Karacaören’de Kirlilik Devam Ediyor

Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Şehnaz Şener, Karacaören Baraj Gölü’nde kirliliğin devam ettiğini bildirdi.Antalya Kent Konseyi, Antalya Büyükşehir Belediyesi Su ve Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğü...

Karacaören’de Kirlilik Devam Ediyor

Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Şehnaz Şener, Karacaören Baraj Gölü’nde kirliliğin devam ettiğini bildirdi.Antalya Kent Konseyi, Antalya Büyükşehir Belediyesi Su ve Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğü...

Karacaören’de Kirlilik Devam Ediyor
Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Şehnaz Şener, Karacaören Baraj Gölü’nde kirliliğin devam ettiğini bildirdi.
Antalya Kent Konseyi, Antalya Büyükşehir Belediyesi Su ve Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğü (ASAT) ve Akdeniz Üniversitesi’nin işbirliğinde düzenlenen ve iki gün devam eden 2. Antalya İçme Suyu ve Sorunları Sempozyumu’nda, Karacaören Gölü’nü besleyen Aksu Çayı’nın su kalite özellikleriyle ilgili bir sunum yapan Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Şehnaz Şener, söz konusu baraj gölündeki kirliliğin devam etmekte olduğuna işaret ederek, su analizlerinden elde edilen verilerin sınır değerlerin çok üzerinde olduğunu söyledi.
HALKIN SAĞLIĞI AÇISINDAN ÖNEMLİ
Karacaören Baraj Gölü’nü besleyen en önemli kaynak olan Aksu Çayı’nın su kalitesini belirlemek için yaptıkları çalışmalarla ilgili bilgiler veren Yrd. Doç. Dr. Şehnaz Şener, söz konusu akarsu boyunca başta yerleşim alanları olmak üzere bir çok kirletici unsurun bulunduğuna dikkat çekti. Yrd. Doç. Dr. Şener, “Bunların içerisinde başlıca Isparta Deri Sanayi, mermer fabrikaları ve balık çiftliklerini saymak mümkün. Bu kirletici kaynakların, içme suyu kaynağı olarak kullanılacak olan Karacaören ve bunu besleyen Aksu Çayı’na etkilerini belirlemek bölge halkının sağlığı açısından ciddi önem taşımaktadır” dedi.
KANALİZASYONLAR DEREYE VERİLİYOR
Aksu Çayı’nın, Isparta Akdam’dan doğan ve yol boyunca çeşitli kaynakları da bünyesine katarak yaklaşık 145 kilometre katettikten sonra Aksu ilçe sınırlarından denize dökülen bir akarsu olduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Şehnaz Şener, şunları söyledi:
“Çalışmamızda bu akarsuyun tüm akış yolu boyunca Isparta’dan, Akdeniz’e döküldüğü alana kadar olan boyunca lokasyonlarımızı belirleyerek su örneklerimizi aldık ve çalışmamızı gerçekleştirdik. En önemli kirletici kaynaklar olarak yerleşim ve tarım alanları öne çıkmaktadır. Bunun dışında noktasal kirletici kaynaklar olarak Isparta Deri Sanayi, mermer fabrikaları, balık çiftlikleri ve havza içerisinde bulunan ve kanalizasyon deşarjlarını dereye veren küçük yerleşim alanlarını görmek mümkün. Bu suyun Karacaören’e geldiğinde kısmen seyrelen kirliliğin bu kez Aksu ve Kurşunlu bölgelerindeki tarımsal faaliyetlerin etkisiyle kirliliğin etkisiyle tekrar arttığını görüyoruz. Bu bölgelerden aldığımız su örneklerinin analizinde kirlilik, sınır değerlerin üzerinde çıkmıştır.”
GEREKLİ ÖNLEMLER ALINMALI
Sonuç olarak havza içerisinde çok sayıda kirletici kaynağın bulunduğunu ve bu kirletici kaynakların hem çay suyuna ve hem de gölü besleyen Aksu Çayı’na olumsuz etkileri olduğunun net bir şekilde görülmekte olduğunu da ifade eden Yrd. Doç. Dr. Şener, “Su Kirliği Kontrol Yönetmeliği parametrelerine göre Karacaören 4’üncü sınıf su kalitesinde ve içme suyu olarak kullanılabilecek değerde olsa bile bu bizi rahatlatmıyor. Çünkü sonuçta gölü besleyen kaynaklardan kirliliğin gelmesi devam ediyor. Karacaören gölünün sürdürülebilir kullanımı açısından kirleticiler için gerekli önlemlerin alınmasını zorunluluk olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı.
