Namık Kemal Üniversitesi Rektör Adayı Prof. Dr. Özer Göktepe:

Namık Kemal Üniversitesi Rektör Adayı Prof. Dr. Özer Göktepe, Üniversitenin Misyonunun Bilgi Ve Teknoloji Üretmek Olduğunu Söyledi.

Namık Kemal Üniversitesi Rektör Adayı Prof. Dr. Özer Göktepe:

Namık Kemal Üniversitesi Rektör Adayı Prof. Dr. Özer Göktepe, Üniversitenin Misyonunun Bilgi Ve Teknoloji Üretmek Olduğunu Söyledi.

Namık Kemal Üniversitesi Rektör Adayı Prof. Dr. Özer Göktepe:
Namık Kemal Üniversitesi Rektör Adayı Prof. Dr.Özer Göktepe, üniversitenin misyonunun bilgi ve teknoloji üretmek olduğunu söyledi.
Namık Kemal Üniversitesi Rektör Adayı Prof. Dr. Özer Göktepe, üniversitelerin bilgi ve teknoloji üreterek topluma ve ülkeye yararlı olması gerektiğini, günümüzde üniversitelerin bilgi ve teknolojileriyle sıra yarışında olduğunu, Namık Kemal Üniversitesi’nin de bu yönde aşama kaydetmesi gerektiğini ifade etti.
Namık Kemal Üniversitesi’nin sanayi firmalarına yeterli desteği sağlaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Özer Göktepe, “Tekirdağ’da bin 500‘den fazla sanayi firması olan bir şehir. Tekirdağ Türkiye’nin buğday, çeltik, ayçiçeği ve kanola sanayisi bitkilerinde iyi olan bir şehir. Türkiye’nin en büyük konteyner limanı burada. Çorlu’da Türkiye’nin en büyük lojistik köyü olan lojistik hava alanı. Çerkezköy’de hızlı trenle bağlanacak orası da lojistik istasyon. Diğer taraftan enerji merkezi olarak çok sayıda çevrim santrali var, elektrik üretiyorlar ve ulusal şebekeye servis ediyorlar. Rüzgar tribünlerini görüyorsunuz zaten. Balıkesir’le birlikte bu bölgede en fazla rüzgar enerji potansiyeline sahip lokasyon var. Türkiye gibi böyle bir ülkede ve şehirde üniversitemizden beklentilerde yüksek oluyor. Üniversite 2006 yılında kurulmuş bir üniversite, aşağı yukarı 9’uncu yılına yaklaşıyor. Türkiye üniversiteler sıralamasında ODTÜ’nün yaptığı araştırmaya göre 62’inci sırada. Dolayısıyla bir ara 50’lere kadar tırmanma eğilimiz göstermiş ama son dönemde yine sıralamada düşüş görünüyor. Öte yandan ben Çorlu Mühendislik Fakültesinin dekanlığını yaparken gördüğüm bir etkinlik var. Daha doğrusu yapamadığımız bir husus var .Her hafta aşağı yukarı bir işletme sahibi ya da bir genel müdür beni ziyaret eder ve üniversiteden, Mühendislik Fakültesi’nden akademik ve bilimsel proje desteği taleplerinde bulunuyor. Biz bunların kendi alanlarımızla ilgili olanlara cevap vermeye çalışıyoruz ama alt yapımızın eksik olduğu alanlarda cevap veremiyoruz. Bu eksik alt yapılarımızı geliştirmek için proje üretemedik. Fakültenin temel altyapı sıkıntılarını çözdük ama taleplere cevap verebilecek araştırma alt yapımızı oluşturamadık. Mesela liman için rapor istendi deniz altında ölçüm yapabilecek modern bir makine ekipman teçhizatımızın olması lazım. Çorlu hava alanı proje istiyor biz bunlara cevap veremediğimizde firmaların yaklaşımı şu oluyor, biz İstanbul’a, İzmir’e ve Bursa’ya gitmek zorunda kalacağız, bizim üniversitemizden niye bu hizmeti alamıyoruz diye soruluyor. Sanayiciler ve çiftçiler için bizim örnek teşkil etmemiz lazım. Mesela üniversiteye çok büyük bir sera yapmazsanız belki ama dünyadaki bütün geçerli teknolojileri koyarsınız ve çiftçilere gösterirsiniz, onlarda gidip uygulamasını yaparlar. O şekilde düşünüyoruz. Sonuç itibariyle bölgede bu anlamda yeterli hizmet veremediğimizi düşünüyor bunun üzüntüsünü yaşıyoruz. Eksiklerden bir tanesi budur. Bunu tamamlamak gerekli tabi bu vizyon ile alakalı, yani üniversitenin ne olduğu sorusuna doğru cevap vermek gerekiyor“ dedi.
