Hocaların, Hocası ARÜ’de Konferans Verdi

Türk Edebiyatı’nın ön önemli eserlerinden birisi olan ‘Dede Korkut Hikayeleri’ Ardahan Üniversitesi’nde (ARÜ) gerçekleştirilen konferans ile konuşuldu. ‘Basılışının 200. Yılında Dedem Korkut’un Kitabı’ isimli konferans dünyaca...

Hocaların, Hocası ARÜ’de Konferans Verdi

Türk Edebiyatı’nın ön önemli eserlerinden birisi olan ‘Dede Korkut Hikayeleri’ Ardahan Üniversitesi’nde (ARÜ) gerçekleştirilen konferans ile konuşuldu. ‘Basılışının 200. Yılında Dedem Korkut’un Kitabı’ isimli konferans dünyaca...

Hocaların, Hocası ARÜ’de Konferans Verdi
Türk Edebiyatı’nın ön önemli eserlerinden birisi olan ‘Dede Korkut Hikayeleri’ Ardahan Üniversitesi’nde (ARÜ) gerçekleştirilen konferans ile konuşuldu. ‘Basılışının 200. Yılında Dedem Korkut’un Kitabı’ isimli konferans dünyaca ünlü edebiyatçı Prof. Dr. Saim Sakaoğlu tarafından verildi. Hakkında kitaplar, tiyatro oyunları yazılan Prof. Dr. Sakaoğlu’nun kendisinin yazdığı 48 adet kitapı bulunmaktadır. 1500’ün üzerinde basılı çalışması bulunan Prof. Dr. Sakaoğlu’nun eserleri İngilizce, Almanca, Fransızca, Makedonca ve Japonca’ya çevirilmiştir. Bugün, Prof. Dr. Sakaoğlu’nun yetiştirdiği öğrenciler yurt içinde ve yurt dışında önemli görevleri yürütmektedirler.
ARÜ Mavi Salon’da gerçekleştirilen konferans saat 14.00’dan itibaren başladı. Konferansa, ARÜ Rektörü Prof. Dr. Ramazan Korkmaz, Rektör Yardımcı Prof. Dr. Gürkan Doğan, Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şeref Kılıç, Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Yrd. Doç. Dr. Levent Küçük, Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürü Yrd. Doç. Dr. Rövşen Guliyev, İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi (İBEF) Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Mitat Durmuş, İBEF Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Altınkaynak, ARÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Suleyman Turduyeviç Kayipov, çok sayıda akademisyen ve öğrenciler katıldı.
Konferansın ilk açış konuşması ARÜ Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Altınkaynak tarafından yapıldı. Prof. Dr. Erdoğan Altınkaynak, konferansa konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Saim Sakaoğlu’nu anlatırken bazı unvanların kişileri anlatırken küçük kaldığını ifade etti. Prof. Dr. Altınkaynak, Prof. Dr. Sakaoğlu hakkında daha detaylı bilgiler vermek üzere Rektör Prof. Dr. Ramazan Korkmaz’ı kürsüye davet etti.
PROF. DR. KORKMAZ; ‘BÖYLE BİR HOCA İLE KARŞILAŞMIŞ OLMAM BENİM İÇİN HAYATIMDA BİR AYDINLANMA DÖNEMİDİR’
Prof. Dr. Saim Sakaoğlu ile ilk karşılaşmasının Erzurum ’da gerçekleştiğini belirten Prof. Dr. Korkmaz şöyle konuştu; “ İnsanın kendini bulduğu kitaplar, filimler, hadiseler ve insanlar vardır. Bu durumlar bizim hayatımızın şansı ya da şanssızlığı olur. Üniversite yıllarına başladığımızda Türkiye’nin en iyi Türkoloji bölümlerinden birsi olan Erzurum’a gitmiştik. 12 Eylül öncesinin hırçınlığı, sağdan, soldan gelen hırçınlıkların olduğu bir zamandı. Hepimiz derin ırmaklar gibiydik. O ırmakları öyle şelalelerden döken insanlar vardı. Bir hocamız vardı aydınlık, güler bir yüz. O yeni ırmakların sağdan, soldan önünü keser, büyük bir dinlenme havuzu gibi onları dinlendiren bir yapısı vardı. Bizler sanki deli ırmaklar deryaya kavuşmuş gibiydik. Artık huzura kavuşmuş gibiydik, bizim o küçük politik söylemlerimiz hiçbir anlam ifade etmiyordu. Erdoğan Hocam çok güzel söyledi, unvanlar bazen tanımsız ve yetersiz kalıyor. O hocamız Saim Sakaoğlu. Sevecen, babacan tavrıyla bizim ideal olarak benimsediğimiz bir insandı. Böyle bir hoca ile karşılaşmış olmam benim için hayatımda bir aydınlanma dönemidir.” dedi.
