SAÜ’de “Yerel Ve Bölgesel Özerklikte Son Gelişmeler” İsimli Konferans Düzenlendi

Yerel yönetim ve yerinden yönetim kurumunun Batıdan alındığını ifade eden Prof. Dr. Keleş, “Bizde böyle bir kurum olmadığı ve dışarıdan aktarıldığı için, bu durumu organ nakline benzetiyorum. Bir organı alıp vücuda monte ediyorsunuz....

SAÜ’de “Yerel Ve Bölgesel Özerklikte Son Gelişmeler” İsimli Konferans Düzenlendi

Yerel yönetim ve yerinden yönetim kurumunun Batıdan alındığını ifade eden Prof. Dr. Keleş, “Bizde böyle bir kurum olmadığı ve dışarıdan aktarıldığı için, bu durumu organ nakline benzetiyorum. Bir organı alıp vücuda monte ediyorsunuz....

SAÜ’de “Yerel Ve Bölgesel Özerklikte Son Gelişmeler” İsimli Konferans Düzenlendi
Yerel yönetim ve yerinden yönetim kurumunun Batıdan alındığını ifade eden Prof. Dr. Keleş, “Bizde böyle bir kurum olmadığı ve dışarıdan aktarıldığı için, bu durumu organ nakline benzetiyorum. Bir organı alıp vücuda monte ediyorsunuz. Vücut onu bazen benimsiyor, bazen de reddediyor. Aradan 150 yıldan fazla bir zaman geçti. Buna rağmen yerinden yönetim olgusunu, tam anlamıyla vücudumuzun onu reddetmeyecek bir parçası haline getirebildiğimizi söylemek kolay değil. Yaşamakta olduğumuz tecrübeler bunu açıkça gösteriyor” dedi.
Sakarya Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi tarafından “Yerel ve Bölgesel Özerklikte Son Gelişmeler” isimli bir konferans düzenlendi.
Sakarya Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi tarafından 22 Nisan Çarşamba günü düzenlenen “Yerel ve Bölgesel Özerklikte Son Gelişmeler” isimli konferansa, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ruşen Keleş konuşmacı olarak katıldı. İşletme Fakültesi Prof. Dr. Sabahattin Zaim Salonu’nda düzenlenen konferansa SAÜ’lü öğrenciler yoğun ilgi gösterdi. Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği müktesebatı çerçevesinde, yerel ve bölgesel özerklik konusunun ele alındığı konferansta Prof. Dr. Ruşen Keleş, Türkiye’nin Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nı çok önceden onayladığını, bazı maddelere çekince koysa da bunun fazla bir anlamı olmadığını, çekince koyduğu maddelerin ağırlıklı olarak mali konuları içerdiğini söyledi.
Türkiye’de belediyeciliği 60 yaşında bir bebek olarak nitelendiren Prof. Dr. Keleş, “25 yıl önce bir dergide yazdığım yazıda, ‘Türkiye’de Belediyecilik: 60 Yaşında Bir Bebek’ demiştim. Burada vermek istediğim mesaj şudur: Aradan 100 yıldan fazla bir zaman geçtiği halde yerinden yönetim ve belediyecilik anlayışını içselleştireme imkanına sahip olamadıysak bu hala bir bebektir. Bugüne geldiğimizde, bugün bu bebeğin 85 yaşında olduğunu söylersem bir abartma yapmış olmam diye düşünüyorum” şeklinde konuştu. Yerel yönetimlerde kanunların çizdiği çerçevede temsil ettikleri halkın çıkarları doğrultusunda, temsil yetkisi verilmesi gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Keleş, “Yerel yönetimler özerk olacaksa, kendi iç yapılarını serbestçe belirleyebilmelidirler. Merkezin onların iç işlerine karışmaması gerekir” dedi. Yerel yönetimlerin tanımı gereği özerk olduklarını belirten Prof. Keleş, bölgesel özerklik girişimlerinin ise Avrupa’da da pek destek görmediğini ve bu konudaki düzenlemelerin yürürlüğe girmediğini belirtti.
Bölgesel yönetimlerde özerklik konusunda, bölge yönetimlerinin görev alanına giren konularda kendisinin karar verebilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Keleş, bölgesel yönetimlerin görevlerini ise ‘Bölge kültürünün gelişmesi’, ‘Kültür mirasının korunması’, ‘Ekonomik gelişme’, ‘Bölgesel dillerin geliştirilmesi’, ‘Çalışma hayatının düzenlenmesi’ ve ‘Dengeli gelişme’ şeklinde sıraladı. Prof. Dr. Keleş, Bölge Yönetimi ile Devlet arasındaki ilişkinin karşılıklı sadakat ve eş değer saygınlık çerçevesinde olması gerektiği belirtti.
Konferans sonrası Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Merkezi’ni ziyaret eden Prof. Dr. Ruşen Keleş, Ortadoğu Araştırmaları Merkezi’ndeki çalışmaları çok beğendiğini söyledi.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.