Üniversitenin asli görevlerinden bahseden Rektör Adayı Prof. Dr. Göktepe, “Üniversitesinin asli işi araştırma yapmak bilgi üretmek ve teknoloji geliştirmek. Hiç bir şey yapmasa bunu yapsa bir üniversiteye faydalı olur. Eğitimde de bizim yapmamız gereken gençlerimize mesleklerinin gerektirdiği bilgi ve beceriyi kazandırmak. Üniversite’nin bütün kuruluş kaynaklarını bu alanlara göre kullanması gerekiyor benim düşüncem o dolayısıyla temel eğitim ve laboratuar eksikliklerinin bir an önce tamamlanması gerekiyor. Çünkü öğrenci kam püste yüzmese saunaya gitmese de olabilir ama mesleğini öğrenmese olmaz. Bu kabul edilemez dolayısıyla örneğin bir tıp fakültesi öğrencisinin anatomi dersinde kullanacağı marketin eksik olması kabul edilemez. 100 öğrenciye bir maketle eğitim yapamazsınız. 100 öğrenciye bir mikroskopla eğitim yapamazsınız. Bir teraziyle uygulama yaptıramazsınız. Üniversitenin asli görevi eksikliklerini tamamlamak öğrencisine mesleki beceriyi kazandırmaktır. Laboratuarın yanı sıra sahada uygulama yapmak lazım. Biz fakültede son sınıf öğrencilerimize bunu uygulamaya çalıştık. Haftanın 3 günü bir fiil bir işletmede mühendislik çalışması yaptırdık. Bitirme ödevi, bitirme projesi oradaki bir mühendislik sorununu ele alarak çözüm üretiyorlar. Bu arkadaşlarımızın yüzde 70’i Mayıs ayında işe girmiş oluyorlar. Kariyer günleri düzenlemiş oluyoruz. Zaten firma açısından oryantasyona ihtiyaç yok bir fiil öğrenci uygulamalı olarak işin içinde bulunuyor. İş arama sıkıntısından kurtuluyor. Firmada eleman arama sıkıntısından kendini kurtarıyor. Bu anlamda da teknik problemlerini çözdüğümüz birçok işletme var. İşin araştırma boyutu genellikle gördüğüm öğretim görevlilerinin yeterli destek görmediği ben bu süre içerisinde tek tek bütün arkadaşlarımla görüştüm. Seçim sürecinde bana iletilen en büyük şikayet kendilerini yalnız hissediyorlar maddi ve manevi yeterli desteği göremiyorlar. Sadece parasal desteğin yanı sıra manevi yönden de destek görmeleri gerekir" ifadelerini kullandı.
Üniversitenin aldığı desteğin sonucunu teknoloji ve bilgi ile ortaya somut verilerle çıkarması gerektiğini belirten Prof. Dr. Göktepe, Namık Kemal Üniversitesi’nin gördüğü desteği ortaya koyamadığını ifade ederek, “Biz daha önce çalıştığımız Süleyman Demirel Üniversitesinde gördüğümüz desteklerle Süleyman Demirel Üniversitesi’nin küçük bir desteğiyle TÜBİTAK’A en fazla proje üreten üniversite olduk. Böylelikle Süleyman Demirel Üniversitesi üniversiteler sıralamasında 17’inci sıralara kadar yükseldi. Bunlar somut veriler. Neticesinde devlet üniversiteye çok ciddi bir kaynak aktarımı sağlıyor. Son 3 yılda Namık Kemal Üniversitesi’ne aktarılan kaynak 170 milyon TL. Avrupa’da yıllarca çalıştığımız için dışarıdaki üniversitelerin bütçelerini biliyoruz. Namık Kemal Üniversitesi’ne ayrılan bu bütçe onlar için bile çok büyük. Bu bütçenin karşılığında Sayın Cumhurbaşkanımızın bize de ifade ettiği beklediği bilgi ve teknoloji Cumhuriyet tarihinin en fazla kaynağını eğitime ve aileye ayırıyoruz. Ama bu bize bilim ve teknoloji olarak geri dönmüyor. Biz kendi teknolojimizi üretmezsek dünyada hatırı sayılır saygın bir ülke olamayız. Üniversite’nin bilgi ve teknoloji üretmemesinin