Başkan Çil: "Müslümanın Üzerinden Kanlı Ellerinizi Çekin"

Diyanet-sen Adıyaman Şube Başkanı Emin Çil, Ortadoğu’da Ve Türkiye’de Yaşanan Olaylar Hakkında Bir Basın Açıklaması Yaptı. Çil, "bu Ülkede, Lazıyla, Türküyle, Kürdüyle, Çerkeziyle Bizim Bizden Başka Dostumuz, Kardeşimizin Olmadığını Bu Olaylar Bir Kez Daha Göstermiştir" Dedi.

Başkan Çil: "Müslümanın Üzerinden Kanlı Ellerinizi Çekin"

Diyanet-sen Adıyaman Şube Başkanı Emin Çil, Ortadoğu’da Ve Türkiye’de Yaşanan Olaylar Hakkında Bir Basın Açıklaması Yaptı. Çil, "bu Ülkede, Lazıyla, Türküyle, Kürdüyle, Çerkeziyle Bizim Bizden Başka Dostumuz, Kardeşimizin Olmadığını Bu Olaylar Bir Kez Daha Göstermiştir" Dedi.

Başkan Çil: "Müslümanın Üzerinden Kanlı Ellerinizi Çekin"
Diyanet-Sen Adıyaman Şube Başkanı Emin Çil, Ortadoğu’da ve Türkiye’de yaşanan olaylar hakkında bir basın açıklaması yaptı. Çil, "Bu ülkede, Lazıyla, Türküyle, Kürdüyle, Çerkeziyle bizim bizden başka dostumuz, kardeşimizin olmadığını bu olaylar bir kez daha göstermiştir" dedi.
Başkan Çil gerçekleştirmiş olduğu basın açıklamasında, “Yıllardır Ortadoğu coğrafyasında ve bölgemizde, Müslüman ve mümin insanları hedef alan, İslamı her an kötülemeyi ve barbar bir din olarak göstermeyi hedefleyen batı dünyası ve maalesef içimizde bulunan uzantıları, kan akıtmaya, İslam’ı kendisine yaşam biçimi edinmiş insanlar üzerinden İslam’a kin kusmaya devam etmekteler. Son birkaç gündür yaşadığımız olaylar gösteriyor ki, başta zalim İsrail devleti olmak üzere, emperyalist güçler Ortadoğu ülkelerinin ve ülkemizin ekonomik kaynaklarını, enerji kaynaklarını, yetişmiş insan kaynağını, ülkemizin güzide gençliğini, Müslüman gençliğini kullanmak istemekte ve kullanmayı amaçlamaktadır. Yıllardır, zulüm gören, bu coğrafyadaki insanlarımız bunları hak etmemektedir. Siyasi görüşü ne olursa olsun hiç bir yere mal etmeden, hiçbir kaba sığdırmadan etnik kimlik ayırımı yapmadan sadece insan oldukları için öldüklerine, vefat ettiklerine bütün ülke olarak üzülmeliyiz. Her Müslüman bilinçli, üretici ve aklıyla hareket eden insandır. Çünkü biz yaratılanı severiz yaratandan ötürü anlayışıyla hareket etmekte ve bu şekilde yaşamaktayız. İnsan akılcıdır, Müslüman aklıyla hareket eder, başkasının aklıyla kendisini tehlikeye atmaz. Bilinmelidir ki ülkemiz genç ve dinamik bir nüfusa sahiptir. Bu nüfus yasları itibariyle hayatının normal akışı seyrinde başka insanlar tarafından kontrol altına alınmak istene bilir. Olumsuzlukların ve kötülüklerin içine farkına varmadan düşebilirler. Bu gençlerimizi bu tür olumsuzluklardan uzak tutmak en başta anne babaların sorumluluğundadır. Bu ülkede farklılıkların bir kazanım olduğunu, bunların demokrasinin bir gereği olduğunu, çeşitliliğin saldırgan ve kaybeden bir gençliğe dönüşmemesi gerektiğini, farklı yaşam ve kültürlerin gençlerimize ve insanımıza zarar değil, fayda noktasında değerlendirilmesi gerektiğini, anne babalar çocuklarına anlatmalılar. Bu durum okul eğitimi kadar önemli bir husustur. Bir genç insanın eğitim alması, evlenmesi, iş hayatına atılması, askerliğini yapması gibi görevlerin yanı sıra, kendini vatanına ve dinine bağlı bir insan olarak yetiştirmesi de zorunludur. Biz toplum olarak, ülke olarak bu kavramlar üzerinde yoğunlaşmalı, günlük olaylarla değil, yukarıda bahsettiğimiz ahlaki yapı ile öne çıkmalıyız. Bizim çatışmacı bir gençliğe değil, uzlaşmacı bir gençliğe ihtiyacımız vardır. Anne babaların başlıca görevi ayırım yapmadan insanı insan olduklarından dolayı sevme bilinciyle yetiştirme ve eğitimi o gönde tamamlamaktır. İslam dinide bunu emreder. Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde meydana gelen vahim olaylar, otuzdan fazla insanın hayatlarını kaybetmesine neden olan bir terör saldırısıdır. Adıyaman’da, Diyarbakır’da Polisimize askerimize sıkılan kurşunlar hepimizi derinden yaralamıştır. Devletine, polisine askerine sıkılan her bir kurşunun aslında bu vatan topraklarına ve 77 milyon insanımıza zarar verdiğini görmemiz, farkına varmamız ve bunu anlatmamız gerekmektedir. Orada Şehit olan bir askerimiz ya da bir polisimiz hepimizin evladıdır. Bu insanların görevi, orada bulunma amaçları bölge insanını kötülüklere karşı korumaktır. Bu bilinci biz buralarda görebiliyor ve farkına varabiliyorsak, o bölgede yaşayan insanlarımız da artık farkına varmalılar.
Unutmamalıyız ki, bu ülkede, Lazıyla, Türküyle, Kürdüyle, Çerkeziyle bizim bizden başka dostumuz, kardeşimizin olmadığını bu olaylar bir kez daha göstermiştir. Kardeşliğin, birlik olmanın, dirlik olmanın, vatansever olmanın yolunu öğreten en önemli unsur yüce Kitabımızdır. Kur’an’dan İslam’dan, dinden mahrum edilen ve uzaklaştırılmak istenilen bu gençlik başı boş bırakıldığında, sahiplenilmediğinde maalesef terör örgütlerinin ve İslam düşmanlarının ellerine düşmektedir. Bu ülkede varolan gençliğin, iyi bir geleceğe sahip olması, düzgün yaşayabilmesinin tek yegane yolu İslam ve Kur’an’a göre yetiştirilmelerinden geçer” dedi.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.