanlarda size destek olacak unsurlar teknolojik ve insan donanımı sağlandı. Şimdi yapılması gereken bu hizmetlerin en iyi şekilde vatandaşlarımıza ulaşmasını sağlayacak profesyonelliği sağlamak. Tabi bu çerçevede bu ziyaretimize de vesile teşkil eden hepinizin gerekli tedbirleri almasını arzu ettiğimiz bir başka hususta seçimlere katılım. Yine vatandaşlarımıza olan saygının bir gereği olarak yaptığımız yasa düzenlemeyle geçen yıl cumhurbaşkanlığı seçimleri, bu sene genel seçimlere vatandaşlarımız katılabildiler, oy kullanabildiler. Şimdi bu tür konularda bir irade önemli. İrade ortaya kondu, hep talep edilen bir şeydi bu ve gerçekleşti. İkincisi yasal düzenleme, o da yapıldı. Üçüncüsü uygulama da en pratik yöntemlerle yasanın gereğinin yapılması. gecen sene cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sadece yüzde 19 katılımın olması bizi üzmüştü. Ya vatandaşlarımızın iradesi zayıftı ya da katılmak istedikleri, katılım yapmak istedikleri halde imkan bulamadılar, veya şartlar uygun değildi. o açıdan bakıldığında genel seçimlerde yüzde 39’a çıkmış olması aslında vatandaşlarımızın bir iradesinin dolduğunu ve uygun şartlar oluştuğunda kullanabildiğini gösteriyor. Sizlerden isteğimiz talebimiz. Bu seçimlerde Türkiye ortalaması yakın bir katılımın sağlanabilmesi için her türlü imkanı seferber etmeniz” dedi.
“EKSİK BİR ŞEY VARSA BİLDİRİN O EKSİKLER KARŞILANSIN”
Vatandaşların kime oy verirse versin baş tacı olduğunu kaydeden Başbakan Davutoğlu, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Hangi siyasi görüşe sahip olurlarsa olsunlar, iradelerine saygı göstermek bizim için demokrasinin esasıdır. Sizlerin görevi, bizlerin görevi vatandaşlarımızın bu iradeleri yansıtabilecekleri şartları oluşturmak. O konuda başkonsolosluklarımızda, büyükelçiliklerimiz de çalışan bütün arkadaşların geceyi gündüze katmak gerekirse bunu yapmaları ve vaktinde en fazla katılımı sağlayacak imkanların oluşmasını temin etmeleri en önemli husus. Bu çerçevede de Almanya hükümetine de teşekkürü bir borç bilirim. Gerekli kolaylıklar göstermemiz hususunda tedbirler alınıyor. Bunları da hep kendilerine ifade ediyoruz. Özellikle önümüzdeki seçimlerde de güvenlik içinde vatandaşlarımızın oy vermelerini teminen büyükelçilik olarak, başkonsolos olarak ne yapılması gerekiyorsa yapın. Eksik bir şey varsa bildirin o eksikler karşılansın. Ama kesinlikle bir mazeret olmasın hatırlayacaksınız birçoğunuzla dışişleri bakanlığı dönemlerinde beraber çalıştık. O zaman verdiğim talimat bugünde başbakan olarak geçerlidir. Bize mazeret getirmeyeceksiniz 24 saat yetmiyorsa 25’inci saati bulacaksınız. Bir haftada 7 gün yetmiyorsa 8’inci günü bulacaksınız. Bereketlendireceksiniz vakti ve vatandaşlarımız Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşı olmanın ayrıcalığını, imtiyazını, onurunu her yerde hissedecek. Sizlerin bu konuda yapacağınız vazife sadece bir memurun profesyonelce yaptığı bir vazife değil bir milletin temsilciliğini aşkla, gönülle yaptığı vazifedir. Allah bu konuda sizlere kolaylık versin. Devletimizin ve milletimizin dünyanın her yerindeki vatandaşlarımıza sahip çıkması konusunda da güç ve kudretimizi daim kılsın. İnşallah seçimlerde yüzde 39 olan katılım oranını, yüzde 50 demiyorum bakın Türkiye ortalamasına yakın bir hale getirin. Döndüğünüz zaman da bütün vatandaşlarımıza bizim selamımızı iletin” açıklamasını yaptı.
Davutoğlu Almanya’nın 25’inci birleşme yıldönümü olduğunu kaydederek, “Böyle bir günde ziyaret etmek de Almanya’ya mesaj açısından önemli taşıdı. Bulunduğunuz yerdeki alman dostlarınıza da ulusal günleri dolayısıyla tebriklerimizi iletin” dedi.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.