YER ÜSTÜ KAYNAĞI SON ALTERNATİF OLMALI
ZMO Antalya Şubesi 2.Başkanı Prof. Dr. Dursun Büyüktaş ise yapılan planlarla koruma sınırları belirlenen içme suyu havzalarının korunmasına yönelik gerekli hassasiyet ortaya konulmadığına işaret ederek, “Bunları kağıt üzerinde kolayca çiziyoruz ama uygulamaya gelince üzerine bina yapıyoruz, sanayi tesislerini kuruyoruz” dedi. Termasos, Duraliler, Boğaçay’la ilgili sözde koruma planları yapıldığını belirten Prof.Dr. Büyüktaş, “Ama bugün baktığında OSB bile birinci derece koruma havzası üzerinde bulunuyor. Boğaçayı’nda 3 tane kuyu var ve yılda 14 milyon metreküp su sağlıyor. Şimdi de yeni çevre yolu açılıyor. Bu yol koruma alanının üzerinden geçti” dedi. Prof. Dr. Büyüktaş, Karacaören’den kente su getirilmeye çalışılmasını da eleştirerek, “Yer üstü kaynakları içme suyu olarak kullanılacak en son alternatif olmalıdır. Bir sürü yeraltı suyu kaynağı var. 40 kilometre uzaklıkta ve Eğirdir’den bu tarafa oldukça kirlenmekte olan bir suyu içme suyu olarak getiriyoruz. Maliyeti de oldukça yüksek” diye konuştu.
ÖNCELİKLİ GÜNDEM
Kent Konseyi Başkanı Semanur Kurt ise hızlı kentleşme sürecinde su kaynaklarının korunması, sürdürülebilir kullanımı, kentin su temini ve kaliteli su kullanımının sağlanması konusunun öncelikli gündemleri olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:
“Plansız bir kentleşmenin doğal sonucu olarak, koruma alanlarının yeterince korunamadığı, akarsu niteliğinde olan kaynakların yıllık kapasiteleri ortaya konurken, yeraltı kaynakların kapasiteleri hakkında fazla bilgi olmadığı yani, yer altı suyu kaynakları bu gün için alınan miktarlar dışında daha ne kadar alınabileceğinin bilinmediği raporlarımıza yansımıştır. Sağlıklı bir koruma politikası oluşturabilmemiz için kaynak envanteri bize kullanabileceğimiz suları işaret edecek ve buraların korunması sağlanacaktır. Ayrıca, su kaynaklarının yönetimi, planlanması ve izlenmesi ile ilgili il düzeyinde nasıl bir çalışma yürütüldüğü ve ya yürütüleceği bu sempozyumda alınacak bilgilerdendir.”
KAÇAKLAR ORTAYA KONACAK
Mevcut su şebekesinin kayıplarının yüzde 60 oranında olduğu ve buna bağlı olarak SCADA Projesi ile hem kaçakların ortaya konacağı hem de sistem kontrolünün sağlanacağı proje sorumlusu ASAT yetkililerince açıklandığını bildiren Kurt, “Bu başarı sağlanırsa sistemin en az yüzde 30-40 oranında su fazlası çıkacak, önlenecek kaçak miktarı kadar şebekeye az su ilave edeceksiniz demektir. Bugün için su temini yaparken yüzde 60 kaçak suyu da temin edilmeye çalışılmaktadır. Bu nedenle su kaynakları envanteri ve mevcut şebekenin durumu bilimsel olarak ortaya konulmadan herhangi bir proje geliştirmek çok ta amacına götürmeyecektir” açıklamasını yaptı.
ŞEBEKE SUYU KULLANMAYANLARIN ORANI YÜZDE 57
2012 yılında yaptıkları bir çalışmada kentte şebeke suyu kullanmayanların oranının yüzde 57 (Muratpaşa yüzde 68, Kepez yüzde 47, Döşemealtı yüzde 55, Aksu yüzde 13, Konyaaltı yüzde 70 şebeke suyu kullanmayanların oranı) olarak belirlendiğini kaydeden Kurt, “Bu sonuç suyun içilemez durumda olduğunu ortaya koymaz, ticari amaçlı spekülasyonların sonucu da olabilir. Ancak ASAT içme suyunun güvenli olduğuna dair politikalarını gözden geçirmek durumundadır” diye konuştu.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.