Bayburt Üniversitesinde Yaza/bilmek Adlı Söyleşi Gerçekleşti

Başbakanlık Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumuna bağlı Atatürk Kültür Merkezinin Başkanlığını yapan Prof. Dr. Turan Karataş, Bayburt Üniversitesi öğrencileriyle “Yaza/bilmek” adlı kitabı üzerine söyleşi gerçekleştirdi.İktisadi...

Bayburt Üniversitesinde Yaza/bilmek Adlı Söyleşi Gerçekleşti

Başbakanlık Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumuna bağlı Atatürk Kültür Merkezinin Başkanlığını yapan Prof. Dr. Turan Karataş, Bayburt Üniversitesi öğrencileriyle “Yaza/bilmek” adlı kitabı üzerine söyleşi gerçekleştirdi.İktisadi...

Bayburt Üniversitesinde Yaza/bilmek Adlı Söyleşi Gerçekleşti
Başbakanlık Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumuna bağlı Atatürk Kültür Merkezinin Başkanlığını yapan Prof. Dr. Turan Karataş, Bayburt Üniversitesi öğrencileriyle “Yaza/bilmek” adlı kitabı üzerine söyleşi gerçekleştirdi.
İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Prof. Dr. Gökhan Budak Konferans Salonu’ndaki söyleşiye Bayburt Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Sezgin Akbulut, Bayburt Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Aslan Gülcü, Bayburt Üniversitesi Genel Sekreteri Yrd.Doç. Dr. Fatih Yalçın, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Yazma serüveninin arkaplanında okuma serüveni olduğunu ifade eden Prof. Dr. Turan Karataş, yazma serüveninin şiirle başladığını söylerek öğrencilerle tecrübelerini paylaştı.
Karataş, “ Bugün hafızasında şiir olmayan edebiyat heveskarlarına, edebiyat öğretmenlerine rastlıyoruz. Şiir, sanatların en asilidir, en yücesidir, en gözdesidir. O bakımdan şiirle dostluk kurmadan, şiirle hemhal olmadan edebiyat ve o şiirlerin yazıldığı dil öğrenilemez. Bu dostluk da şiir ezberleyerek olur. Eğer zihninizde iyi şiirler dolaşıp durmuyorsa eliniz kaleme de gitmez; çünkü yazıya ve yazmaya götüren biraz da bu şiirlerle doygunluğa ulaşan gönül ve yürek genişliğidir ”dedi.
İnsanın bir yazısının bir dergide, bir gazetede yayınlanıyor olmasını “müthiş bir şey” olarak nitelendiren Karataş, “ O bakımdan yazmak, okumak gibi dünyanın en önemli uğraşlarından biridir. Erzurum’da gazetecilik yapmanın da yazmakla ilgili faydasını gördüm. Diğer yandan batı klasiklerinden çok kötü çeviriler yapılıyor. Öğrenci arkadaşlarıma bunları okurken çok dikkatli olmalarını öneriyorum. Erzurum’da okutman iken “Mina” adında bir dergi çıkmaya başladı. Benim asıl yazarlık maceram orada başladı. Çünkü yazı yazmak başlı başlına bir maceradır, bir sergüzeştir, bir serüvendir. Tatlı tarafları olmakla beraber çok sıkıntılı bir şeydir. Cemil Meriç, ‘Denize atılan bir şişe her kitap. Asırlar, kumsalda oynayan birer çocuk. İçine gönlünü boşalttığın şişeyi belki açarlar, belki açmazlar’ diyor. Hakikaten yazı yazmak, yazar olmak biraz böyle bir şeydir. Mina dergisinde “ganç kalemler” köşesine gelen yazıları da değerlendirdim. Bugün böyle bir şey yapmak istemem. Bu iyi bir şey ama mutedil olmak şartıyla yapmak gerekir. Bunun faydalarını da zararlarını da gördüm. 1991 yılında Dergah dergisinde yayınlanan bir yazımı unutamıyorum. Bu yazı beni çok heyecanlandırmıştı. Dergilerde yazılan şeyler insana haz veriyor; fakat kitap meselesi bambaşka bir şeydir. Şiir Vadilerim kitabı çıktığında anlatılmaz bir duygu yaşadım, bunu yaşamak gerekir ”diye konuştu.
Öğrencilere günlük tutmayı, yazdıklarını test etmek amacıyla dergilere göndermelerini, değerli kitaplar okumalarını salık veren Karataş, konuşmasını şöyle tamamladı: “Benim felsefem şudur: Bütün kitaplar bir kitabı anlamak için okunur”
Söyleşi sonunda öğrencilerin sorularını da cevaplayan Karataş’a, Bayburt Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Sezgin Akbulut tarafından Bayburt Üniversitesi logolu çini tabak hediye edildi.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.