Konuşmasının ardından Prof. Dr. Korkmaz, konferansını vermek üzere Prof. Dr. Saim Sakaoğlu’nu kürsüye davet etti. Prof. Dr. Saim Sakaoğlu, Dede Korkut ile ilgili anlatacaklarının dört bölümden oluştuğunu, anlatacağı bölümlerden bazılarında öğrencilerin kendilerinden bir şeyler bulacağını ifade etti. Prof. Dr. Saim Sakaoğlu, çocukluğunun, öğrencilik ve gençliğinin, hocalığının ve günümüzün Dede Korkut’unu kısa bölümler halinde katılımcılar ile paylaştı.
PROF. DR. SAKAOĞLU; ‘BENİM OKUMAYA MERAKIM ÇOCUKKEN EVİMİZE KONYA, ANKARA VE İSTANBUL’DAN GELEN 3 GAZETE İLE BAŞLAMIŞTIR’
Okumaya olan merakının nerden ve nasıl geliştiğine değinen Prof. Dr. Sakaoğlu konuşmasına şöyle devam etti; “Benim okumaya merakım çocukken evimize Konya, Ankara ve İstanbul’dan gelen 3 gazete ile başlamıştır. Ankara’dan gelen gazetenin haftada 1 gün en arka sayfası çocuk sayfasıydı. Bilmeceler, fıkralar, hikayeler, karikatürler, belki diyeceksiniz ‘Hocam bunda ne var ki?’ ama o gün için çok şey vardı. Gazetelerde bazen dergiler hediye edilirdi. Çocuk Kalbi, Çocuk Bahçesi, Tepegöz’ü verdikten sonra biz Tepegöz’ün ne olduğu araştırmaya başladık.” dedi.
Dede Korkut Hikayeleri ile tanışmasının lise yıllarında gerçekleştiğini ifade eten Prof. Dr. Sakaoğlu şöyle konuştu; “Yıllar geçti yaşımız ilerledi lise yıllarına geçtiğimizde müfredatta artık fiilen bir Dede Korkut bahsi vardır. Bazı hikâyelerden bölümler alınıyor ve dil bakımından irdelemeler yapıyorsunuz. Bir de hocanız eğer size ödev verdiyse Dede Korkut kitabı hakkında bilgi topluyorsunuz. Böylece çocukluktan gençlik dönemine geçmiş oluyoruz.” dedi.
Üniversite yıllarından sonra Bayburt ve çevresinde yaptığı derlemelerden bahseden Prof. Dr. Saim Sakaoğlu, bölgede ki merkez ve bütün köy okullarına Dede Korkut hikâyelerinin halk arasında söylenişlerini öğrenebilmek için mektuplar gönderdiği belirtti. Daha önce sayıları az olan Dede Korkut ile ilgili kitapların o dönemlerde giderek arttığını vurgulayan Prof. Dr. Sakaoğlu, kendi hocalarının ve dönemin önemli yazarlarının da Dede Korkut’u anlatan kitaplar yazdığını ifade etti.
Anadolu’da farklı isimler ile hikayeler anlatıldığına değinen Prof. Dr. Sakaoğlu, Dede Korkut Hikayeleri’ndeki Bamsı Beyrek isminin değiştirilerek farklı bir hikayeymiş gibi anlatıldığına dikkat çekti. Prof. Dr. Sakaoğlu sözlerine şöyle devam etti; “ Dede Korkut Kitabı iki tanedir. İlki Berlin’de Dresden Kütüphanesi’ndedir. On iki hikaye yer alır. İkincisi 1907 yılında bulunmuş, altı hikaye yer alır. Yani birincisindeki hikayelerin yarısı ikincisinde yok. Bu hikayelerde kahramanların adları kendi dönemlerine göre anılır. Bamsı Beyrek. Bugün Anadolu’da 100 ayrı yerde 250 tane Bamsı Beyrek anlatılır ama hiçbir hikayede Bamsı Beyrek adı geçmez. Niye? Biz Bamsı Beyrek’i Anadolu ağzına uydurmuşuz.” dedi.
Konuşmasının devamında Türk Edebiyatı’ndaki çeviri eserlerde yapılan yalnışlara değinen Prof. Dr. Sakaoğlu, aynı romanın 6-7 farklı çevirisi olduğunu belirtti. Prof. Dr. Sakaoğlu, eserlerin çevirisi yapılırken orijinal dilinden çeviri yapılmadığı için farklılıkların ortaya çıktığını ifade etti. Bir örnek veren Prof. Dr. Sakaoğlu, orijinal ismi Sefiller olan romanın Osmanlıca’ya yapılan çevirisinin Arapça’dan çevirildiği için Hikaye-i Mağdurin olarak çevrildiğini ifade etti.
Soru cevap kısmının tamamlanması ile konferans sonlandırıldı. Konferansın sonunda Rektör Prof. Dr. Ramazan Korkmaz tarafından Prof. Dr. Saim Sakaoğlu’na plaket, teşekkür belgesi ve çiçek takdim edildi. Hatıra fotoğraflarının çekilmesi ile program tamamlandı.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.