22 Aralık 2014 Pazartesi

Salim ÖZYÖN / haber50

30 Ağustos 1922’de ne oldu?

30 Ağustos 2009 11:01

Geçtiğimiz günlerde bir televizyon kanalında 30 Ağustosla ilgili bir program vardı. Programda bir ara Ankara’da sokaklarda “30 Ağustos 1922 yılında ne oldu?” diye bir soru soruldu. Soruya yaklaşık onun üzerinde kişi cevap verdi. Cevap verenlerden birkaçı “Zafer Bayramı” cevabını verirken, büyük bir çoğunluğu da sorunun cevabını bilmediğini söylediler. Hatta biri daha da acı olan “30 Ağustos 1922 bizimle ilgili olmayan bir şeydir” cevabını verdi. Cevap verenlerin yaşları, gencinden yaşlısına kadar bir grubu kapsıyordu.

Tabii ki televizyonda bu cevapları duydukça çok şaşırdım. 30 Ağustos 1922’nin Türk tarihindeki çok önemli bir yere sahip olan Kurtuluş savaşı Başkumandanlık meydan muharebesinin kesin zaferinin tarihi olduğunu bilmeyenlerin nasıl bir ruha sahip olduklarını ve bu bilgisizliğin nasıl bir aymazlık olduğunu hayret ve ibretle müşahede ettik. Belki daha geniş bir araştırma yapılsa Türk halkının büyük bir çoğunluğunun bu soruya cevabı verenlerinkiyle aynı olacaktır.

Bir millet düşünün ki; kendi tarihinden, hatta tarihinin en önemlilerinden olanları bilemeyecek, milli ve manevi değerlerinden bihaber olacaktır. Bir Japon heyeti, Türkiye’de incelemeler ve görüşmelerde bulunduğu bir zamanda Türk heyeti, Japon heyetine;“Siz Japon mucizesini nasıl gerçekleştirdiniz?” Diye sormuşlar. Japon heyeti de; “eğitim ile” diye cevaplamış. Türkler, nasıl bir eğitim olduğunu merak edip sorduklarında da; Biz gençlerimizi Nagazaki ve Hiroşima’ya götürür, oranın durumunu onlara gösterir, buralardan ders alarak çalışmalarını öğütleriz.” Demişler. Bu cevap karşısında Türk heyeti, sizin Nagazaki ve Hiroşima’nız var, bizim yok ki diye cevap verdiklerinde Japonlar da, “Sizinde Çanakkale’niz var, bizimkiler bir anda atılan nükleer bombanın neticesinde ölmüşler. Sizinkiler ise vatanlarını kurtarmak için bile bile ölümü seçmişler.” Diyerek Türk heyetine tokat gibi bir cevap vermişlerdir.

Tabii ki sadece Çanakkale zaferi yok. Ona ilave olarak “Kurtuluş Savaşı ve bu savaşın zaferle sonlanmasına vesile olan Başkumandanlık Meydan muharebesi ve “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir” emrinin verildiğe büyük taarruzun başlayarak düşman birliklerinin denize döküldüğü zaferimizde vardır.

Milli ruhun teessüsü, tarih şuurunun gelişmesi için milli eğitim sistemimizin millilik vasıflarının çocuklarımıza ve gençlerimize mutlaka verilmesi gerekir. Bu ruh ve ülküden mahrum bir neslin yetişmekte olduğu da maalesef bir gerçektir. Türk milliyetçiliğini ve bu milliyetçilik ruhunun kimliği olan Türklüğü horlayan, hatta ortadan kaldırmaya azimli olan bir zihniyetin, yetmiş yıllık bir sürenin büyük çoğunluğunda iktidar olması, maalesef milli şuurda büyük tahribatlar yapmıştır. Arap kavmiyetçiliğini milli görüş diye pazarlayanlar, batı emperyalizmini çağdaşlık diye vitrine çıkaranlar, 30 Ağustos 1922 tarihinde gerçekleştirilen büyük zaferi de tanımaz, bu zaferin ilk ateşinin yakıldığı 19 Mayıs 1919’u da bilmez. Ama batı kültürünün saçmalıkları ile Arap kabile bozgunculuğunun her şeyini bilirler.

“Milli benliğini bulmayan milletler, başka milletlerin şikârıdır.” Diyen Atatürk, günümüzde ne durumlara düşeceğimizin tespitini ta o günlerden görerek iradesini ortaya koymuştur. “Bir milletin felakete uğraması demek, o milletin hasta, illetli olması demektir” sözü ile de Atatürk, vücut hastalığından ziyade, milli şuursuzluğun verdiği hastalığın illetini vurgulamıştır. Maalesef milli tarihinden, milli kültüründen soyutlanmış, değerlerine yabancılaşmış bir nesil yetişmektedir. Bir asırlık tarihini bilmeyen toplumdan, bundan başka nasıl bahsedilebilir? Bilen varsa beri gelsin.

30 Ağustos Zafer Bayramınız kutlu olsun.

Bu yazı toplam 11345 defa okunmuştur
YORUMLAR
yanlış
zeynep demirel
bence doğru değil11111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111
18 Kasım 2011 Cuma 18:30
95.211.127.93
ÜYE İŞLEMLERİ