bedelini çok ağır ödüyoruz. Dünyada hızlı gelişen bir teknoloji var üniversitelerde buna katkı sağlamak zorunda üniversiteler sıralamada yükselmek için bir birleri ile yarışıyor. Bizimde üniversitemizin böyle bir yarış içerisine girmesi lazım. Üniversiteye bir okul gibi bakmak yüksek lise gibi bakmak çok yanlış, üniversitelere aktarılan kaynakların bilgi ve teknolojide kullanılması için bu yola çıktık. Aklını ve beynini kullanmayan insan ne ise üniversitesini kullanmayan toplumda odur. Ülkeleri zaten gelişmişlik düzeyine baktığınızda ilk yüzde yer alan üniversite sıralamalarıyla bire bir örtüştüğünü görebilirsiniz. Bu bir tesadüf olabilir mi? Dolayısıyla farkı oluşturan üniversitedir. Bunun kaynağı üniversitelerin bilgi ve teknoloji üretme misyonundan geliyor. Tekirdağ potansiyeli olan özel bir yer bu uygulamaları yapabilecek üniversitelerin başında Namık Kemal Üniversitesi geliyor. Bin 500 işletme müthiş bir potansiyel bunların bir çoğu Anadolu’daki işletmelerden çok önde buradakilerin proje ve proses geliştirme vizyonları daha gelişmiş düzeyde. Onlar bizim onlarla geliştireceğimiz projelerin katkısını biliyorlar. AR-GE’nin faydası maddi olarak ölçülmez 4 buçuk yıldır dekanlığını yürüttüğümüz mühendislik fakültesini belli bir aşamaya getirdik. Artık bundan sonraki sayfaya geçmek zorundayız. Bu misyon ve paradigma değişikliği gerektiriyor onu sağlamak içinde bu göreve talip olduk. Biz gelişen bir üniversiteyiz artık üniversitenin meyvelerini toplama zamanı geldi. Önemli olan yetiştirilen öğrencilere uygulama alanları ve mesleki beceriyi kazandırmaktır" diye konuştu.
Rektörün asıl görevinin üniversitenin potansiyelini ortaya çıkartmak olduğunu ifade eden Prof. Dr. Göktepe, "Rektörün görevi çalışanını öğretim görevlisinin potansiyelini maksimize etmektir. Öğretim görevlisinin becerisi yetiştirdiği öğrencisine kazandırdığı mesleki beceriyi uygulamaları geliştirdiği bilgi ve beceridir. Bizim başarılarımız dergilerde yaptığımız yayınlar aldığımız patentler geliştirdiğimiz teknolojiler ve inovasyonlar ya da bizim sektöre yaptığımız katkılardır. Tıp fakültesi için hastanede yaptığı hizmetler mühendislik fakültesi için sanayiye ve işletmeciye yaptığı katkılar. Ziraat fakültesi için tarım sektöründe yaptığı hizmetler geliştirdiği tohumlar gibi faaliyetleridir. Bu şekilde üniversitelerin bu çalışmaları izleniyor ve puanlanıyor. Üniversiteleri bu verilere göre sıralamaya tabi oluyor. Onun içinde NKÜ’ nün aktif misyonunu kazanması ve sıralamada önde yer alması gerekir. Yani bölgesine ve ülkesine katı yapar hale gelmesi gerekir. Bizim bu göreve gelmekte istediğimiz amacımız bu. Benim bu işe girişmekteki niyetim bu. Yani bunu sağlayacak bir dönüşüm gerekiyor. Artık rutin eğitim ve öğretim aşamasına geçip uygulamaya geçmek gerekir. Üniversiteye bu anlam kazandırmak gerekir. Ben katılımcı bir yönetim düşünüyorum bütün birimlerimizle kir araya gelmeyi düşünüyorum. Onların ihtiyaçlarına yönelik bize verilen katma değeri doğru bir şekilde aktarmayı, onlardan da aktarılan katma değerin araştırmalarıyla bilim ve teknolojiyle Tekirdağ ve ülke ekonomisine katkı sağlamayı bekliyoruz“ ifadelerini kaydetti.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.